TUTKU, TASAVVURLAR VE BEYNİN PERSPEKTİFİ (1) « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

TUTKU, TASAVVURLAR VE BEYNİN PERSPEKTİFİ (1)

Bu haber 26 Ekim 2020 - 7:40 'de eklendi.

Fikir Günlüğü

İlk insanların düşünce yapıları hakkında araştırma yapan bilim adamları, onların daha çok hayallerindeki tasavvurlara ve tutkularına göre davrandıklarını düşünüyor. İnsanlık tarihinin ileri evrelerinde, belki de yazının bulunup kullanılmaya başladığı tarihlerde insanlar sistemli bir biçimde düşünmeyi öğrenmişler. Ama samimiyet de peyderpey kaybolmuş olmalı. Artık içinden geldiği gibi davranabilmek giderek zorlaştı.

Korku, öfke, açlık gibi duygular insanoğlunun beyninde birtakım tasavvurların oluşmasına yol açmış. Tıpkı bunun gibi güzel şeyler de, örneğin lezzetli yiyecekler, vahşi hayvanlardan korunaklı ve rahat barınaklarda güvenli yaşam, soğukta ısınabilme olumlu tasavvur ve hayallere yol açıyor. Acıya yol açanlar ayrı, haz getirenler ise ayrı resimler halinde beyinde yer tutuyor.

Hayvanlardan farklı olarak sadece insanda gelişen akıl, ilkel düşünme şeklinde acı ve hazları karşılaştırma, benzetme, şiddet sırasına göre tasnif etme gibi beyinsel aktiviteler halinde başlıyor.

İyi de, madem sistematik düşünce yazının kullanılmaya başladığı MÖ 3 bin yıllarına doğru ortaya çıkmaya başladı, o zaman niye hala toplumsal yaşamımızda hala düşüncesiz insanlar bu kadar çok? Okumuş, aile sahibi olmuş, iş sahibi olmuş insanlar arasında hala neden bu kadar çok “düşüncesiz” var?

Bilim adamlarının bu soru için de cevapları var. Sistematik düşünce bin yıllar önce başladı başlamasına ama bütün insanlığa şamil olmadı. Hala, günümüzde bile sırf tutku ve hırslarıyla, sadece hayalinde ne olduğunu daha kendisinin de bilmediği primitif (ilkel) tasavvurlarla hareket eden insanlar çok. Başka bir deyişle, düşüncelerini gerçekten kontrol edebilen, onları bir sıra ve düzen içinde işleyerek, doğru ve akılcı eylemlere dönüştürebilen insanlar, ancak azınlık bir grubu oluşturabiliyor. Çoğunluk kendilerine empoze edilen, şartlandırıldıkları davranış kalıplarıyla hareket ediyor. Takip edecek önder bekleyen bu kadar çok insan olmasını başka nasıl açıklayabilirsiniz? Kanaate sahip olamadığı için kanaat önderi arayan, internet çağında en basit soruları bile sözüm ona “alim”lere sormak için yarışan, bir dedikodu, bir söylentiyle adam öldüren bu kadar çok insanın arasında gerçekten aklı selim kişi çok az değil mi?

Bir teori der ki, insanlığın gelişim aşamalarında zekâsı ileri gidenler mevcut sosyal yapıyı sorgulamaya başladı. Yerleşik inançları, gelenekleri eleştirdi, üretim ilişkilerine, hakim güçlerin nüfuz ve hakimiyetine zarar verdi. Bunlar yakıldı, asıldı, kafaları kesildi. En hafifi sürgüne gönderildi. Ömür boyu hapislerde çürüyenler var. Bu insanlar dolayısıyla soylarını devam ettiremediler. Yerleşik inanç ve yaşamı sorgulamaksızın kabul eden ve alternatif geliştirecek zeka ve kapasiteye sahip olmayanlar ise hızla üremeye devam ettiler. Bunların sayısı giderek artarken zeki insanların sayısı azaldı.

Her ne kadar teori de olsa yaşadıklarımız hiç de bu teorinin küçümsenemez olduğunu gösteriyor. Düşünebiliyor musunuz, alt mahkeme, en üst mahkemenin kararını tanımayabiliyor? Hukukun üstünlüğü hikâye olmuş. İnanç siyasetin malzemesi olmuş.

Sonumuz hayırlı olsun (devam edilecek).

 

 

Akın Eraslan Balcı
Akın Eraslan Balcıakineraslanbalci@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.