Uzman Psikolog Murat İnce, “Ekonomik buhranlar, psikolojimizi bozuyor!”

Uzman Psikolog Murat İnce ile son derece bilgilendirici bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşimiz sırasında pandeminin ruh sağlığımız üzerindeki etkilerinden de bahseden Uzman Psikolog Murat İnce; “Pandemi de Avrupa ülkeleri arasında depresyon ve anksiyete artışının en fazla görüldüğü ülke Türkiye oldu. Yaşanan ekonomik buhranla beraber psikolojik rahatsızlıkların genelinde büyük artış görülüyor” diyerek pandemi ile birlikte konfor alanlarımızın da hasar aldığını vurguladı.

SAĞLIK 25.11.2021, 16:46
Uzman Psikolog Murat İnce, “Ekonomik buhranlar, psikolojimizi bozuyor!”

Röportaj: Kübra TÜRKAN

Gazetemizin değerli kalemlerinden Uzman Psikolog Murat İnce ile son derece bilgilendirici ve keyifli  bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşimiz sırasında Uzman Psikolog Murat İnce, psikolojik açıdan bir kişinin nasıl sağlıklı olup olmadığına açıklık getirerek,  psikolojik sorunların gayet olağan olduğunu belirtti.  İşte Uzman Psikolog Murat İnce ile gerçekleştirdiğimiz söyleşinin detayları şöyle…

Öncelikle kendinizden kısaca bahseder misiniz?

“NE KADAR ÇOK İNSAN TANIYORSAM, KENDİMİ DE O DENLİ TANIYORUM!”

Ben 2003 yılında İzmir Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümünden mezun oldum. Mesleğime bir rehabilitasyon merkezinde engellilerle çalışarak başladım. Ardından 4 yılı yakın bir süre Üniversite Hastanesi psikiyatri kliniğinde çalışmalarımı sürdürdüm. Daha sonra 2 sene hükümlü ve tutuklularla psikolojik danışmanlık temelli çalışmalar yaptım. Aynı dönem içinde Selçuk Üniversitesinden Aile Danışmanlığı alanında uzmanlığımı tamamladım. Bu dönemden sonra hem bireysel terapilere devam ettim hem de birçok kamu kurumunda çalışan personellere iletişim becerileri, stres yönetimi, öfke kontrolü ve ekip çalışması gibi alanlarda psiko-eğitimler verdim. Bunun yanı sıra Aile Danışmanı yetiştirmek için eğitim kurumlarında eğitimci ve süpervizör olarak görev aldım. Benim için adeta ikinci bir üniversite dönemi oldu. Bana şahsen çok faydalı oldu. Çünkü kendimi ve insanları yeniden tanımaya imkân verdi. Ömür bitene kadar eğitim bitmez. Kendimi daima geliştirmek için devamlı psikoterapiyle ilgili konularda eğitim alıyor ve süper vizyonlara devamlı katılıyorum. Bu çerçevede BDT(Bilişşsel Davranışçı Terapi) eğitimi aktarım odaklı terapi ve cinsel terapi eğitimlerimi tamamladım. 40 yaşıma gelince artık memleketime gelmeye karar verdim ve bir yıla yakın bir süredir bir fizyoterpist ve bir diyetisyen arkadaşımla sağlıklı yaşam merkezi açtım ve danışanlarımı burada kabul ediyorum.

Psikolojik açıdan kişi kendisinin sağlıklı olup olmadığını anlayabilir mi? Sizce hangi durumlar karşısında insanlar bir psikoloğa gitmelidir?

“KİŞİ HALLEDEMEDİĞİ SORUNLAR KARŞISINDA, ‘KENDİM HALLEDERİM’ DİYEREK PSİKOLOĞA GİTMEMEKTE!”

Bazı durumlarda kişi kendisinin stresli olduğunu veya birtakım problemlerinin olduğunu fark edebilir. Burada önemli olan kişinin bu stresli durumla ilgili ne kadar farkında olduğu ve stresin üstesinden gelip gelemediğidir. Halledemediğini bildiği halde, 'kendim hallederim' ya da 'kendim halletmeliyim' düşüncesi genellikle kişiyi psikoloğa başvurmaktan alıkoyar. Bazı durumlarda da kişinin yakınları problemli durumları fark eder ve o kişiyi uyarır. Kişi hayatının bazı alanlarında sorun yaşadığında ya da hayatının normal akışını aksatan yoğun duygu ve düşünceler yaşadığında psikoloğa gidebilir.

 Sürekli karamsar olma,

Sürekli kaygılı olma,

Öfkeyi kontrol edememe, hayır diyememe

Sosyal ortamlarda kendini ifade edememe,

Eşiyle, çocuklarıyla, akrabalarla ya da arkadaşlarıyla, iş yaşantısında veya okulda insani ilişkilerinde sıkıntılar yaşama

İletişim problemlerinin olması,

Kendini daha iyi tanımak istemesi,

 Yaşamsal sorunlarla ve bazı travmatik durumlarla baş etmekte zorlanınca, (boşanma, ölüm, deprem, pandemi v.s.)

Sınav kaygısı ve burada sayamayacağımız daha pek çok sebeple psikolojik destek için psikoloğa başvurulabilir.

Psikologlar danışanlarına nasıl yardımcı olmaktadırlar?

“PSİKOLOG, SİZİN KENDİNİZİ ANLAMINIZDA SİZE YOL GÖSTERİR!”

Psikolog sizi tarafsız bir şekilde ve dikkatlice dinleyip sorular yönelterek sizin kendinizi anlamanızda size yol gösterir.  Bu sayede, kendinize karşı daha dürüst olup, dışarıdan bir kişinin gözünden kendinizi görme ve anlama fırsatı yakalayabilirsiniz. İşte bu, bir psikoloğun size yardımcı olabileceği en etkili alanlardan biri. Psikoloğunuz size kendinizi farklı bir gözden görebilme fırsatını sunarken, objektif ve yargılamadan sizin kendinizi daha iyi tanımanıza ve anlamanıza yardımcı olabilir.

“PSİKOLOG DANIŞANINA BİR AYNA OLMAKTADIR!”

Psikolog danışana bir ayna oluyor diyebiliriz.  Danışma süresinde psikologla danışan beraber bir yolculuğa çıkar ve şoför koltuğunda danışan vardır, psikolog ise yan koltukta bir yardımcı şoför gibidir. Aslında arabayı yine danışan kullanır ve kullanması da gereklidir. Yani değişimi yine kişinin kendisi yapar psikolog sadece bu konuda kişinin yine kendi içindeki kaynakları kullanarak danışana bu yolculukta yardımcı olur. Yoksa psikoloğun elinde sihirli bir değnek yoktur. Burada özellikle bilinmesi gereken kişi istemedikçe psikoloğun ona yardımcı olamayacağıdır. Kişinin kendisinin bir psikologdan yardım almayı talep etmesi gerektir.

Mesleğinizi icra ederken unutamadığınız bizimle paylaşabileceğiniz bir anınız var mı?

“ESPRİ YAPTIĞIM HALDE SÖYLEMLERİM CİDDİYE ALINMIŞTI!”

Mesleğimin ilk yıllarında bir otobüs yolculuğunda yanımdaki kişi ile tanışırken benim psikolog olduğumu öğrendiğinde bir şey soracağım dedi ve ‘ya psikologlar biraz deli oluyormuş doğru mu?’ Dedi ben de ‘doğru değil dedim sen yanlış öğrenmişsin psikologlar deli değil zır deli oluyorlar’ dedim. Tabi ben kendimden emin espri olsun diye söyledim ama 18 saat süren otobüs yolculuğunda bir daha benimle konuşmamıştı.

Birçok kişi psikoloğa gitmeye çekiniyor ve psikoloğu ile paylaşacağı bilgilerin başkaları tarafından öğrenebileceği endişesini de yaşamakta. Bu gibi çekinceler taşıyan bireylerin bu çekincelerini atlatmaları için onlara neler dersiniz?

“ASLINDA PSİKOLOG TAM BİR SIR KÜPÜDÜR!”

Psikoloğa gitmekten çekinmenin çok farklı sebepleri olabilir. Bunlardan biri de tabi ki haklı olarak mahremiyet. Meslek hayatımın çoğunu büyükşehirlerde geçirdim. Büyükşehirlere nazaran küçük şehirlerde bu kaygı biraz daha fazla olabiliyor, özellikle tanınmış kişilerde bu kaygı çok daha yüksek oluyor. Hepimizin hayatında yaşamayı hiç istemediğimiz birçok olay ve sıkıntılı süreçler oluyor. Çoğu zaman bunları en yakınlarımıza dahi anlatmaya çekiniriz.  Bir kişi psikoloğa gittiğinde kimseye anlatamadığı hatta kendisine dahi anlatamadığı bazı sırlarını karşısındaki ilk defa tanıştığı kişiye anlatmakta zorlanabilir. İlk birkaç görüşmeden sonra danışan ile psikolog arasında terapötik iletişim ve güven dediğimiz yani karşılıklı bir güven oluşur. Zaten bu oluşmazsa o terapi fazla uzun sürmeden sonlanır. Psikolog tam bir sır küpüdür aslında. Terapi sürecinde tamamen karşısındaki danışana odaklanır ve ona nasıl yardımcı olabilirim diye adeta çırpınır. Hiçbir psikolog bir mahkeme kararı dışında hiçbir danışanının bilgisini hiçbir yerde paylaşmaz. Mesleğimin 19. yılındayım Türkiye’de böyle bir olayla karşılaşmadım.

Koronavirüs beden sağlığımızı son derece olumsuz etkiledi ve ne yazık ki birçok insanımız da hayatını kaybetti yani bazılarımız çok ciddi bir şekilde sevdiklerini ani yitirmenin şokunu yaşadılar. Pandeminin ruh sağlığımız üzerindeki etkilerini özetlersiniz neler aktarırsınız?

“AVRUPA ÜLKELERİ ARASINDA DEPRESYON VE ANKSİYETE ARTIŞININ EN FAZLA GÖRÜLDÜĞÜ ÜLKE; TÜRKİYE OLDU!”

Öncelikle pandemiden dolayı yitirdiğimiz canlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. 9 Ekim'de Tıp dergisi 'The Lancet'te yayınlanan araştırmaya göre pandeminin en sert etkisinin hissedildiği 2020'de, küresel çapta depresyon rahatsızlığı yüzde 28, anksiyete bozukluğu ise yüzde 26 oranında arttı. Türkiye’de bu oran depresif bozukluklarda yüzde 38,7, anksiyete bozukluklarında ise yüzde 28’in üzerinde artış gösterdi. Covid-19 kaynaklı depresyon ve anksiyete vakalarının artışında Avrupa’da ilk sırada yer alan ülke ise Türkiye.

“EKONOMİK BUHRANLAR DA PSİKOLOJİK RAHATSIZLIKLARIN ARTIŞINA NEDEN OLUYOR!”

Yaşanan ekonomik buhranla beraber psikolojik rahatsızlıkların genelinde Türkiye’de büyük artış görülüyor. İnsanlar günlük hayatın sorumluluklarını ve gerekliliklerini yapmakta zorlandığı için genelde uzmana başvururlar. Sorunlarıyla baş edemediklerini gördükleri zaman uzmanlardan yardım isterler. Geçen yıl ve bu yıl özellikle depresyon ve anksiyete bozukluklarında bu kadar artış olmasının en büyük etkeni şüphesiz pandemi sürecidir. Yukarıda bahsettiğim araştırmanın dikkat çeken diğer bir sonucu da pandemi sırasında kadınların erkeklerden daha fazla psikolojik sorunlar ile karşılaştığıdır. Covid-19  pandemisi bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de hepimize çok zor zamanlar yaşattı ve yaşatmaya da devam ediyor. Adeta herkes için travma süreci yaşanıyor. Bu zor sürece bir de ekonomik sorunlar eklenince hayat ve güçlüklerle baş etmek de zorlaştı. Tüm bu sorunların artışının temelindeki önemli faktörlerden bir tanesi belirsizlik bilinmezlik duygusu.

“PANDEMİ İLE BİRLİKTE KONFOR ALANLARIMIZ HASAR ALDI!”

Alışkın olduğumuz yaşam koşulları değişkenlik gösteriyor. Konfor alanımız hasar alıyor. Bu belirsizlik ve bilinmezlik bizleri çeşitli psikolojik sorunlara ve duygu durum bozukluklarına maruz bırakabilir. Dünyada ani ölümler her zaman oluyor ve kalanlar için çok yıpratıcı bir süreç başlıyor. Pandemi döneminde kişinin virüsü kaparak kısa sürede yaşamını yitirmesi ve özellikle bu süreçte insanların yanında olamaması, cenaze töreni dahi düzenleyememeleri ve taziyelerin tam yapılamaması geride kalan yakınlar için çok daha acı verici oldu. Yakınlarını kaybedenler acılarını yaşamak ve hafifletmek için en büyük ihtiyaçları olan birbirlerine sarılmayı gerçekleştiremediler, beraber oturup ağlayamadılar ve acılarını paylaşamadılar. Daha burada sayamayacağım çok fazla şekilde insanların hayatını etkiledi ve etkilemeye de devam ediyor. 

Pandemi; yetişkinler, ergenler ve çocuklar üzerinde nasıl bir tahribata yol açtı ve bu tahribatın en aza indirgenmesi adına neler yapılabilir?

“ÇOCUKLARDA İÇİNE KAPANIKLIK ARTARKEN, ERGENLERDE GELECEKLE İLGİLİ YÜKSEK KAYGI ARTIŞ GÖSTERDİ!”

Bu süreçte çocuklar ve ergenler eğitim öğretim hayatının aksamasından dolayı uzun bir süre hızlı bir geçişle uzaktan eğitime geçtikleri için bazı uyum problemleri yaşadılar. Çocuklarda ve ergenlerde özellikle uzun bir aradan sonra bu yıl tekrar yüz yüze eğitime geçilmesiyle problemler yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başladı. Ekim ve Kasım aylarında merkezimize ergenlerde depresyon, konsantre olamama ve motivasyon problemleri, gelecekle ilgili yüksek kaygılı durumlarla ilgili başvurular arttı. Özellikle 12 yaşından küçük çocuklarda arkadaşlık kuramama, çekingenlik, içine kapanma gibi problemlere daha sık rastladığımızı söyleyebilirim.

“UMUTSUZLUĞA KAPILMANIN KENDİMİZE ZARARI VAR!”

Bu dönemde neler yapabiliriz; bize iyi hissettiren huzurlu hissettiren zaman araları oluşturmamız gerekiyor. Haftanın ya da günün belli zamanlarında kısa zamanlarda da olsa bize iyi gelen, sakinlik veren şeylerle ilgilenmek bizim faydamıza olacaktır. Özellikle ekonomik olarak sıkıntılı şu günlerde sürekli haberleri izleyerek, sosyal medyaya bakarak enerjimizi olumsuza çevirmenin, umutsuzluğa kapılmanın sadece kendimize zararı var. Bunun yerine bizi güçlendirecek, sorunlarla baş etme becerimizi artıracak işler ve okumalara vakit ayırmamız daha sağlıklı olacaktır.

Salgın sırasında sosyalleşmeyi unuttuk, bu iletişimi çok sağlıklı olmayan toplumumuzu daha kötü etkiledi mi?

“SOSYALLEŞMEK İNSANLARIN EN BÜYÜK İHTİYAÇLARINDAN BİRİ”

Sosyalleşmek insanların en büyük ihtiyaçlarından biri. Pandemiden önce Elazığımızda bir de deprem yaşandı. Deprem travmatik bir süreç olduğu için herkes birbirine kaynaşma ihtiyacı hissetti. İnsanlar birbirine evlerini açarak yaralarını sarmaya çalıştı. Ancak daha depremin travmasını tam atlatamamışken insanların birbirinden uzaklaşmasını gerektiren pandemi başladı. İnsanlar uzun bir süre yan yana gelemediler ancak bu dönemin bize kazandırdıkları da oldu. Örneğin sevdiklerimizin değerini daha fazla anlamaya başladık. Bu dönemde mahrum olduğumuzun şeylerin aslında ne kadar ihtiyacımız olduğunu anladık.

Çocuklar, ergenler ve yetişkin gruplara yardımcı oluyorsunuz peki bu gruplara yardımcı olurken en çok hangi gruplarda zorlanmaktasınız ve neden o gruplar daha zorlu?

“HER DANIŞANIN KENDİNE GÖRE ZORLUĞU VE KOLAYLIĞI VAR!”

Direk zorluk yaşadığım bir grup yok. Her danışanın kendine göre bir zorluğu ya da kolaylığı olabiliyor. Örneğin ergen grupları genelde çok zorlu gruplar olabiliyor ama bana çok eğlenceli geliyor. Özellikle 55 yaş üzeri danışanlarda değişim çok az olabiliyor bu da genç psikologlara biraz zor gelebiliyor. Genç psikologlar kendileri de daha evli olmadıkları için mesleklerinin ilk yıllarında daha çok çocuk ve ergen gruplarıyla ilgilenmeyi tercih edebiliyorlar. Aslında bu onların da direk tercihi değil.  Çünkü çift terapisi almak isteyen danışanlar biraz daha tecrübeli psikologlardan yardım almayı tercih edebiliyorlar. Bu açıdan bakarsak mesleğinin ilk yıllarında bir psikolog için zor grup çift danışmanlığı olabilir. Ben mesleğimin 19. yılını çalışıyorum artık yeteri kadar tecrübe kazandığımdan olsa gerek bana hiçbir grup çok zor gelmiyor.

Son zamanlarda boşanma vakaları bir hayli artış gösterdi. Boşanma evresine girmeden çiftler, çift terapisi de almaktalar, çift terapilerinde karşılaştığınız en önemli sorun nedir?

“Evli insanlar,  evlilikleri ile ilgili sorunlar yaşayabilirler bu çok normal bir durum!”

Son yıllarda Avrupa da olduğu gibi Türkiye’de de boşanma sayıları arttı. Bu çok normal aslında. Bundan 20 yıl önce de insanlar boşanmak istiyordu ancak bu durum hem aileler hem de toplum tarafından çok kabul görmeyen bir olaydı. Özellikle bazı kadınlar kendi ailelerinden destek göremedikleri için ve maddi olarak herhangi bir gelirleri olmadığı için evli kalmak zorunda kalıyorlardı. Çünkü sürekli aldatan bir eşi olduğu halde boşanamıyordu, şiddet görmesine rağmen boşanamıyordu. Günümüzde insanların bu konularda daha bilinçlenmesi sayesinde durumlar biraz daha değişti diyebiliriz. Evli insanlar evlilikleriyle ilgili problemler yaşayabilirler bu çok normal bir durumdur. Kendileri baş edemediklerinde mutlaka bu işin uzmanı bir psikologtan yardım almaları sorunu çözme konusunda kendilerine yardımcı olacaktır.

“ÇİFT TERAPİSİNDE EN ÇOK ZORLANDIĞIMIZ KONU, DIŞARIDAN BİRİNİN ONLARIN EVLİLİK PROBLEMLERİNİ ÇÖZECEKLERİNE İNANMALARIDIR”

Çift terapisindeki en çok karşılaştığımız sorunlardan ilki dışardan birinin onların evlilik problemini çözeceklerine inanmamalarıdır. Aslında insanlar bu problemlerini çözmek için psikolog dışında birçok yöntem deneyerek bize gelebiliyorlar. Diğer sorunlardan biri eşlerden birinin bir şekilde böyle bir terapiye ikna olmaması. Genelde eşlerden biri benim sorunum yok sorun eşimde diyerek işin içinden çıkabiliyor. Tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki evlilik ilişkisinde hiçbir zaman problemin tek bir kişide olduğuna şahit olmadım. Birde toplumumuzda şöyle bir algı var, evlilikte problem yaşanıyorsa illa ki bir taraf çok kötüdür. Evliliği sürdüremeyenler beceriksizdir, yetersizdir ve yuvaları için gerekli fedakârlığı yapmıyorlardır. Bu tamamen yanlış bir algı aslında. Psikolojik açıdan tamamen sağlıklı iki iyi insanda evliliklerinde problem yaşayabilirler, anlaşamayabilirler ve boşanabilirler. Aslında bu konuda söylenecek çok şey var belki de sırf bu konu için bir röportaj yapabiliriz. Şimdilik bu kadarla yetinelim.

Başarılı ve iyi bir psikolog olmak isteyenlere ne gibi mesajlar verirsiniz ve Türkiye’de psikologluğun geleceğini nasıl görmektesiniz? 

PSİKOLOGLAR, KİŞİLERİN KENDİLERİNİ FARK ETMELERİNİ SAĞLIYORLAR!

Başarılı bir psikolog derken neye göre başarılı diye sormak gerekli. Bununla ilgili aklıma bir anım geldi onu size anlatayım biraz açıklayıcı olur. Bir gün bir telefon geldi telefonun ucunda 3 yıllık evli genç bir kişi vardı ve bana şunu sordu. Bazı evlilikle ilgili problemlerinden bahsederek ‘hocam bugüne kadar kaç evlilik kurtardınız’ dedi.  Ben de şöyle bir cevap verdim: Hiç dedim. Karşımdaki genç şaşırdı tabi. ‘Nasıl yani hocam neden psikologsunuz o zaman’ dedi. Be de şöyle cevap verdim: bugüne kadar hiçbir evliliği kurtarmadım ama çok fazla çiftle evlilik terapisi yaptım ve sorunlarının farkına vararak kendi evliliklerini devam ettiren çok sayıda çift oldu. Peki ben sana sorayım sen ne yapmak istiyorsun dedim. ‘Hocam ben evliliğimi, kurtarmak istiyorum’ dedi. Peki eşin istiyor mu dedim. Çok teklif ettim ama o kabul etmiyor dedi. Biz o genç evli kişiyle bireysel psikoterapiye başladık ve sonradan eşini de terapiye ikna etti ve evlilik terapisi sonunda sağlıklı bir şekilde boşandılar. İkisi de psikoterapi sonunda belli bir farkındalık kazanarak kendi istekleriyle boşanma kararı aldılar. Şimdi siz söyleyin ben başarılı bir iş mi yaptım yoksa başarısız mı?

“YİNE DÜNYAYA GELSEM KENDİMİ TANIMAMA SEBEP OLDUĞU İÇİN YİNE PSİKOLOG OLMAK İSTERDİM”

Peki iyi bir psikolog olmak için ne olması gereklidir? Sorusunu da yanıtlayacak olursam;  psikologluk bence gönül işidir. Çok isteyerek yapmanız gereken bir meslektir. Ciddi anlamda emek vermeniz gereken bir iştir. Okuldan sonra çok fazla eğitim almanız gereken bir meslektir.  Ayrıca bu eğitim ömür boyu devam eden bir süreçtir. Dünya her zaman değişiyor ve bu değişimi çok iyi takip etmeniz gereklidir. Neredeyse her şeyden az çok bilginiz olması gerekli bir meslektir. Bir psikoloğun her şeyden önce en çok kendisine faydası dokunur. Ben yine dünyaya gelsem yine psikolog olmak isterdim. Çok popüler, karizmatik ve müthiş paralar kazanıldığı için değil kendimi tanımama sebep olduğu için yine psikolog olmak isterdim.

Peki sizin psikologluk maceranız nasıl gelişti,  biraz anlatır mısınız?

“KAFAYI YEME PAHASINA SORU SORUP, DÜŞÜNMEYE DEVAM ETTİM!”

Ben Hüseynik’te doğdum ve büyüdüm. Çok küçük yaşlardan itibaren kardeşim ve arkadaşlarımla Hüseynik’ten Harput’a kadar hep tırmanırdık. Çoğu zaman Harput kalesinin altlarına kadar giderdik. Bazen de ben o tepelere tek başına çıkardım, kalenin altlarında şehri tam görebileceğim bir yerde oturur ve Elazığ’ı uzaktan izleyerek düşünürdüm. Çoğu zaman şu soru aklıma takılırdı ‘Biz böyle neyiz, kimiz?’ İnsanın ne olduğunu o yaşlardan itibaren çok ama çok merak ederdim.  Bir defa babama sormuştum baba biz böyle neyiz diye babam başka cevap verdi mi bilmiyorum ama başımı okşayarak, oğlum böyle şeyleri düşünme kafayı yersin demişti. İşte o günden beri kafayı yemek pahasına da olsa düşünmeye ve soru sormaya devam ettim ve ediyorum. Lise yıllarında Psikolog Metin Kurşun abimden çok etkilenmiştim. Bizim okulumuza rehber öğretmen olarak atanmıştı, o dönem O’ndan çok etkilenmiştim.

Bu keyifli ve bir o kadar da bilgilendirici söyleşi için teşekkür ederim. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

“PSİKOLOJİK RAHATSIZLIKLAR GAYET OLAĞANDIR”

Son olarak şunu söylemek isterim: Her şeyin bir çözümü vardır yeter ki kişi bunu istesin. İnsanlar zaman zaman psikolojik problemler yaşayabilirler bu bir dişimizin ağrıması kadar doğal bir olaydır bir eksiklik değildir.  Baş edemediklerini düşündükleri anda bir psikologdan yardım almak en doğal olan yoldur.

banner3
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
8
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Metin Akpunar HD Karakoçan FK'da Başarılı Olur Mu?
Metin Akpunar HD Karakoçan FK'da Başarılı Olur Mu?
Namaz Vakti 05 Aralık 2021
İmsak 05:51
Güneş 07:19
Öğle 12:19
İkindi 14:47
Akşam 17:09
Yatsı 18:31
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 15 39
2. Konyaspor 14 26
3. Hatayspor 15 26
4. Başakşehir 15 25
5. Fenerbahçe 14 24
6. Alanyaspor 15 24
7. Galatasaray 15 23
8. Karagümrük 15 22
9. Beşiktaş 15 21
10. Adana Demirspor 15 20
11. Sivasspor 15 19
12. Giresunspor 15 19
13. Kayserispor 15 19
14. Altay 15 18
15. Antalyaspor 15 18
16. Gaziantep FK 14 18
17. Öznur Kablo Yeni Malatya 14 13
18. Göztepe 14 11
19. Kasımpaşa 15 11
20. Rizespor 14 10
Takımlar O P
1. Erzurumspor 13 28
2. Ümraniye 14 27
3. Ankaragücü 14 27
4. Eyüpspor 14 27
5. Bandırmaspor 14 25
6. Tuzlaspor 13 21
7. İstanbulspor 14 20
8. Kocaelispor 14 20
9. Gençlerbirliği 14 20
10. Boluspor 14 19
11. Samsunspor 13 19
12. Adanaspor 15 19
13. Menemenspor 13 17
14. Manisa FK 15 17
15. Denizlispor 13 15
16. Bursaspor 13 14
17. Ankara Keçiörengücü 13 13
18. Altınordu 14 13
19. Balıkesirspor 13 7
Takımlar O P
1. Man City 15 35
2. Liverpool 15 34
3. Chelsea 15 33
4. West Ham 15 27
5. Arsenal 14 23
6. Tottenham 13 22
7. M. United 14 21
8. Wolverhampton 15 21
9. Brighton 15 20
10. Leicester City 14 19
11. Crystal Palace 14 16
12. Brentford 14 16
13. Aston Villa 14 16
14. Southampton 15 16
15. Everton 14 15
16. Leeds United 14 15
17. Watford 15 13
18. Burnley 14 10
19. Newcastle 15 10
20. Norwich City 14 10
Takımlar O P
1. Real Madrid 16 39
2. Sevilla 15 31
3. Real Betis 16 30
4. Atletico Madrid 15 29
5. Real Sociedad 16 29
6. Rayo Vallecano 16 27
7. Barcelona 15 23
8. Athletic Bilbao 15 20
9. Espanyol 16 20
10. Osasuna 15 20
11. Valencia 15 19
12. Mallorca 16 19
13. Villarreal 15 16
14. Celta de Vigo 15 16
15. Granada 15 15
16. Deportivo Alaves 15 14
17. Elche 15 12
18. Cádiz 15 12
19. Getafe 15 10
20. Levante 15 7