Fikir Günlüğü

Milli gururumuzu baltalamak isteyen hain çok.

Kimi zaman milliyetçi kimi zaman İslamcı kimliğe bürünerek ihanet ediyorlar.

Dünyaya meydan okuyarak, bağımsız ve özgür devletimizi kurduğumuz gerçeği örtülmek, Kurtuluş Savaşı kazanımlarımız yokmuş gibi gösterilmek istemiyor.

Milletine devlet hediye etmiş büyük önderimiz hakkında yalan ve iftiralar üretiliyor.

Türkiye ve Türkler sanki önderleri olmayan, Orta Doğu'nun yoz kültürüne ait bir aşiret, özelliksiz bir halkmış gibi gösterilmek istiyor.

Tarihimizi ve milletimizi küçümseyen ve gerçekleri unutturmak isteyenlerin ağızlarındaki sakızlardan biri Lozan. Güya Lozan hezimetmiş. Tek karış vatan toprağı kazanmamışız madenlerimizi çıkaramıyormuşuz, gizli maddeler...

Bir sürü yalan.

Lozan ile ülkemizi kazandık, Misak-ı Milliyi gerçekleştirdik.

Lozan anlaşmasının 100 yılı doldu. Hani, hangi yasak vardı da kalktı?

Türkiye yıllardır madenlerini özgürce çıkarıyor.

Hainlerin inandırdığı cahil cühela kesim hâlâ gizli maddelere inanıyor. Olmayana inanmak da neyin nesi?

Tarih şuuru olmayanları inandırmak kolaydır.

Sevr'in hiç konuşulduğunu duydunuz mu?

Asıl hezimet odur.

Vatan ve millet düşmanları hiç ağzına almaz. Hatırlatılırsa da, görüşülmedi ki, yok ki derler.

Kurtuluş Savaşı olmadı, dedikleri gibi, gene yalan...

Sevr anlaşması için Padişah Vahdettin Saltanat Şurasını toplar. Şura'daki tüm üyeler, biri hariç, Sevr anlaşmasının imzalanması yönünde oy kullanır.

Sevr görüşülür ve imzalanmasına karar verilir.

Devletin bölünüş ve parçalanışının, bitişinin imzasıdır bu.

Yüzlerce yıllık Türk Devleti, Osmanlı İmparatorluğu'nun basiretsiz ve korkak yöneticilerinin, Devleti düşmana teslim edişidir. İlmiği kendisinin boynuna geçirip ipini çekişidir.

Sevr, Hadi Paşa, Rıza Tevfik ve elçi Reşat Halis'ten oluşan Osmanlı Heyeti tarafından 10 Ağustos 1920 tarihinde Paris'te Sevr Banliyösünde imzalanır. Padişahın ve Şura'nın kararına dayanarak.

İmzalanınca ne oluyor biliyor musunuz?

Doğu Anadolu'da bir Ermeni Devleti kuruluyor, Trabzon ve Adana bu devletin limanları oluyor.

Güneydoğu'da özerk bir Kürdistan Kuruluyor.

Osmanlı Ordusu lağvediliyor.

İzmir ve İstanbul çoktan gitmiş, Antep, Urfa, Maraş, Mersin, Antalya'da Fransızlar ve İtalyanlar...

Bize bırakılan Orta Anadolu'muzun küçük bir bölgesi.

Ankara'da Mustafa Kemal Atatürk'ün açtığı Türkiye Büyük Millet Meclisi var.

Millet Meclisi diyor ki, Devleti biz temsil ediyoruz, Şura kararı ve imza hükümsüzdür.

Sevr'i onaylamadığını söylüyor. Sevr'i tanımadığını bütün Dünyaya ilan ediyor.

Sevr'i görüşülmeye bile değer görmeyen Milli Mücadeleciler yani, Meclis, Atatürk...

Anlaşmayı onaylayan Şura üyelerini, imza edenleri vatan haini sayıyor ve vatandaşlıktan çıkarıyor.

Mustafa Kemal Paşa vatanı işgalcilerden kurtarmak ve Sevr'i iptal edip Milli Misak'ı gerçekleştirmek için bayrak açıyor.

Misak-ı Milli, vatanın ayrılmaz ve bölünmez bir bütün olduğunu ve hiçbir şekilde düşmana teslim edilemeyeceğinin yeminidir. Milli Andımızdır.

İngilizlerin bastığı ve milletvekillerini tutuklayıp sürgüne gönderdiği son Osmanlı Mebus Meclisi'nin kararıdır.

Bu karar yüzünden Osmanlı Meclisi basılmış, üyeleri tutuklanmış ve sürgüne gönderilmiş, kaçabilenler Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne katılmıştır.

Kurtuluş Savaşı'mızın ana gayesi Misak-ı Milliyi gerçekleştirmekti.

Sultan Alparslan'ın ve Fatih Sultan Mehmet'in emanetini hiç direnmeden işgalcilere teslim eden Vahdettin ve hainler şurasını övüp, Devletimizi ve Cumhuriyetimizi kuranlara dil uzatmak kimin haddine düşer?

Lozan Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun tescilidir. Millet olarak varlığımızın resmi ve sarsılmaz iradesi, belgesidir.

Vatan ve millet düşmanlarının Lozan'ı hezimet gibi göstermeye çalışması bundandır.