SÜRECİ DOĞRU OKUMAK- I « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

SÜRECİ DOĞRU OKUMAK- I

Bu haber 28 Mart 2020 - 8:49 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Aklın alamayacağı bir cehennem ortamının görüntülerini izliyoruz dokuz yıldır. Kardeşin kardeşe kırdırıldığı bir ortamda “işlenmiş belleklerimizle” medeniyet havzalarının kör şiddete teslim edildiği, yığınlarca aktör ve faktörün birbirine geçtiği bir sürece üzülüyor, kanıyor,acıyor ama yıllara yayılan “tarihin en uzun cenaze töreni”nde film kareleri gözümüzden kaybolduğu anda gömülüyoruz kendi koltuklarımıza. Sokağa çıkan herkesin vurulduğu, yerlerin kana bulandığı, cenazelerin elden ele taşındığı, geride kalanların hayatlarını riske atarak sokaklardan ceset topladığı tarifi zor bu cehennemde, keskin nişancılara hedef olmadan sokak ortasında yatan cesetleri urgan veya telle içeri çekmeye çalıştıkları sahneler bir kâbustan fırlamış gibi adeta bu cenaze töreninde.

Baştan başa ceset kokan, yüreklerin yangın evine döndüğü, sürgün yemiş evlatların parçalanmış cesetleriyle tüm yaşamları iki fotoğraf karesine mahkum edilen annelerin feryatlarının arşı yırttığı, merhametin beşiklerde yakıldığı; işgalin ve yağmanın girdabında; garbın aç kurtlarına şarkın yusuflarını kurban eden; mazlumun ahının, zalimin günahının resmedildiği; kalburcuların her karışını zulüm tarlasına çevirdiği; bölgenin üstü kapanmış yaralarının hunharca açıldığı, atılan her adımın nefret figürüne dönüştüğü, gerçeklerle birlikte toplumsal dokunun da katledildiği; katilin hakim, maktulun mahkum olduğu; insanlığın göz yumduğu, kulak tıkadığı, adalet ve merhametin parçalandığı, “sözcüklerin hâlâ bir anlamı var mı?” dedirten bir cenaze töreni bu.

Hemen yanıbaşımızda kılınan; okunan her satırda, izlenen her videoda, ortaya konan her röportajda; nerdeyse iki milyarlık İslam Âlemi’nin seyirci kaldığı; şahit olan her bir vicdanın, gören her bir gözün, işiten her bir kulağın mutlak sorumlu olacağı ve hesabını vereceğine inandığım  bu cenaze töreninin puslu havasında canımız yandı 34 şehidimizle birlikte ve bu acıyı bu kez kendi içimizde hissettik tam 9 yıldır sürmesine rağmen.

Ancak süreci doğru okuyamadığımız kanaatindeyim.

Bir hiç uğruna, geçmişte yaşanan kargaşa, ölüm ve acıların intikamının alınması adına ortaya atılan fitne ve fesat tohumlarına çanak tutarak; her karışının barut koktuğu, hemen her evin mutlak kanadığı, ağıtların arşa ulaştığı kadim bir coğrafyada çamurdan yaratılmışın esfeliyet çukurunda nasıl debelendiğinin en bariz örneğidir bugünkü Suriye Coğrafyası.

Suriye İnsan Hakları Gözlem Evi’nin 2018 verilerine göre,Mart 2018 itibariyle 106 bini sivil 353 bin 900 kişinin ölümünü belgelenmiş ama bu sayılara kaybolan ve öldüğü sanılan 56 bin 900 kişi dahil olmadığı gibi; kuruluş 100 bin kişinin ölümünün belgelenmediğini tahmin ediyor.

Gayem sizi rakamlara boğmak değil. Şu an bizim içimizi ateş gibi yakan dramın ötelerdeki ahvalini resmetmeye çalıştım öncelikle.

Zira gölgesi toprağa düşmeyen derin bir boşluk var her birimizin içinde. Artık zulmün, katliamın, şiddetin ne dini, ne ırkı, ne dili var. Ne kadınlara şiddetten, zulümden uzak bir hayat sunulabiliyor; ne çocuklar masumiyetlerine doyabiliyor; ne de erkekler adamlıklarının karşılığını bulabiliyor.Öyle bir tabloya şahitlik yapıyoruz ki; aklımızın süzgecinden geçenler kalbimize varmıyor; kalbimizin süzgecinden geçenler aklımıza sığmıyor. Çünkü kalbimize yön vermesi gereken aklımız başka söylüyor; aklımıza uyması gereken kalbimiz başka atıyor.

Bu derin boşlukta göremiyoruz ama doğrudan olmasa da dolaylı bir savaşla karşı karşıyayız. Bu savaş İslâm’a ve tabi ki Müslümanlara karşı. Böylelikle hem hedef saptırıyor, hem de hedeflerine daha kolay ulaşma imkânına kavuşuyorlar. Adına ayartıcı bir şekilde “terörizmle savaş” diyorlar bu postmodern savaşın. Ama terörizmle değil Müslümanlarla savaşıyorlar. Hayır hayır savaşmayıp ektikleri fitne tohumları ile Müslümanları birbirlerine karşı savaştırıyorlar. Önce terör örgütlerini kendileri icat ediyor, bu örgütleri ayartıcı bir şekilde vahşice kullanıyor; sonra da İslâm’ı canavarlıkla özdeşleştiriyor, bütün İslâmî oluşumları, cemaatleri, hareketleri ve müslümanların yaşadığı ülkeleri terörize ediyor ve vuruyorlar teker teker…  (Devam edecek)

 

Muhammed Rıdvan Sadıkoğlu
Muhammed Rıdvan Sadıkoğlumuhammedridvansadikoglu@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.