01.10.2022, 14:23

Toplum Mühendisliği- III

O kadar çok soru var ki zihnimde!

Çünkü artık hemen tüm toplum elimizdeki en kıymetli sermaye olan vakitten olduk, oluyoruz. Bugünü veriyor ve yarına kendisinden eser kalmayacak bir sürü saçmalık alıyoruz. Belleğimizi, hemen unutacağımız şeylerle tıka basa dolduruyor, boşaltıyoruz. Görünüşte ise hep meşgulüz bir şeylerle. Hatta o kadar meşgulüz ki, ömür sermayesinin boşa akıp gittiğinin farkında bile olmuyoruz.

Suda pişen kurbağa misali fark edemiyoruz ama insanlığımızın gediklerini örtmek için bulduğumuz bütün çareler elimizden alınıyor tek tek. Zira hayatımızda sözlerden algılara, davranışlardan alışkanlıklara, eşyadan ihtiyaçlara kadar önceden olmayan ama bugün olmadan olmayan, kısa sürede hayatımızda fazlasıyla yer tutmuş, hatta kök salmış pek çok yeni şey birikti.

Zamanın akışının hızlandığını, bizi peşinde koşturduğunu, bizi hiçbir şeye yetişemez hale getirdiğini söyleyip duruyoruz ancak bir adım geriye çekilip bakınca gördüklerimiz çok farklı bir şey söylüyor bize. Biz zamanı hovardaca harcıyor, boşa tüketiyoruz. Elimizde hiçbir şey bırakmayan meşgalelerle değil dakikaları, saatleri heba ediyoruz. Yani, zaman gibi bir serveti çarçur ederek muhtaç hale gelen müflis tüccar gibiyiz sadece.

Çünkü onlar nereyi gösteriyorsa oraya bakıyoruz. Zira göstermek istedikleri şeyleri, artık bizi kölesi kıldıkları cep telefonlarının ekranlarından gözümüzün içine sokuyorlar. Cep telefonlarımızı elimizden düşürmediğimiz için onların gösterdikleri şey her ne ise oraya kilitlenip kalıyor, başka bir yere bakamıyor, başka bir şey düşünemiyor, başka bir şey merak edemiyoruz. Ertesi gün başka bir şey gösteriyorlar, bu kez ona bakıyor, orada donup kalıyoruz!

Bu takılı kalma hali kalplerimizi ve zihinlerimizi de kilitliyor, bizi hayâl etmekten uzakta tutuyor, rüyalarımızı ulaşamayacağımız derinliklere gömüyor, içimizin kolunu kanadını kırıyor.

Gösterdikleri ne? İnsanın ve insanlığın karanlık yüzü! İtip kakmaya müsait sözler, deşip kanatılabilecek ayıplar, doğru hissettirebilecek yanlışlar, vurup kırmaya müsait duygular, sığ lafazanlıklar ve bütün bunları aşan kişilik bozuklukları!

Ya da ortaya bir ürün konuyor. Herkes onun peşinden koşuyor. Sonra başka bir ürün konuyor. Herkes şuursuzca bu defa onun peşinden gidiyor. Ürünler piyasaya çıktığı andan itibaren kapışılmaya başlanıyor. Gücü yetmeyenler, ona sahip olma arzularından vazgeçmiyor, ucuzlamasını bekliyor. Zevkler ve renkler yok artık, markalar var. Herkes aynı şeyleri yiyor, içiyor, giyiniyor, kullanıyor. İnsanın nasıl kokması gerektiğine bile onlar karar veriyor.

İnsan denen o büyük kutsal, ürünleri taşıyan bir tüketim robotuna dönüştü yani.

Farkında mısınız bilmiyorum; bugün çiçekleri değil, çiçeklere benzetilerek imal edilmiş kimyasalları kokluyoruz. Zayıflıklarımızı kışkırtan her şeyin peşine takılıp gidiyor; güzelliklerden değil, güzellikleri makyajlayan tasarımlardan etkileniyoruz.

Çözülüyoruz, azalıyor, eksiliyor; bir insan olmaya yetmeyecek kadar az kalıyoruz.

Oysa hayat dediğimiz gerçeklik ekranlarda değil; bizim bakmadığımız, bakamadığımız her yerde olanca gürlüğü, güzelliği ve renkliliğiyle akıp gidiyor. Biz ise izan geçirmez inatlarla, köşeye kıstırılmış zihinlerle, çürüten ısrarlarla hayatın olmadığı yere bakıyor; içimizin bütün insanca bakışlarını tutup o kör kuyulara atıyoruz ve bütün bu katıksız esaret bizim başımıza sarılı değilmiş gibi, her gün üç kuruşluk oyalamalar için şuursuzca hayatın elini bırakıyoruz.

Herkesin her şeyden haberdar olmayı adeta ihtiras haline getirdiği bir yerde, kimin kendisinin hatırını sormak için bir fırsatı olacak bilmiyorum ama ellerinden kurtulmamızın tek yolu yeniden muhakeme edebilir hale gelmemiz! Zira hakkını vererek anladığımız her şey eminim ki kendi miktarınca aydınlatacaktır bizi.

Ancak eğer zihninizi sürekli bir şeylerle meşgul edip uyuşturmuyorsanız zor bir hayatınız olacak. Çünkü insanın canını acıtan çok şey var bugünün dünyasında. İçine çekenler, hala bir kalp taşıdığını hissedenler için bu hayatı solumak, farkına vardığı şeylerle yaşamak gerçekten çok zor!

Zor çünkü suçumuz o kadar büyük ki, hiçbirimiz üstlenmeye cesaret edemiyoruz. Bulduğumuz çare, her şeyin iyisini ve doğrusunu bir ulaşılmaz ütopya kurup içine hapsetmek! Bu değerlerden söz edildiğinde çok etkilenmiş görünmek, bir ağızdan ah vah etmek!

Başarabildiler mi? Bence evet!

Zira bugün, sadece çeyrek asırlık kısa bir zaman diliminde bizi sahip olduklarımızın bağımlısı, henüz olmadıklarımızın kölesi kılan bir düzen kurdular ve yetinmeyip bizi heveslerimizin esiri, arzularımızın tutsağı kıldılar.

Tüm insanlık sadece on beş yıl gibi kısa bir zaman diliminde belki bir asra, belki de birkaç asra sığdıramayacağınız kadar büyük bir dönüşüm yaşadı ve onlar başarı sağladıkça sadece yaşantımız değil; zihnimiz, hissiyatımız, alışkanlıklarımız, arzularımız ve yazık ki temel değerlerimiz de değişip başkalaşıyor.

Bugün kurduğumuz cümlelerin ardında artık ne insan yüzleri var ne de mimikler, ifadeler, anlamların simalara vuran izleri, işaretleri var! Sanki insanlar insanlarla değil, parmak uçları parmak uçlarıyla konuşuyor. İçten muhabbet değil, dıştan iletişim kuruluyor. Uzun uzun konuşmuyor, konuşamıyor, kısa yoldan giderek, kestirmeleri kullanarak, işaretleşerek yazışıyoruz artık. Cümleler kısalıyor, kelimeler anlamlarını taşımakta zorlanıyor.

Bunca yanlışın içinde, bunca yanlışlığı hepimiz az veya çok üzerimize bulaştırmışken ve bunca kötülüğe seyirci yaşamak zorunda kalırken, içimiz tabiatıyla sıkılıyor.

Nasıl sıkılmasın yahu; insanın fıtratının bu kadar gurbetine düştüğü, bu kadar uzağında yaşamaya memur ve mecbur kılındığı başka bir zaman oldu mu daha önce şu yeryüzünde?

Evet, tarih kellelerin alındığı devirleri yazıyor ama göğüs kafeslerinden kalplerin çalınmaya çalışıldığı, kültürlerin bu kadar kısa sürede yerle bir edildiği bir zaman olduğunu sanmıyorum!

Öyle ya; bizim sözüm ona ceddimizden miras insanlık davasına, yeryüzünün mamur edilmesine dair nesilden nesile aktardığımız gayet tutarlı, esaslı, olgun bir ‘ortak tarifimiz’ vardı! Pratikte o tarifin zaman zaman dışına çıkıyor olmakla birlikte hak, hukuk, adalet, sevgi ve merhamet gibi kadim değerleri hem aklımızda hem sosyal hayatımızda asırlar boyunca daima canlı tuttuk.

İşte bizim bugün bu cephede kaybettiğimiz şey budur, zira biz bizi biz yapan o kadim değerleri kaybettik! İnsanın mutluluğunun her şeyin hep daha fazlasını elde etmesiyle mümkün olduğuna inanmaya başladığımız gün ise çözülmeye başladık.

Sonuç olarak…

İnsan sadece şimdiki zamanı yaşar; evet ama şimdiki zamanını inşa eden, ona şeklini, kıvamını, rengini, dokusunu, hissiyatını veren geçmişidir, her şeyi şimdi’ye bağlayan bütün o yolculuk, her şeye anlamını veren hikâyesidir hayatın. Geçmişinizden koparsanız ağacınızın kökünü kuruttuğunuz için yarın tutunacak bir dalınız kalmayacaktır.

Farkındalık temennisiyle gerçeğin mayalandığı gönüllere selam olsun.

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 08 Aralık 2022
İmsak 05:53
Güneş 07:21
Öğle 12:20
İkindi 14:48
Akşam 17:09
Yatsı 18:31
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Fenerbahçe 13 29
2. Galatasaray 13 27
3. Adana Demirspor 13 24
4. Konyaspor 14 24
5. Başakşehir 13 24
6. Kayserispor 14 23
7. Trabzonspor 13 23
8. Beşiktaş 13 22
9. Alanyaspor 14 17
10. Gaziantep FK 13 16
11. Antalyaspor 12 16
12. Giresunspor 13 15
13. Kasımpaşa 13 15
14. Hatayspor 13 14
15. Karagümrük 13 13
16. Ankaragücü 13 13
17. Sivasspor 14 11
18. İstanbulspor 13 8
19. Ümraniye 13 7
Takımlar O P
1. Eyüpspor 16 37
2. Samsunspor 15 27
3. Rizespor 15 26
4. Pendikspor 15 26
5. Keçiörengücü 15 26
6. Bodrumspor 15 25
7. Boluspor 15 25
8. Manisa FK 15 24
9. Bandırmaspor 15 24
10. Sakaryaspor 16 22
11. Altay 15 21
12. Adanaspor 15 18
13. Göztepe 14 18
14. Tuzlaspor 15 16
15. Erzurumspor 15 14
16. Altınordu 15 12
17. Ö.K Yeni Malatya 15 11
18. Gençlerbirliği 15 7
19. Denizlispor 15 6
Takımlar O P
1. Arsenal 14 37
2. M.City 14 32
3. Newcastle 15 30
4. Tottenham 15 29
5. M. United 14 26
6. Liverpool 14 22
7. Brighton 14 21
8. Chelsea 14 21
9. Fulham 15 19
10. Brentford 15 19
11. Crystal Palace 14 19
12. Aston Villa 15 18
13. Leicester City 15 17
14. Bournemouth 15 16
15. Leeds United 14 15
16. West Ham United 15 14
17. Everton 15 14
18. Nottingham Forest 15 13
19. Southampton 15 12
20. Wolves 15 10
Takımlar O P
1. Barcelona 14 37
2. Real Madrid 14 35
3. Real Sociedad 14 26
4. Athletic Bilbao 14 24
5. Atletico Madrid 14 24
6. Real Betis 14 24
7. Osasuna 14 23
8. Rayo Vallecano 14 22
9. Villarreal 14 21
10. Valencia 14 19
11. Mallorca 14 19
12. Real Valladolid 14 17
13. Girona 14 16
14. Almeria 14 16
15. Getafe 14 14
16. Espanyol 14 12
17. Celta Vigo 14 12
18. Sevilla 14 11
19. Cadiz 14 11
20. Elche 14 4