TOPLUMSAL DÜZEYDE BARIŞ VE DENGE (2) « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

TOPLUMSAL DÜZEYDE BARIŞ VE DENGE (2)

Bu haber 28 Temmuz 2018 - 10:06 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Akın Eraslan Balcı

Kavramsal olarak yaklaşacağımız en toplumsal barış kadar önemli ve ilintili diğer bir konu “toplumsal denge” dir. Salt denge’nin sözlük anlamını toplumsal boyuta indirgersek, o zaman toplumsal denge’nin, bir topluma etki eden güçlerin o toplumda sosyal, ekonomik, kültürel değişiklikler yapması; toplumda bu kavramların işleyişlerindeki geçerliği olduğu gibi koruması veya toplumun her kesiminde bireylerin eğilim ve yetileri arasında bir bağdaşma anlamında kullanıldığı kolaylıkla anlaşılır. Toplumsal dengeyi sağlamış bir toplumda bireyleri arasında büyük ölçüde, sosyal, ekonomik, kültürel eşitsizlik yoktur; bireylerin eğilim ve yetileri arasında bağdaşlık vardır.

Bir toplumda toplumsal denge, yoksa bu yoksunluk kişiler arasında eşitsizlikleri de birlikte getiri. Gelir dağılımında, vergi alımında eşitsizlikler vardır. Kültür düzeyi düşük olmakla birlikte, toplumun kültürel etkinliklerden yararlanmasında da eşitsizlikler görülür (Tiyatro seyretmek, gazete, kitap okuma vb.). Yine büyük bir toplum kesimi sosyal hizmetlerden faydalanamaz, yararlananlar arasında eşitsizlikler vardır (Konut, hastane gibi). Toplumun ayrı kesimindeki kişilerin eğilim ve yetileri arasında olumsuz bir bağdaşıklık bulunur. Örneğin, bir kesimde üniversitede okuyabilmek yeti ve eğiliminde olanlar bunu gerçekleştirebilecek olanaklara sahipken, aynı toplumun başka bir kesimi bu olanaklardan yoksundur.

Toplumsal dengenin bulunmadığı veya başka bir deyişle bozuk olduğu bir toplumda halk, “zengin” ve “yoksul” olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Yoksullar çoğunluktadır. Bu kitle, zenginler kesimine önceleri özenti duyar; onun gibi almayı özler. Sonraları gerek kıskançlık, gerek özentiler ve gerekse yoksulluk sömürüsü gibi çeşitli etkenler yüzünden düşman kesilir. Devlet aradaki büyük farkı kaldıramadığı için, vurulacak hedef bilinir. Yoksul halk kitlesi özlemini gerçekleştirebilmek için edimli çalışmalara girişir. Örgütler dernekler kurulur; şiddet eylemleri yapılır. Tıpkı toplumsal barış’ın bozulma aşamasında olduğu gibi büyük bir kaos ortamı yaratılır.

Fransız devrimi halka soycul sınıf arasında büyük ayrılıklar bulunması karşısında halkın devlete karşı gösterdiği tepkinin -ki bu ayaklanma olmuştur- bir sonucuydu. Bu sonuç sistemin yıkılması ve yeni bir düzenin kurulması olmuştur.

Bozuklukların devleti yıkma aşamasına gelmemiş olması durumunda ise toplum daima huzursuzluk içerisindedir güvensizlik geneldir devlete yardım edilemez, ulusal birlik kaybolmak üzeredir; kısacası her yanı ve herkesi bir hoşnutsuzluk havası kaplamıştır.

Dikkat edilmesi gereken bir nokta da toplumsal denge bozukluğunun, toplumsal barış bozukluğunu da beraberinde sürükler olmasıdır. Böylesi önemli olan toplumsal barış ve denge için çeşitli yönetim sistemleri çeşitli uygulamalar geliştirmişlerdir. Örneğin Marksist sistemde kişi hak ve özgürlükleri kısıtlanarak güçlü bir polis örgütüyle toplumsal barışın bozulmamasını sağlanırken, tüm üretim araçlarının devletin elinde üretim yapmasıyla da toplumsal dengenin sağlanması amaç edinilmiştir. Kapitalist sistem ise bunun tam tersidir; kişi hak ve özgürlükleri -şimdiki uygulamada- kısıtlı değildir üretim araçları devletin değil kişilerin elindedir.

Ancak bunların arasında Türk toplumu ve genişlemekte olan birçok toplum için Atatürk’ün fikir ve uygulamaları hepsinden daha iyi ve daha geçerlidir.

(devam edecek)

Akın Eraslan Balcı
Akın Eraslan Balcıakineraslanbalci@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.