ZİHNİYETTE REFORM ŞART! « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

ZİHNİYETTE REFORM ŞART!

Bu haber 19 Kasım 2020 - 8:27 'de eklendi.

Kent Güncesi

Eğitim sistemimizin ne denli yapboz tahtası haline geldiğini aktarıp durmaktan bitap düştük. Geçtiğimiz haftalarda devletimizin en yetkili ismi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da eğitimde istenilen seviyede olmadığımıza dikkat çekerek,  eğitimde reformun olması gerektiğini vurguladı. Bu konu özelinde eğitimciler gerekli açıklamaları yaptı yapmasına ama toplumumuza baktığımızda ne yazık ki gördüğüm şu ki o da eğitim reformundan önce zihniyetlerde bir reform gerçekleştirmek zorunda olduğumuzdur.

Bir nesli çabuk köşeyi dön zihniyeti ile büyütürseniz, o nesilden nasıl bir medet umulur; bunu anlamak çok mu çok güç… Şu an dünyanın savaştığı koronavirüsten bile daha beter; birçoğumuzun içine sirayet eden nasıl dönersen dön ama yeter ki köşeyi dön zihniyeti…

Sadık Hidayet’in ‘Hacı Ağa’ isimli kitabında bir kesit dikkatimi çekiyor ve birçok anne babanın maalesef evlatlarını bu zihniyetle yetiştirdiğine günümüzde bile şahitlik ediyor oluşumuz canımı bir hayli yakıyor. Sadık Hidayet,  eserini şekillendirirken 1945 yılında İran toplumundaki yapıya dikkat çekerek aktarıyor bu hikâyeyi oysa ne acı değil mi? 75 yıldır aynı beter zihniyetin zirvede kalması ve hatta bu beter zihniyetin Nirvana’ya ulaşması! (Her ne kadar eserin başlığı subliminal, her Müslüman’ı kötü gösteren bir şekilde kurgulanmış olsa dahi, doğu toplumunda yaşayamayıp batıya sığınan birçok yazarın bu şekilde hareket ettiğini bildiğim için bu konuya eğilerek yazımın ana ekseninden sapmak istemiyorum. Her gün maruz kaldığımız subliminal mesajları inceleyecek olsak ansiklopediler yetmez zaten!)

Hidayetin eserindeki başkahraman yani Hacı Ağa oğluna hayata dair öğütler verir vermesine de Hacı Ağa, hayatın; üçkâğıtçılık, yalan dolan, tezvirat, alavere, dalavere ve dolandırıcılıktan ibaret olduğuna kanıksayan Hacı Ağa; en iyi ve en üstün insan; diğerlerinden çok daha fazla kazık atabilen, dalavere çevirebilendir. Üstelik bu işlerde ne kadar mahirsen paçanı da o kadar kolay kurtarabilirsin. Kendini de diğer herkes gibi suçlu ve günahkâr görür, temize çıkabilmek için de her türlü hile, desise ve dalkavukluğa mubah addedersin der ve dilin her yana dönen bir et parçası olduğunu düşünürdü.  Bu nedene de;  rüşvet, ihanet, casusluk, bilgi hırsızlığı, dalkavukluk, kişinin arkasından kuyusunu kazma gibi işler onun karakterinin ayrılmaz bir parçası haline gelmişti! O da kendi döneminin önde gelen adamlarından biri olarak kendini kazıklatmak istemiyordu. Hacı Ağa ilk oğlunu evlatlıktan çıkarıp, ikinci oğlunu ise kendi benimsediği sözde ahlak felsefesi ile şekillendirmek istiyordu ve sıralıyordu oğluna dünyanın nasıl bir yer olduğunu ve dünyada tutunmak adına neler yapması gerektiğine…

Hacı Ağa; “İnsanlar yeryüzünde iki tabakadır. Çarpanlar, çarpılanlar. Eğer çarpılanlar arasında olmak istemiyorsan, çalış çabala da sen başkalarını çarp. Fazlaca mürekkep yalamak lazım değil bu hayatta, insanın aklını başından alır ve hayat yarışında geride bırakır sadece. Yalnız matematik ve hesap derslerinde dikkatli olsan kâfi. Dört işlemi düzgünce yapabiliyorsan, tamam o halde artık para hesabını güzelce tutabilirsin, kimse de sana kazık atamaz anladın bunu değil mi? Hesap kitap işi çok önemli bir an önce hayata atılmalı insan. Bu günlük gazeteleri okuyabiliyorsun ya tamam! Ticareti ve insanlara nasıl muamele edeceğini iyice bellemelisin. Beni dinlersen git ayakkabının bağcığını bir tablaya koyup, yolda sat. Bunu yapman bir ton kitap okuyup da misal Abbasiler dönemini öğrenmeden çok daha yeğdir. Hiç utanma yüzsüz olmaya bak. Kendini asla unutturma, yapabilirsen her yerde kendini ön plana çıkarıp göster. Her durumda hakkını muhakkak söküp al, kötü sözden veya küfürden sakın çekinme, laf dediğin öyle uçar gider havada. Şu kapıdan seni kovup dışarı atsalar, diğer kapıdan yüzünde gülümsemeyle yeniden gir anladın mı? Yüzsüzlük, nâdânlık ve cahillik! Çünkü bazı yerlerde de aptal gibi görünmen gerekir ki işlerini daha rahat ve kolaylıkla gördürebilesin. Bizim memleketimiz bugün işte tam da bu tür insanlara ihtiyaç duyuyor. Devrin adamı olmak lazım; dinmiş, ahlakmış, bilmem neymiş, bunların hepsi de zırvalıktan başka bir şey değil. Ama takiyye yapmayı da bilmek lazım zira cahil halkın nazarında önemlidir bu” der ve sözde oğluna hayat dersi verir. Her şeyin aslı astarının para olduğunu belirterek, bunu ne şekilde kazandığının da önemli olmadığını savunur. İlim ve okuryazarlığın da bir işe yaramadığını öne süren Hacı Ağa; “Çünkü sonuçta yine gider, kalantorların kölesi olursun. İşte o zaman da büsbütün ömrün boşa gider” demektedir.

Günümüzde de bu Hacı Ağalardan geçilmiyor ne yazık ki! Aklınıza gelecek her şeyi kendi tekellerine alarak tek tipleştirerek, kendi menfaatleri doğrultusunda her şeyi mubah görmenize ve dünyaya at gözlüğü ile bakmanız gerektiğini aksi takdirde onların kurdukları düzeni alaşağı edeceğini aktarmaktalar.

Şimdi birileri çıkarak; “İlimizin bi dünya sorunu varken neden bunlara eğilmek yerine bunu kaleme aldın?” Şeklinde bir soru yöneltecek olursa; hemen şunu diyeceğim. Hemen köşeyi dönmek isteyenler yüzünden, malzemeden çalanlar, rant peşinde koşanlar; yuvalarımızı birer tabuta döndürmedi mi?  O da yetmedi. Korkudan yuvalarımızı terk ettiğimiz an yine haramdan köşeyi dönmek isteyenler tarafından talan edilmedi mi alın teri ile kazandıklarımız… Sakın ha! Her şeyde vurgun yememizin özünde yanlış zihniyetlere kurban edilişimiz yatmasın!

 

 

 

 

 

Kübra Türkan
Kübra Türkankubraturkan@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.