ŞEHRİ SAHİPLENMEK « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

ŞEHRİ SAHİPLENMEK

Bu haber 17 Eylül 2020 - 8:23 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Şehrin gündemine dair birkaç kelam etmeden önce Hindistan’ın efsanevi lideri Mahatma Gandhi’nin sıklıkla ifade edilen meşhur tespitine kulak verelim:

“Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür… Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür… Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür… Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür… Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür… Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür… Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür.”

İnsanların bilinçli ya da bilinçsizce sarf ettiği cümlelerin yaşamında ve kaderinde ne kadar etkili olduğuna dair sayısız örnekleri, kendi hayatımızdan ve çevremizden dinlemişliğimiz çok olmuştur.

Kişisel olarak başımıza gelen tüm kötü şeyleri, aslında zihnimizi işgal eden kara düşüncelerle kendimize biraz daha yaklaştırdığımızı göremiyoruz. Olumsuz düşünerek, korktuğumuz sonuca doğru istemsizce ilerlediğimizi göremiyor, sonra da yüzleştiğimiz gerçekle karşılaştığımızda; “korktuğum başıma geldi, böyle olacağını zaten biliyordum” diyerek kadere sığınıyoruz.

İnsanların kaderine etki eden söz ve cümleler, yaşadığımız çevre, belde ve şehirler için de geçerlidir. Şehirler için ifade edilen olumlu ya da olumsuz cümleler şehrin kaderini oluşturmakta başta ekonomi olmak üzere sosyal- kültürel hayata etki etmekte, kısaca şehri tüm yönüyle kucaklamaktadır.

Peki, şehri bekleyen tehlikelere ve kaybettiğimiz değerlere dikkat çekip bunları yüksek sesle ve özellikle de sosyal medyada ifade etmeyecek miyiz? Elbette edeceğiz ve bu konuda hemşehri hukukundan aldığımız güçle görüşlerimizi serdetmekten çekinmeyeceğiz.

Her şey yolundaymış gibi polyanacılık oynamak ve yaşananlardan uzak durmak da şehrine karşı sorumluluk duyan bir davranış biçimiyle örtüşmeyebilir. Hatta bardağın sürekli dolu tarafını görmek, sürekli boş tarafını görmek kadar yanlış bir tutum olur.

Gelelim üzerinde sıklıkla konuşulan ve zaman zaman farklı yorum ya da yanlış anlaşılmalarla çok farklı noktalara savrulduğumuz ‘Sahipsiz Elazığ’ söylemine.

Her bir fert, yaşadığı şehrin huzur ve mutluluk dolu olmasını ister. Dahası ekonomik olarak gelişmiş, kalkınma sürecinde iyi noktalara gelmiş, işsizliğin çok az ya da hiç olmadığı, şehrin yöneticileri, siyasileri, resmi kurum ve STK’ları ile büyük bir uyum, ahenk ve koordinasyon halinde çalışılarak örnek başarı hikâyelerin yazıldığını görmek ister.

Bunun yaşanması için de zaman zaman samimi uyarı ve ikazlarda bulunmakla görevini yapmış olmanın huzurunu da yaşamak ister. Buraya kadar hiçbir sorun yok. Ancak bu uyarılar, tepkiler ve mesajlar; yetkililer ve ilgililer tarafından alındıktan ve harekete geçildikten sonra bu kampanyayı farklı boyutlara çekmek, olayın muhataplarından ziyade bizlere ve bu şehre zarar verir.

Bugün tepkilerin odağına koyduğumuz kişi ve kurumlar da bu şehre hizmet eden, bugün elimizden gitme ihtimali sebebiyle tepki koyduğumuz teşvik yasası gibi yüzlerce imkân ve avantajın ilimizle buluşmasını sağlamış ve bu konuda gayret göstermiş ve göstermeye devam eden şahsiyetlerdir.

Şehrimize yansıyan birçok hizmet ve ekonomik katma değer katan birçok yatırımın kazandırılmasında da siyasilerimizin gayretleri ve çabaları var. Ve geçmişten bugüne her bir milletvekilimizin gayretleri ile şehirle buluşan hizmetler, bu hizmetlerden yararlanan hemşehrilerimiz var.

Samimiyetle çalışan ve iktidarın vermiş olduğu sorumlulukla, çözümleri basın açıklamalarında ve medyada aramak yerine, bizzat bakanlarla ve konunun birinci derecede muhatapları üst düzey ile bürokratlar ile görüşerek ve bizlere yansımasa da çoğu kez ısrarcı tavırları ve sert tepkilerini koyup kavga ederek elde ettikleri kazanımları göz ardı etmemek lazım.

Yapılan çok sayıda hizmetle birlikte, 24 Ocakta yaşadığımız depremde ortaya konan ve ilk saatten itibaren halkımızı kucaklayan ve kuşatan samimi iradenin bu şehre bakışında bir yanlışlık, eksiklik ya da hata olabilir mi?

Sonucu kesinleşmemiş, Ocak 2021 tarihine kadar devam edecek, sonrasında da uzatılması konusunda tüm aktörlerin seferber olduğu bir mesele üzerinden siyasileri yıpratma adına, şehri itibarsızlaştırdığımızın, ekonomik çevrelerin ve özellikle yatırımcıların şehre bakışını olumsuz etkilediğimizin farkında bile olabiliyoruz.

Yapılan bir eylemin ve hamleyi sonuçları itibarıyla da değerlendirmek gerek. İyi niyetle ortaya konan tepkilerin sonucu bu şehre olumsuzluk olarak yansıyor ve sonuçta bu durumdan şehirle birlikte bizler de olumsuz etkileniyorsak, 10’a kadar sayıp sonrasında harekete geçmek daha isabetli olur gibi.

Mehmet Karaaslan
Mehmet Karaaslanmehmetkaraaslan@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.