VATANIMIZ TÜRKİYE ANAYURDUMUZ MADEN’DİR « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

VATANIMIZ TÜRKİYE ANAYURDUMUZ MADEN’DİR

Bu haber 31 Aralık 2018 - 8:32 'de eklendi ve kez görüntülendi.

1.Bölüm

Memleket, insanoğlunun doğduğu, büyüdüğü, yaşadığı, anayurdudur. Herkes için memleketi özünde ayrı bir değerdir.

Memleket toprakları ise, ata mirasıdır. Kutsaldır, namustur, şereftir. Memleket havadır, sudur, yaşamdır, anılardır, güzelliklerdir, acılardır.

Kısacası ortak değerlerin tümden topluluğudur. Şairin dediği gibi ’’Bir Başkadır Benim Memleketim.’’

Bu duygu ve düşüncelerle hep dediğimiz gibi  ‘’Vatanımız Türkiye Anayurdumuz Maden’dir.’’

1 yıl öncesini hatırlayacak olursak; Gurbette yaşayan Madenlilerce kurulan ‘’Bakır Maden İçin Birlik Platformu’’  Elazığ Valimiz Sayın Çetin Oktay Kaldırım’ı 25 Ocak 2018 ‘de ziyaret etmişlerdi. Platform , Elazığ Valisi Kaldırım’a ‘’ Basında ve sosyal medyada çıkan , Maden ilçesinin başka bir yere taşınması ile ilgili haberlerinin doğru olup olmadığını sormaları üzerine, Vali Çetin Oktay Kaldırım; Maden ilçesinin başka bir yere taşınması bizim gündemimizde yoktur dedi.

 

Böylece son noktayı en yetkili ağızdan kamuoyuna duyurdu.

 

Maden İlçesinin, Boşaltılması Ve Taşınması Söylemlerine Kargalar Bile Güldü..Uçtu Gittiler.

Doğal olmayan,  insan eliyle bilinçlice oluşturulan senaryolu, ‘’ Hafriyatla Gelen Maden Heyelanı ‘’ Elazığ’da hala gündem sıcaklığını korumaktadır. Bilhassa sosyal medyada Türkiye’nin her bir köşesinden  bu senaryolu afet sorunu Madenliler tarafından  konuşuldu, yazıldı ve paylaşıldı.

7 Aralık 2018 Tarihinde Elazığ Fırat Gazetesi Okkalı yazarlarından,  H.Vehbi Coşkun’un kaleminden ‘’Bakır işletmesinin özelleştirilmesi ve iki ünitesinin kapatılması sonucu sâhip olduğu 30 bin nüfus ve 4 bin işçi sayısının bir çırpıda eridiği, Maden Dağı gibi üzerine “duman” çöken Maden ilçemiz.

Tarihî köprü ile sonradan yeni inşa edilen köprüdeki tahribatlar, kaymakamlık binasıyla başlayan ve Cami-i Kebir Mahallesi’nin bir bölümündeki ev ve iş yerlerinde  zamanla oluşan çatlak ve yarılmalar.’’ Bu gibi basında yer alan bir çok Maden heyelanı ile ilgili haberler, konuşmalar gündemden düşmedi. Maden heyelan kurgusu, böylece 2. Yılına girdi.

Zaman içerisinde Maden konusu bir takım değişik ağızlardan yaygaralarla, senaryolu, paslaşma haber ve görüşlerle ülke gündemine oturtulmaya çalışıldıysa da; Maden ilçesini ’’Boşaltma, taşınma söylemlerine ‘’Kargalar bile güldü, uçtu gittiler.

’’O afaki akıl tutulması ile konuşanlar sözüm onlara ki sandılar ki ‘’Sepette yumurta taşınacak.’’

Hafriyatın Dökülmesi 2007-2016 Yılları Arası Gerçekleşmiştir

Fırat Üniversitesi Mühendislik Fakültesi hocalarınca 2016 yılında yayınlanan “Jeolojik-Jeoteknik Raporda Camii Kebir Mahallesinde, geçmiş yıllarda herhangi bir hareketin gözlenmediği söylendi. Doğal olmayan bu heyelanla Maden yapılarının, evlerinin, işyerlerinin, tarihi köprünün, kamu kurumlarının ağır hasar görmesinin ana nedeni; Hafriyatın döküldüğü yamacın üst kotlarına kontrolsüz olarak dökülen milyonlarca ton hafriyat yığınından kaynaklandığı dendi.

Hafriyatın dökümünün etkisinin dışında herhangi bir etkinin var olduğunu söylemek akıl dışı ve afaki söylemlerdir.

Hatta trajik komiktir. Elazığ İl Afat Müdürlüğünün 23.08.2017 tarihinde Elazığ Valiliğince onaylanan raporunda  “Heyelan Kayma nedeninin Bakır işletmesinin 2007-2015 yılları arasında döktüğü hafriyat yığını olduğu,  bu nedenle doğal kaynaklı olmayan heyelanların meydana geldiği görülmektedir” ifadeleri yer alıyor. Kanaatimce 2016 hatta 2017’ ye kadar uzanan hafriyat dökümleri mevcuttur.

Maden İlçemizin İki Ana Sigortası :Cami-i Kebir Camisi Ve Taş Köprüdür

Hürriyet gazetesinin güçlü kalemlerinden, Yalçın Bayer’in de  18 Aralık 2018 ‘de  yazdığı  ‘’ Cami-i Kebir Camiisi ve eski taş köprü ile ilgili olarak Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Müdürlüğü’nün “ I. Grup Korunması Gerekli Kültür Varlığı’’ olarak tescil kararları  bulunmaktadır’’ demektedir.

Tescil kararı olduğu halde, bu tarihi yapıların onarılmaması ve hala bekletilmesi, kafaları karıştırmakta ve hafızalarda soru işareti bırakmaktadır.

Maden İlçemiz girişindeki mevcut ulaşımı sağlayan ‘’Betonarme köprü ve bu köprünün yanında bulunan tarihi taş köprü’’ Doğal olmayan heyelanla ikiye ayrılmış ve ağır hasarlar görmüştür. Yamaçta meydana gelen hareket, tarihi köprüde deformasyona, yıkıma ve çatlaklara neden olmuştur. Tarihi köprüde meydana gelen hasar ciddidir ve tehlikeli durumdadır.

Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu Müdürlüğü’nce 23.09.2016 tarih ve 159 sayıyla koruma altına alınan, söz konusu tarihi köprü yıkılmadan gerekli önlemler alınarak köprünün yıkılmasının önüne geçmek ve eski haline getirilmesi için yetkililerimizin bir an önce konuya el atmaları, dün dediğimiz gibi, bugünde diyoruz ki elzeminde elzemidir.

Gizli Eller Hep  İş Başında…

Maden girişinde ki Tarihi köprü ve sözde heyelan denilen A bölgesi (Afat) bölgesinde bulunan, Merkez Cami-i Kebir Camisi kötü emellerin tüm oyunlarını bozdu.

İşte Yüce Allah’ın sopası da buna, denir. Şu ana kadar bu iki yapının da gizli eller tarafından, restorasyonunun yapılmasına engel olunması ve  geciktirilmesinin nedeni aşikar ortada.

“Yalan dörtnala gider. Hakikat ise adım adım yürür, fakat yine de vaktinde yetişir.”(Japon atasözü).

Unutamadığım bir anekdot… Madenli yaşlı bir  teyzemizin içi o denli yanmış ki ;Geçen yıl şunları ağzından duymuştum. ‘’Maden’imizi kirli emellerine alet eden her kimse, Maden kadar başına taş düşsün kör olasıcalar.’’ Ben de diyorum ki sözüm onlara; Taş düşmesin de Maden’in gelmişinden geçmişinden, atalarımızdan, toprağından, suyundan, insanından, havasından, tavuğundan, kuşundan, böceğinden, kocaman bir ÖZÜR DİLEMEYİ bilsinler.

Maden insanımıza ,devletimize adalet önünde hesap versinler yeter.

Maden’liler Zazaca’’ Pero Zurri ‘’(Hepsi Yalan) diyorlar..

Tarihi köprüde, yamaca dökülen hafriyattan kaynaklı, yeraltında basınç sıkışmasıyla tarihi taş köprünün ortadan ikiye ayrılması, Maden giriş köprüsünden marangozlar kısmındaki ev ve işyerlerinde çatlamalar, tehlike boyutunun daha fazla görülmesine yol açmıştır.

Yukarıda da belirttiğim gibi, Diyarbakır Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca 15.09.2010 tarihli 3318 Sayılı Kararla; 1.Grup olarak, 2010 yılında tescillenen  Cami-i Kebir   Camisinin restorasyonunun, yenilenmesinin geciktirilmesi ve hala restorasyon çalışmalarına başlanılmaması kocaman bir soru işareti.

Neden?

Niçin?

Bazı çevrelerce, Maden Cami-i Kebir Camisinin çevresinde bulanan mülk sahipleriyle, dükkân sahipleriyle, sözde kamulaştırma bedelinde, anlaşılmadığı söylenmektedir.

Cami çevresi mülk sahibi hemşerilerimizle konuştuğumuzda ‘’ Bizlere asla kamulaştırma ile ilgili herhangi bir talep gerek yazılı, gerekse sözlü söylenmedi ve de  gelmedi  demektedirler.

Madenli şivesiyle Pero Zurri (Hepsi Yalan.)’’ diyorlar.

Kamulaştırma için Dükkan sahipleriyle anlaşılmıyor söylemleri tamamen kuyruklu yalan..

Dükkân sahiplerine kamulaştırma ile ilgili  ne bir yazı nede  sözlü bir  çağrı  yapılmadığı dükkân sahipleri ağzından söylenen bir gerçektir.

Üç yıldan beri yaşanılan bu karmaşıklığa ve anlamsızlığa ne zaman son verilecektir?

İnsanlarımızın korkusuz ve hoş bir sedada huzurla ibadet etmeleri ne zaman sağlanacaktır?

Üst yetkilileri, yanıltma ve sehven cümlelerle işi geçiştirmeye çalışan görevliler, sorumlular ‘’Kamulaştırma görüşmeleri yapılıyor, cami çevresi mülk sahipleriyle anlaşamıyoruz’’ gerçek olmayan beyanlarla konuyu farklılaştırmaya çalışmaları içler acısı bir durum…

Kamulaştırma için dükkan sahipleriyle anlaşılmıyor, söylemleri tamamen  kuyruklu yalan.

Maden’e sahip çıkınız. Camii Kebir ve Minaresine sahip çıkınız.’’

5 Eylül 2018 tarihli Fırat gazetesinin duayen yazarlarından, Mehmet Topal konuya samimice yürekten parmak basmıştı ve şöyle yazmıştı ‘’Hazar Gölünde su seviyesinin düşmesine neden olan Hazar Santralını kapattıran Elazığlı Sivil Toplum Kuruluşlarımız neredesiniz? Madenliler Dernekleri neredesiniz? Maden ilçemizi ve tarihi zenginliklerini İşletmeye kurban etmeyiniz! Özelleştirmenin ilk gününden beri bakır misali bin derecede erim erim eriyorsun MADEN! Yüz üstü çok süründün MADEN!

Ayağa kalk artık MADEN!

Maden’e sahip çıkınız.

Camii Kebir ve Minaresine sahip çıkınız.’’ Diyerek Gazeteci Mehmet Topal samimice Maden lilere sesleniyor.

Sorumlular hakkında herhangi bir soruşturma var mıdır?

Bunca yazılan çizilenlerden sonra yasalar nezdinde bekleyen soruların başında, Suçlular Nerede? Yapılan incelemeler sonucunda toplam 281 konut ve 262 iş yerinin hasar gördüğü yazılı ifade edilmektedir.

Maden Belediye Binası, Kaymakamlık Binası, Milli Eğitim Müdürlüğü Binası,  Halı Saha, Maden Anadolu Lisesi, Milli Emlak Binaları, Özel İdare Binası, Belediyeye ait iş yerleri ve konutlar bu hafriyatla gelen heyelandan dolayı trilyonlarca devlete yük bindirmiştir.

Devletimizin bu binalarının tekrar yeniden yapılması, büyük bir maliyet getirmeyecek midir?

Bu yapıların o günkü bayındırlık birim fiyatları ile bugünkü bayındırlık birim fiyatlarını karşılaştırdığımızda devletimize trilyonlarca zarar, masraf çıkmıştır.

Gerek Fırat Üniversitesinin gerekse Elazığ İl Afat Müdürlüğünün raporlarında da ‘’Bakır İşletmesinin’’ uygunsuz ve kontrolsüz hafriyat dökümü faaliyetinden kaynaklı, doğal olmayan heyelanların gerçekleştiği ifade edilmektedir.

Oluşan heyelanların nedeninin kontrolsüz dökülen hafriyattan kaynaklı olduğu raporlarla ortaya konmuştur.

Bunun sorumlusu Maden ilçe halkı mıdır?

Yoksa oradaki maden işletmesi midir?

Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü, Kaymakamlık ve Maden Belediyesi  göz  göre, göre gelen bu felaketin nedeni olan  hafriyat dökümü konusunda bu güne kadar hangi kanunu işletmişlerdir?

Yasal yollara ne zaman hangi tarihte başvurmuşlardır?

Geldiğimiz noktada ilgili kurum, kurul yöneticileri hakkında görevi ihmal ya da görevi kötüye kullanma suçlarından yürütülen bir soruşturma var mıdır?

 

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nca tescil edilen korunması gerekli taşınmaz kültür, tabiat varlıkları ve korunma alanlarının “hukuki yarar” görülerek, bunlara karşı kasten icra edilecek yıkma, bozma, tahrip, yok etme veya her ne şekilde olursa olsun zarar verme ve fiziki müdahale yapmak veya yaptırmak eylemleri suç olarak düzenlenmiştir.

Burada tanımlanan eylemler kısaca, kültür ve tabiat varlıklarına zarar verme suçu apaçık ortada gözükmektedir. Bu yasa dahilinde iki tarihi yapımıza da zarar verildiği bir gerçektir.

Devamı yarın… (Tarihi Alman Binasının Hikayesi.)

 

Gökhan İlhan
Gökhan İlhangokhanilhan@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.