ÜÇ HİKÂYE VE GÜNÜMÜZ! « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

ÜÇ HİKÂYE VE GÜNÜMÜZ!

Bu haber 17 Ekim 2019 - 8:12 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Hasbihâl                                                    

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde Tarzani tellal iken, Şirvani berber iken, devlet erkanı önünde “Meğri. meğri” nidaları yükselir iken … ATEŞ, SU ve AHLAK dost denecek kadar candan arkadaş olmuşlar.

Yedikleri bir, içtikleri bir, ikballeri birmiş,

Günün birinde bu canciğer arkadaşlar üçe ayrılan bir yol ayırımına gelirler böyle bir durumda bunlarında üçe ayrılmaları gerekir.

Ama hangisi hangi yöne gidecek bir kürlü karar veremiyorlar. Başı belli olsa da sonu belli olmayan bir yoldur önlerindeki yol,,,

Ateş (Suyla ahlaka) “Ben kaybolursam nerede bir duman görürseniz beni orada arayabilirsiniz” der.

Suda (Ateşle ahlaka) “Bende kaybolursam nerede bir yeşillik, nerede bir ormanlık görürseniz beni oralarda bulabilirsiniz” der.

Sıra gelmiş ahlak’a, ahlak’ta (suyla, ateşe)

“Ben kaybolursam beni hiçbir yerde aramayınız. Çünkü bulamazsınız. Ben bir kere kayboldum mu bir daha da bulunmam” demiş…

İşte ahlakın kaybolduğu zaman bu zamandır.

Arasanız da bulamazsınız..

Hani benim bir dörtlüğüm vardı ya aynen onun gibi…

İşte o dörtlük;

***

Fazileti hak getire rezillik olmuş düstur,

Ar namusu soran yok mefkûre olmuş kusur.

Kim kimi yakalarsa kör ebe gibi oyun

Ben buna ahlak demem adı neyse siz koyun.

 

YAVUZ SULTAN SELİM 

Cennetmekân Yavuz Sultan Selim tebdili kıyafetle pazarı dolaşıyormuş. Bir tezgâhta üç kafes içerisinde üç keklik görüp sahibine bunların özelliğini ve fiyatını sorar.

Satıcı:

“Bir kafesin bir altın, bir kafesin iki altın, bir kafesinde beş altın” olduğunu söyler.

Bunun üzerine Yavuz Sultan Selim:

“Nasıl olur bir altınlık keklik daha semiz, iki altınlık keklik şöyle böyle, ama beş altınlık keklik cılız bir şey” deyince;

Kekliklerin sahibi:

“Beş altına dediğimiz keklik metriste öterek hemcinslerini tuzağa düşürmekte mahirdir. Diğerlerinde öyle bir vasıf yok” deyince;

Yavuz Sultan Selim:

“Peki, alıyorum” diyerek beş altını verip kafesi alır. Akabinde kafesi açtığı gibi kekliğin boynundan çekip koparır.

Satıcının “Ne yaptın kardeşim?” demesine fırsat vermeden Yavuz Sultan Selim yaptığı işi açıklar.

“Bak satıcı” der.

“İnsan olsun, hayvan olsun, kedi-köpek olsun, keklik olsun ırkına ihanet eden bir yaratıktan kimselere fayda gelmez” diyerek yoluna devam edip gider.

İşte beş altınlık o cılız yaratık bu gün bize dost görünen başta Filistin olmak üzere din kardeşleri dediğimiz ülkelerdir…

 LEYLEK, CÜPPE, SAKAL VE HZ.SÜLEYMAN

Baharla birlikte sıcak iklimlerden gelen bir leylek topladığı çalı çırpılarla kendisine bir yuva hazırlığında…

O sırada elinde asası, sırtında cüppesi sakalı göbeğinde birisi oradan geçmektedir. Leylek “Bu adamdan bana zarar gelmez” düşüncesiyle havalanmamakta yuvasını yapma işlemine devam etmektedir.

Bizim sakallı “Allah Allah bu leylek beni görmesine rağmen uçmuyor topal mıdır nedir?…diyerek elindeki asasını leyleğe doğru fırlatıyor leylek ayağından darbe alıp gerçekten topal kalıyor. Konu Hz. Süleyman’a intikal ediyor, Hazretti Süleyman mahkeme-i kübrayı topluyor tarafları dinliyor:

Leylek:

“Efendim bu adam bana durduk yere asasını fırlattı uzan bacaklarıma isabet eden asası yaralanmama, sonucunda da topal kalmama sebep oldu ondan davacıyım der.

Hz. Süleyman bu kez leyleği topal bırakan Hacıya döner ve “Neden leyleğe asasını fırlattığını ve niçin leyleği yaraladığını?” Sorar bu kez hacı:

“Doğru ben bu leyleğin ayağını kırdım” der.

Bunun üzerine Sultan Süleyman leyleğe dönerek…

“Sende bunun ayağını kır kısasa kısas gerekir” derse de.

Leylek kabul etmez…

“Olmaz efendim bunun ayağını kırmayalım”  cevabını verir.

Sebebini soran Sultan Süleyman’a derki!…

“Bunun cübbesini çıkaralım, sakalını keselim, sarığını çıkaralım ve bastonunu elinden alalım” der.

Hazreti Süleyman sebebini sorunca leylek…

“Bu adam bu kılık kıyafeti ve dış görünüşü ile herkese güven veriyor. Herkes kendisine güvendiği için tedbir almıyor, ona güven duyuyor. Bu adam bu kılıkla dolaşırsa daha çok ayaklar kırar ” demiş.(Alıntıdır)

İşte size bahsettiğim cübbesinin çıkartılması, sakalının kesilmesi, sarığının çıkartılması gereken sözüm ona Müslümanlar bu gün ki Türk’e düşman, Türklüğe düşman olan kişilerdir.

Yinede bela okumayalım.

 ANLAYANA SİVRİSİNEK SAZ

Anlayana “sivrisinek saz” dedikleri bu olsa gerek değil mi sevgili okurlarım…

Anlayana sivri sinek saz da; anlamayana davul zurna az mı?..

Az!..

Vallahi de az, Billahi de az.

Davulla bile uyandıramazsınız bunları.

 

***///***

 

Mehmet Şükrü Baş
Mehmet Şükrü Başmehmetsukrubas@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.