Harput Musikisinin yaşayan en önemli seslerinden biri olan Yalçın Turhan Harput musikisinin neden istenilen yerde olmadığı sorusuna şöyle yanıt verdi, “Bu biraz arz talep meselesi, Şöyle ki Urfa’nın bir İbrahim Tatlıses’i vardı, her ortamda, isot, lahmacun çiğköfte dedi, marka yaptı. Urfa bir sektör haline geldi. Haliyle bizim gençlerde baktılar Harput müziği okuyup ta bir yerlere gelenin olmadığını görünce, onlarda, ne yapmışlar? Piyasa okuyup geçinmeye çalışmışlar. Adam konservatuvarı bitirmiş babasından harçlık alıyor. Oğlum Ömer Ahmet Turhan, Banka’da çalışıyordu ekmeği vardı. Okulunu da okumuştu üçüncü diplomasını almıştı, baktım meraklı, baba bana müsaade et okulunu bitireyim dedi. Dedim gözünde kalmasın dedim okuttum imkanımız vardı. Ama öyle babalar var ki asgari ücretle bir okul okutamaz durumda ne yapsın imkanlarını zorlayacak.” Dedi.

Sahiplenen olmadı

Yalçın Turhan, Elazığlı ulusal sanatçıların eksiklikleri olduğunu buna da örnek olarak Türkiye’de ses getiren Kurtlar Vadisi’nin bazı bölümlerinin Elazığ’da çekilmediğini örnek verdi.

Turhan, “Bakın rahmetli Kazancı Bedih bir filmde okuduğu parça ile tanındı, bizler müzik ile uğraştığımız için tanıyorduk, ancak büyük kitlelere o vesile ile ulaştı. İbrahim Tatlıses’in katkıları da inkar edilemez. Bakın bir başka örnek vereyim Kurtlar vadisi vardı çok büyük bir imkandı, Kurtlar Vadisi’nin bir bölümü dergah bölümü Kilis’te çekildi, bazı insanlar buradan Kilis’e götürüldü, Gaziantep’te çekildi bazı bölümleri ama her ne hikmetse Elazığ’da çekilmedi. Bu tür girişimler olmuş olsaydı ulusalda tanınmasına vesile olurdu.” Diye konuştu.

“Suç bizde de var”

İl olarak sahip çıkılmadı, Harput musikisine ilde konservatuvar olmasına rağmen Harput musikisinin gelişmemesi sınırlı sayıda ki kişilerin çabaları ile duyurulması oldukça acı verici.

Başkan Adayı Septioğlu seçim ziyaretlerini sürdürüyor Başkan Adayı Septioğlu seçim ziyaretlerini sürdürüyor

Yalçın Turhan kendilerinde de suç olduğunu ifade ederek, “Ama suç bizde de var. Biz korktuk halkımız çok dürüst, geçmişten gelen bir huyumuz var yabancıya daha fazla kıymet veriyoruz. Misafirperverlik dışında olan bir şey benim dediğim.

Yıllar önce Kültür bakanlığından bize bir görev verildi, dediler ki Elazığ’da konservatuvardan 10 öğrenciyi alıp bunlara bir gazel, bir hoyrat bir şeyler öğretin denildi. Biz girişimde bulunduk, yani iki kişi çıkarsa buradan bu büyük bir başarı olurdu, ama bilmiyorum hocaların mı etkisi oldu çocuklar devam etmediler. Zaten iki kişi geldiler, onlarda bizi biraz alaylı gördüler bize ne öğretebilir gibilerinden olsa gerek öğrenci, kalmadı.

Burası bir yöre Harput yöresi, bizim burada olan belki de birçok kentte yok. Basın, Konservatuvar, Devlet korosu güzel sanatlar lisesi, bu yönden biz biraz daha şanslıyız, yani bu çocuklar 4 yıl boyunca konservatuvarda bir tane Harput geçmiyorlar. Mezun olduktan sonra Harput yok bize öğretmediler diyorlar.” Dedi.

“Bana sen bıraktın diyenlere, bende Ömer Ahmet’i bıraktım diyorum”

Enver Demirbağ ve Paşa Demirbağ’ın vefatlarından sonra Harput musikisini taşıyan seslerin fazla yetişmediğini, temsil edenlerinde yükünün ağır olduğunu belirten, Turhan, “ Harput musikisi dediğimiz başlı başına bir fasıl geleneği, komple bir külliyat olarak düşünüyorum. Bende de suç var teşvik edemedik, teşvik yok. Siz bana yıllar önce demiştiniz, “Yalçın Turhan, artık yük omuzlarınızda siz bu yükü taşıyabilecek misiniz.” Diye. Ben imkanlarım doğrultusunda ne yapabilirdim belki zorlayamadım. Bana hep sordukları vakit geride ne bırakacaksın diye, dedim ben konservatuvardaki çocukları ikna edemedim, derneklere gittim gençlerin tavırları başka yönlerde oldu.  Harput musikisine çok yönelmediler. Yani onlarda haklılardı, Harput musikisi ile para kazanamam, eve aç giderim imkanım yok ki bir işe gireyim bunu da yapayım diye düşündüler ki ilgi olmadı. Oralardan çıkan arkadaşlarımız hep piyasalarda düğün salonlarında çıkmaya başladılar.

Bende geride ne bıraktın sorusuna işte Ömer Ahmet’i bıraktım diyeceğim. Öyle özel yarışmalara katılsın diye hazırlamadık ama bu yarışma denk geldi hadi git temsiliyet için katıl. Biz Elazığ’ı tam olarak tanıtamadık sen temsil et dedik. Ama Elazığ’ı Harput musikisini önce burada tanıtmamız lazım. Harput bir derya ama biz bu deryayı değerlendiremedik.” diye konuştu.

Editör: Şah İsmail Gezici