M. Yalçın Azizoğlu'nun son kitabı ‘Erken Mi Ölür Babalar’

İlimizin sevilen şair ve yazarlarından aynı zamanda gazetemiz köşe yazarlarından Muhammed Yalçın Azizoğlu ile son çıkardığı kitabı ‘Erken Mi Ölür Baba...

İlimizin sevilen şair ve yazarlarından aynı zamanda gazetemiz köşe yazarlarından Muhammed Yalçın Azizoğlu ile son çıkardığı kitabı ‘Erken Mi Ölür Babalar’ özelinde keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Röportaj: Kübra TÜRKAN

Öncelikle 3’üncü kitap heyecanınız olsa da şiir alanında 2’nci kez ortaya çıkardığınız bir eser 'Erken Mi Ölür Babalar' bu eser nasıl ortaya çıktı?

“HAİKU DENEMELERİ VE SERBEST MANZUMLARI OKURLA BULUŞTURDUK!”

Erken mi Ölür Babalar eseri bireysel olarak çıkardığım ikinci şiir kitabım. Hikâyesine dönersek yıllarca yazdığım eserleri daha evvelki kolektif ve bireysel şiir kitaplarımda yayımlamış son beş yıl zarfında yazdığım haiku denemeleri ile serbest manzumları yayınlamamıştım. Onları da bu eserle okuyucu ile buluşturmaya karar verdik. ?

Şiir alanın da mı nesir alanında mı eser üretmek daha zor?

“NESİR ALANI; UZUN SOLUKLU ARAŞTIRMALAR GEREKTİRİYOR!”

Aslında insanın bütünüyle çırağı, kalfası ve ustası olmadığı sahada eser üretmek zordur. Kendi yazım dünyama dönersek nesir alanında belge roman ve makale türünde eserler üstüne çalışıyorum. Bu türler titiz ve uzun soluklu araştırma, inceleme, belge toplama, derleme, gözlem gerektirdiği için bana biraz daha zor geliyor.

Kitabınızı ustalık eseri olarak nitelendirir misiniz?

“KİTAPLARIN, OKURLARIN GÖNÜL DÜNYALARINDA KAPLADIĞI DEVASA HACİMLERE GÖLGE DÜŞMEMELİ!”

Ben ‘Annemin Düşleri’ kitabımı çıraklık dönemime, ‘’Erken Mi Ölür Babalar’’ eserimi de kalfalık dönemimin ürünü olarak addedebilirim. Bu, benim iç dünyamda ki kendim ile olan imtihanların göstergesidir ki bu şiirlerin kalitesine, kitapların okurların gönül dünyasında kapladığı devasa hacimlere gölge düşürmemeli.

Kitabınıza geri dönüşler nasıl?

“HAİKU DENEMELERİ OKURUN ZİHİN DÜNYASINDA HAYLİ YER EDİNMİŞ OLMALI”

Kısa zamanda olumlu dönüşler aldık. Özellikle haiku denemeleri okurun zihin dünyasında hayli yer edinmiş olmalı. Sosyal medya ve katıldığım televizyon programları üstünden aldığım mesajlarda bu kanı açıkça kendini göstermekte.

Eserinizde sadece duygularınızdan izlere değil, yaşadığınız coğrafyadan da birtakım izlere rastlamak mümkün bir sanatçı yaşadığı topraklara özgü eserler üretince sizce daha mı kalıcı oluyor?

“YANI BAŞIMIZDAKİ OLAYLARA KÖR, SAĞIR VE DİLSİZ KALAMAYIZ!”

Sanatçının ve ürettiği sanat eserlerinin zaman denen mefhuma yenilmeyip kalıcı olmasını sağlayan okur kitlesi ve sanatçı ile birlikte ürettiği eserin maksimum düzeyde kaliteli olmasıdır. Gerçek sanatçıları toplumdan farklı kılan duyarlılıkları, gözlemleri, olaylara bakış açıları, hatta sitem ve isyanlarıdır. Bu ruhu her zerresinde taşıyan sanatçı için dünya bir parça, bir lisan, bir inanış bütünüdür. Kısacası evrensellik budur. Evrensel dünyaya kulak kabartıp, göz açıp da yanı başımızda ki olaylara kör sağır dilsiz de kalamayız. Kalırsak sanatçı ya da şair olamayız. Bu topraklara, Anadolu’ya sevdalı biri olarak eserlerimde bu toprakların tanıklık ettiği olaylar fazlaca yer kaplamaktadır. Bunun sebebi Harput kültürünün yaşandığı coğrafyaya ve insanına olan sevdamdır.

Haiku tarzında Japon edebiyatına ait bir türde mısralar kaleme almak sizi ya dizelerim anlaşılmazsa gibi bir endişeye sevk etmedi mi?

“ŞİİRLERİ YAZARKEN VERECEĞİ MESAJA ODAKLANIYORUM!”

Haiku şiir türü bizim dil ve hece yapımıza çok yakın bir türdür. Elbette her şiir türünde eser vermenin bir zorluğu inceliği vardır. Haiku şiir türünde ülkemizde Orhan Veli, Cemal Süreyya Oruç Arouba vs şiir dünyamızın duayenleri eserler vermiş bu türün edebiyat dünyamızda okunması, bilinmesine vesile olmuşlardır. Şair yazarken; şiir beğenilir mi, beğenilmez mi düşünceleri içinde bulunulmaz vereceği mesaja odaklanır. Ben bir şiire kalem olup yaşaması için ruhuna nefes üflerken; her sözcüğü sarraf titizliğinde seçer, kendi vicdan muhakememde yargılar, gönül süzgecinden damıtarak toplum ile buluştururum. Alacağım eleştiri yolumu çakılan bir fener, övgüyse edebiyat yolunda yürürken bana ekstra bir nefesmiş gibi görürüm. Şundan eminim ki her mükemmel eser bir gün hak ettiği değeri alacaktır. Mükemmelliğin özünde bu saklıdır.

Kurbanlar Mezat’ın da İnsan başlığını taşıyan şiiriniz kitabınız içinde benim en fazla dikkatimi çeken eseriniz oldu günümüzde git gide içi boşaltılan insanlığın içler acısı haline adeta ayna tutmuşsunuz? Bu muhakkak yaşanmışlıkların eseri sizi bu denli ümitsizliğe sevk eden yaşanmışlığı çok özel değilse öğrenebilir miyiz?

AZİZOĞLU, DUYARSIZ BİR YÜREK OLMAYAN BİRİ

Teknoloji ya da dijital çağ dediğimiz zaman evresinde insanın yaşamını kolaylaştıran her gün yeni bir buluş ile karşılaşıyoruz sevinçle. Ya insanın manevi dünyası, işte orada bir kör karanlık çökmüş durumda, savaşlar, ölümler, zulümler, yoksulluğun çaresizliğin anormal boyutlarda olması, bunun vesilesinin insanların açgözlülüğü, hırsı, insanlara olan saygısızlığı sevgisizliği olunca bizleri daha derin düşüncelere sevk edip, vicdanlarımı yaralar. Ben her katledilen bir kadın çocuk ya da masum için engel olamadım diye bir parça kendimi suçlu görürüm. Savaş meydanlarında her patlayan silah yüreğimde patlar onun sancısını çekerim. Dünyanın yedi kıtasında dram yüklü hadiseler cereyan ederken hangi duyarsız yürek bunlara sessiz kalabilir ki.

Vicdanlarını pazar tezgâhına vitrin edenler dizeleriniz de de liyakatsiz eşekler isimli şiirinizde de yine toplumun hemen bütün kesimlerinin dert yandığı konulara temas etmişsiniz sizce sanat sanat için mi yapılmalı yoksa toplum için mi?

“TOPLUMU YOK SAYMAK OLMAZ!”

Yıllardır süre gelen bu tartışmaya her sanatçı kendi penceresinden kendisine göre haklı sebepler ile bakıp taraf olmuştur. Öncelikle bir eser niçin üretilme gereği duymuştur. Her eser bir mesaj, bir ileti taşıyan semboller bütünü değil mi? Eğer böyleyse vermek istediğimiz mesaj öncelikle birey ve bireylerin oluşturduğu topluma değil mi? Toplumu yok sayarak değil sanat kumdan kale bile yapmak bence boşa harcanmış bir emek ve zaman dilimidir. Burada topluma mesaj veriyorum diye her sanat dalının; eseri oluşturma evresinde taşıdığı kural, kaide, estetik ve evrensel normlardan uzaklaşmak da bence akıntıya kürek çekmekle eşdeğer olur. Bu iki düşünce arasında ki ince nüansları, endişeleri, öne sürülen tezleri, iyi irdelemek gerek.

Kitabınız üzerine gerçekleştirdiğimiz bu keyifli söyleşinin ardından son sözü yine size bırakalım son olarak okurlarınıza bir mesaj vermenizi istesek bizlere neler söyler siniz?

“SANAT EHLİNE SAHİP ÇIKILMALI!”

Öncelikle kendi evim, geniş ailem sıfatları içinde ismini zikrettiğim Fırat gazetesinde sizinle söyleşi yapmanın onur ve mutluluğunu ziyadesiyle yaşıyorum. Üstümde emeği olan gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Songül Dursun hocam olmak üzere tüm Fırat gazetesi emekçilerine, şimdiye kadar ki eğitimlerimde bana bilgi birikimlerini esirgemeyen hocalarıma, ahde vefanın sınırlarını çizdiği geniş aileme ve kıymetli okurlarıma vasıtanızla şükranlarımı sunuyorum. Kitap okumanın erdeminden ve mutluluğundan bihaber olanlara, okurlarımdan ve kitap dostlarından son istirhamım onlara kitaplarla kuracakları dostluklara mihmandar olmalarıdır. Bunun ilk adımını özel günler beklenmeksizin bir kitabı bir cana armağan olarak takdim etmeleridir. Kendi kültürü, kendi coğrafyası içinde yetişen sanat ehline sahip çıkmayan toplumların, her daim sesi düşük volümlerde çıkmaya mahkûmdur. Onun için sanat ehline sahip çıkmak toplumun asli görevidir. Sanat ehline sahip çıkalım. Sevgi ve saygının, aydınlık yarınların, umutların capcanlı kalmasının yegâne yolundan biri olan okumanın ülkemizde egemen olması dileğiyle… Sizleri ve değerli okurları saygıyla selamlıyorum.

06 Mar 2022 - 16:11 -


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elazığ Fırat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elazığ Fırat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elazığ Fırat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elazığ Fırat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.