Şekerdağ: Ben bu şehir için siyaset yapmak istiyorum

Elazığ’ın kalkınması ve gelişmesi anlamında, işsizliğin önlenmesi, şehrimizin sosyo-kültürel ve ekonomik yönden bölgesinde lider il olması noktasında önemli çalışmaları bulunan iş insanı Ali Şekerdağ ile bir röportaj gerçekleştirdik. 12 bin kullanıcının oyu ile 2 kez Yılın Oda Başkanı seçilen,  Elazığ TSO eski Başkanı iş insanı ve aynı zamanda TED Elazığ Koleji Yönetim Kurulu Başkanı Ali Şekerdağ, ilimizin ekonomisinden eğitimine, turizmden siyasete kadar her konuda kendisine yönelttiğimiz pek çok soruyu samimiyetle yanıtlayarak, “Bu şehrin kendisini ifade etmeye ihtiyacının olduğunu biliyorum. Bunun için de siyaset yapmayı düşünüyorum. Çünkü düzgün insanlar siyaset yapmazlarsa yanlış insanlar tarafından yönetilirler.  Buna istinaden de Elazığ’da siyaset yapmayı istiyorum. İnşallah Allah nasip ederse Elazığ’a ciddi kazanımlar katacağıma inanıyorum. Yoksa maddi ve manevi yönden vekilliğe ihtiyacım yok ama şehrimizin bir yerlere taşınmaya; düzgün, liyakatli insanlar tarafından yönetilmeye ihtiyacı var” dedi.

SİYASET 26.07.2022, 16:05 31.07.2022, 12:29
Şekerdağ: Ben bu şehir için siyaset yapmak istiyorum

Röportaj: Songül DURSUN

12 bin kullanıcının oyu ile 2 kez Yılın Oda Başkanı seçilen, 6 dönem Elazığ TSO Yönetiminde görev yapan, oda tarihine damga vuracak büyük projeleri ortaya koyan iş insanı Ali Şekerdağ ile Elazığ’ı masaya yatırdık. İşte Elazığ’ın ekonomiden eğitime, turizmden siyasete her konuda kendisine yönelttiğimiz sorularımızı yanıtlayan Şekerdağ ile yaptığımız röportajın detayları:

Bir iş insanı olarak içinde bulunduğumuz ekonomik durum hakkında genel bir değerlendirme yapar mısınız?

“EKONOMİDE BİR AN ÖNCE ÇOK CİDDİ YAPISAL KARARLAR ALINMALI”

Dünya genelinde 2 yıl sıkıntılı bir pandemi süreci yaşandı. Pandemi, hem dünya ekonomisinde hem Türkiye ekonomisinde hem de Elazığ ekonomisinde büyük sıkıntılar yarattı. Bunun dışında Elazığ büyük bir deprem yaşadı. Depremin getirdiği sıkıntılar ve pandeminin getirdiği sıkıntılar halen devam ediyor. Ekonomi bir türlü düzlüğe çıkamadı. Temennimiz umudumuz bir an önce çok ciddi yapısal kararların alınıp iş dünyasının güvenli bir ortama kavuşması; önünü görebilecek bir ortama kavuşması. Güvensizliğin getirdiği bu ortam, her yeri tedirgin etmiş durumda. Bu bakımdan iş dünyası olarak geçmiş günleri bir an önce arzu ediyoruz. İnsanların yatırım yapması lazım, işsizliğin bir an önce azalması lazım, ekonominin tekrar olması gereken rayına oturması lazım;  kısacası bu yapısal tedbirleri bir an önce mevcut idarecilerden bekliyoruz. Ne kadar erken karar verilirse o kadar erken bir netice alınacağına inanıyoruz. Umutsuz değiliz. Ülkemiz zamanında çok büyük sıkıntılardan geçmişti; o sıkıntıların hepsi bitti. Bazı sıkıntılar elbette yaşandı ama ülke tekrar olması gereken duruma zamanla geldi. Her zaman sıkıntılar yaşandı her zaman da yaşanıyor. Bugün yine aynı sıkıntılardan geçiyoruz. Umutsuz değiliz, düzeleceğine inanıyoruz, ama tabi bu da çok ciddi yapısal kararların alınmasıyla gerçekleşecek. Gerek iyi yöneticilerin olması, emanetin ehil insanlara verilmesi yani yanlış insanların yönetime taşınmaması lazım!

“DEVLETLER, ADİL VE ADALETLİ OLDUKLARI ZAMAN GÜÇLÜDÜRLER”

Yanlış insandan doğru söz beklenilmez, doğru insandan da yanlış işler beklenilmez diye bir söz vardır. Bu bakış açısıyla bakıp idarecilerin bu eylem içerisinde olması gerektiğini düşünenlerdenim. İdareciler, gerçekten ayakları yere basan, haddini bilen, tevazu sahibi, milletin sıkıntı ve dertlerini bilen, düzgün adaletli, bir yapıda olursa, bu işlerin hepsinin bir an önce çözüleceğine inananlardanım. Yani hep böyle olmuştur, bozulmadan düzelmiyor. Durumu bozanları da görüyoruz. Nasıl bir karakter yapısına sahip olduklarını da görüyoruz; gelip düzeltenleri de görüyoruz. Onların nasıl bir karakter yapısına sahip olduklarını görüyoruz.  Devletler, adil ve adaletli oldukları zaman güçlüdürler. Devletler hem adil hem adaletli olmayı bıraktıkları zaman hem gücünü hem de yapısal duruşunu kaybeder.

“DOĞRU İNSANLAR YÖNETİME TAŞINIRSA, SORUNLARIN BİR AN ÖNCE ÇÖZÜLECEĞİNE İNANIYORUM”

Ben yıllarca yöneticilik yaptım.  Bu süre içerisinde de her zaman adil olmayı tevazu sahibi olmayı, insanların ihtiyaçları doğrultusunda hareket edebilmeyi, bulunduğu makamın hizmet makamı olduğunu unutmadan davrandım. Zaten o makamlar kendi hesaplarına göre hareket etme yeri değildir. O makamlar kendi menfaatlerine göre kullanılmak için değildir. O makamlar hizmet yeridir.  Yani yöneticilerin bu bakış açısıyla hareket etmesi lazım. Eğer böyle bir duruş sergilenirse ben bu ülkedeki bu durumun bir an önce düzeleceğini düşünüyorum. Çünkü bizim öyle çok büyük, altından kalkılmayacak sıkıntılarımız yok. Doğru yöneticiler, doğru kararlar, doğru adımlar ve doğru insanlar yönetime taşınırsa bu sorunların bir an önce çözüleceğine inanıyorum.

Peki, Elazığ özeline inersek, hem deprem hem de pandemiden oldukça etkilenen Elazığ ekonomisinin son durumunu değerlendirir misiniz?

 “ELAZIĞ’DAKİ YÖNETİCİLERİN, DEPREMİ DOĞRU BİR ŞEKİLDE YÖNETTİKLERİNE İNANMIYORUM”

Şehrin ekonomisi de büyük yara aldı. Depremde gereken ciddi adımlar atılmalıydı. Deprem olduğu zaman herkes elinden geleni yapmaya çalışmıştır, kimse şehrin düşmanı değil. Ama ben Elazığ’daki yöneticilerin depremi doğru bir şekilde yönettiklerine inanmıyorum.  Mesela Elazığ’da deprem konutları yapıldı. Devlet üzerine düşeni fazlasıyla yaptı. Ama deprem konutları yapılırken Elazığ’ın aile yapısı, kültür yapısı vs dikkate alınmadı. İdareciler bunları dikkate alabilmeliydiler. Mesela aile yapımızda 4-5 kişiden az aile yok. Bunların 2+1 evde yaşamaları mümkün değil. Bir oda fazla yapmak devlete fazla bir yük getirmez. 2+1 ev yapan devlet 3+ 1 ev yapamaz mı? Elbette yapar. Buradaki sıkıntı idarecilerin duruma hâkim olamamaları. Siz Elazığ’ın aile yapısını biliyorsunuz, 2 +1’de yaşayamayacağını biliyorsunuz ama deprem konutlarının yüzde 90’ınını 2 +1 yapıyorsunuz. Bu sıkıntı idarecilerin olaylara vakıf olamamasından kaynaklı bir sıkıntı yoksa devletin ortaya koyduğu bir sıkıntı değil.

“ELAZIĞ BUNU HAK ETMİYOR”

Vatandaşların ilin yöneticilerine bakış açısını, yaşadığım bir anımı anlatarak örnek vermek isterim; Cemevinde bir programda kendi inisiyatifimin dışında protokolde oturduğumuz sırada vatandaşlardan birkaç kişi geldi. Ellerinde taleplerini içeren küçük pusulalar vardı ve bana verdiler. Ben de ‘ilin protokolü burada, onlar dururken bana neden veriyorsunuz?’ diye sordum. Onlar da bana ‘siz yalan konuşmuyorsunuz, yapabildiğinizi yapıyor; yapamayacaklarınız için de yapamıyorum, bu beni aşar diye ifade ediyorsunuz’ dediler. Ben de yanımda oturan o dönemin Valisine verdim pusulaları ve bu vatandaşların taleplerini yerine getirin de bu masanın şerefi kurtulsun diyerek esprili bir şekilde Valimize durumu aktardım. Böyle bir durum, Elazığ’ın hak ettiği bir durum değil.

“30 BİNİN ÜZERİNDE İNSAN ELAZIĞ’DAN GÖÇ ETMİŞ DURUMDA”

Benim bildiğim Valilik kayıtlarına göre sanırım 30 binin üzerinde insan Elazığ’dan göç etmiş durumda. Bu Elazığ’a değer katan insanlar. 30 binin üzerinde insanın Elazığ’dan göç etmesi daha fazla kayba uğraması demek. Elazığ’ın çok ciddi potansiyeli var. Hemen hemen Türkiye’deki tüm şehirleri gezmiş, görmüş bir insan olarak 10 büyük ili çıkarsanız geriye kalan illerin hepsinden daha iyi bir konumda Elazığ. Hem tarih, kültür hem de tabiat, iklim olarak. Ama biz bunları nedense harekete geçiremiyoruz.

“DEĞERLERİMİZİ TAM ANLAMIYLA TURİZME KAZANDIRAMIYORUZ”

Alpler gibi suyu gören bir kayak merkezimiz var. Biz bunu turizme kazandıramıyoruz. Oraya bir beş yıldızlı otel yapabilmek çok zor olmasa gerek. Bunu Valilik de yapabilir, Belediye ile Valilik işbirliği ile de yapılabilir veya belediye önderlik yapıp işadamlarıyla yatırıma yönelik kayak merkezimizin uluslararası bir zincire dâhil edilmesi noktasında adımlar atılabilir. Ama bunlar yapılmıyor. 4 bin yıllık tarihe sahip diye övündüğümüz Harput’umuz mezarlıklar şehri olmuş. Yurt dışında gittiğimizde görüyoruz; Elazığ’ı kimse bilmez, herkes Harput’u bilir. Ama böylesi kıymetli bir değerimizi tam anlamıyla turizme kazandıramıyoruz. Harput’u turizm zincirlerine kazandırmak çok zor değil. Palu’yu, Harput’u turizme kazandırdığınız zaman turlar ile gelen insanların ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir durumda olması lazım. Ama gidiyorsunuz suyunuzu yanınıza almadığınız takdirde su alabileceğiniz bir yer bile bulamıyorsunuz.  Bu Elazığ’a yakışan bir durum değil bana göre.

“ELAZIĞ’IN GÜZELLİKLERİNE DEĞER KATIP, EKONOMİSİNİ AYAĞA KALDIRMAK LAZIM”

Gelelim eğitime; üniversitemiz faaliyet gösteriyor mu? Elbette gösteriyor; üniversitemiz Türkiye’nin en köklü üniversitelerden biri.  Aynı tarihte kurulan Çukurova Üniversitesine bakıyorsunuz, Erzurum Atatürk Üniversitesine bakıyorsunuz, Konya Selçuk Üniversitesine bakıyorsunuz bunların öğrenci sayısı 100 bini geçmiş durumda. Ama Fırat Üniversitesinin öğrenci sayısı 40 bini bulmuyor. Aynı dönemde kurulmuş üniversitelerin bizim üç katı kadar öğrencisi var. 80 bin öğrencinin Elazığ ekonomisine katkısını düşünecek olursak, bir öğrenci 3 bin TL harcasa bir ayda 120 milyon Elazığ’a para girer. Biraz Sivrice’den, biraz kayak merkezinden biraz Harput’tan, biraz üniversiteden yani bu güzellikleri birbirine katıp Elazığ ekonomisini ayağa kaldırmak lazım

“KURUMLARIN, VAR OLAN DEĞERLERİMİZİN FARKINDA OLMASI LAZIM”

Boğazkere ve Öküzgözü üzümlerini örnek verecek olursam, şimdilerde yemeye üzüm bulamıyoruz. Bu durum Elazığ için çok üzücü acı bir durum, Elazığ’a zulüm gibi bir şey. Öküzgözü, Boğazkere üzümümüzün bundan yıllarca önce rekoltesi 100 bin ton iken şimdi 15-20 bin tona düşmüş durumda, belki bir yıl sonra o da olmayacak. Bizim bunları bir an evvel hareketlendirmemiz lazım.  İl Tarım Müdürlüğü ne iş görüyor? Yılda 100 bin ton üzüm rekoltesine çıkardığınız zaman en kötü halde 1 milyar bu şehre para girer. Sadece üzümden 1 milyar para girince o şehirde ne işsizlik olur, ne sıkıntı olur. Malatya’yı örnek verecek olursak, Malatya kayısısının rekoltesinden Malatya’ya giren para şehrin kaderini değiştirdi. Baskil’in 70 bin nüfuslu insanı Malatya’ya göç etmiş durumda. Çünkü insanlar ‘doyduğumuz yer neresi ise oraya gidiyoruz’ diyor. İşte yöneticilerin bunları görmesi lazım. Aslında anlatmak istediğim bunlar. Kurumlar ne için var? Kurumların var olan değerlerimizin farkında olması lazım. Farkında olmadıkları zaman durum düzelmez.

“GÜNDE ONLARCA İŞSİZ İNSANDAN, İŞ TALEBİ TELEFONU ALIYORUM”

Türkiye de 10 milyona yakın üniversite mezunu var bunu 5 milyonu işsiz.  Elazığ’a bakarsak eski bir yönetici ve iş insanı olmam ve tanınan bir insan olmam hasebiyle her gün onlarca iş talebinde bulunan insanlardan telefon alıyorum. İşsizlik hat safhada olmasa sanıyorum bu kadar telefon almazdım diye düşünüyorum. ‘İş olsun da para önemli değil’ diyenler oluyor. İnsanlar artık maaştan vazgeçmişler, psikolojileri bozulmuş iş bulamamaktan kaynaklı. Bu durumu görmemek doğru değil, bunu görmezden gelmek yöneticilere de yakışmıyor. Bizim zaten en önemli sorunumuz var olan meseleleri inkâr etmek görmezlikten gelmek. Bu da sorunların daha da büyümesine neden olur. Doğru kişilerle doğru insanlarla bu işi bizim mutlak suretle çözmemiz lazım. İnsanları boşuna umutlandırmanın anlamı yok!

Kimine göre; şehre negatif enerji veren ve atalet tohumları serpen ‘Sahipsiz Elazığ‘ söylemine katılıyor musunuz?

“ELAZIĞ SAHİPSİZ DEĞİL ASLINDA, SAHİP OLAN İNSANLAR EMANET EHLİ İNSANLAR DEĞİL”

Sahipsiz Elazığ söylemi biraz uçuk bir söylem… Ben ona çok katılmıyorum. Sahip nasıl olunur; meseleleri bilirseniz, emanet ehli olursanız, şehrinizin ekonomisini, sanayisini,  ticaretini, fakirini fukarasının, üniversitesinin öğrencisinin ihtiyacının ne olduğunu bilirseniz; ona göre doğru karar alırsınız. Yanlış karar alırsanız iyi yapayım derken kötü yaparsınız. Sahipsiz Elazığ argümanı yöneticilerin şehirden bihaber olmasından kaynaklı bir durum. Vatandaşların ihtiyaçlarına cevap verebilmek sıkıntılı olmuş. Sıkıntılar var mı? Var büyük sıkıntılar da var küçük sıkıntılar da var ama bunları aşabilmenin yolu gerçekten ehil, düzgün, dürüst, şehrini bilen insanların yönetim kadrosuna ihtiyacı var şehrin. Bu nitelikteki insanların yönetim kadrosunda olmaları halinde çözülemeyecek işler değil. Temennimiz, Elazığ’ın bir an önce bu kadrolara kavuşması…

Geçtiğimiz günlerde ulusal bir TV’ye açıklamalarda bulunan Elazığ TSO Başkanı Asilhan Arslan; Elazığ’da üretime dayalı yatırımların arttığını söyledi. Siz bu söyleme katılıyor musunuz?

“ELAZIĞ’DA, YATIRIMI CEZBEDECEK FEVKALADE BİR DURUM GÖRMÜYORUM”

OSB dışında gezdim gördüm birkaç tane tekstile dayalı yatırım firmaları var ama onların dışında fevkalade Elazığ’da, yatırımı cezbedecek bir durum görmüyorum.  Az önce ifade ettiğim gibi ekonomi şu anda çok büyük bir durgunluk içerisinde. Bazı ihracat yapan firmaların durumları iyi. Ama ekonominin durgun olduğu dönemlerde işsizlik de olur, kapanmalar yaşanır, iflaslar başlar. İflasların başlaması da kötü ekonominin ortaya çıkmasında her şeyin başlangıcı demektir. Siz ekonomide hareketi sağlamalısınız, sürekli ekonominin gereğini yapmalısınız, insanlarım alım gücünü artırmalısınız ve işsizliği azaltmalısınız.

Ülke ekonomisinin ilk çeyrekte 7.5 büyüme kaydettiği belirtiliyor. Bu büyümenin sizce Elazığ ekonomisine yansıması nasıl oldu?

“MESELELERİ YOK SAYMAK, NE YÖNETİCİLERİ NE BİZLERİ BİR YERE TAŞIMAZ”

Büyüme rakamlarının nasıl bir kriterle yapıldığını bilmiyorum. Ama bu büyüme rakamlarının piyasalara yansımasını göremiyorum. Büyüme nedir? İşsizliğin azalmasıdır, ekonominin düzelmesidir, insanların refahının artmasıdır, iş dünyasının daha özgüvene sahip olmasıdır; paranın değer kazanmasıdır. Alınan büyüme rakamları hangi kriterlere göre alındığını bilmediğim için fazla yorum yapmak istemiyorum. Önemli olan kâğıt üzerinde yazmak değil önemli olan yaşantıdır. Çarşıda, pazarda vatandaşın gözüyle gördüğüdür. Evet, dünyada da enflasyon yüzde 7-8, TÜİK’e bakıyorsunuz enflasyon yüzde 75, ama piyasaya baktığınızda enflasyon yüzde 300. Etin fiyatına bakıyorsunuz geçen yıl kilosu 50 TL idiyse şu anda 150 TL, gazete kâğıdı 3 katına çıktı. Tulum peynirini 45 TL’ye alıyordunuz şimdi 120 TL, bir kilo süt 3-4 TL iken şimdi 17-18 TL. Yani meseleleri yok saymak ne yöneticileri ne bizleri bir yere taşımaz.

Bir eğitim kurumu Yönetim Kurulu Başkanı olarak Elazığ eğitiminin durumuna ilişkin neler söylemek istersiniz?

“EĞİTİM ANLAMINDA ÜLKE GENELİNDE KÖKLÜ BİR DEĞİŞİKLİĞE İHTİYAÇ VAR”

Elazığ’ın eğitimde başarı oranı önceki yıllarda daha yüksekti. Eğitim aslında sadece Elazığ ile alakalı değil tüm Türkiye ile alakalı bir konudur. Devletin de eğitimle ilgili çok ciddi kararlar alması lazım. Mesela her önüne gelene okul açma izni verilmemesi lazım, bazı kriterler koyması lazım, öğrencinin sosyal alan ihtiyacı, yeşil alan ihtiyacı, sınıf ihtiyacı göz önünde bulundurulması lazım, sınıfların metrekare durumlarının göz önünde bulundurulması, metrekarede kaç öğrenci olması gerektiği konusunun dikkate alınması lazım, bir sınıfta en fazla 20- 24 öğrenci standardı getirilmesi lazım.  Bu gibi standartların ortaya konulması lazım. Eğitim çok farklı bir durumda. Eğitim anlamında ülke genelinde köklü bir değişikliğe ihtiyaç var.

Peki, TED Elazığ Kolejinin Elazığ eğitimine bir katkı sağladığını düşünüyor musunuz?

“TED, ELAZIĞ EĞİTİMİNİ 3. LİGDEN ALIP 1. LİGE TAŞIDI”

Okulumuz yeni bir okul olduğu için biz bu yıl ilk mezunlarımızı verdik. 18 öğrencimiz mezun oldu ve YKS’ye girdi; çoğu ilk bininci dilime girdi. İlk 2 bin, 3 binlere, 4 binlere girdi. Bu ciddi bir başarı gönül isterdi ki tüm okullar da bu başarıyı sağlayabilselerdi. Biz TED kolejini Elazığ’a taşıdığımız için söylemiyorum ama TED, dünyanın kabul ettiği bir eğitim kurumu. TED, Dünyaca da ilk 3’te, ilk 5’ te olan bir eğitim kurumu ve Elazığ’da olmasını da çok büyük bir şans olarak görüyorum. Tevazu sahibi bir insan olarak gerçekleri söylemek de gerekiyor. Biz okulumuz ile bana göre Elazığ eğitimini 3. ligden alıp 1. lige taşıdık. Çünkü diğer eğitim kurumları TED’e göre kendisine bir çeki düzen verdi ve TED’e göre bir eğitim kalitesi ortaya koymaya çalıştı.

“ÇOCUĞU GELECEĞE HAZIRLIYORSUNUZ; ÇOCUĞUN GELECEĞİ İLE OYNAMAYA HAKKINIZ YOK!”

Örnek vermek gerekirse ben iki çocuğumu da özel okulda eğitim alırken derslerinde takdir derecesinde olduklarından dolayı üniversite sınavında da büyük başarı göstermelerini bekledim. Ama puanları çok düşüktü. Barajı bile geçememişlerdi Ama biz Elazığ TED olarak, bu şekilde hareket etmiyoruz. Burada hak edene hak ettiği not verilir. Bazı veliler var, özel okul olduğu için öğrencisine takdir, teşekkür verilmesinden yana ama biz izah ediyoruz. Çocuğunuzun gerçeğini inkâr edemezsiniz.  Ülke yönetimi de işte bu şekilde. Gerçekleri inkâr ediyorsunuz takdir veriyorsunuz aslında öğrenci vasat bile değil. Bizde asla öyle bir durum yok, biz onu kaldırdık zaten. Eğitim kurumu vicdan ile de alakalı. O çocuğu geleceğe hazırlıyorsunuz, çocuğun geleceği ile oynamaya hakkınız yok! Anne babayı bırakın Allah sorar.

Özel eğitim kurumlarında kamu yararı düşünülmediği, ticari kaygı gözetildiği ve öğrenciye müşteri gözüyle bakıldığı söylemleri hakkında düşünceniz nedir?

“TED, ELAZIĞ’DA YABANCI DİLDE DÜNYA BİRİNCİSİ ÇIKARDI”

Öğrenciye o şekilde bakanların geleceği olmaz, onlar kâr ettiklerini zannederler ama zamanla ne kadar zarar ettiklerinin farkına varırlar. İmam Gazali Hz’lerinin bir sözü vardır; ‘haram tuzlu sudur, içtikçe susarsınız.’ Bizim anaokuluna öğrenci gelir; iki yıl sonra ilkokula başladığı zaman anadili gibi İngilizce konuşur. Mübalağa yapmıyorum. Elazığ’a TED’in kurulması Elazığ eğitimine çok ciddi bir mesafe aldırmıştır. Az önce de belirttim; Elazığ eğitimini 3. ligden 1. lige taşımıştır. Bu seviyeyi çok ciddi bir noktaya da taşıyacağımızı belirtmek isterim. Bu zaman içerisinde fark edilecektir.  Ben bugüne kadar bir dünya birincisinin Elazığ’dan çıktığını görmedim. Ama TED, Elazığ’da dünya birincisi çıkardı. Bir dünya ikincisini çıkardığını görmedim henüz Elazığ TED 3 yıllık bir okul olmasına rağmen dünya ikincisi çıkardı. Yabancı dilde dünya birincisi çıkardık,  fen bilimlerinde dünya ikincisi çıkardık, geçen yıl 3 tane Türkiye birincimiz vardı. Bunlar kolay işler değil. Henüz 3 yıllık bir okuluz 15-20 yıllık köklü bir okul olduğumuz zaman okulumuzun nasıl köklü bir okul olduğunu herkes görecek.

Son dönemlerde Elazığ’a ikinci bir üniversite kurulması dillendiriliyor. Siz bu konuda neler söylemek istersiniz?

“ÖZEL BİR ÜNİVERSİTENİN ELAZIĞ’A CİDDİ KATKI YAPACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM”

Elazığ’a ikinci özel bir üniversite için bizim de yıllar önce bir girişimimiz oldu. Özel bir üniversitenin Elazığ’a ciddi bir katkı yapacağını düşünüyorum. Elazığ ekonomisine, eğitimine çok ciddi kazanç olur. İnşallah başarılı olunur. Bizim de üzerimize düşen bir şey olursa yapmaya hazırız. Ama yöneticilerin bir işe el attığı zaman o işte samimi olmaları, net düşünmeleri lazım.

Önceki yıllarda siyasete atılmak için adımlar atmıştınız. Tekrar siyasete atılmayı düşünüyor musunuz?

 “MEVCUTLAR, BUGÜNKÜ DURUMLARINI SAMAN ALEVİ GİBİ ZANNETSİNLER”

Daha önce talep makamından icra makamına geçmem için çok fazla istek ve talep gelince, var olan sorunları vatandaşın da istediği duruşu ortaya koymak adına icra makamına geçmeyi düşünmüştüm. Benim net duruşum, insanlara karşı farklı bakmayışım, herkese aynı mesafede olmam hasebiyle tekrar talep geldi. Siyasette ben Belediye Başkanlığı düşünmüyordum. İYİ Parti’den anket yapılmış ve ankette önde çıkmış olmamdan kaynaklı da İYİ Partiden aday olmam konusunda teklif gelince kabul ettim. İYİ Parti’den aday olduğumda merkezde 37 bin 800 il genel meclisinde oy aldık. İYİ Parti Genel seçimde Elazığ genelinde kazalar dahilinde aldığı oy 19 bin. Bu da Elazığ’ın bana gösterdiği değerin ispatıdır. Siyaseti ben bu şehir için yapmak istiyorum. Az önce yaptığım analizlere binaen, bu şehri bir yerlere taşımaya, bahsettiğim projeleri hayata geçirmeye, bu şehirde düzgün liyakatli insanları yönetime taşımaya,  bu şehrin kendisini ifade etmeye ihtiyacının olduğunu biliyorum. Bunun için de siyaset yapmayı düşünüyorum. Çünkü düzgün insanlar siyaset yapmazlarsa yanlış insanlar tarafından yönetilir.  Buna istinaden de Elazığ’da siyaset yapmayı istiyorum. İnşallah Allah nasip ederse Elazığ’a ciddi kazanımlar katacağıma inanıyorum. Yoksa maddi ve manevi yönden vekilliğe ihtiyacım yok ama şehrimizin düzgün insanlara ihtiyacı var. Liyakatli, düzgün insanların bu şehir için bu yola çıkması lazım! Benim gibi insanların siyasette var olmasını isterim. Allah’ın da Kuran’da bize ‘gücünüzü haksızlık karşısında kullanın’ diye emrediliyor. Emanet ehli insanların şehrin yönetiminde var olması için gerekli mücadeleyi göstermeleri lazım. Ben olmasam da bu şehrin ekonomisini, sanayisini, insanının ihtiyaçlarını ve sorunlarını bilen insanların yönetiminde olması lazım. Çünkü yöneticinin attığı yanlış adım şehre mal olur. Şehrin de ülkenin de dünyanın da liyakate ihtiyacı var.  Bugünkü dünya düzeninin bozulması, ülkelerin sıkıntıya girmesi, şehirdeki düzensizliklerin tek nedeni adaletsizliktir. Adaletli, karakter sahibi, koltuğunu kendi menfaatine kullanmayan ve sorumluluk bilincinde olan insanlar sağlar. Mevcutlar da bugünkü insanlar da bugünkü durumlarını saman alevi gibi zannetsin. Saman alevi gibi parlak dönem olur o alev söndüğü zaman o küllerin kendilerine nasıl savrulduğunu görecekler.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Elazığ ile ilgili hassasiyetinizden dolayı teşekkür ederim. Her zaman hakikati yazan gazetecileri çok takdir ederim. Fırat gazetesine de şahsınıza da teşekkürlerimi ifade etmek isterim.

banner3
Yorumlar (0)
12
açık
Namaz Vakti 25 Eylül 2022
İmsak 04:44
Güneş 06:06
Öğle 12:20
İkindi 15:44
Akşam 18:24
Yatsı 19:40
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 7 16
2. Galatasaray 7 16
3. Başakşehir 6 14
4. Beşiktaş 7 14
5. Konyaspor 7 14
6. Fenerbahçe 6 13
7. Trabzonspor 7 13
8. Kayserispor 7 12
9. Gaziantep FK 7 11
10. Kasımpaşa 7 9
11. Alanyaspor 7 8
12. Giresunspor 6 7
13. Karagümrük 6 6
14. Antalyaspor 7 6
15. İstanbulspor 6 5
16. Ankaragücü 6 4
17. Sivasspor 7 4
18. Ümraniye 7 2
19. Hatayspor 6 1
Takımlar O P
1. Eyüpspor 6 13
2. Bodrumspor 6 11
3. Keçiörengücü 6 11
4. Boluspor 5 10
5. Bandırmaspor 5 10
6. Sakaryaspor 6 9
7. Samsunspor 6 9
8. Pendikspor 6 9
9. Manisa FK 5 8
10. Tuzlaspor 6 8
11. Göztepe 6 8
12. Adanaspor 6 7
13. Rizespor 5 6
14. Gençlerbirliği 6 6
15. Altay 6 5
16. Altınordu 5 3
17. Erzurumspor 5 3
18. Ö.K Yeni Malatya 6 3
19. Denizlispor 6 2
Takımlar O P
1. Arsenal 7 18
2. M.City 7 17
3. Tottenham 7 17
4. Brighton 6 13
5. M. United 6 12
6. Fulham 7 11
7. Chelsea 6 10
8. Liverpool 6 9
9. Brentford 7 9
10. Newcastle 7 8
11. Leeds United 6 8
12. Bournemouth 7 8
13. Everton 7 7
14. Southampton 7 7
15. Aston Villa 7 7
16. Crystal Palace 6 6
17. Wolves 7 6
18. West Ham United 7 4
19. Nottingham Forest 7 4
20. Leicester City 7 1
Takımlar O P
1. Real Madrid 6 18
2. Barcelona 6 16
3. Real Betis 6 15
4. Athletic Bilbao 6 13
5. Osasuna 6 12
6. Villarreal 6 11
7. Atletico Madrid 6 10
8. Real Sociedad 6 10
9. Valencia 6 9
10. Mallorca 6 8
11. Girona 6 7
12. Rayo Vallecano 6 7
13. Celta Vigo 6 7
14. Getafe 6 7
15. Sevilla 6 5
16. Almeria 6 4
17. Espanyol 6 4
18. Real Valladolid 6 4
19. Cadiz 6 3
20. Elche 6 1