Zümrüd-Ü Anka Efsanesi

"Her ne istiyorsan kendinde ara. Senin içinde bir can var, o canı ara. Senin dağının içinde hazine var, o hazineyi ara. Eğer yürüyen dervişi arıyorsan; onu senden dışarıda değil. Kendi nefsinde ara!"

Mevlana

“Tanrı’yı arayan, kendini bulur.”

Ferîdüddîn- Attar

Kendini aramanın sembolü olan Anka; bütün milletlerin mitolojisinde bulunan, olağanüstü ve büyük bir kuş olup, ulaşılması güç bir idealdir.

Sadakat, zarafet, hakkaniyet, tekamül, bilgi ve ölümsüzlük kavramlarını temsil eder. Anka’nın hikâyesine İslam tasavvufçusu Feridüddîn Attar’ın Mantık’ut Tayr adlı eserinde de tanıklık ederiz.

Anka, birçok gelenekte yer alan efsanevi, ölümsüz kuşun adıdır. Eski Yunan mitolojisinde "Phoenix", Arap mitolojisinde "Anka", İran mitolojisinde Simurg (Simorgh), Çin'de "Tanniao" ve kimi mitolojilerde "Homa" ya da "Rokh" adını alır.” “Simurg veya bir diğer ismiyle Zümrüd-ü Anka efsanevi bir kuştur. Sênmurw ve Sîna-Mrû diğer isimlerindendir. İsim Avesta'daki "Saêna kuşu"ndan türemiştir. Farklı isimlerle neredeyse tüm inanç sistemlerinde, efsanelerde ve mitolojide mevcuttur. Çoğunlukla “Anka” olarak anılmıştır. Türk mitolojisinde karşılığı Tuğrul kuşu'dur.”

Muazzez İlmiye Çığ şöyle diyor: “Simurg, Fars (İran) mitolojisine ilişkindir. Osmanlılar döneminde veya günümüzde Türkler “Anka” veya “Zümrüd-ü Anka” ya da kimi görüşe göre bir de “Toğrul” derlerken bunun Batı’daki ismi “Phoenix”dir. Sîna-Mrà (Pâzand) SÃanmurw gibi isimleri de olduğu söylenmektedir. Farsça’da “si” 30, “murg” ise “kuş” anlamındadır. Böylece si+murg=30 kuş anlamına gelse de, mitolojide 30 ayrı kuştan bahsedilmiyor. Yanılgı burada. Mitolojide bahsedilen (hedefe ulaşan) “Simurg”’un 30 kuş büyüklüğünde tek bir kuş olmasından söz ediliyor.”

Osmanlıdan bize kadar ulaşan bir deyim vardır: Başına talih kuşu veya devlet kuşu kondu. Bu deyime bakıldığında Hüma veya Muğrib kuşuyla ( akşam kuşu) ilgili rivayette; ölen padişahın yerine geçecek kişi bulunmadığında Hüma kuşu uçurulur, kimin başına konarsa o kişinin hükümdar olabileceği anlatılır. Hüma’nın seçeceği kişinin, hükümdar olabilecek liyakatte kutlu ve mübarek bir kişi olduğuna inanılırmış.

Fatih Sultan Mehmet döneminde yaygın olarak kullanılmaya başlanan “hümayun” kelimesi ise hükümdara bağlı şeyler, devlete ait kurumlar gibi anlamlar içeriyor. Hüma’nın sözlük manası; kutlu, mübarek şeklindedir. Bu kelimenin sonuna “yûn” eki getirilmiştir. Yûn “gibi” anlamına geliyor. Bu sebeple Hüma kuşu ile Hümayûn arasında bir bağ vardır.

Anka; fiziksel özellikleriyle birçok şaire de ilham kaynağı olmuş, dizelerinde yer almıştır. Bahaeddin Karakoç, Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman adlı şiirinde şu dizeleri yazar.

Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi

Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi?

Şairin de değindiği gibi Anka’nın tüyleri altın renkli, uzun tüylü ve ihtişamlıdır. Dokunana, bulana şans getirir. Gözyaşı şifadır, yaraları hemen iyileştirir. Çok güzel sesli, erkek bir kuştur. Kimin başına konsa ona büyük zenginlik ve mevki getirirmiş. Yüzü insana benzer, vücudu da her hayvandan birer parçadır. Boynu çok uzun ve ak bir halkayla çevrilidir. Ölülere mezara kadar eşlik edermiş. Kaf Dağı’nın zirvesinde Bilgi Ağacı’nın üstünde yaşarmış. Kaf Dağı’na çıkmak için Anka’nın sırtına binmek gerekirmiş. Öleceğini anladığı zaman; üzerinde yaşadığı Bilgi Ağacı’nın kuru dallarını toplayarak göğe doğru uzanan bir yuva yapar, bu yuvayı özel ve bilinmeyen bir maddeyle sıvazlarmış. Güneş doğmadan yuvayı ateşe verip üstünde yanıp kül alana kadar beklermiş. Yanıp kül olduktan sonra üç gün ölü olarak beklermiş. Bu süre Ay’ın karanlık zamanıdır. Üçüncü gün kendi küllerinden doğup göğe yükselir, küllerini de Heliopolis’te güneş tapınağına bırakırmış.

Kuşların hükümdarı olan Anka, diğer adıyla Simurg her şeyi bilirmiş. Başı sıkışan Simurg’a başvururmuş.

Günlerden bir gün kuşların başı derde girmiş. Bu sıkıntıdan kurtulmak için Simurg’a danışmak istemişler. Lakin Simurg’ a ulaşmak için Uzak Doğu’da yedi çakra sistemi olarak da kabul edilen yedi çetin vadiyi aşmak gerekliymiş.

Kuşlar her şeyi göze alarak Hz Süleyman’ın postacı kuşu Hüthüt’ün önderliğinde yola çıkarlar. Dünya üzerinde ne kadar kuş varsa hepsi bu yolculuğa çıkar. İlk vadiye gelirler.

1-İSTEK-İRADE VADİSİ

Bu vadide istedikleri her şey anında oluyordu. Sınır yoktu. Yola tekrar çıkıp sıkıntıya girmeye gerek yoktu. Burası hayli güvenliydi. Buna kapılan birçok kuş bu yolculuktan ayrılıp bu vadide yaşamaya başladılar. Bu ilk yanılgı, ilk kayıptı. Bu vadinin tılsımına kapılmayan diğer kuşlar, Hüyhüt’ün önderliğinde ikinci vadiye ulaşırlar.

2-AŞK VADİSİ

Vadiye giren kuşlara bir anda bir şeyler olmaya başladı. Kuşların gözlerini bir anda bir sis kapladı. Hangi tarafa baksalar kendi türlerindeki kuşların en güzellerini görüyorlardı. Birçoğunun gözleri kör olmaya başladı. Bunlar bu vadinin büyüsüne kapılıp burada kalmaya karar verdiler.

3-MARİFET- CEHALET VADİSİ

Kuşların bazıları bu vadiye ulaştıklarında vadinin etkisiyle amaçlarını, nereye gideceklerinin önemini unutmaya başlayıp her gördüklerinin peşine takılıp kaybolmaya başladılar. Hüthüt’ün peşindeki kuşlar azalmaya başlasalar da dördüncü vadiye ulaşabildiler.

4- İSTİSNA- İNANÇSIZLIK VADİSİ

Bu vadi kuşları öylesine etkiledi ki her şey bir anda anlamını yitirmeye başladı. Ne olacaktı ki Simurg’u bulsalar? Simurg için birçok kuş öldü, birçoğu evinde oldu gibi düşüncelerle gruptan ayrılanlar oldu. Kalan kuş topluluğu bu sefer soğuk ürpertici bir vadiye ulaştılar.

5-TEVHİD-YALNIZLIK VADİSİ

Kuşlar Simurg’a giden yolu yarılasalar da burası hayli ürperticiydi. Kuşların içini bir korku kapladı. Sanki kendilerinden başka kuşlar yokmuş gibi hissetmeye başladılar. Birlikten güç doğar anlayışını kaybedip tek başlarına hareket etmeye başladılar. Sadece kendilerini düşünen kuşlar vadinin soğuğunda kayboldular.

6-HAYRET- DEDİKODU VADİSİ

Buraya kadar gelmeyi başaran kuşlar, bir anda kulaklarında nereden geldiği belli olmayan fısıltılar duymaya başladılar. Kimine Anka öldü, kimine Anka şu tarafta fısıltıları duyuruldu. Aralarında dedikodu başladı. Böylece ayrı yönlere uçmaya başlayarak yönlerini kaybettiler.

7-FAKR-FENA-YOKLUK-BEN VADİSİ

Yol neredeyse bitmiş, Kaf Dağı’nın etekleri görünmeye başlamıştı. Artık Simurg’a ulaşmak için son engel kalmıştı. Bu vadiye gelen kuşlar, diğer vadileri geçemeyen kuşları küçümsemeye ve kendileri buraya gelebildikleri için böbürlenmeye başladılar. Hatta bazıları kendilerinin kuşların hükümdarı olduklarını ve Simurg’dan daha üstün olduklarını söylemeye başlayıp son sınavı kaybettiler.

Ve nihayet Hüthüt’ün önderliğinde vadiden Kaf Dağı’na vardıklarında, dünyadaki bütün kuşlardan geriye sadece otuz tanesi kalır. Zorlu vadilerden geçen bu otuz kuş, yuvaya vardıklarında Zümrüdü Anka kuşunun “otuz” demek olduğunu öğrenirler. Yani kalan kuşların hepsi Simurg’tur. Kurtarıcı, bilge, mükemmel kuş; bu yedi vadiyi geçen kuşların tamamıdır.

İradesine hakim olan, körü körüne bağlanmayan, düşünen, kendini geliştiren, kendine ve başaracağına inanan, hep birlikte hareket edilmesi gerektiğini bilen, yalnız olmayı tercih etmeyen, dedikodu yapmayan ve en önemlisi egosunu eğiten kuşlar Simurg’tur.

Yani kendinden kendine yolculuğun adıdır Anka’nın öyküsü.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Melisa Coşkun - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elazığ Fırat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elazığ Fırat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elazığ Fırat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elazığ Fırat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Özkan Altınışık - Kaleminize yüreğinize sağlık kıymetli hocam.Allah afiyetler versin.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Şubat 08:20
01

Yavuz Gezer - Harika bir yazı. Ben de nacizane iki hafta üstüste Anka'yı yazmaya çalıştım. Siz harika bir yazıyla tamamladınız. Hep yazın.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Şubat 08:20