Yazmak İçin Okumak Şart mı?  « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

Yazmak İçin Okumak Şart mı? 

Bu haber 20 Haziran 2018 - 10:00 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Yazmak için okumanın şart olduğuna dair genel bir kabul vardır.

Dolmadan taşmayacağına göre önce okumak ve ardından yazmaya yönelmek, sonra yazma sürecinde daha nitelikli okumak yazım sürecinde önemli aşamaları olarak kabul edilir.

Biz böyle düşünsek de yazmak için okumanın çok önemli olmadığını, asıl olması gerekenin düşünmek olduğunu savunanlarda var.

Alman asıllı filozof Artur Schopenhauer’e göre yazmanın en üst basamağı düşündükten sonra yazmaktır ve onun için de okumak olmazsa olmaz değildir.

Okumak önemsiz mi?

Yazara göre oldukça önemli ama neyi, ne şekilde okuyacağımız ve okuduklarımızı kanımıza karıştıracağımız ondan daha önemli.

Yazarın “yazmak” üzerine görüşlerine değinmeden evvel okumaya dair düşüncelerine biraz bakmakta fayda var.

Yazar Seneca’dan alıntı yaparak okumadan geçen zamanı bir tür “ölüm” olarak görür ve okumayan insanın canlı canlı gömülmüş ölüye benzetir.

Sürekli okumak, her bulduğumuzu okumak konusunda da şunları söylemekte, “Bir kimse üzerinde durup düşünmeksizin sürekli okursa okudukları kök salmaz, kaybolur”

Hayatın her alanı gibi edebiyatta da ucuz ve kalitesiz işlerin çokluğuna dikkat çeken ve bunları her köşeyi istila eden yaz sineklerine benzeten yazarımız, yazar/yayıncı/eleştirmen işbirlikleri ile üretilen niteliksiz işlerin edebiyat dünyamızın yüzde doksanını oluşturduğunu ve halkın birkaç kuruşunu aşırmanın derdinde olduklarını savunur.

“Popüler kalemlerin ticari kaygılarla ürettikleri çok satan romanları okumayın” diyen yazarımız, bu eserlerin kurnazca ve melunca planlanmış kazanç amaçlı kitaplar olduğunu, belirterek, “İnsanlar bütün zamanlarını en iyisi olanı okumak yerine en yenilerin peşine düşmektedirler, sırf bu yüzden yaygın olarak okunan herhangi bir kitaptan ısrarla uzak durmak lazım” demektedir.

“Salgın halde okunan eserlerden uzak durun. Ahmaklar için yazanlar karşılarında geniş kitle bulurlar. Okuma zamanını sınırlamaya dikkat edin ve münhasıran bütün zamanların ve ülkelerin büyük kafalarının eserlerine tahsis edin. Onlar insanlığın geri kalanını yukardan seyrederler” diyen yazarımız nitelikli okumak için bize rehberlik etmektedir.

Kitap okumayı yaşam biçimi edinenlerin ve kütüphane sahibi olanların sıklıkla duydukları sözlerden biri şudur, “Bu kadar kitabı okudun mu, neden bu kadar okuyorsun” sorusudur, yazarımız bu soruya da şöyle cevap vermekte, “Bir insanın yedikleri onu bedenen beslemesi gibi okudukları da onu zihnen beslemiştir, gıdalar ne olmuş ise okudukları da o olmuştur”.

Yazarlık üzerine de önemli değerlendirmeler yapan yazarımız, üçe ayırır yazarları, düşünmeksizin yazanlar, yazarken düşünenler ve düşündükleri için yazanlar.

Yazmanın en kolayının kimsenin anlayamayacağı şekilde karmaşık yazmak olduğunu savunan yazar, oysa herkesin anlayacağı bir şekilde basitlikle yazmanın her zaman hakikatin temsilcisi olacağını aynı zamanda yazan açısından da bir zekânın ve dehanın belirtisi olduğunu kaydetmektedir.

Niçin yazarız peki?

Yazara göre yazmak için öncelikle söyleyecek bir sözümüzün olması gerekir. Söyleyecek sözü olmayanların yazdıklarının hemen ilk bakışta kendisini gösterdiğini, bu yapmacık tavırların çağın önemli yazarlarında bile kendisini ele verdiğine dikkat çekmektedir.

Bazı yazarların kıymeti olmayan fikirlerini muhteşem sözcüklerle ve görkemli kelimelerle bezediklerini ama bunların hiçbir kıymetinin olmadığını belirterek yazanlara şunları salık verir, “Yalvarırım ne söyleyecekseniz bu dünyada adam gibi söyleyin!”

Gelelim yazımızın ana meselesi olan okumak ve yazmak arasındaki bağ konusuna.  Yazar bu konuda şunları söylemekte, “Üslup sahibi yazarları okuyarak edebi niteliğe ulaşılamaz, ancak bu nitelikler sizde zaten varsa ortaya çıkmasına ve bu niteliklerin hangi amaçla kullanılabileceğinin farkına varırsınız”.

Schopenhauer’e göre okuyarak bir insan üslup sahibi olamaz, ancak var olan yetilerini, ilgilerini geliştirebilir. Yazanlara mimariyi örnek alıp adım adım ilerleyerek yazmalarını, yazdıklarını aşırı süslemelerden sakınarak bina etmelerini ve en nihayet “yazının namusunu” korumalarını öğütlemektedir.

Artur Schopenhauer / Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine

Say Yayınları

 

 

Gıyasettin Dağ
Gıyasettin Dağgiyasettindag@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.