Sevgisizlik…

Birçok hastalığın tek sebebi var sevgisizlik...

Mutsuzluk, yok sayılmıştık ve bastırılmış duygular!

Hayatın bize verdikleri; özgürlük ve güzelliklerle dolu biz bu yolu yitirmek için tüm çabayı gösterdik ve göstermeye devam ediyoruz.

Hırs insanların ruhunu zehirlerken, dünyayı nefret çemberinin içine aldık ve bulaşıcı bir hastalık gibi sefaletin ve savaşların içine sürüklenmesine tanık oluyoruz.

Hızımızı artırdık bunun tutsağı olduk yalnızlaştık. Bolluk getiren teknoloji ise bizi yoksul kılsın diye kullanmayı tercih ettik.

Edindiğimiz bilgiler bizi çıkarcı, ego sahibi yaparken zekâmızı daha acımasız nasıl olunur diye kullanır olduk.

Çok düşünüyoruz hatta düşünmekten yorgun düşüyoruz ama duygusuzluk bencilce banane kelimesi en sevdiğimiz oldu.

Her yerde kimyasallar, uyuşturucu madde ile tanıştırılan çocuklarımız ve popüler olmak adına helal olmayan kazançların kimlerin gözyaşları ve ah edişleri ile hunharca harcanan paraların cazip olması… Şiddetin normalleştirilmesi ile akran zorbalığı adı altında okulda, parkta, kreşte, oyun salonlarında çocuklarımızın birbirine verdiği zarar onların gençlik yıllarına girişte ergenlik dediğimiz süreçte birbirlerine yaptıkları şantaj, oyun kurma, şiddet, ölümler…

İnsancıl değerlerimizi koruyamazsak hayat korkunç olur, hep yitiririz ve hep birlikte acı çekeriz.

Sarılmayı unuttuk mesela, sarılsak… Menfi duygular sadece maddi değildir kendi duygularımız için çevremizdekilerin duygularını hiçe saymakta menfidir. Dönsek ya gördüğümüz büyüdüğümüz evlerin samimi havasına bürünsek, evin kapısı açıldığında mobilya kokusu değil de sevgi kokusu ile selamlaşsak; soruversek halini hatırını, dinleyiversek dertlerini, sapkınlık olarak görmeden tutuversek ellerimizi ve ben yanındayım demeye gerek kalmadan birbirimizin orda olduğunu bilsek. Çare aramayın boşuna çare siz oluverin, seni seviyorum deyiverin... Yoksa kalplerde sevgi ne zaman yeşerecek? Ne zaman insanların gözyaşları bitecek, Hâlâ fırsat varken, hâlâ yaşayıp nefes alıyorken neden gülümsemeyelim. Bu Dünya'yı, neden daha da yaşanabilir hale getirmiyoruz da hayatı sorguluyoruz.

Dikenli dillerle yaraladığımız insanların hesabı sorulmayacak mı? Kalplerde yaşattığımız hüzünlerin cezası olmaz mı?

Anne, baba, eş, sevgili, çocuk, kardeş, arkadaş, komşu, akraba, iş arkadaşı, tanımadığımız iletişim içinde olmak durumunda kaldıklarımız tüm bunların hakkı ne olacak hiç mi olmayacak bir şey? Hata yaptı yanlışa düştü bunu kullanıp işinden, evinden, yolundan ettikleriniz ne olacak düşünüyor muyuz? Bundan dolayı, daha çok hataya sürüklenip yanlışlar ile boğulanların günahına ortak olmayacak mıyız?

Sevmek güzel şey, merhamet güzel şey, gülümsemek güzel şey, hataları konuşarak çözmek güzel şey.

“Yalnızlık dünyayı doldurmuş

Bir insanı sevmekle başlar her şey”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Esra Ser - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elazığ Fırat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elazığ Fırat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elazığ Fırat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elazığ Fırat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.