ŞARAP « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

ŞARAP

Bu haber 19 Haziran 2020 - 7:42 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Her sözcüğün aslını bulmak ve o asılla ilişkili anlamını açıklamak için çaba sarf etsem ve bundan hoşlansam da; bu yazıda şarabın kökenini ve asıl anlamını bulmak için gayet etmeyeceğim. Zira suyun anlamını açıklamak gereksiz olduğu gibi, şarabın anlamını açıklamak da gereksizdir. İçen de içemeyen de gerçekte bilmektedir şarabın anlamını ve insandaki etkisini. Şarap içenler kendilerini gözlemleyerek ve şarap içmeyenler de şarap içenleri gözlemleyerek insandaki etkisini bilmektedirler. Bu sözcük Arapça asıllıdır ve gerçekte anlamı “içecek”tir desek de, bu anlam şarabı sıradan bir içecek kategorisine sokmayacaktır. Evet o bir içecektir. Türlü türlü içecek vardır; şarap da onlardan birisidir. Nitekim Türkçe bir sözcük olarak içki aslında içilen her şey için kullanılsa da; asıl olarak o, insana sarhoşluk veren bir içecek için özel ad olarak kullanılmaktadır.

Şarap ya da içkide asıl mesele onun insana sarhoşluk vermesidir. Sarhoşluk Farsçadan dilimize gelmiş ve “kafanın hoş/iyi olması” anlamına gelmektedir. Sadece içilen bir nesne kafayı hoş etmez; insanın eylemleri üzerindeki egemenliği ortadan kaldıran her şey için sarhoş sözcüğü kullanılabilir. Aşk sarhoşluğu ve ölüm sarhoşluğu gibi. Sarhoşluğun ortaya çıkması için kafadaki/ser aklın ortadan kalkması veya örtülmesi gerekir. İşte Arabın içki hakkında örtmek anlamına gelen hamr sözcüğünü kullanması buradan kaynaklanmaktadır. İçkinin etkisini dikkate alarak içkiye hamr demişler ki o da aklın örtülmesidir. Göz, dış dünyadaki varlıkları kendi sistemi içerisinde algılamadığında ona “gözün sarhoşluğu” (Hicr 15/15) denilir ve ölüm anında da insan artık sistematik düşünemediğinden bu duruma “ölüm sarhoşluğu” (Kaf 50/19) denilmektedir. Sarhoşluk hali; her organın geçici olarak işlevini yitirmesi halidir. Bu durumda “içkinin/şarâb ölümü” insandaki etkisinin bitmesi ve organların dirilişi yani işlevlerini yerine getirmesidir.

Kur’an içkinin insandaki etkisini dikkate alarak, sarhoşluk halinde “salat”a yaklaşmayı yasaklamıştır. “Ey iman edenler! Sarhoşken ne söylediğinizi bilinceye kadar salata yaklaşmayın…” (en-Nisâ 4/43) ayetinde, “salat”ın bilinçli bir eylem olması nedeniyle, sarhoşluk halinde yaklaşılmaması emredilmekte; sarhoşluktan kurtulmanın göstergesi ise bir kimsenin ne dediğini bilmek olduğuna dikkat çekilmektedir. Buradan şunu anlamaktayız: salat için bilinçli olmak gerekir. Bilinçten yoksun olan insanların salatı da anlamsızdır.

İçki; insana biyolojik olarak etki etmektedir. Bu etkiden ötürü o toplumsal alanda davranışlarını denetleyememektedir. İşte içki/hamr söz konusu toplumsal etkisinden ötürü Kur’an’da yasaklanmıştır (el-Mâide 5/90). Toplumsal alanda ortaya çıkan etkisi ise düşmanlık ve kindir ki bu etki sadece içkiden ortaya çıkmamakta; kumardan da ortaya çıkmaktadır. Bu nedenledir ki düşmanlık ve kin zikredildiğinde içki ve kumar birlikte zikredilmektedir. Bunun dışında insan içki ve kumarın ortaya çıkardığı düşmanlık ve kin nedeniyle sosyal yaşam bozulmakta ve insan toplumsal sorumluluklarını da yerine getirememektedir (Bkz. el-Bakara 2/91; el-Mâide 5/90-91). Günümüzde ise sarhoşluk verici her türlü madde insan sağlığına verdiği zarardan ötürü yasaklanmıştır. Kur’an’daki yasaklamada toplumsal nedenler, günümüzdeki yasaklamada ise sağlık nedenleri yani bireysel nedenler gözetilmektedir.

İçki ya da şarap doğada bu haliyle mevcut değildir. İnsan onu üretti. Belki de farklı alemlere yükselmek ve zihinsel açılımlar sağlamak için şarabı üretti. Şarabı üretenler ve tüketenler, sonun sağlığa yararını umarak onu üretmediler ve sağlığa zararını bilerek de onu terk etmediler. İnsanın şarabı üretmesinin her şeyden önce onun yaratıcılığını kullanması nedeniyle olduğu söylenebilir. Belki günümüzde sağlık alanında kullandığımız pek çok maddenin keşfinin başlangıcının, insanın bu üretim faaliyetleri olduğu da söylenebilir. Ancak içkinin üretildiği maddeler doğada mevcuttur. Kur’an, ilk muhatapların içkiyi hurma ve üzümden üretmelerinden ötürü “Hurma ağaçlarının meyvesinden ve üzümlerden de içki ve yararlı bir besin edinirsiniz, işte bunda aklını kullanan bir topluluk için hiç şüphesiz bir ayet vardır” (Nahl 16/67) ayetinde bu maddelere yer verilmiştir.  Dikkat çeken husus, insanın hurma ve üzümden içki üretmesi ve yararlı/hasen besinler üretmesinin ayet/belirti olarak nitelenmiş olmasıdır. Bununla şu kastedilmiş olmalıdır. İnsanın bir ağaçtan meyveler elde etmesi ve bu meyvelerden içki üretmesi ve yararlı besinler yapması onun ayetidir.

Her ne kadar müfessirler bu ayetin hükmünün kaldırıldığı ve içki yasaklanmadan önce böyle olduğu kanısında olsalar da, bu kanı ancak neshin geçerliliği kabul edildiğinde bir anlam ifade edebilir. Ancak Allah’ın ayet olarak belirttiği bir nesnenin ayet olma özelliği kalkmayacağından, burada neshten yani hükmün kaldırılmasından söz edilemez. Çünkü ortada daha önceden vaz edilmiş/konulmuş bir hüküm yoktur.

Bu yazıyı yazarken asıl amacın içki hakkında konuşmak değil; Kur’an yorumcuları ve mütercimlerinin ayetlerinin anlamlarını metinden nasıl kopardıklarını anlatmaktı. Önümüzdeki yazıda Kur’an’ın cennet anlatımlarında içecek olarak şarabı neden merkeze aldığını; cennet ve cehennemin insanın bu dünyada bildiklerine kıyasla anlatılmasının nedenlerin açıklayacağım.

Müfessir ve mütercimlerin ayetleri kendi bağlamından nasıl kopardıklarının en güzel örneği şudur: “Kurallara uyanlar için kurtuluş vardır. Bahçeler ve üzümler vardır. Toprak fıçılar vardır. Dolu kadehler vardır. Orada boş söz ve yalan işitmezler. İşte bütün bunlar Rabb’inden bir karşılık ve yeterli bir bağıştır” (en-Nebe 78/31-36) ayetinde, aslında içkinin üretildiği asıl maddeler, kalitesinin artması için saklanması, değerli kadehlerde sunulması ve insandaki etkisi anlatılmaktadır.

Nebe suresinin içki ile ilgili yukarıdaki ayetlerini tercüme ederken, belki alışık olduğumuz tercümelerde yer alan ve kadının gençliğine vurgu yapan “tomurcuklanmış göğüsler” şeklinde bir tercümenin olmadığını gördünüz. Çoğu tefsirler ve tercümelerde bu ayet “derin cinsellik” içeren bir anlam olarak anlaşılmak istenmektedir. Bu tefsirlerin ve onlara bağıntılı olarak Türkçe tercümelerin doğru olmadığını belirtmek istiyorum. Toplumlardaki cinsellikle ilgili anlatımlarda “yüzey” ve “derin” nitelemelerinin toplumların algısına göre olduğu kabul edilse de; ayetin kendisinde olamayan bir anlamın ayete yüklenmesinin önemli kırılmalara neden olduğunu vurgulamak istiyorum. Belki de bundan daha önemlisi, bağlam gerektirmemesine rağmen yorumcuları ve mütercimleri kadının gençliğine atıfta bulunan söz konusu nitelemeyi yapmaya iten gerekçe nedir?

Bu ayetlerde anlatılan aslında dünyada içkinin üretilmesi, sunulması ve topluluklardaki/meclis etkisidir. İnsan dünyada şarabı bahçede olan asma ağaçlarında yetişen üzümden üretmektedir. Şarap toprak küplere konulmakta ve kadehlerle servis edilmektedir. Toprak küplerin zikredilmesi şarabın çokluğuna ve tükenmezliğine atıfta bulunmaktadır. Aynı şekilde yıllanmış yani değerli olduğuna vurgu yapılmaktadır. Ancak toprak küplerdeki şarap kadehlerle sunulur. Kadehlerin dolu olması da meclistekilere bir ikramdır. Dünyadaki içki aklı yani muhakeme yeteneğini giderdiğinden orada sunulacak içki bu yeteneği gidermeyecektir. Fakat ahirette akıl ve muhakeme bize lazım değil. Orası zevk ve eğlence yeri olarak anlatılmaktadır. İnsanın cennet algısı bu şekilde olduğunda, Kur’an’da da bu şekilde anlatılmaktadır. Daha öte bir deyişle insanın fantezilerinin gerçekleştiği bir yer olarak cennet nitelenmektedir. Akıl dünyada lazım. Ancak nesneleri zevke çeviren akıldır yani beyin. Şimdi sondan gidelim. Aklınızı gidererek sizi boş konuşmaya ve yalan söylemeye iten şarap kadehlerle sunulmakta, bu kadehler toprak küplerde saklanmakta, kadehlerde yıllanmış olan bu şarap üzümden üretilmekte ve bu asma ağacı da bahçededir. İste bu anlatım tamamen simgeseldir. Zahir uleması ise bu anlatımları hakikat olarak yorumlamaktadır. Çünkü onlara göre Kur’an’ın cennet ve cehennem hakkındaki bütün anlatımları simge değil hakikattir.

Kur’an’da ister dünya yaşamı ve isterse ahiret hakkındaki anlatımları olsun, toplumsal bilinçte kabul edilmeyen derin cinsellik anlatımları yer almamaktadır. Ancak tarihsel bazı anlayışlar bu anlatımları toplumsal bilinçte var etmiş ve bu anlamlar da Kur’an tefsir ve tercümelerinde yer almıştır.

 

 

 

 

Prof. Dr. Erkan Yar
Erkan Yarerkanyar@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.