SÜRÜNGEN İNSAN « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

SÜRÜNGEN İNSAN

Bu haber 14 Eylül 2020 - 8:33 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Aslı Sürüngen beyindir.

Bilimsel karşılığı R-Kompleks beyindir.

Terimdeki R. Sürüngeni, kompleks ise,  aşağılık ve üstünlük duygularını anlatır.

İnsan beyinin bu bölümünde;

İlkel düşünceler, ilkel dürtüler, yaşanan ruhsal yaralanmalar depolanır.

İnsan beyninin bu bölümü ve faaliyetleri, bilim adamlarının, sosyologların, siyaset bilimcilerin Psikologların, yazarların hep ilgisini çekmiştir.

Çok sayıda makale yazılmış, kitaplara konu olmuştur.

Yazılan makaleler, kitaplar, cevabı bulunamayan sorular ile sonlanmıştır.

Bizim de niyetimiz, bu gizemli deponun sırlarını çözmek, bilimsel cevaplar bulmak olmayacak.

Bir takım zorlamalara girmeden, R-Kompleks beynin aktive olması veya aktive edilmesinin, insan hayatındaki etkileri, sosyal ve siyasal olaylara ne ölçüde tesir ettiğini anlamaya çalışacağız.

Yazılarımda pek alıntı kullanmam, ama burada Mümin Sekman’ın kitabından alıntı yapma ihtiyacı duydum.

Mümin Sekman, ‘Her Şey Beyinde Başlar’ der ve kitabında, Alman toplumu ve Hitler ilişkisini inceler, mühendis kafalı, birçok filozof ve aydın yetiştirmiş bu tolumun Hitler gibi bir ilkel kafanın peşinden sürüklenişini anlamaya çalışır.

Hitler ve Almanya örneğini genişletebiliriz.

İtalya; Rönesans aydınlanmasının merkezlerinden biridir, İtalya ilkel düşüncelere sahip Benito Mussolini’nin peşinden sürüklenmiştir.

Yine İspanya örneğinde Francisco Franco, bir medeniyetler ülkesi olan İspanyayı peşine takabilmiştir.

Stalin gibi bir diktatör, kadim kültürler ülkesi Rusya’yı yıllarca yönetebilmiştir.

Bu örnekler çoğaltılabilir.

Kendi ülkemize bakarak örnekleri çoğaltalım.

Önemli bir Türk Rönesansı olan Cumhuriyet ve Kuruluş İlkeleri, bir müddet sonra, cehalet bataklığında yetişmiş, bilimden, medeniyetten uzak, İslam’ı ve İnsanı ilkel yorumlar ile anlayan ve anlatan şeyhler, babalar, dedeler, cemaat liderlerinin etkisinde kalabilmiştir.

Bununla da yetinilmemiş,  yeteneksiz ve eğitimsiz siyasiler, devlet adamları bu ilkel kafaları destekten çekinmemiştir.

Büyük kitleler bu ilkel zihniyetin peşinden sürüklenebilmiştir.

Burada hemen neden, niçin soruları başlıyor.

Nedenler, beyinleri kurcalıyor.

Cevaplar aranıyor.

Tekrar sürüngen beyin deposuna dönelim.

Depodaki tüm diğer bilgileri bir tarafa bırakıp, ruhsal yaralanmaları ‘Travmaları’ ele alalım.

İnsan travmalardan kaçamaz, insan travmalar ile yaşamak zorundadır.

Almanlar, İtalyanlar ve İspanyollar kendi tarihlerini, travmalarını incelesin.

Biz kendi ülkemize bakalım.

Görünürde tek sermayesi sakal ve sarık olan bir tarikat şeyhi, nasıl kitleleri peşinden sürükleyebiliyor.

Hemen peşin cevap vererek, kitleyi cehaletle suçlayıp işin kolayına kaçmayalım.

Bağlı kitle hiç de cahil değil, en az lise mezunu insanlar, aralarında üniversite hocaları var, yazarlar, askerler, her sosyal kesimden her eğitim düzeyinden insan bu sakal ve sarığın peşinden sürüklenebiliyor.

Travmaların kaşınması, açığa çıkarılması, insanların bir yöne doğru sürüklenmesinde birincil etkendir. Bu sürükleniş genellikle, öç alıcı ve intikamcı bir sürükleniştir. Sürükleyen ve kitleleri yönlendiren, bu konuda yeteneklidir, seçeceği ruhsal yaralanmaları özenle seçer.

Buna, seçilmiş travma diyoruz.

Özenle seçilen bu ruhsal yaralanmalar, sürekli bir şekilde canlı tutulur.

Kişi ve kitleler artık uyarıcının etkisi altındadır.

Travmaları açığa çıkaran ve sürekli uyaran kişi ise, ruhsal yaralanmaları açığa çıkan insan için bir kurtarıcı, bir lider, bir intikam alıcıdır artık.

Daha belirgin örnekler vererek devam edelim.

Şeyh Said, önemli bir kitleyi, Şeriat getireceğim diyerek ayaklandırabilmiştir. Burada uyarılan Travma, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki değişim ve reformlardır, kitle dinimiz elden gidiyor kaygısını yaşamış, Uyarıcı Şeyhin etkisinde kalarak isyana katılmıştır.

Seyit Rızanın Dersim de yaptığı da pek farklı değildir, benzer bir yol izlemiştir. Terör örgütlerinin eleman bulmasında da, bu yol izlenir. Özellikle Üniversite gençliği üzerinde çalışma yapılır. Bu gençlerin geldikleri bölgeler incelenir, yakın dostluklar kurulur, hem bölgesel hem de, kişisel ruhsal yaralanmalar konuşularak elde edilir ve bu yaraların üzerine gidilerek hedefteki genç ile yakınlık sağlanır.

Genç örgüte bağlı hale getirilir, Örgüt artık bağlı gencin nazarında bir kurtarıcı, bir intikam alıcıdır.

Gerek tarikat bağlılarında, gerekse terör örgütü militanları arasında yapılan gözlemlerde, Sürüngen beyindeki ruhsal yaralanmaların, eşelendiğini, açığa çıkarıldığını görüyoruz.

İsyan hareketlerine katılan insanlar da aynı kaşımanın tuzağına düşerek bağlı olmuşlardır.

Bu süreç bir zincirin halkaları gibi, bir birine bağlı olarak devam eder, etki, tepki ikilemi içindeki İnsanın temel sorunlarından biridir R Kompleks beynin uyarılması. Açığa çıkarılan her travma, bir başka travmanın da hazırlayıcısıdır.

Sürüngen beyin, bir uyarıcıya gerek görmeden de baskın olabilir. Bu depodaki bir ruhsal yaralanma kendiliğinden de ortaya çıkıp, şiddete dönüşebilir.

Bu şiddet, genellikle cinsel içeriklidir, kadına veya karşı cinse, taciz, tecavüz ve saldır şeklinde gerçekleşir.

Günümüzde bu tür ilkel eylemler sıkça yaşanmaktadır.

Bu yanlış yönlendirmelerden kaçınmanın, art niyetli uyarıcıların tuzağına düşmemenin yolu yine beyinden geçer.

İnsan R-Kompleks beynin etkisinden kurtulmak için, beynin Ön Lob (Frontal Lob)  bölgesini kullanarak, beyne gelen uyarıları, bilgileri, kontrol edip, ayıklayabilir, tuzağa düşmeyebilir, bu yetenek beyinde vardır.

Bu yapıldığı takdirde, Dünyadaki tüm diktatörlükler, tacizler, tecavüzler, şiddet ve savaşlar, kendiliğinden yok olacaktır.

Tabi İnsan isterse!

Hey şeyi biz istiyor ve şartlarını oluşturuyoruz.

Bu türden yazılarım devam edecek, insanın yolculuğu ilgi alanım.

Bu yolculukta yaşadığımız, sosyal çalkantılar, siyasal yapılanmalar, bunların peşinden sürüklenişler, çekilen acılar, somut olaylar ile saklama, örtme olmadan apaçık bir şekilde yazılacaktır, bu bir kamu görevidir, insanın sorumluluğudur.

Daha önce birkaç gazetede köşe yazdım, Fırat gazetesindeki bu ilkyazım, Fırat ailesi ve okuyucularına merhaba diyorum. HOŞ BULDUK.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Murat Ünal
Murat Ünalmuratunal@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.