Doğumla başlar yaralanmalarımız...

Annemizin karnındaki sıcak güven ortamından ayrılıp nefes almaya başladığımız anlardaki ağlamamız, feryadımız bu yaralanmanın ifadesidir ve annemiz o an ile başlar bize sıcak ve güvenli ortam ile yaramızı sarmaya.

Ardından annemizin sütünden kesilmek yaşadığımız ilk travmaların başında gelir. Her yaralanma muhakkak iz bırakır insanda... Ama az, ama çok... Ama çok derin, ama daha az...

Yıllar içinde bu yaralarımızı tedavi etmeye çalışan ailemiz değil midir?

Önce geçirmiş olduğumuz trafik kazasındaki basit yaraların izleri bile nasıl hâlâ vücudumuzda duruyor ve o yaşadığınız olayı hatırlatıyorsa eğer,  hiçbir yaralanmamız kaybolmuyor, yok olmuyor demek ki...

Ya yürekte kalan ve değil yaşamış olmak, başka çocuğun yaşamasını dâhi düşünemezken bizler.

Ahhh! Derin izleri, yürek yaralarını sarıp sarmalayacak olan aileler açmışsa bu yarayı ve bir köşemizde oturmuş sadece izleyicisi kalmışsak “Herkes bir üçgenin iç açıları toplamını bilir de, kimse kimsenin iç acıları toplamını bilmez” diyerek ne güzel söylemiş Sevgili Sunay Akın...

Ama gel gör ki çoğu kez bu bizim elimizde değildir elbette ama tepkilerimiz ve çevremizde hissettiklerimize arkamızı dönmek başımız belaya girmesin diyerek yüz kızartıcı bulup ihtimamla en korunaklı köşemizde saklamak ya...

“Daha derin bir kişiye dönüşmüş olmak, acı çekmiş olan kişilerin ayrıcalığıdır demiş Oscar Wilde. İşte o “daha derin kişiye dönüşmüş lük” Sessizliğimizi bozduğumuzda elimizi acının da taşın da altına koyduğumuz da aslında insandan götürdüğü şeylerden daha çok insana kattığı derinlikler vardır diyerek; Onur, Şeref diye sıkça kullanılan bu kelimeleri dünyanın en masum en güzeli hiçbir servete bir damla gözyaşının değişilmeyeceği çocuklarımız için acı çektikleri yaralarını onarmak bizim çocuklar için yaralanmayı ve acıyı çekmeyi göze almak dediğimiz ne ki yanında.

Tek şey var yapılacak sevmek çocukları sevin, çocuklarınızı sevin ve gençlere güvenin dünya o zaman güzel olacaktır. Savaşlar, tacizler, açlık, para ile satılmak, organ mafyası bu çocukların gözlerinden akan yaş ve ah ile dünya hep üşümek zorunda.

İmam nikâhıyla evlendirilen 11 yaşındaki kız çocuğunun sekiz aylık hamile olduğu ortaya çıktı. Otomobil çarptı diye koma halinde hastaneye getirilen 14 yaşında motosikletle üzerinden geçildiği taki kız çocuğunun, imam nikâhlı eşi tarafından odunla dövüldüğü, sonra da kaza süsü vermek için anlaşıldı. 13 yaşındayken para karşılığında evlendirilen kız çocuğu, sürekli dayak yediği 40 yaşındaki herifin evi terk etmesi üzerine, kendi ailesi tarafından kabul edilmedi, henüz 17 yaşındayken üç çocuğuyla ortada kaldı. Özel hastanede 18 yaşında birinin kimliğiyle doğum yaptırılan kız çocuğunun, aslında 12 yaşında olduğu tespit edildi.

13 yaşındaki kız çocuğuna düğün yapıldı, Sakarya'da kuzeniyle evlendirilen 15 yaşındaki kız çocuğu, evden kaçıp polise sığındı. Bir noterin, 14 yaşındaki kızlarını evlendirmek isteyen ana-babaya muvafakatname verdiği belirlendi. Tokat'ta evlendirilen 12 yaşındaki kız çocuğunun dört aylık hamile olduğu anlaşıldı. 16 yaşında evlendirilen kız çocuğu, işkence yapılmış, tuvalette eli kolu bağlanmış halde bulundu. 12 yaşında evlendirilen kız çocuğu, sezaryenle doğum yaptı, Adana'da imam nikâhıyla evlendirilen 16 yaşındaki kız çocuğu, trenin önüne atladı.

Korunması Gereken Çocuklar Sempozyumu'nda konuşan Gümüşhane Üniversitesi öğretim üyesi, bizzat yaşadığı hadiseyi anlattı, “Yol kenarında bir kız çocuğunu kucağında bebeğiyle ağlarken gördüm, 16 yaşındayken evlendirilmiş, anne olmuş, bebeğinin eli yanmış, ne yapacağını bilmiyor, bebeğiyle birlikte ağlıyordu, aslında orada bir anne ağlamıyordu, iki çocuk ağlıyordu” dedi.

Para karşılığında evlendirildiği herif tarafından sokağa atılan, kamyonet kasasında yaşayan 15 yaşındaki kız çocuğu, av tüfeğiyle canına kıydı.

16 yaşındayken evlendirilen kız çocuğu, inşaatın yedinci katından atladı.

Dünyaya geldi, ismi Kader'di, 12 yaşında evlendirildi, 13 yaşında anne oldu, 14 yaşında canına kıydı, adı üstünde kaderi böyleymiş denildi, geçildi.

12 yaşındayken iki bilezik karşılığında 40 yaşındaki evli herife kuma verildiği ortaya çıkan kız çocuğu “Yanına yatmaya korkardım, bana oyuncak almayınca ağlardım” dedi.

11 yaşındayken 40 yaşındaki herifle evlendirilen kız çocuğu “Çocuk doğuramıyor diye dövüldüğünü, üç dört sene kaynanasının koynunda yattığını” söyledi.

30 yaşında biriyle evlendirilen 13 yaşındaki kız çocuğu, seneler sonra gazete röportajında anlattı: “İlk gece beni tek başıma odaya soktular, korkudan bayıldım, kolonya verdiler, evlendirildiğim kişi odaya geldi, ‘hadi gel seninle evcilik oyunu oynayalım' dedi, bu cümleyi hayatım boyunca unutmayacağım…”

12 yaşındayken okulundan alınıp, başlık parası karşılığında 50 yaşındaki herifin koynuna sokulduğu anlaşılan kız çocuğu “Derslerim çok iyiydi, rüyamda sürekli mezun olduğumu, diploma aldığımı görüyorum” dedi.

Henüz 14 yaşındayken 10 bin lira karşılığında, beş çocuk, dokuz torun sahibi 70 yaşındaki herife verilen kız çocuğu, seneler sonra bu konuda araştırma yapan üniversite ekibine anlattı, “Annemi asla affetmeyeceğim, hayatımı değiştirme imkânım olsaydı, en önce babamı değiştirirdim” dedi.

Ve bu işler sadece ahlaksız babalar, utanmaz dünürler, sapık damatlarla yapılmıyor. Bu durumu görmezden gelen herkes ama herkes suçlu!

Peki ya bütün bunlara sessiz kalan bizler bu ş… neresindeyiz?