TUTMASINI BİLİRİZ DE KEMİĞİ YOK BUNUN « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

TUTMASINI BİLİRİZ DE KEMİĞİ YOK BUNUN

Bu haber 23 Ekim 2020 - 8:04 'de eklendi.

Evrimdışıİnsanı yaşat ki devlet yaşasın.

                                                                              Hz. Ali

Vatanıma, bayrağıma ve devletime bağlılığımı anlatmakta tüm kelime ve cümle yapılarını bir araya getirsem de yetersiz kalacağı elbette aşikâr. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak ne muazzam duygu… Amma velakin, sorunlarımız bitmiyor; bitirilmiyor! Şimdi konuşmasak olmaz, durmaz dilde kemik yok. Devlet ve vatandaş birleşimi, milletin yüceliği ve devleti var eden biz millet kavramı. Ama bu millet yok olmak istemiyor. Üzüldüğüm hususlardan birisi haberde karşılaştığım o acı durum; bir insan olarak, bir vatandaş olarak ve bir gazeteci olarak canım çok yandı.

Dilek sitesini duymadım demek imkânsız gibi bir şey… Çünkü depremden en çok can kaybının olduğu siteyi hemen hemen hepimiz biliriz. Fakında olmadan dahi haberlerde aşina olduk. Canlar gitti, mallar gitti ama mağduriyet kaldı.  Depremden kurtulanların arasında bir teyze ile sohbet ettik. Her şeyi bir kenara bıraktım da yüzündeki o acı yorgunluk tarifsizdi; konuşmasa da anlatıyordu emin olun. Eş gitmiş evlat ile kalmış eşyasını kurtaramamış ve eş dost akraba tarafından verilen birkaç parça eşya… Bu eşyalar ile bodrum katta, rutubetin koktuğu havasız bir bodrum kat. Bodrum katta yaşamaya çalışan teyze bir süre sonra evde yangın çıktı dedi ve verilen eşyalar da yandı. Odalarda gezdik, birkaç koli halısız, sandalyede oturup yanmış eşyalar arasında kurtardığı bir kanepe. Bir yatak duvara diklenmiş halde duruyordu. Baktığımda nemden yeşil yeşil lekeler yanık yerler kullanıyorlardı.  Halıya basmayı özlemişti; eşyalarını kutularda değil de dolabında bırakmak istiyor insan dedi. Hala depremin psikolojisini üzerinden atamamıştı, korkuyordu her şeyini kaybetmişti. Yuvayı kaybetmek ne demek! Her gün kalkıp temizlediğiniz, özendiğiniz, sığındığınız liman; yuvamız… Onu kaybetmek aylarca perişan şekilde yaşamak ne demek, varın düşünün ama o dediğim yere varamayacaksınız. Ben gördüm o gözlerdeki çaresiz bakışı. Görüntü aldım birkaç kare sonrasında meslektaşım ile göz göze geldik. O durum karşısında bir şey diyemedik sadece dolu dolu bakışlar ve çaresiz tavırlar ile kalakaldık. İsteklerini anlattı ne olup ne bitti sıraladı. Haykırışı vardı; “Artık evime gitmek istiyorum. Kendi evimde kalmak istiyorum, anahtarımın verilmesini istiyorum” dedi. “Kimse bize yardım etmedi, haber veren yok” dedi. “Evler bitti ama biz evimize gidemiyoruz; birileri artık bize bir şeyler yapsın, el uzatsın, devlet büyüklerimiz yanımızda olsun” dedi. Bu mağduriyet bu derecedeyse; kim bilir teyzemiz gibi daha kaç aile bu halde insanımız yaşamak istiyor, devletin varlığına inanarak. Devlet bize destek çıksın evimizi versin artık daha ne kadar bekleyeceğiz ne oluyor ne bitiyor diyor. Mağduriyeti çaresizliği yazmayalım da bahçedeki gülleri mi yazalım? Mavi gökyüzünü, yeşil doğayı mı yazalım? İnsanlarımızı yeşillere, morlara, allara boyayalım. Çaresiz teyze gibi birçok kişinin sorunlarının dile dökülmeden çözülmesi umuduyla… Sevgim üzerinize olsun…

Remziye Kökburi
Remziye Kökburiremziyekokburi@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.