Fikir Günlüğü

Türklerin lideri, milletine devlet hediye etmiş değişmez ve ebedi önderimiz, Türk İnkılabını şöyle tanımlamıştı: “Geride bırakan müesseseleri yıkarak, yerlerine milletin en yüksek medeni icaplara göre ilerlemesini temin edecek yeni müesseseleri kurmak.”

Dünyaya örnek Kurtuluş Savaşımızın sonrasında, yine Dünyanın hayranlığını kazanan, "Türk İnkılabını" gerçekleştirmek 20 yıl aldı.

Tarihsel anlamda tamamlanmış sayılsa da ne yazık ki Türk İnkılabı tamamlanamamış ve üzerinden geçen 100 yıla yakın sürede de sürekli törpülenip itibarsızlaştırılmaya çalışılmıştır.

Ne yani, itibar dediğin gösterişli arabalar ve sayısız korumalar, yazlık-kışlık saraylar mıdır?

En önemli kazanımımız olan Cumhuriyet, önce Cumhurbaşkanlığı Sistemi denen ucube bir sistemle çökertilmeye çalışıldı, eşzamanlı olarak da hilafet sesleri yeniden, yobaz bir güruh tarafından dillendirilmeye başladı.

Hilafetin, sülale içi akrabalık ilişkileriyle aktarılan, kanlı, çatışmalı, kardeş katline varacak kadar vahşi, önceki halifelerin mezarlarının açılmasına kadar varan bir kin ve düşmanlık, şiddet ve gaddarlık, kıyasıya bir iktidar mücadelesi olduğunu, devlet yöneticileri destekli yobaz dillendiremez.

Cumhuriyeti, parlamentoyu bırakıp, güya din temelli (!), menfaat saltanatına dayalı bir iktidar kurmanın kod adıdır Hilafet. Her zamanki gibi figüranları, din duygularıyla kandırılan cahillerdir.

Mustafa Kemal'in aydınlık nesli, modern Cumhuriyet rejimini bir tarafa bırakıp, ağzı salyalı, eli kör testereli yobazın karanlık Hilafet çığlıklarına aldanmaz.

Çağın gerisindeki, kendini yenilemeyen ülkelerin nasıl sömürüldükleri ve yok edildikleri bellidir. Modernleşme ve kalkınma temel çözümdür.

Mustafa Kemal Paşa daha Kurtuluş Savaşı yıllarında sömürge toplumlarını ulusal kurtuluşları için mücadeleye çağırdı. Türk inkılabı Güney Asya ve Kuzey Afrika’da başlayan sömürgeden bağımsız olma mücadelesinde “mazlum milletlere” örnek oldu. 

Türk İnkılabını ve Kurtuluş Savaşı'nı bilip tanıyan Cumhuriyet neslinin başka ideolojilere ihtiyacı yoktur. Yurt dışına kaçıp ikinci sınıf vatandaş olmak değil, memleketinde kalıp ülkesini geliştirmek ve kalkındırmak, fikri hür, irfanı hür Cumhuriyet gencinin vazifesi olmalıdır. Bu irfanı, bol sıfırlı yıllık ücretli, yabancı dilli, yurt dışını teşvik eden özel okullar değil, Milli Maarif verebilir.

İnkılabımız, Türk kimliğini kaybedilmekten korudu. Millî dil, milli tarih dedi.

Cumhuriyetin aydınlık nesilleri ilkel Orta Doğu adetlerine, hurafe ve masallarına teslim edilemez!

Türk inkılabı özgün bir modeldir. Türk milletini muasır (çağdaş) medeniyetler seviyesinin de daha üstüne çıkarmayı hedefler. Yerli ve millidir, bizimdir, kökü ot bitmez Arabistan çöllerinde, Rus steplerinde, Amerikan gökdelenlerinde değil, içeridedir, bereketli Anadolu’dadır. Köy enstitüleridir, Halkevleridir, Milli İktisat Kongreleri, yerli uçak fabrikaları, Bozkurt Lokomotifleridir. Sümerbank, Milli Madencilik, çağdaş Hukuktur.

Ne modern dünyada ne de Türk geleneğinde evlatlığın evlattan farkı olmaz. Mirastan pay da alır.

İnkılabın Medeni Kanunu, evlatlığıyla evlenmeyi açıkça yasaklar. Yasağa uymamak suçtur.

Diyanet adlı, Atatürk mirası kurum da diğer Cumhuriyet kurumları gibi yozlaştırılmanın acı örneği oldu.

Ne ayıp bir düşüncedir evlatlıkla evlenmeyi caiz kılmak?

Küçük yaştakilerle evlenmeyi caiz kılan rezil anlayışın bir başka iğrenç tezahürü.

Bu ne Allahtan korkmazlık, bu ne kuldan utanmazlık?