YA GELDİKLERİ GİBİ GİTMESELERDİ? « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

YA GELDİKLERİ GİBİ GİTMESELERDİ?

Bu haber 30 Temmuz 2020 - 8:01 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Hasbihâl                                                 

İstanbul İstanbul olalı böylesine karanlık bir gün yaşamamıştı.

O gün İtilaf Devletlerinin donanmaları limanlarımızda demirlemiş, İtilaf Devletleri askerleri bir sevinç içerisinde sıra sıra karaya ayak basıyorlardı.

İstanbul sokaklarında itilaf devletlerinin bayrakları dalgalanıyor, işgal kuvvetleri askerleri devriye geziyor, adeta bir tatile gelmişler gibi kahkahalar atıyor, gülüyor söylüyorlardı.

Şımarık İngiliz askerleri kadınlarımıza kızlarımıza alenen sarkıntılık ediyorlardı.

İşte “Gün namus günüdür” dediğimiz günler o günlerdi.

***

Gülmesini unutanlar, yüreği kan ağlayanlar sadece Türklerdi.

Çünkü onların elinden istiklal ve hürriyetleri alınmış, vatanları işgal edilmiş, düşman vatanının bağrına hançerini dayamıştı.

Vatan ve namus düşmanlarımızın çizmesi altındaydı.

Marmara denizinin maviliği kaybolmuş, deniz kasvetli ve karanlık bir hale dönüşmüştü.

Martılar bile kanatları kırılmış gibi uçmaya korkuyorlardı.

Koca bir çınar devrilmek üzeriydi.

***

Atatürk çalışma odasında çalışıyordu.

Ülkenin birkaç değil birkaç bin sorunu vardı.

Pencereden dışarıya bakmakta olan yaveri sanki son nefesini veriyormuş gibi İtilaf Devletlerinin donanmasını kast ederek güçlükle “Paşam Gelmişler” diyebildi.

Atatürk ayağa kalktı pencereden dışarıya bakmakta olan yaverinin bulunduğu pencereye geldi. Filhakika İtilaf Devletleri Donanması sahile demir atmış, askerleri şen kahkahalar atarak sahile çıkmışlardı.

Atatürk derin bir düşünceye daldı.

Gözünden akan birkaç damla gözyaşını saklamaya çalışıyordu.

Bir müddet öylece kala kaldıktan sonra elini yaverinin omzuna attı ve ona…

“Merak etme çocuk geldikleri gibi giderler” dedi.

O büyük dünya liderinin dediği oldu.

Bu cennet vatanı işgal edenler, kirli postallarıyla bu mübarek topraklara basanlar ya geldikleri gibi gittiler yâda Marmara veya Eğe Denizi’nin dibini boyladılar.

Peki…

Ya gitmeselerdi?

Ya da Marmara’da, Ege’de denize dökülmeselerdi?

Değil Ayasofya’da Sultan Ahmet’te bile namaz kılmak bizlere nasip olur muydu?

İzmir’de Yunanlılar, İstanbul’da İngilizler, Gaziantep’te Fansızlar arımızı namusumuzu ayakları altına alıp çiğnemezler miydi?

Çan sesleriyle uyanırdık uykumuzdan.

Çünkü…

İstiklal ve hürriyetimiz olmayacaktı.

Kula kulluk edecektik.

YA ATATÜRK OLMASAYDI YÂDA BUNLAR GİTMESEYDİ?

Hiç düşündünüz mü halimiz nice olurdu?.

Bir şehirden bir şehre gidemezdik, istediğimiz yerde ikamet edemezdik, okul yüzü görmez, cami yüzü görmezdik.

Göğsümüzü gere gere “Ben Türk’üm, bu ülke benim ülkem” Diyemezdik.

Her şeyimiz izne bağlı olurdu. Onların izinleri olmasa bir şehirden bir şehre gidemezdik.

Nitekim…

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Dokuzuncu Ordu Müfettişi olarak Samsun’a çıktığı tarih olan 19 Mayıs 1919 günü müttefik işgal orduları namına hareket eden İngiltere’nin Karadeniz Ordusu kumandanı General Milen, Harbiye Nazırı Şakir Paşa’ya bir mektup gönderir. O mektupta;

***

“Devletlû Efendim Hazretleri,

Dokuzuncu Ordunun bir teşkilat icabı olarak lağvedildiği anlaşılmış iken Dokuzuncu Ordu’dan bir müfettişin bu orduya mensup bir heyetle Sivas’a gitmeleri hayretimize mucip olmuştur. Bu konuda bilgilendirilmemiz gerekmektedir. Bu hususta kendimi sorumlu gördüğümden bu heyetin Sivas’a ne maksatla gittiklerinin bildirilmesi istirham ederim. Diye bir soru sorulur

***

Bir an başımızı iki elimizin arasına alıp düşünmeye çalışalım.

Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün yaverine “ Merak etme çocuk. Geldikleri gibi giderler” sözü Allah korusun ya gerçekleşmeseydi?

Veya…

”Bunlar geldikleri gibi gitmeselerdi?

Bu gün vatanımız olmazdı, milletimiz olmazdı, gönderde bayrağımız, okunan ezanlarımız olmazdı.

Üzerinde oturduğumuz o koltuklar hiç olmazdı…

Unutmayınız ki biz…

“Atatürk’ü Allah’a, geriye kalan her şeyi de Atatürk’e borçluyuz”

***

 HAİNLERE, CAHİLLERE, GAFİLLERE SON SÖZÜM!..

Yarın 31 Temmuz 2020 Cuma…

Aynı zamanda Kurban Bayramı Biz bu cennet vatanda al bayrağımızın gölgesinde istiklal ve hürriyetimizi yaşayabiliyor, dini bayramlarımızı bayram olarak kutlayabiliyorsak bunu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e borçluyuz.

Şimdi bir an düşününüz…

“Ya geldikleri gibi gitmeselerdi?”

Bizim kutlayacak bayramlarımız olabilir miydi?..

İşte bu soruya sağlıklı ve mantıklı bir cevap vermemiz gerekiyor.

Bayramınız kutlu olsun.

 

***/// ***

Mehmet Şükrü Baş
Mehmet Şükrü Başmehmetsukrubas@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.