Hemşehrimiz Prof. Dr. Güner Sönmez “Elazığ’a Mavi Yakışır!”

Üsküdar Üniversitesi Radyoloji Uzmanı hemşehrimiz Prof. Dr. Güner Sönmez, gazetemize koronavirüs sürecini tüm yönleriyle değerlendirdi!

SAĞLIK 21.10.2021, 17:22
Hemşehrimiz Prof. Dr. Güner Sönmez “Elazığ’a Mavi Yakışır!”

Fırat Gazetesi olarak, tüm Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs sürecini tüm yönleriyle ve olabildiğince çok farklı alanda çalışan hekimlerimizle konuşarak, ele almaya devam ediyoruz. Koronavirüs salgınıyla geçen son bir yılı ülkemiz açısından değerlendiren Üsküdar Üniversitesi Radyoloji Uzmanı hemşehrimiz Prof. Dr. Güner Sönmez ile bir röportaj gerçekleştirdik. Pandemiden neler öğrendik? Pandemi daha ne kadar hayatımızı tehdit etmeye devam edecek? Vaka sayılarındaki artışın devam etmesi halinde kısıtlamalar tekrar gündeme gelir mi? Ölüm sayılarındaki artış devam eder mi? Güncel veriler ortada iken yüz yüze eğitimde yeterli önlemler alınıyor mu? Aşı karşıtları ne amaç güdüyor? Aşı karşıtlarının bilimsel bir dayanağı var mı? Aşı ne derecede önemli? Korkutucu bir evrede miyiz? Gibi yönelttiğimiz tüm bu sorularımızı yanıtlayan Prof. Dr. Sönmez, Elazığlı hemşehrilerine ne mesaj verdi? İşte bütün detaylar röportajımızın içeriğinde saklı…

Röportaj: Songül Dursun

Birçok ülkede ileri derecede laboratuvarlar olmasına ve yapılan araştırmalara, DSÖ’nün çalışmalarına rağmen tüm dünya pandemiye hazırlıksız yakalandı ve büyük kayıplar oldu. Herkesin bir anda “bilim aşığı” gibi sosyal medyada bilgi taradığı günlerden, aynı telaşla aşı komplolarının hızla yaygınlaştırıldığı günlere geldik. Dünyada ve Türkiye’de bilimsel süreçle ilgili yaşananlara özet bir bakış için siz değerli okuyucularımızı hemşehrimiz Prof.Dr. Güner Sönmez ile yaptığımız röportajın detaylarını okumaya davet ediyoruz.

Dünya salgından çıkış yolu olarak aşıya odaklanmış durumda. Koronavirüs aşısı haberlerinin ardından yükselen aşı karşıtı tepkileri değerlendiren Prof. Dr. Sönmez, aşı karşıtlığıyla öne çıkan kişilerin popüler olma amacı güttüğünü ve herhangi bir dayanakları bulunmadığını anlatarak, aşının ihmal edilmemesi gerektiğini ve pandeminin bir süre daha hayatımızı tehdit edeceğini açıkladı. Koronavirüs salgınıyla ilgili sorularımızı samimiyetle yanıtlayan Prof. Dr. Güner Sönmez ile gerçekleştirdiğimiz röportajın detayları…

Gündemimiz koronavirüs ancak gittikçe de korkutan bir hal alıyor. Günlük ölüm sayıları 200 civarında seyrederken vaka sayıları da 30 binler sınırında diyebiliriz.  Bir yıl önce ile son günlerdeki vaka sayılarını değerlendirmenizi istersek neler söyleyeceksiniz?

“DELTA VARYANTININ YAYGIN OLDUĞU DÖNEMDE, VEFAT SAYILARI ARTTI”

Öncelikle geçen seneki ve bu seneki tablo farklılıklarına bakalım. Her iki tabloyu dört dörtlük değerlendirebilmek, karşılaştırabilmek mümkün değil…Nedenine gelince, geçen sene uzun bir dönem vaka hasta ayrımı gibi bir şeyle karşılaştık. Yani bir dönem sadece hasta olanların sayısı yayınlandı; vaka sayısı yayınlanmadı. Bu nedenle çok doğru bir şekilde şu kadar vakada şu kadar ölüm oldu gibi bir hesap yapmak çok zor görünüyor. Bir diğer sıkıntı ise açıklanan ölüm sayılarının veya Türkiye’de bir önceki yıl ile karşılaştırıldığında fazladan olan ölüm sayısının (geçen seneden söz ediyorum) çok daha fazla olması. Bu konu uzun bir süre tartışma konusu oldu hatta ölüm sayıları gizleniyor mu şeklinde söylemlere şahit olduk. Geçen seneki vaka başına düşen ölüm sayısı dört dörtlük bilinen bir şey değil. Ancak bize verilen tablolar ile değerlendirecek olursak geçen sene alfa varyantının dominant olduğu dönemde 10 bin vakada toplam 74 kişi vefat ederken, şimdi delta varyantının çok yaygın olduğu dönemde 10 bin vakada 80-82 kişi vefat ediyor.

Peki, vaka sayılarının düşmemesindeki temel nedenler nelerdir?

“DELTA VARYANTIYLA BULAŞ 2 KATINA ÇIKTI”

Vaka sayısının düşmemesinin temel nedeni olarak birincisi; geçen sene bu dönemde çoğunlukla kısmi kapanmaya gitmiştik. Okullar kapalıydı seyahat kısıtlamaları vardı. Hafta sonu yasakları vardı. Ayrıca maske ye ve tedbirlere insanlar çok dikkat ediyordu. Ama bu sene o tedbirlerin tamamının kalktığını görüyoruz. Yani şu anda neredeyse salgın tamamıyla bitmiş gibi hayat olağan akışında devam ediyor.  Bu da vaka artışına direkt yansıyor. Bir diğer konuda delta varyantı meselesi. İlk orijinal virüs ve alfa varyantı normalde daha az bulaşıcıydı. Yani bir kişi iki kişiye bulaştırıyordu. Ama şimdi bu delta varyantıyla iki katına çıktı. Bir kişi beş ile 8 kişiye bulaştırabiliyor. Bulaşma çok daha kolay oluyor ve bu da vaka sayılarını katlıyor.

Aşılama hızımızın düştüğü ve aşılamada hızlanılması gerektiği dillendiriliyor. Siz bu konuda neler söylemek istersiniz?

“AŞILAMANIN BEKLEDİĞİMİZ GİBİ OLMADIĞI VE YETERSİZ OLDUĞU MUHAKKAK”

Aşılamanın beklediğimiz gibi olmadığı ve yetersiz olduğu muhakkak. Sağlık Bakanlığı tarafından günlük veya haftalık harita şeklinde veriliyor ama uzun süredir 18 yaşın üstündeki nüfusa göre oranlanıp veriliyor. Ama dünyada böyle değil. Diğer ülkeler erişkin nüfusun değil tüm nüfusun yüzdesini veriyorlar. Biz tüm nüfusa göre kıyaslayacak olursak aşısı tamamlanmış kişi oranı nüfusa göre yüzde 55-56 civarında. Bu da bizim beklentimizin çok altında. Biz normalde yaz sezonunu ve sonbaharın iki ayını iyi değerlendirebilseydik şu anda yüzde 80’lere çıkabilirdik.

“AŞILAMAYA ÇOK İYİ BAŞLADIK AMA MAALESEF DEVAMINI GETİREMEDİK”

Aslında aşılamaya çok iyi başladık ama maalesef devamını getiremedik. Daha önceki aylarda günde 1 milyon aşı seviyesine ulaştığımız günler oldu.  Ama şimdi 250 binlerde… Hele ilk doz aşı neredeyse durma noktasında, şu anda 40-50 binlerde seyrediyor. Bu da çok önemli. Kaldı ki az önce söylediğim gibi nüfusun sadece yüzde 55’ini aşılamış durumdayız ve bunların içinde çift doz Sinovac olup hala 3. doz aşısını olmayan insanlar da var. Bu da yaklaşık 4-5 milyon kişi. Bunlarda bağışıklık şu anda çok çok azaldı ve risk altındalar. Bunlar da artık hastalığı ağır geçirip, yoğun bakımlık olabiliyorlar. Halbuki aşılamayı böyle günlük 700-800 bin doz bandında devam ettirebilseydik şu anda çok daha farklı bir noktada olacaktık. Normalde alfa varyantı için belirlenen toplumsal bağışıklık için oran, nüfusun yüzde 60-65’iydi. Ama delta çok daha bulaştırıcı olduğu için bu oranı artık bilim insanları yüzde 80-85 bandında olması gerektiğini söylüyorlar. Biz henüz bu noktaya yüzde 30 uzağız.

Peki, günlük vaka sayılarına göre Türkiye dünyada kaçıncı sırada yer alıyor?

“TÜRKİYE, DÜNYADA VAKA SIRALAMASINDA GENELDE İLK 5’TE YER ALIYOR”

Çift doz aşısı tamamlanmış kişi oranı dünya sıralamasına göre biz yirmi dördüncüyüz. Öyle sanıldığı gibi çok üstlerde değiliz. Ama vaka sıralamasına göre ise dünyada genelde ilk 5’te yer alıyoruz.  Günlük değişebiliyor. Bazı günler 3. sıraya yükseliyoruz bazı günler 4. sıraya ve 5. sıraya düşüyoruz. Vaka sayımız çok yüksek.  Bu da temelde aşılamanın devam ettiği ülkelerde kısıtlamaların da paralel şekilde devam ettiği halde; bizde kısıtlamaların neredeyse tamamının kalkmasının, okulların açılmasından kaynaklanan bir durum.

Vaka artışları sürerken, yüz yüze eğitim de devam ediyor. Yüz yüze eğitimde yeterli önlemler alındı mı?

“OKULLARDA YETERLİ ÖNLEMLER ALINMIŞ DEĞİL”

Bir buçuk senedir pandemi koşullarında olmamıza rağmen okulların açılması için ve hayatın olağan akışında devam edebilmesi için gerekli tedbirleri almamış ve zaman kaybı yaşamış görünüyoruz. Mesela okullar konusu. Normalde okulların açılabilmesi için tüm ülkelerde okullar salgın şartlarına hazır hale getirildi. Havalandırmada, sınıf mevcutlarına kadar birçok düzenleme yapıldı. Biz bir buçuk sene boyunca okulları neredeyse tamamen kapatarak, dünyada en çok okul kapatan bir-iki ülkeden biri olduk. Ama bu zamanı boşa geçirdiğimizi görüyoruz. Okullarda eğitim başladı ama sınıf mevcutları aynı. 40 kişilik hatta 60-70 kişilik sınıflarda okuyan öğrenciler var. 3 kişi aynı sırada oturuyor. Doğal olarak sosyal mesafe tamamen ortadan kalkıyor. Ayrıca sınıf çok kalabalık olduğu için havasız da oluyor. Yaz sezonunda pencereler bir miktar açılarak havalandırma sağlanabiliyordu ama havalar soğudukça bu da çok mümkün hale gelmeyecek. Yine herhangi bir havalandırma sistemi veya hava filtreleme sistemleri takılmamış görünüyor. Sınıflarda yapılan derslerin saatlerinde de değişiklik yok.  Yine 40 dakika şeklinde uygulanıyor.  Belki 30 dakikaya düşürülmesi uygun olurdu veya hibrit bir eğitim yapılması, sınıf mevcutlarının azaltılması, havalandırmanın salgın şartlarına hazır hale getirilmesi tabloyu çok daha farklılaştırırdı ama biz salgın öncesi şartlarda eğitim hayatını aştık. Bunun etkilerini de görüyoruz.

“PCR ŞARTININ ÇOK SAĞLIKLI UYGULANMADIĞINI GÖRÜYORUZ”

Daha önce aşı olmayanlara PCR şartı zorunluluğu getirildiği söylenmişti. Bu PCR şartının da çok sağlıklı uygulanmadığını görüyoruz. Yani herkese aşı olmayan öğretmene veya okul görevlisine PCR testi yapılmıyor maalesef. Zaten böyle bir şey de mümkün değildi. Sağlık sistemimiz de bunu kaldırmazdı onun yerine bence eğitim öğretimle ilgilenen çalışanların tamamına aşı zorunluluğu getirilmesi çok daha doğru olurdu; Avrupa’da birçok ülke böyle yaptı.

Ülkemizde aşıya katılım teşvik edilmeye çalışılsa da bir taraftan da aşı karşıtları veya aşı tereddüdü yaşayanlar ne yazık ki göz ardı edilemez boyuta ulaşıyor. Türkiye’de aşı karşıtlığı ne durumda?

“AŞI KARŞITLIĞI BİZİM ÜLKEMİZE HAS BİR DURUM DEĞİL”

Aşı karşıtlığı bizim ülkemize has bir durum değil. Avrupa ülkelerinde, Amerika’da da çok yoğun aşı karşıtları var hatta bunlar büyük gösteriler yapıp polisle de çatışıyorlar. Çok şükür bizim ülkemizde böyle bir durum olmadı. Ama bizde de düşük miktarda bir aşı karşıtlığı yok. Şu anda ikinci dozunu yaptırmayan, birinci doz aşısını olmayan milyonlarca insanımız var ve bunların aşıdan haberdar olmamış olması veya fırsat bulmamış olması mümkün değil. Bunların bir kısmının aşı tereddüdü yaşayan veya aşı karşıtı insanlarda oluştuğunu biliyoruz. Bir kısmı da yerli aşıyı bekleyen grup da var.

“AŞI KARŞITLARI, BİLİMSEL BİR TUTARLILIĞI VE GEÇERLİLİĞİ OLMAYAN BİLGİLERİ YAYIYOR”

Bu aşı karşıtlığını körükleyen bir iki faktör var. Bir tanesi bazı ekonomik düşüncelerle aşıyı kötüleyen hekimlerin sosyal medyada kirli bilgi yayması, insanları aşıya karşı yanlış bilgilendirerek, aşının uzun dönem yan etkilerinden,  kanser yapmasından, kısır yapmasından anomali çocuk doğmasına neden olması gibi kesinlikle bilimsel bir tutarlılığı ve geçerliliği olmayan bilgileri yayması. Tıbbi bilgileri olmayan insanlar buna inanıyorlar. Türkiye’de çok takipçili kirli bilgi yayan 36-37 hesap var. Daha önce de Avrupa’da ve Amerika’da da benzer dezenformasyon yapan siteler tespit edildi. Bunların büyük bir çoğunluğu Rusya tarafından fonlanan hesaplar olduğu açığa çıkarılmıştı.

“VİRÜSÜN İZOLE EDİLMEDİĞİNİ İDDİA EDİYORLAR”

Bunları defalarca ben de diğer arkadaşlarım da cevap vermemize ve ispatlı belgeli bir şekilde sorularına ikna edici bir açıklama getirdiğimiz halde bir kısmı ikna olmaya niyeti olmadığı için bir kısmı da anlamıyor. Mesela en çok kullandıkları argümanlardan birisi Uğur Şahin ve Özlem Türeci’nin aşı olmamış olması. Bunu defalarca söz konusu bilim insanları kendileri de ifade ettiği halde, bizim de yazmış olmamız halde bir sene önceki videosunu çıkarıp paylaşıyorlar ve aşı olmamış diyorlar. O bilim insanları bir sene önce faz aşamaları tam bitmeye yakın aşı olmadıklarını söylemişlerdi ama bu tür aşı çalışmalarında o bilim insanlarına sonuçlar açıklanana kadar kendilerinin aşı olmasına izin verilmiyor. Kendilerinin denek olmasına izin verilmiyor. Sonra mart ayında aşı olduklarını açıkladılar ama buna inanmıyorlar, virüsün izole edildiğine inanmıyorlar Virüsün videolarını paylaştık. Virüsün izole edilmesini bırakın neredeyse tabiri caiz ise virüsün parmaklarına kadar görüntüleme yapıldı ama virüsün izole edilmediğini iddia ediyorlar.

“AŞI KARŞITLARINI ARKASINA ALARAK, ŞÖHRET KAZANMAYA ÇALIŞAN HEKİMLER VAR”

Çok takipçili hesapların hemen hemen hiçbiri yeterli tıbbi bilgisi olmayan bizim fenomen dediğimiz insanlar veya köşe yazarları veya komplo teorisine çok meraklı olanlar, bundan bu yazdığı şeylerden bir miktar takipçi elde etmeyi düşünen tipler, birkaç tane de az önce de belirttiğim gibi bitkisel ilaç pazarlayan veya bu işi kullanarak toplumdaki aşı karşıtlarını arkasına alarak şöhret kazanmaya çalışan hekimler var ama bir elin parmağını geçmez bunlar.

Son dönemlerde koronavirüs enfeksiyonuyla birlikte çocuklarda vaka artışı görüldüğüne dikkat çekiliyor. Bu artış devam edebilir mi?

“ÇOCUKLARDA VAKA SAYILARININ DAHA DA ARTACAĞINI DÜŞÜNÜYORUZ”

Daha önce Sağlık Bakanımız da açıklamıştı; vakaların yarısından çoğu 30 yaşın altında,  çocuklarda da vakalar artıyor. Çünkü çocuklar, 12 yaşın altına zaten aşılama yapılmadı. 18 yaşın altı da en az aşılanmış insanlardan oluşan bir topluluk. Yani bu grubun bir bağışıklığı yok.  Bir de eğitim sezonunun başlamasıyla birlikte hepsi bir araya geldiler, kapalı ortamda kalabalık bir şekilde eğitim görüyorlar. Bunlarda vaka artışı beklenen bir şey... Havaların soğumasıyla havalandırma olmayan sınıflarda pencerelerin kapatılıp daha da virüsün dolaşımına müsait hale gelmesiyle bu vaka sayılarının daha da artacağını düşünüyoruz.

İlerleyen günlerde yoğun bakımlarda yatan hasta sayılarında da artışlar yaşanacak mı?

“TÜRKİYE, ÇOK RİSKLİ BİR DURUMDA!”

Genelde aktif hasta sayısı iki üç hafta sonra ölüm rakamlarına yansıyor. Şu anda deltanın en pik yaptığı dönemlerden birinden geçiyoruz.  Zaten ölüm sayılarımız oldukça yüksek. Bir süre daha aktif vaka sayısı bu şekilde seyrederse ölüm sayıları da böyle yüksek seyredecek maalesef.  Normalde haftalık yüz binde vaka sayısının 100’ün üzerindeyse çok yüksek riskli olarak değerlendiriliyor. Bizde haftalık yüz binde vaka sayısı 250’nin üzerinde yani çok riskli bir durumdayız. Türkiye’ de çok yüksek  riskli olan bölge nüfusu da yüzde 88; yani nüfusumuzun yüzde 88’i çok yüksek riskli bölgede covid açısından.

“SALGIN, 2022’NİN BAHARINDA AŞILAMANIN YÜKSEK OLDUĞU YERLERDE HAFİFLEYEBİLİR”

Ancak ben yine de hiç kimsenin ümitsizliğe kapılmasını istemem. Genelde şu ana kadar yapılan yayınlarda bu dalgaların 2 aylık periyotlarla tekrarladığını gösteriyor. Biz de bir süredir bu periyodun içerisindeyiz. Vaka ve ölüm sayıları bir miktar daha artabilir ancak aşılama hızı artarsa yüzde 60’ların üzerine çıkarsak ölüm sayılarında vaka sayılarında da azalma olacak. Ayrıca çok önemli bilim insanları bu salgının 2022’nin baharında özellikle aşılamanın yüksek olduğu yerlerde oldukça hafifleyeceğini söylüyorlar. Umarım bizim ülkemizde de bu şeklide olur, artık bu beladan kurtuluruz.

Hemşehrilerinize gazetemiz aracılığı ile bir mesaj vermek isterseniz neler söylersiniz?

“ELAZIĞ, HER ZAMAN AKLIN BİLİMİN YOLUNU TAKİP EDEN İNSANLARIN YAŞADIĞI BİR ŞEHİR”

Elazığ tarihi bir kent ve çoğunlukla Osmanlı döneminde de aslında bilimin merkezi olan birkaç şehirden biri. Harput’ta bilindiği üzere onlarca yabancı kolej, askeri lise vardı. Belki başka şehirlerde olmayan yani çok önemli bir bilim merkezi idi. Her zaman aklın bilimin yolunu takip eden insanların yaşadığı bir yer olmuştur. Lütfen yalan yanlış, sağdan soldan, kahvehane toplantılarından duydukları şeylerle, insanları yanlış yönlendirmeye çalışan, aşı olamamalarını sağlamaya çalışan, aşı hakkında hiçbir tıbbi bilgisi olmadığı halde böyle çok şeyler paylaşıp insanları aşıya karşı soğutan insanlara ve paylaşımlara inanmasınlar. Aklın yolunu, bilimin yolunu takip etsinler. Bunu yapacaklarına da inanıyorum. Elazığ’a mavi yakışır. Hazar Gölü mavi, Keban Barajı mavi, Çırçır mavi; bize de mavi yakışır.

banner3
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
2
hafif yağmur
Günün Anketi Tümü
Metin Akpunar HD Karakoçan FK'da Başarılı Olur Mu?
Metin Akpunar HD Karakoçan FK'da Başarılı Olur Mu?
Namaz Vakti 04 Aralık 2021
İmsak 05:50
Güneş 07:18
Öğle 12:18
İkindi 14:47
Akşam 17:09
Yatsı 18:31
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 15 39
2. Konyaspor 14 26
3. Hatayspor 14 26
4. Fenerbahçe 14 24
5. Alanyaspor 15 24
6. Başakşehir 14 22
7. Karagümrük 14 22
8. Galatasaray 14 22
9. Beşiktaş 15 21
10. Adana Demirspor 15 20
11. Sivasspor 15 19
12. Antalyaspor 14 18
13. Gaziantep FK 14 18
14. Altay 14 17
15. Giresunspor 14 16
16. Kayserispor 14 16
17. Öznur Kablo Yeni Malatya 14 13
18. Göztepe 14 11
19. Kasımpaşa 15 11
20. Rizespor 14 10
Takımlar O P
1. Erzurumspor 13 28
2. Ümraniye 13 27
3. Ankaragücü 14 27
4. Eyüpspor 14 27
5. Bandırmaspor 14 25
6. İstanbulspor 14 20
7. Tuzlaspor 12 20
8. Kocaelispor 13 20
9. Gençlerbirliği 14 20
10. Samsunspor 13 19
11. Adanaspor 14 18
12. Menemenspor 13 17
13. Boluspor 13 16
14. Denizlispor 13 15
15. Bursaspor 13 14
16. Manisa FK 14 14
17. Ankara Keçiörengücü 13 13
18. Altınordu 14 13
19. Balıkesirspor 13 7
Takımlar O P
1. Chelsea 15 33
2. Man City 14 32
3. Liverpool 14 31
4. West Ham 15 27
5. Arsenal 14 23
6. Tottenham 13 22
7. M. United 14 21
8. Wolverhampton 14 21
9. Brighton 14 19
10. Leicester City 14 19
11. Crystal Palace 14 16
12. Brentford 14 16
13. Aston Villa 14 16
14. Everton 14 15
15. Leeds United 14 15
16. Southampton 14 15
17. Watford 14 13
18. Burnley 13 10
19. Norwich City 14 10
20. Newcastle 14 7
Takımlar O P
1. Real Madrid 15 36
2. Sevilla 15 31
3. Atletico Madrid 14 29
4. Real Sociedad 15 29
5. Real Betis 15 27
6. Rayo Vallecano 15 24
7. Barcelona 14 23
8. Athletic Bilbao 15 20
9. Espanyol 15 20
10. Osasuna 15 20
11. Valencia 15 19
12. Villarreal 15 16
13. Celta de Vigo 15 16
14. Mallorca 15 16
15. Granada 15 15
16. Deportivo Alaves 15 14
17. Elche 15 12
18. Cádiz 15 12
19. Getafe 15 10
20. Levante 15 7