ŞİDDET, CEZAYLA ÖNLENMEZ « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

ŞİDDET, CEZAYLA ÖNLENMEZ

Bu haber 27 Aralık 2019 - 8:23 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Münevver Karabulut, Ayşe Paşalı, Özgecan Aslan, Değer Deniz,  Didem Mengü, İkram Doğan, Gül Efe, Didem Mengü, Aynur Canıtez, Zehra Erdemir, Sezen Alkan, Filiz Tekin, Aysun Yıldırım, Cevahir Çay, Gülhanım Doğu, Ayşe Tuba Arslan ve en son Ordu’da öldürülen Ceren Özdemir…

Liste, yukarıda isimlerini zikrettiğimizden çok daha uzun ve kabarık. Hepsinin ortak noktaları kadın olmaları ve hepsinin erkek şiddetine maruz kalarak katledilmeleri.

Bir dernek tarafından yapılan araştırmaya göre ise geçtiğimiz kasım ayında 39 kadının öldürülmüş.  Raporda 2019 yılının ilk 11 ayında ise en az 430 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü kaydedilmiş.

Raporda; 11’i evli oldukları erkek, 2’si eskiden evli olduğu erkek, 1’i eskiden birlikte olduğu erkek, 4’ü babası, 3’ü akraba/tanıdık, 2’si oğlu, 1’i kardeşi, 4’ü birlikte olduğu erkek tarafından öldürüldüğü bilgisi de yer almış.

Kasım ayında kadınların en çok öldürüldüğü kentlerinden başında İstanbul, Antalya ve İzmir’in geldiğinin belirtildiği raporda, kadınlardan 30’unun kendi evinde öldürüldüğü ifade edilmiş.

Kadınlardan dördü ekonomik bahaneyle, beşi boşanmak istemesi, erkeğin barışma isteğini veya arkadaşlık isteğini reddetmesi gibi kendi hayatına dair karar almak isterken öldürüldü.

Kadınlara şiddetin önlenmesi amacıyla faaliyet yapan derneğin çözüm önerisi ise çok klasik ve bilindik önlemler: “Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor”

Ülkemizdeki en önemli sorun genelde teşhis konusunda herkesin uzman, tedavi konusunda ise yetersiz olmalarıdır. Sorunu konuşmak ve sorun üzerine değişik tespitler yapmak daha kola geliyor inşalarımıza.

Hele hele muhalif bir tavır sergileyen bir dernek iseniz, hemen her olayı hükümetin aleyhine bir nümayişe döndürmek ve sert kınama mesajı yayınlamakla görevinizi tamamlamış sayılırsınız. Caydırıcı cezalar dersiniz ama İstanbul Sözleşmesiyle gelen caydırıcı önlemler ve cezalar bile bitirmez kadın şiddetini ve ölümlerini. Tam tersi daha da artar bir karakter gösterir bu tür eylemler.

Sadece muhalif duruş sergileyen kadın oluşumlarının zaafiyeti de değildir bu konularda sadece teşhis aşamasında kalmak ve soruna çözüm sunamamak. Özellikle belirli kesimler tarafından haklı olarak eleştirilen İstanbul Sözleşmesinin çıkmasında önemli katkıları olduğu gibi bir bilgiye sahip olunan KADEM bile bu konuda dişe dokunur ve bilinenlerin dışında toplumunda genel olarak kabul görecek bir önlemler manzumesi ya da bilimsel bir çalışma yapmış değil.

KADEM’İN hakemli bilimsel dergisi olan “Kadem Kadın Araştırmaları Dergisi”nin Haziran 2019 tarihinde yayınlanan 1. Sayısında akademisyenler Yusuf Akan ve Binnaz Kıran tarafından kaleme alınan; “Şiddeti Azaltma Psiko-Eğitim Programının (ŞAAP) Eşine Şiddet Uğrayan Erkeklerin Saldırganlık Duygu Yönetimi ve ilişki Özyeterlik Düzeylerine Etkisinin İncelenmesi” başlıklı makalede şu görüşlere yer veriliyor:

“Alanyazın tarandığında Türkiye’de erkek şiddetini azaltmaya veya önlemeye yönelik herhangi bir programa rastlanılmıştır. Araştırmaların daha çok şiddete maruz kalanla ilgili olduğu görülmektedir. Oysaki eşine şiddet uygulayan erkeklerin ilk başta anlaşılması ve daha sonra değişimi şiddeti önlemede önem taşımaktadır. Alanyazın araştırmasında elde edilen sonuçlardan da yola çıkarak Türkiye’de özellikle eş şiddeti uygulayan erkeklere yönelik düşünce, duygu ve davranış değişikliğine yönelik programların hayata geçirilmesi önem arz etmektedir.”

Yukarıdaki kesitlerde de yer aldığı gibi ülkemizde bugüne kadar hep şiddetin mağduriyeti konuşulmuş çözüm için de yaptırım ve cezaların artırılması dışında herhangi bir program önerisinde bulunulmamıştır.  Genelde şiddeti uygulayan tarafa yönelik bilişsel davranışçı yaklaşım temelli olarak hazırlanan; şiddet konusunda bilgilendirme, iletişim becerileri,  öfke kontrolü, empatik beceri ve çatışma çözme becerisi gibi bilindik yöntemler uygulanagelmiş ve bu da sorunu çözmeye yetmemiştir.

Bu konuda olaylara İstanbul Sözleşmesi karşıtlığından bakan çevrelerin de bir alternatif sunamama azciyetlerini görüyoruz. Şiddeti önlemeye yönelik atılan adımlara şiddetle karşı çıkan ve kadını korumaya yönelik çıkartılan yasa ve artırılan cezaların kadını korumadığı gibi aileyi de temelinden yıktığı ısrarla savunan kesimlerin de çözüme dair herhangi bir projelerini şimdiye dek duymadık.

Görülen o ki bu konu, tüm toplumu ilgilendiren ve tüm kesimlerin görüş ve katkılarına ihtiyaç duyulan önemli bir konudur. Bir problemi gidermenin ya da azaltmanın bir metodu da elbette cezalandırmaktır ama tek başına yeterli değildir. Erkekleri kadınlara şiddete iten ve böyle bir yapıda yetişmelerine sebep olan en önemli faktörlerden biri de şiddeti ön planda tutan ve başrol oyuncularının gençlerinin idolü olduğu bir sistemi sorgulamakla işe başlamak gerek diye düşünüyoruz.

Kadına yönelik şiddet ve cinayet haberlerini sırf izlenme oranlarını yükseltsin diye mizansene çevirerek adım adım ve özendirici bir dille hikâye edilerek anlatıldığı haber programlarının da sorgulanması gerekiyor. Birçok ülkede benzer haberler yasaklı iken her akşam bir yığın şiddet ve cinayet haberiyle yetişen nesil ve toplum, bir süre sonra bu olayları kanıksıyor ve eskilerin deyimiyle vaka-yı adiyeden görüyor.

Bu olayları bitirecek politikaları ve programları sadece devletten ve devletin ilgili kurumlarından değil, konudan mustarip olan her bir kişi ve kurumdan bekliyoruz. Şiddetin cinsiyet kimliğinden çıkarılıp olgusal olarak ele alınıp tüm canlılardan uzaklaştırılması için hem söylemlerin hem de bakış açılarının değiştirilmesi umuduyla…

Mehmet Karaaslan
Mehmet Karaaslanmehmetkaraaslan@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.