24.09.2022, 13:26

Toplum Mühendisliği- I

Dünya, ortaya koydukları geceli gündüzlü ‘samimi’ mesai ile bilgiyi diploma mühründen kurtaran ama aynı zamanda bilgiden güç devşiren toplum mühendislerinin ‘yapay zeka’ dedikleri hegamonik esaretine büyük bir hızla giriyor.

Kurulan bu sistem o kadar düzenli işliyor ki; kıyıda köşede saklananları, kendini bir tenhada unutturmaya çalışanları dahi bulup çıkarıyor ve içine çekip, er geç öğüterek dönüştürüyor.

Bu sayede de herkesin kendi sınırlarında başlayıp bittiği bir dünya, statik, katılaşmış, dolayısıyla da inceliklerini kaybetmiş tabiata bürünüyor. Birbirini görmeden, ötekine dokunmadan, hayatına kimsenin sızmasına, ilişmesine, dokunmasına izin vermeden yaşamaya çalışan bir ürkekler, bir tedirginler, bir korkaklar dünyası adım adım inşa ediliyor.

Bakın bugünkü halimize…

Hemen herkes tek kişilik bir dünyanın ‘ufuksuzluğu içinde’ tutsak durumda. Hayatların neredeyse hiçbir temas noktası kalmamış gibi görünüyor.

Aynı şeyleri, aynı şekilde yapıyor olmanın bize ortak noktalar kazandırdığını sanıyoruz ama herkesin birbirine benzemesinden, tek tip bir hayatın bütün hayatların yerine geçirilmesinden başka bir şey değil bu! Bir anlamda kültür katliamı da denebilir buna. Çünkü hayatlarımızı öznelliğinden arındırarak (onların dünya genelinde “tek kültür” oluşturma değirmenine kendi elimizle su taşırcasına) eni boyu belli tek bir hayat darlığına indirgemiş, birbirimize benzemeye mahkûm etmiş oluyoruz sadece. Biz uyum sağladıkça da insanın öznelliği, her insanın kendine has karakteri adım adım yok ediliyor.

Aslında tablo ‘görebilen kalpler’ için o kadar net ki…

Bugün yaptığımız şeylerin büyük bir kısmını herkes yapıyor diye yapıyor muyuz? Evet!

Alışkanlıklarımızı, meşgalelerimizi, zevklerimizi, ihtiyaçlarımızı, sevdiklerimizi, sevmediklerimizi belirlerken ölçümüz çoğu zaman o ‘herkes’ değil mi? Evet!

Hani nerde bireysel farklılıklarımız? Nereye kayboldu kendi hikâyemiz? Yoklar!

Çünkü bu, öyle şeytanca kurgulanmış bir sistem ki, merak etme ihtimalimiz olan her şey; yine onların ekonomik çarklarını döndürmeye elverecek güdümlü hazırcevaplarla karşılıyor.

Seçenek şansımız yok; zira serbestçe, kafa ve kalp gürlüğüyle meraklarımızın peşinden gitmemize izin vermiyorlar. Bu sayede de ufkumuzu köreltiyor, arayışlarımızı kökünde kurutuyor, düşüncelerimizi seyreltiyor ve duygularımızı sulandırıyorlar.

Nasıl başarıyorlar derseniz, cevabı çok zor değil!

Şuurumuzu zayıflatarak güçleniyorlar. Bizim şuurumuz zayıfladıkça onların kurdukları bu sistem güç kazanıyor!

Rakamların dili ile baktığımızda aslında sözünü ettiğim bu mühendislikteki şeytani zekayı anlayabilmek çok zor olmuyor; Zira ‘Dijital Türkiye 2019’ raporuna göre, ülkemizde yetişkinlerin %98’i cep telefonu, %77’si akıllı telefon kullanıyor. Aynı rapora göre 2019 rakamlarına göre 52 milyon sosyal medya kullanıcısı var, bunların 44 milyonu bağlantılarını mobil cihazlar üzerinden kuruyor ve her gün internette geçirdikleri süre 7 saat 15 dakika, sosyal medyada geçirilen süre ise 2 saat 46 dakika.

Son bir yılda internet kullanan kişi sayısı beş milyon, aktif sosyal medya kullanıcısı sayısı ise bir milyon artış göstermiş. Ayrıca bu rapor cep telefonu kullanıcılarının kendilerini her 15 dakikada bir telefonuna bakmak zorunda hissettiğini, günde ortalama 150 kez cep telefonunun yanında olup olmadığını kontrol ettiği bilgisini veriyor!

Tabi bu bizim cephemizdeki bağımlılığımızın yansıması.

Bu terazinin bir de öbür kefesi var;

Onlar da bizi artık tümüyle ele geçirdikleri program ve uygulamalar sayesinde cep telefonlarımız üzerinden tanıyıp analiz ediyor; tüketim alışkanlıklarımızı, psikolojik zaaflarımız başta olmak üzere her şeyimizi okuma şansını elde ediyorlar. Bu sayede de zayıflıklarımızı, kontrolü nerede elimizden kaçırdığımızı, kapılmaya neremizden müsait olduğumuzu iyi biliyor; psikolojimizle, sinirlerimizle, duygularımızla, düşüncelerimizle oynayabiliyorlar.

Adına “yeni dünya” koydukları bu karambolde insanı, sanki sonsuz seçenekler arasından dilediğini seçebilecek bir kudrette olduğuna inandırmaya çalışıyorlar. Ancak bu yeni dünyada, biz daha yeni bir güne gözlerimizi açmadan, mecburi ihtiyaçlara ayırdığımız saatlerin dışındaki vakitlerimizi çoktan planlamış oluyorlar. Biz ise neredeyse şöyle derin bir nefes alacak kadar dahi vakit bulamadan günlük olağan ve değişmez meşguliyetler döngüsünün içine kapılıp gidiyoruz.

Sabah kalkıp zaten akmakta olan bu sürece de ‘gönüllü’ dahil oluyoruz. Kendimizi yeniden fazlasıyla geciktirilmiş ve tabiatıyla bölük pörçük bir uykunun ellerine teslim edinceye kadar da herkesin yaptığı şeyleri, herkesin yaptığı gibi ve herkes kadar kendimizi kaptırarak yapıyoruz.

Sansasyonel haberler, her an güncellenen ateşli tartışmalar, gerçekliği şüpheli bilgilerle girilen sözel itiş kakışlar, merakımızı celbeden bir sürü lüzumsuzluk, iki dakika sonra unutacağımız hayati bilgiler, günlük hayatımızdan naklen yayınlar, özelimizin genele açılmasına dair dokunmatik faaliyetler, dijital çöplüğe yeni çöpler katmak için çırpınışlar ve her anlamda ağırlığı altında ezildiğimiz bir ‘meşguliyet dağı’ içinde biten gün ve günler.

Uyku ise; tercih ettiğimizden değil, yorgunluğa yenik düştüğümüzden kapısını çaldığımız bir şey haline geliyor. Ya da yeniden başlamak, yeniden illüzyona dahil olabilmek, yeniden kendimizi döngüye katabilmek için mecbur olduğumuz bir mola; daha büyük bir uykuya güç toplayabilmek için zorunlu istirahat halini alıyor!

Baş döndürücü bir hızla dönen bir zaman, hıncahınç insanla dolu karmakarışık bir dünya ve birbirine sağır milyonlarca insan!

Var mı başka bir şey?

Hissetmeye vakit yok. Akletmeye vakit yok. Fikretmeye vakit yok.

Şükretmeye, söylemeye, dinlemeye, durmaya, durulmaya, görmeye, kavramaya, duymaya, dinlenmeye, olmaya, olgunlaşmaya vakit yok.

Velhasıl, şu koşar adım dönen yeni dünyada insan gibi yaşamaya vakit yok.

Neden yok?

Evet, neden yok? (Devam EDECEK)

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 26 Kasım 2022
İmsak 05:43
Güneş 07:10
Öğle 12:15
İkindi 14:49
Akşam 17:11
Yatsı 18:32
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Fenerbahçe 13 29
2. Galatasaray 13 27
3. Adana Demirspor 13 24
4. Konyaspor 14 24
5. Başakşehir 13 24
6. Kayserispor 14 23
7. Trabzonspor 13 23
8. Beşiktaş 13 22
9. Alanyaspor 14 17
10. Gaziantep FK 13 16
11. Antalyaspor 12 16
12. Giresunspor 13 15
13. Kasımpaşa 13 15
14. Hatayspor 13 14
15. Karagümrük 13 13
16. Ankaragücü 13 13
17. Sivasspor 14 11
18. İstanbulspor 13 8
19. Ümraniye 13 7
Takımlar O P
1. Eyüpspor 14 33
2. Rizespor 14 25
3. Boluspor 14 25
4. Pendikspor 13 24
5. Keçiörengücü 13 24
6. Samsunspor 13 23
7. Bodrumspor 14 22
8. Manisa FK 13 20
9. Sakaryaspor 15 19
10. Altay 14 18
11. Bandırmaspor 13 18
12. Adanaspor 14 17
13. Göztepe 13 17
14. Tuzlaspor 14 16
15. Erzurumspor 13 14
16. Altınordu 13 12
17. Ö.K Yeni Malatya 15 11
18. Gençlerbirliği 14 7
19. Denizlispor 14 6
Takımlar O P
1. Arsenal 14 37
2. M.City 14 32
3. Newcastle 15 30
4. Tottenham 15 29
5. M. United 14 26
6. Liverpool 14 22
7. Brighton 14 21
8. Chelsea 14 21
9. Fulham 15 19
10. Brentford 15 19
11. Crystal Palace 14 19
12. Aston Villa 15 18
13. Leicester City 15 17
14. Bournemouth 15 16
15. Leeds United 14 15
16. West Ham United 15 14
17. Everton 15 14
18. Nottingham Forest 15 13
19. Southampton 15 12
20. Wolves 15 10
Takımlar O P
1. Barcelona 14 37
2. Real Madrid 14 35
3. Real Sociedad 14 26
4. Athletic Bilbao 14 24
5. Atletico Madrid 14 24
6. Real Betis 14 24
7. Osasuna 14 23
8. Rayo Vallecano 14 22
9. Villarreal 14 21
10. Valencia 14 19
11. Mallorca 14 19
12. Real Valladolid 14 17
13. Girona 14 16
14. Almeria 14 16
15. Getafe 14 14
16. Espanyol 14 12
17. Celta Vigo 14 12
18. Sevilla 14 11
19. Cadiz 14 11
20. Elche 14 4