SALGIN, ÜRETİMİ VURMADAN ÖNLEMLER ALINMALI! « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

SALGIN, ÜRETİMİ VURMADAN ÖNLEMLER ALINMALI!

Bu haber 26 Mart 2020 - 18:10 'de eklendi ve kez görüntülendi.

“Ekonomik İstikrar Kalkanı” adı ile Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan, 100 milyar TL tutarındaki 19 maddelik tedbirler paketinde tarım sektörüne yer verilmemesinin çok önemli bir eksiklik olduğunu belirten Elazığ Ziraat Mühendisleri Odası İl Temsilcisi Mehmet Karaca, geçtiğimiz gün Tarım ve Orman Bakanı’nın tarımsal destek açıklamalarını ise yeterli bulmadıklarını ifade ederek, koronavirüs salgını, tarım sektörünün dünyadaki stratejik önemini bir kez daha göstermiştir. Ülkemiz tarım sektörü derhal desteklenmeli, tarımsal üretimimiz planlı bir şekilde artırılmalıdır” dedi. Karaca, Tarım sektörü stratejik bir sektördür” ifadelerinde bulunarak, Covid-19 salgınının ülkemizde kamu sağlığı, insan yaşamı ve tarım sektörüne en az etkisi için önerilerini sıraladı. Üretici ise; tarımsal kredi ve BAĞ-KUR borçlarının ötelenmesi talebinde bulunuyor.

 

 

Haber: Songül DURSUN/ÖZEL

Salgınının etkilerini azaltmak için açıklanan tedbir paketinde neden üretici ve üretimin olmadığını sorgulayan üretici, Ekonomik İstikrar Kalkanı adını verilen paketle toplamda 100 milyar liralık bir kaynak ayrılıyor ama üreticiye kaynak ayrılmıyor? Çiftçi hiçbir durumda ve süreçte neden desteklenmiyor?” diye soruyor.

ÜRETİCİ TARIMSAL BORÇLARININ ÖTELENMESİNİ TALEP EDİYOR

Tarımsal kredi borçlarının faizsiz olarak ötelenmesi talebinde bulunan çiftçi,  “Salgın, üretimi vurmadan önlemler alınmalı” diyerek seslerini duyurmaya çalışıyor. Serzenişlerini dile getiren üretici, virüs paketinde neden tarım yok, hayvancılık yok? Biz bu banka kredilerini nasıl ödeyeceğiz? Zirai ilaç bayilerine ne vereceğiz? Diyerek serzenişte bulunuyor. Bir an önce gereken yapılmalı ifadelerinde bulunan üretici, BAĞ-KUR prim borçlarının da ötelemesini de talep ediyor. Üretici,  koronavirüs salgının daha büyük boyutlara ulaştığı takdirde, tarlada çalışamayacağını ve ürünlerin hasattan tüketiciye ulaşmasına kadar geçen süreçte ve market satışında bile sorun yaşanabileceği öngörüsünde bulunarak bir an evvel gereken önlemlerin alınması isteğini dile getiriyor.

“SALGINDAN DERS ÇIKARARAK, BİR AN ÖNCE TARIM POLİTİKASI DEĞİŞİKLİĞİNE GİDİLMELİ”***

Öte yandan konuya ilişkin görüşlerine başvurduğumuz,  Elazığ Ziraat Mühendisleri İl Temsilcisi Mehmet Karaca, Covid-19 salgınından ders çıkararak ülkemizde bir an önce tarım politikası değişikliğine gidilmelidir. Söylemler dışında somut olarak, tarım arazilerimizi koruyacak şekilde ülke düzeyinde arazi kullanım planlaması yapılmalı; korunan tarım arazilerimizde üretim miktarı artışı, ürün çeşitliliği ve üretim sürekliliğini sağlayan tarımsal üretim planlamasına geçilmeli; tarımsal ürün dışalımı kısıtlanmalı; girdi maliyetleri düşürülerek ürün desteklerinin artırılmasına yönelik çalışmalara derhal başlanmalıdır” diye konuştu.

“HER ZAMANKİ GİBİ TARIM SEKTÖRÜ ÜVEY EVLAT MUAMELESİ GÖRMÜŞTÜR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde virüsün etkilerini azaltmak adına açıkladığı 100 milyar TL tutarındaki Ekonomik İstikrar Kalkanı paketinde, tarım sektörüne yer verilmemesini çok önemli bir eksiklik olarak değerlendiren Karaca, “Her zamanki gibi tarım sektörünün yine üvey evlat muamelesi görmesi kabul edilemez” dedi. “Tarım sektörü stratejik bir sektördür. Üreticilerin bir kez üretimden koptuktan sonra tekrar tarımsal üretime dönmeleri oldukça zordur ve hatta olanaksızdır. Gıda ve su, insanlar için en önemli ihtiyaç maddeleridir. Nedeni ne olursa olsun kriz dönemlerindeki toplumsal panik anlarında insanların marketlerde öncelikle gıda maddelerine yoğun ilgi göstermesi, sorunun çok boyutlu önlemlerle giderilmesini zorunlu kılmaktadır” İfadelerini kullanan Karaca, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin geçtiğimiz günlerde yaptığı tarımsal destek açıklamalarını olumlu bulmakla birlikte yeterli görmediklerini aktararak TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası olarak; Covid-19 salgınının ülkemizde kamu sağlığı, insan yaşamı ve tarım sektörüne en az etkisi için önerilerini sıraladı:

ÖNERİLERİNİ SIRALADI:

1-Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından açıklanan üretici destekleme başvuru tarihleri, salgının etkilerinin şu an belirsizliği nedeniyle üreticilerin önünü görebilmesi açısından destekleme kapsamındaki diğer ürünler için de uygulanmalıdır. Bitkisel ve hayvansal ürünler destekleme kapsamı da genişletilmelidir.

2-“Ekonomik İstikrar Kalkanı” ile esnaf ve sanatkârlara sağlanan kredi borcu ödeme kolaylığı, çiftçilerimizin bankalara ve Tarım Kredi Kooperatifine olan borçlarını da kapsayacak şekilde genişletilmelidir. İcralık çiftçiye, serbest çalışan icralık ziraat mühendisine borç yapılandırması getirilmeli; üretimde bulunan çiftçiye ve serbest çalışan ziraat mühendisine düşük faizli kredi tahsis edilmelidir.

3-Dövizdeki artışa paralel artan girdi fiyatlarındaki kaçınılmaz yükselişi önlemek için girdilerde KDV indirimi dahil üreticiyi ve üretimi rahatlatıcı önlemler ivedilikle alınmalı, ek destekler açıklanmalıdır. Tarımsal girdilerin üretilmesi ve üreticiye ulaştırılması konusunda ülkemiz için farklı seçenekler aranmalı, öncelikle tarımsal ilaç ve gübre olmak üzere yerli girdi üretimine yönelik gerekli Ar-Ge çalışmaları hızlandırılmalı ve süreç koşulsuz desteklenmelidir.

4-Gıda güvenliği ve gıda güvencesi ülke gündemindeki yerini almalı, olumlu resmi açıklamalara karşın, merdiven altı üretim, stokçuluk ve fahiş fiyatlar boyutu dahil uygulamaların doğru, etkin ve hızlı olmasına daha çok özen gösterilmelidir. Üreticiden tüketiciye kadar güven ortamına dayalı sağlıklı besin zinciri kurulmalıdır.

5-Olabildiğince doğrudan temastan kaçınmak için tüm yurttaşlarımız ile birlikte, kamuda ve özel sektörde çalışan meslektaşlarımızın mesai saatleri, idari izin, uzaktan çalışma ve benzeri önlemlerle en temel hakları olan sağlıklı yaşama hakkına özel önem gösterilmelidir.

6-Covid-19 salgınından ders çıkararak ülkemizde bir an önce tarım politikası değişikliğine gidilmelidir. Söylemler dışında somut olarak, tarım arazilerimizi koruyacak şekilde ülke düzeyinde arazi kullanım planlaması yapılmalı; korunan tarım arazilerimizde üretim miktarı artışı, ürün çeşitliliği ve üretim sürekliliğini sağlayan tarımsal üretim planlamasına geçilmeli; tarımsal ürün dışalımı kısıtlanmalı; girdi maliyetleri düşürülerek ürün desteklerinin artırılmasına yönelik çalışmalara derhal başlanmalıdır.

7-Tarımsal ürünlerin dışalımında uygulanan koruyucu önlemler, özellikle salgının yaygın olarak görüldüğü ülkelerden (Çin, Amerika Birleşik Devletleri, İran, Avrupa Birliği ve diğer…) gelen ürünler için yeniden gözden geçirilmeli, salgını sınırlarımızda engelleyecek şekilde gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

8-Tarımsal üretimde önemli ve gerekli bir işgücü konumunda bulunan geçici, gezici ve mevsimlik tarım işçilerin karşılaşacağı sorunlara yönelik kalıcı çözüm önerileri geliştirilmeli, salgın döneminde üretim sezonu öncesi gerekli önlemler ivedilikle yürürlüğe konulmalıdır.

9-Ülkemizin her yerinde gerekli duyuruların ve uyarıların yapılmasının yanında, dezavantajlı kesim olan kırsal alanlarda yaşayan insanlarımıza yönelik olarak ek uyarıların yapılması ve yaygınlaştırılması, yaşanabilecek salgının önlenmesi açısından son derece önemlidir.

“YAŞANAN SALGIN NEDENİYLE SORUNLAR DAHA DA ARTMAMALIDIR”***

“Unutulmamalı ki, ülkemizin en büyük gücü, her türlü olumsuzluğa karşın, halâ, tarımsal üretim potansiyelimizdir” diye konuşan Karaca, “Ülkemizde uzun yıllardır ihmal edilen tarım sektörü ve kırsal kesim için, yaşanan salgın nedeniyle özellikle üretim miktarı ve çeşidi, üreticinin gelir düzeyi, dışalımın kısıtlanması, dışsatımın istikrarı konularındaki sorunları daha da artmamalıdır” dedi.

“Virüs insanı öldürür, açlık insanlığı öldürür” İfadeleri ile sözlerini sürdüren Karaca, “Her koşulda üretmeye devam etmek, üretimi ve üretenleri desteklemek temel amacımız olmalıdır. Yaşadığımız ekonomik, siyasal, yönetim ve de sağlık krizi ortamında tarım sektörümüzün tüm bileşenlerinin ortak mücadele etmesi bir zorunluluktur” şeklinde konuştu.

“TARIM SEKTÖRÜNDEKİ SORUNLARIN KÖKLÜ ÇÖZÜMÜ İÇİN…”

Koronavirüs gündemi gibi kriz koşullarında ülkemizin ders çıkarması gerektiğine işaret eden Mehmet Karaca, “Tarım sektöründeki sorunların köklü çözümü için; kısa, orta ve uzun vadede, ülkemizdeki ithalat kolaycılığına dayalı ekonomi politikaları yerine üretim ekonomisini, sermaye öncelikleri yerine kamusal çıkarları, lüks ve savurganlığa dayalı yönetim anlayışı yerine tasarrufları, gündelik politikalar yerine planlı kalkınmayı önceleyen anlayışın bir an önce yaşama geçirilmesi gerekmektedir. Dünyada bugün yaşanan koronavirüs gündemli bu belirsiz kriz koşullarında ülkemiz bu durumdan kendisine ders niteliğinde çıkarımlar yapmak zorundadır.” İfadelerini kullanarak sözlerine şöyle devam etti:

“Ülkemizin tarım sektöründe sahip olduğu potansiyeli en iyi biçimde değerlendirmesi, kendine yeterlilik konusunda daha etkin politikalar üretmesi ve yaşama geçirmesi, özellikle böyle kriz dönemlerinde gerekli bir çıkış noktası olmalıdır. Tarım ve gıda sektörlerinin önemini daha iyi anlamamız ve buna uygun şekilde üretim politikaları geliştirmemiz, üreticiden tüketiciye kadar hepimizin sorumluluğudur.”

“KRİZİ ORTAK AKILLA YÖNETECEĞİMİZE İNANCIMIZ TAMDIR”***

Sözlerinin sonunda ZMO olarak, örgüt içi gerekli önlemlerini aldıklarını ve içinde bulunduğumuz koronavirüs krizinin ortak akılla yönetileceğine inandıklarını kaydeden Karaca, “Ülkeyi yönetenlerin, özellikle bu dönemde dışlayıcı değil, tarım ve gıda sektörünün tüm bileşenlerini sürece katarak, bilimsel önlemlerle bu krizi yönetmeleri gerekmektedir. Yaşanan salgın ortamında ulusumuzun tüm bireylerinin ve de meslektaşlarımızın gerekli bireysel önlemleri almalarını, salgın tehlikesi geçene kadar resmi makamlarca açıklanan tüm sağlık önlemlere titizlikle uymalarını diliyoruz. ZMO olarak, biz de örgüt içi gerekli önlemlerimizi aldık. Ülkemizin bu zor koşullardan en az can kaybıyla çıkacağına, krizi ortak akılla yöneteceğimize inancımız tamdır” dedi.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.