Rektör Prof. Dr. Göktaş, Fırat Gazetesi’ne özel açıklamalarda bulundu

Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş ile oldukça keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşimiz sırasında Fırat Üniversitesi öğrencileri ile gurur duyduğunun mesajını veren ve onlara hayâllerinin ötesinde hizmet sunmak...

16 Aralık 2021, 13:50
Rektör Prof. Dr. Göktaş, Fırat Gazetesi’ne özel açıklamalarda bulundu

Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş ile oldukça keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşimiz sırasında Fırat Üniversitesi öğrencileri ile gurur duyduğunun mesajını veren ve onlara hayâllerinin ötesinde hizmet sunmak istediğini belirten Rektör Göktaş; hayırseverler tarafından üniversiteye bağışlanan bazı arazilerin yeşil alan statüsüne büründüğüne dikkat çekerek; “Sağda solda kalan yani mahalle içlerine sıkışıp kalan alanlar var. Bizler de mahalle arasında kalan tapulu arazilerimizi satmak istiyoruz. Bu arazilerin satılması noktasında da Elazığ’daki diğer kurumların bize engel olmamalarını istiyoruz. Ben rektör olarak; rektör yardımcılarımız ile birlikte bunlarla uğraşıyoruz. Ankara’ya gidip geliyoruz tam çözüm noktasına getiriyoruz. Bunu açık bir şekilde söylüyorum. Maalesef birileri etkiliyor ve bizim bilmediğimiz bir şekilde süreç tıkanıyor… Çok şeffaf bir şekilde şunu ifade edeyim: Çaydaçıra Mahallesi’nin arasında kalan bir araziye fakülte kuracak hâlimiz yok! Biz bunlardan gelir elde ederek, öğrenciler için üniversitemizi cazip hale getirmek için kullanmak istiyoruz. Çünkü artık üniversiteler yaşam alanları olarak da birbiriyle rekabet ediyor eğer öğrenci sayımızda bir düşüş olursa şehir olarak bunun zararını çekeceğiz. Hiç olmazsa mevcut öğrenci potansiyelimizi koruyalım! Günümüzde öğrenciler üniversiteleri tercih ederken üniversitedeki bütün aktivitelere bakarak tercihte bulunuyor. Mahalle arasındaki arsaların satılması konusunun sıkı takipçisi olacağım” diyerek üniversiteye kaynak olarak dönecek işlerde önlerinin tıkanmasının yanlışlığına dikkat çekerek, üniversitenin kaynağa ihtiyacı olduğunu ve bu çarkı döndürmenin zor olduğunu ifade etti.

Röportaj: Kübra TÜRKAN

Ülkemizin en köklü üniversitelerinden biri olan Fırat Üniversitesi’nin Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşimiz sırasında Rektör Göktaş ile pandemide üniversite eğitimini ve bunun getirdiği zorluklar ile Fırat Üniversitesi’nin daha iyi bir noktaya taşınması adına ne gibi projeleri olduğu konularını görüştük. Kendisine yönelttiğimiz sorulara içtenlikle cevap veren Rektör Göktaş ile gerçekleştirdiğimiz söyleşinin detayları ise şöyle…

Öğrencilik yaptığınız bir üniversitede rektörlük yapmak nasıl bir duygu ve yaşadığınız bu duygu sizi nasıl hissettiriyor?

“ÖĞRENCİLİK YAPTIĞIM ÜNİVERSİTEDE REKTÖR OLMAK; GURUR VERİCİ”

1982 yılında öğrenci olarak geldiğim 1986 yılında mezun olduğum Fırat Üniversitesi’ndeyim. Ama yıllarca burada da çalıştım bir süre ayrılmış olsam bile sonrasında rektör olarak gelmiş olmak tabi ki benim için gurur verici bir durum. Bu işin hem kolay tarafı hem de zor tarafı var tabi. Kolay tarafı; üniversitedeki akademik personelin çoğunu önceden tanıyor olmam. Böyle olunca işimiz kolaylaşıyor. Çünkü arkadaşlarımız da bizi tanıyor ve onlar bizim işimizi kolaylaştırmak adına gayret sarf etmekte ve bunu fark ediyorum. Zor tarafı da bir karar verirken bir arkadaşımızın incinmesi söz konusu oluyorsa o arkadaşı önceden bildiğimiz için bazı kararları alırken üzülüyoruz. Kararları bazen uygulamakta güçlük çekiyoruz. Bu sadece akademik personel için de geçerli bir durum değil. Çünkü bizim akademik personelde bir takım kriterlerimiz var; idari personelimiz için de bu durum söz konusu. Öğrencilik yaptığınız, akademisyen olduğunuz bir üniversiteye rektör olarak atanmak genel olarak baktığınızda çok büyük bir avantaj. Ama küçük de olsa zaman zaman karşımıza dezavantajları da çıkıyor.

Elazığ’a yabancı değilsiniz, diğer şehirlerle kıyaslayacak olursanız; Fırat Üniversitesi ve şehrin uyumu sizce nasıl?

“ŞEHRİN, ÜNİVERSİTE İLE UYUMU GENEL OLARAK İYİ!”

Biz aslında duygusal davranmasak; benim gördüğüm kadarıyla Elazığ şehri üniversiteye sahip çıkıyor. Zaman zaman ufak tefek problemler oluyor. Genelde Elazığ insanı üniversiteye sahip çıkıyor ve pozitif yönde katkı sunmaya çabalıyor. Bazen üniversite ile alakalı olmayan kişiler, üniversitenin daha iyi bir yerde olması adına güzel düşüncelerini sunuyor. Ben genellikle Elazığ şehrinin ve Fırat Üniversitesinin ilişkilerini genel olarak iyi buluyorum.

“ŞEHİRLER SIKIŞINCA; KAMU ARAZİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ GÜNDEME GELİYOR”

Ama zaman zaman üniversite arazileri üzerinden bir takım tartışmalar oluyor. Açık söylüyorum; hemen yanı başımızda İnönü Üniversitesi var. Ben oranın rektörü ile görüştüğümde benzer sorunların onlarda da olduğunu işitiyorum. Dicle Üniversitesi’nin rektörü ile görüşüyorum aynı konuyu bazen ondan da duyuyorum. Ama bizler artık bu konunun kapanmasını istiyoruz. Çünkü üniversitemizin şu an elinde kalan arazilere bakarsak, ileriye dönük arazilerimiz yetecek durumda. Bundan sonra edinilecek araziler üniversitemize zarar verebilir. Şehirler sıkışınca kamu arazilerinin değerlendirilmesi talebi gündeme geliyor. Diğer şahız arazileri ile ilgili olarak bazen daha pahalı ücretler ödenmesi gerekiyor. Biz bunu normal karşılıyoruz ama bizim de görevimiz, mevcut kampüslerimize sahip çıkmak ve gelecek nesillere taşımak. Duygusal davranmadığımız sürece böylesi durumlar normal biz şehirle üniversitenin uyumunda bir olumsuzluk görmemekteyiz.

“BİZİM GÖREVİMİZ ŞİKÂYETÇİ OLMAK DEĞİL, PROBLEM ÇÖZMEKTİR”

Bir de bizim iki hastanemiz var. Biri Fırat Üniversitesi Hastanesi diğeri ise; Diş Hekimliği Hastanesi bu iki hastane ile ilgili bazen şehirden pozitif bazen de negatif yansımalar oluyor. Bizim görevimiz şikâyetçi olmak değil, problem çözmektir. Fırat Üniversitesi Hastanesi’ni hemşehrilerimiz muhakkak takdir ediyorlardır. Çünkü buradaki akademisyenler, Türkiye’nin en seçkin akademisyenlerindendir. Alanlarında uzman olan hocalarımız var. Akta binamızın 1984 yılında inşaatı başlamış ve halen devam eden bir bina. Bizler bir taraftan bir şeyler yaparken diğer taraftan binanın belirli kısımları ömrünü dolduruyor. Ama buna rağmen bizler hemşehrilerimize daha iyi hizmet sunmak adına mümkün olduğu kadar binanın içinde ciddi onarımlar yapmaktayız. Ama söz konusu insan faktörü ise insan faktörünün olduğu her yerde hata olabiliyor. Zaman zaman orada yardımcı hizmetlerdeki bir personelin tedavi gören hastaya olumsuz davranması bizi üzüyor. Zaman zaman bunları duyuyoruz. Zaman zaman da oradaki hocalarımızın iş yoğunluğundan dolayı onların çok yorulduğunu biliyoruz. Özellikle uzmanlık eğitimi yapanların çok yoruldukları zamanlar oluyor. 36 saat çalışınca; insan vücudunun buna dayanması da mümkün değil! Bununla ilgili bir takım şikâyetler geliyor. Ben hemşehrilerimin personellerimizi anlayışla karşılamalarını istiyorum.

“HASTANELERİMİZİN HİZMET KALİTESİNİ ARTIRMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ!”

Bir taraftan insanlar çaresiz, hastaneye geliyorlar kendileri hasta olabiliyor ya da yakınları haliyle bilgi almak istiyorlar. Hastayken ya da hastanız varken bir takım tereddütleriniz de oluyor. Bunlarla ilgili de bize yansıyan durumlar oluyor. Biz bunları normal karşılıyoruz. Bu dünyanın her yerinde olan bir şey. Aynı durum diş hekimliği hastanemiz için de geçerli bir durum. Bizler diş hekimliği hastanemize hemşire alımı gerçekleştireceğiz ama buna bile bir takım eleştiriler geldi. Bu kadroları Cumhurbaşkanlığı tarafından açılıyor. Bizim bu kadroları değiştirme imkânımız yok. Ama bu niye eleştirilir bunu da bilmiyorum. Çünkü diş hekimliği hastanesinde de hemşirelere ihtiyaç var. Bunun dışında ciddi bir problemimiz yok. İnşallah biz, hastanelerimizin hizmet kalitesini yükseltmek adına ekip olarak elimizden geleni yapıyoruz.

Hastanelerdeki bir takım size yansıyan sıkıntılardan bahsettiniz. Sizden önceki dönemlerde hastanede sık sık intihar vakaları da gerçekleşirdi. Neyse ki bu konuda eskisi gibi çok sık olumsuz olaylara rastlanmıyor. Bu konuda bir önlem mi aldınız?

“SADECE BİR KERE İNTİHAR GİRİŞİMİ YAŞANDI!”

Benim dönemimde de bir intihar girişimi oldu. Psikiyatri Birimindeki hocalarımız o anda intihara kalkışan kişiyi fark ederek, onu ikna edebildi. Sağlıkla ilgili bir takım sorunlar karşısında maalesef bazen hekimlerimiz bile çaresiz kalabiliyor. Covid- 19 süresince bizler evimizde otururken bile tereddüt ederken onlar yaklaşık 2 yıldır bununla mücadele ediyor. Bazı hocalarımızız sağlık problemleri olmasına rağmen buna rağmen o servislerin içinde de canla başla çalışıyorlar. Sağlık çalışanlarımızın hakkını vermek gerekiyor. Ama vatandaş gözüyle bakıldığı anda daha fazla konforlu alanlar istiyorlar. Bunlar da devletin verdiği imkânlar sayesinde olabiliyor.

“ÇALIŞMA ŞARTLARI İYİ OLAN HEKİMLER BUNU HASTAYA DA YANSITIYOR!”

Kesinlikle devletimiz çok büyük. Geçtiğimiz günlerde de Sağlık Bakanımız bir açıklama yaparak, hekimlerimizin durumunun daha da iyileştirileceğini açıkladı ve normal memurlara verilecek; maaş zammının dışında özel iyileştirme yapılacağını belirtti. Biz hekimlerimizi seviyoruz. Birçok hekim özel sağlık kuruluşundan davet aldı ayrıca Danıştay’ın kararı ile muayene açabilirdi ama bizim hocalarımız bu nedenle hastanemizden ayrılmadı. Bir kısmı emekli oldu bir kısmı da kendi memleketine gitti. Üniversitemizde hocalarımız genel anlamda mutlu. Çünkü çalışma koşulları Türkiye ortalamasının çok üzerinde. Tabi hocalarımızın çalışma şartları iyi olunca bunu hastalara da yansıtıyorlar. Sadece bir kere intihar girişimi yaşandı. Onun da özel bir sağlık nedeni vardı. Hastane ortamı hiç kimsenin arzu etmediği bir ortam. Allah kimseye çaresiz hastalık vermesin.

Sadece tıp alanındaki hekimleriniz değil, birçok bölümde akademisyenleriniz başarılı çalışmalara imza atıyor. Doğu illerinde bir üniversitede bu akademik başarıların bu noktada olmasını nasıl değerlendirmektesiniz ve bu başarıların artması adına sizce neler yapılabilir?

“FIRAT ÜNİVERSİTESİ, DÜNYADA DA ADINDAN SÖZ ETTİRİYOR!

“Doğu batı kavramları Türkiye’de artık konuşulmamalı. Çünkü artık gelişmişlik düzeyleri aynı. İstanbul’da sahip olunan imkânların hepsine Elazığ’da da sahipsiniz. Bu anlamda ben bu terminolojiye pek sıcak bakmıyorum. Üniversitemiz 50 yıllık bir üniversite. Yani birçoğu yurtdışı deneyimi olan bunu da geldiği zaman buraya yansıtmış. Dolayısıyla çok tecrübeli akademisyenlerimiz var. Bu bir günle olan bir şey değil! Akademik başarılar uzun yılların birikimi sonucunda meydana geliyor. Bizim üniversitemizde de durum böyle. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde bulunan cihazlar Fırat Üniversitesi’nde de var. Böyle olunca bu hocalarımızın başarısına da yansıyor. Üniversitemiz son yıllarda çok ciddi başarılar elde ediyor. Hocalarımız dünyanın en etkili bilim insanları listesinde Türkiye’de üniversite olarak ikinci olduk. Bu son derece gurur verici. Bu şehrimiz ve üniversitemiz için de mutluluk kaynağı. Yine patent yarışmalarında da hocalarımız madalyalarla döndü. Tüm bunlar gurur vesilesi. TÜBİTAK’tan ödül alan hocalarımız da var. Böylesi büyük ödüllerin üniversitemize gelmesi tesadüfi değildir. Hocalarımızın yıllarca alın teri dökmesiyle hak ettikleri ödüllere kavuşmasıdır. Dünya üzerinde ilk bine giren fakültelerimiz var. İlk 200 ve 300 de olan bölümlerimiz de var. Şehrimiz, üniversite ile gurur duymaya devam ediyor. Dünya da bile adından çokça söz ettiriyor ve biz üniversite olarak bundan gurur duyuyoruz.

Köklü bir üniversite olmamıza rağmen; henüz üniversitemiz bünyesinde hukuk ve eczacılık fakültelerimiz yok. Bunların da kurulması adına bir takım girişimleriniz var mı?

“HUKUK FAKÜLTESİNİN ŞEHRİMİZE VE ÜNİVERSİTEMİZE KAZANDIRILMASI GEREKİYOR!”

Hukuk, eczacılık ve ziraat fakültelerimiz yok. Daha önceki hocalarımız döneminde de bu konuda başvurular yapılmış. Başvuru dosyaları da gönderilmiş ben de başlar başlamaz her iki fakültemiz ile ilgili de dosyalarımızı sunduk. Hatta bir önceki YÖK başkanı ilimiz milletvekilleri ile birlikte görüştük ve hukuk fakültesinin yapılması ile ilgili sözler de aldık. Alt komisyondan da hukuk fakültemiz geçmişti. Eczacılık fakültesi ile ilgili olarak ise sonra değerlendirileceği ifade edildi. YÖK başkanı değişti. Yeni başlayan YÖK Başkanına da yine milletvekillerimiz, belediye başkanımızın da bulunduğu heyet ile ziyarete gittik ve burada Hukuk Fakültesi isteğimizi dillendirdik. Devlet işinin süreklilik gerektirdiğini ve bu konuda bize söz verildiğini ifade ettik. Cumhurbaşkanımızın ilimize söz verdiğini Adalet Bakanımızın da buna sıcak baktığını belirttik. Hukuk fakültemize dair hazırladığımız kitapçık ile üst yazımızı ben yeniden hocamıza takdim ettim. Hocamız tekrardan değerlendireceğini ve konuyu Adalet Bakanı ile görüşeceğini aktardı. Biz bunun sonuna kadar takipçisi olacağız. Hocamıza somut örneklerde vererek; mesela Çankırı’da Hukuk Fakültesi var. Bizimle birlikte başlamış üniversite hayatına ama Çankırı’nın nüfusu 100 bin civarında ve Elazığ’ın nüfusu 600 bine yaklaştı dedik. Ayrıca Çankırı Ankara’ya 1,5 saat mesafede dedik. Buraya Hukuk Fakültesi fazla görülmezken bize de görülmemesi gerektiğini vurguladık ve bize muhakkak verilmesi gerektiğini aktardım. 17 Aralık tarihinde YÖK Başkanı Atatürk Üniversitesi’nde bölge üniversiteleri ile bir toplantı yapacak ve ben orada da tekrar bu konuyu aktaracağım. Muhakkak Cumhurbaşkanlığı nezdinde bu konuya dokunulması gerektiğini düşünmekteyim. Hukuk Fakültesi’nin üniversitemize kazandırılması gerekiyor.

“ÜNİVERSİTEMİZE; ÖĞRENCİSİ HİÇ BİTMEYEN BÖLÜMLER KAZANDIRMALIYIZ!”

Bir de ben son zamanlarda şunu ifade ediyorum. Üniversitelere rast gele bölümler açılmamalı. Bizim gibi köklü üniversitelerde daha çok katma değeri olan sürekli öğrenci çekebilecek bölümlerin açılması gerekiyor. İnönü Üniversitesi gerçekten bu konuda çok planlı şekilde ilerlemiş. Orada Hukuk, tıp, eczacılık ve diş hekimliği fakülteleri var. Bu bölümlerin öğrencileri hiçbir zaman bitmez. Bunlar her zaman tercih edilen bölümler. İsim vermek istemiyorum ama bazı fakültelerimiz ölüm noktasına kadar yaklaşmış. Sadece bir iki bölümleri aktif ama yarın YÖK bize sormadan ben şu fakültenizi kapattım. Şunla birleştirdim bile diyebilir. YÖK Başkanımız, sağlık ile ilgili eksikleriniz var mesela psikoloji bölümü açın tavsiyesinde bile bulundu ve psikoloji bölümünün her zaman öğrencisi olmakta dedi. Biz bunun da dosyasını gönderdik. Hukuk fakültesini şehir ve üniversite hak ediyor. Ben de görevimin sonuna kadar bunu dile getireceğim.

Pandemi süresince üniversitelilere hasret kaldık. Yüz yüze eğitim başlayınca bu hasret sona erdi ama pandemi gölgesinde sürdürmeye çalışılan eğitimin dezavantajları neler oldu?

“ÜNİVERSİTELİLER OLMAZSA BURASI ARAŞTIRMA MERKEZİ OLARAK ADLANDIRILIR”

Pandemi bütün dünyayı etkiledi. Dünyanın ekonomisini ve insanların psikolojisini etkiledi ve etkilemeye de devam ediyor. Sonunun nereye gideceğini kimse kestiremiyor. Tam bir varyanttan kurtulduk derken daha hızlı yayılan başka varyant söz konusu oluyor. Bu dünya tarihinde karşılaşılmamış bir durum. Tabi üniversitelerin en önemli unsuru öğrencidir. Üniversiteler; öğrencileri ile güzeldir. Öğrenci olduğu sürece, akademik ve idari personel anlam kazanmakta. Yoksa burası üniversite değil bir araştırma merkezi olarak adlandırılırdı.

“PANDEMİYE RAĞMEN ÜNİVERSİTEMİZDE; EĞİTİM VE ÖĞRETİM KUSURSUZ SÜRÜYOR!”

2 yıla yakın üniversiteliler kampüse uzak olunca bu hocalarımızın da psikolojisini etkiledi. Bazı hocalarımız bilimsel araştırmalarını bile durdurdu. Öğrenci odaklı devam ettiği için bizi her anlamda etkiledi. Ama eğitimin yüz yüze olması konusunda devlet büyüklerimiz ve sağlık otoritelerimiz karar verdi. Bizde öğrencilerimizi üniversiteye davet ettik ve %40’a kadar derslerin uzaktan olması tavsiye edildi buna uyduk. Pandemi koşullarına rağmen üniversitemizde eğitim ve öğretim faaliyetleri kusursuz devam ediyor. Pandemide öğrenciler arasında covid vakalarına karşı çok olumsuz bir durum da yok. Çok şükür covid nedeniyle kaybettiğimiz bir gencimiz olmadı. Hatalığa yakalayanlar izole ediliyor. Eğitim – öğretim olaylarını çok etkilemiyor olsa da bu durumun bir an önce bitmesini diliyoruz. Senatoda hocalarımıza sosyal mesafenize dikkat edin uyarasında da bulunuyorum. Bu virüsten kurtulduğumuz an eskisi gibi daha sıcak ortamlarda eğitim ve öğretim faaliyetlerimizi sürdüreceğiz. 24 Ocak 2020 Elazığ Depremi dolayısıyla hasar alan yapılarda güçlendirme çalışmalarımız vardı bunların tamamını da bitirdik. Çok şükür sorunsuz bir şekilde eğitim ve öğretim faaliyetimiz sürüyor.

Öğrencilerin sorunlarına acil çözümler üretme çabasındasınız yani öğrencilere kulak kabartmaktasınız. Peki keşke öğrenciler için bunu da yapabilsek dediğiniz bir şey var mı?

“ÜNİVERSİTE BÜTÇELERİ SINIRLI!”

Bu benim şahsi başarım değildir. Bu bir ekip işi. Ben fizik çıkışlıyım ve sosyal yönüm siz de hak verirsiniz ki pek gelişmiş olmuyor. Daha çok masa başında güzel işler üretiyoruz. Ekibimizdeki yetenekli arkadaşlar benim sosyal yönümdeki eksikliğimi gerçekten gideriyor. Mesela akademik yılın başında öğrencilerimizi üniversite girişinde güzel bir şekilde hediyelerle karşılaştık. Ekipteki arkadaşlarım öğrencilerin sorunlarını gidermek adına çabalıyor. Ama bazı sorunları gidermek bizim gücümüzü de aşıyor. Mesela bir takım ekonomik iyileştirmelerin olmasıyla hizmet kalitesi artabileceği durumlar olabiliyor. Bazen üniversite bütçelerinde yeterli kaynak olmayabiliyor. Bu pandemiden de kaynaklanıyor. Mesela sosyal tesislerimiz 2 yıldır bir gelir elde edemedi. Biz oradan elde ettiğimiz gelirleri doğrudan öğrencilerimize hizmet olarak sunuyorduk ve bunu yansıtıyorduk. Ama buralardan gelir olmadı ve mevcut sistemi ayakta tutarken ciddi bir şekilde zorlanıyoruz. Bu durumu yukarıya da yansıtıyoruz. Devlet bir bütündür. Bizim burada çektiğimiz güçlük devletin her kademesinde hissediliyordur. Devletimiz bile bile öğrencilerin zor bir süreç yaşamasını istemez.

“GELİR KAYNAĞIMIZ DAR, ÖĞRENCİLERİMİZİN YEMEK GİDERLERİNİ NASIL GİDERECEĞİMİZİ BİLE DÜŞÜNÜYORUZ”

Öğrenciler neden kütüphanenin bütün salonlarının açık olmadığını belirtmekte. Kütüphanede çalışmak istediklerini belirtiyorlar ama biz her salonu açacak ve düzeni sağlayacak personele sahip değiliz. Böyle bir sorunumuz var. Üniversitemiz eski mevcut kadrodan emekliye ayrılan var. Devlette imkânları nispetinde yeni personel veriyor. Bu nedenle öğrencilerimize vermeyi hayâl ettiğimiz hizmeti sunamayabiliyoruz. Hayâllerimiz büyük ama hayâllerimizi sınırlayan faktörler bizin dışımızda. Bazı büyük üniversitelerin, özel yurtları ve otelleri var bunlar buradan ciddi gelirler elde edebiliyor. Bizim böylesi gelir kaynaklarımız yok. Bizle mesaimizin büyük bir kısmı öğrencilerimizin yemek giderlerini nasıl karşılayacağımızı düşünerek geçirmek durumunda kalıyoruz.

“DEVLETİMİZ, ÖĞRENCİLER ADINA HARÇLARI ÖDÜYOR!”

Üniversite içinde öğrenci kardeşlerimizi istihdam sağlayıp, onlar gelir de elde etsin istiyoruz ama şu an bu mümkün görülmüyor. Cumhurbaşkanımız yeni bir model üzerinde taşıyor. Ekonomistler, 3 ya da 4 ay içinde bunun etkilerinin görüleceğini ifade etmekteler. Eğer Türkiye’mizin ekonomisi herkesin arzu ettiği gibi iyi bir noktaya giderse o zaman bizlerde daha güzel hizmetler sunmak adına kaynak sunabiliriz. Devlet öğrenci harçlarını kaldırdığını belirtti ama bu harçlar kalkmadı öğrencilerin yerine devlet ödüyor. Yaklaşık 10 yıldır bu harçlarda hiç değişmedi.

“İŞÇİLERİN MAAŞI CARİ BÜTÇEDEN KARŞILANIRSA, HAYALLERİN ÖTESİNDE HİZMETLER SUNABİLECEĞİZ!”

Kantin ve kafeteryalar çalışmış olsa bu harçlarda birlikte 11 milyon gibi bir kaynağımız olacaktı. Bu da öğrencilerimizin daha kaliteli hizmet almasına kullanılacaktı ama şimdi gelirimiz bu kadar çok değil. Giderimiz ise daha fazla. Çünkü yemek haricinde sadece 106 işçimiz var ve bu işçilerimizin giderlerini de bizler kantin ve kafeteryadan gelen gelirlerle karşılıyorduk ne yazık ki 2 yıldır bu mekânlardan gelir sağlayamıyoruz. İşçilerin maaşlarını biriken paradan ödedik ve 106 işçinin bize maliyeti 13 milyon. Gelirimiz yaklaşık 11 milyon peki biz öğrencinin yemeğini ne ile karşılıyoruz? Daha öğrenciye harcamadan sadece işçiye ödeyerek bitiriyoruz mevcut kaynağı. Bu sadece bizim sorunumuz değil, birçok devler üniversitesinin böyle bir sorunu var ama devletimiz bununla ilgileniyor. Bu işçilerimiz cari bütçeden maaş alabilirse o zaman bu kaynak direk öğrencilerimize kalacak ve işte o zaman öğrencilerimizin bile hayâl edemeyeceği şekilde hizmet sunacağız.

Bazı üniversitelerde hayırseverlerin katkıları fazla az öncede ifade ettiğiniz üzere üniversitemizin farklı gelir kapılarına ihtiyacı var. Bunun sağlanması adına hayırseverlerimize çağrıda bulunsanız neler söylersiniz?

“ÜNİVERSİTE SADECE 4 DUVARDAN İBARET DEĞİL!”

Üniversite sadece 4 duvardan ibaret değil! Sınıflar ve amfilerle tamam olunmuyor. Gençliğin en zirve noktasını yaşayan kardeşlerimiz üniversiteliler ve onların yaşam alanları olması gerekiyor. Üniversitemize baktığımız zaman evet yemyeşil bir kampüs alanı var. Sadece kantinler ve kafeteryalar mevcut ama. Bizim gönlümüzden geçen bir takım hayırseverlerimizin, bir yurt yapmasıdır. Bize yabancı öğrenciler geliyor. Çoğunlukla da Afrika’dan gelen öğrencilerimiz var. Ve bunların yiyecek ekmekleri bile yok. Bu kardeşlerimizin kalabileceği bir yer kapanmayacak bir hayır kapısıdır. Malatya’da hayırseverler 2 yurt yapıp üniversiteye vermiş. Burada üniversite yönetimi ihtiyacı olanlara ücretsiz orada barındırıyor. Ücret verebilecek öğrencilerden aldığı gelir ile de diğer ihtiyaçları karşılıyor. Ben Elazığ insanın da sağduyulu olduğuna inanıyorum. Ben her seferinde feryat figan gibi de düşünebilirsiniz ama ben artık bu çarkın dönmediğini görüyorum. Elazığlı hemşehrilerimizden üniversiteye yardımcı olmalarını istiyorum. Munzur Üniversitesi’nde olimpik kapalı yüzme havuzu var. Muş Alparslan Üniversitesi’nin öğrenci kapasitesi bizim üniversitemizin 4’te 1!i olmasına rağmen orada da 2 tane yüzme havuzu var. Şimdi bizim üniversitemizin öğrencileri de bunları hak ediyor. Bizler de bunun başvurusunu yaptık. Ayrıca Malatya İnönü Üniversitesi’nde çarşı var. Biz de bunları talep ediyoruz ama her şey de devletin kaynakları ile olmamalı. Elazığlı hayırsever hemşehrilerimizin de bu şekilde üniversitemize destek sunmasını istiyoruz.

“TAM ÇÖZÜM NOKTASINA GETİRİYORUZ AMA BİRİLERİNİN ETKİSİYLE BİR BAKIYORUZ SÜREÇ TIKANIYOR!”

Geçmişte bazı hayırseverler, üniversitenin kullanması adına tapulu arazilerini üniversiteye devretmişlerdi. Bunların bir kısmı maalesef yeşil alan gerekiyor denilerek yeşil alan şeklinde ilan edilmiş. Mevcut belediye başkanımızın döneminde böyle şeyler olmamış. Kesinlikle kendisi bize destek sunan birisi ama ne yazık ki geçmişte; var olan tapulu araziler yeşil alan statüsüne konulmuş ve bu durum çözülemiyor. Yine bazı araziler ise sağda solda kalmış durumda. Mahalle içlerine sıkışıp kalan alanlar var. Şu anda Dicle Üniversitesi bin dönümlük arazisini satarak, yeni bir hastane yapıyor. Bizim de aslında böyle imkânlarımız olabilirdi. Bizler de mahalle arasında kalan tapulu arazilerimizi satmak istiyoruz. Bu arazilerin satılması noktasında da Elazığ’daki diğer kurumların bize engel olmamalarını istiyoruz. Ben rektör olarak; rektör yardımcılarımız ile birlikte bunlarla uğraşıyoruz. Ankara’ya gidip geliyoruz tam çözüm noktasına getiriyoruz. Bunu açık bir şekilde söylüyorum. Maalesef birileri etkiliyor ve bizim bilmediğimiz bir şekilde süreç tıkanıyor. Çok şeffaf bir şekilde şunu ifade edeyim: Çaydaçıra Mahallesi’nin arasında kalan bir araziye fakülte kuracak hâlimiz yok. Biz bunlardan gelir elde ederek, öğrenciler için üniversitemizi cazip hale getirmek için kullanmak istiyoruz. Çünkü artık üniversiteler yaşam alanları olarak da birbiriyle rekabet ediyor eğer öğrenci sayımızda bir düşüş olursa şehir olarak bunun zararını çekeceğiz. Hiç olmazsa mevcut öğrenci potansiyelimizi koruyalım! Günümüzde öğrenciler üniversiteleri tercih ederken üniversitedeki bütün aktivitelere bakarak tercihte bulunuyor. Mahalle arasındaki arsaların satılması konusunun sıkı takipçisi olacağım.

Meslek yüksekokullarını da önemsiyorsunuz, ziyaretlerinizden bunu anlamaktayız. İlimizin değerlerini ön plana çıkartacak ve ilçelerimizin parlamasına neden olacak bölümlerin açılması konusunda neler düşünüyorsunuz?

“YÜKSEKOKULLARDA ALANINDA UZMAN KİŞİLER ÇALIŞTIRILMALI”

Bazı meslek yüksekokullarımız dediğiniz gibi bu şekilde aktif öğrenci alıyor. Sürekli Eğitim Merkezimizde Ankara’da faaliyet gösteren Elazığ Kültür ve Tanıtma Vakfı’nın yetkililerin önerisi ile turizm alanında çalışabilecek nitelikte yardımcı personel eğitimi veriliyor. İlimizdeki boşluğu doldurmaya çabalıyoruz. Bütün 2 yıllık okullarımız tamamen doldu. 4 yıllıklarda bir takım boşluklar olmasına rağmen onların tamamı doldu. Aslında meslek yüksekokulları ile ilgili olarak geçmişten gelen sakat bir yapılanma var. Akademik yapılanma açısından sorunlar var. Mesela bir bölüm açılıyor ve o bölümle ilgisi alakası olmayan hocalar dolduruyor sonrasında ise oradan bir şey çıkmadığını görmekteyiz. Bu konuda YÖK’te hassas. Mesela şimdi bizim tekstil bölümümüz var biz bunu niye açtık? Elazığ’da tekstil öne çıktı. Bir takım iş insanları çok ciddi yatırımlar yapıyor bizler de bu ara eleman ihtiyaçlarını giderelim istedik. Tekstil alanında iyi eğitim verecek donanımlı hocaları kadromuza alıyoruz. Bunlar öğrencileri layıkıyla yetiştirecek ve iş insanları personel eğitimi ile uğraşmayacak. Geçmişte Bilgisayar Teknikerliğinde tarih hocalarını görürdük ya da müzik eğitimcilerini işin uzmanları olmalı. Yüksekokullar, akademik personelin istihdam alanı olarak görülmesi yanlış!

Samimi cevaplarınız için teşekkürler son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

“FIRAT ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİLERİ İLE GURUR DUYUYORUM!”

En başta size ve gazeteniz Fırat’a teşekkür ederim. Geçmişte öğrenci, akademisyen şimdi de rektör olarak Fırat Üniversitesindeyim. Şu anda toplam 32 yılımı bu şehirde ve bu üniversitede geçirmişim. Ben Fırat Üniversitesi öğrencileri ile gurur duyuyorum. Öğrencilerimizden kaynaklı bir tane olumsuzlukla karşılaşmadım. Öğrencilerimiz, üniversite hayatlarını doya doya yaşamak istiyoruz. Bu şekilde öğrenciye, şehrimize ve ülkemize yakışır bir şekilde davranışlar sergiledikleri için kendilerine teşekkür ediyorum. Elazığlı hemşehrilerimizin bize sıcak baktığını biliyorum. İşimizi kolaylaştırmak adına gayret ediyor ve bunu bize hissettiriyorlar. Onlara da teşekkür ediyorum. İnşallah biz de onlara layık olacağız.

“BENİMLE AYNI DÖNEMDE ATANAN REKTÖRLER, TARİHİN EN ŞANSSIZ REKTÖRLERİ OLDU”

Ama şu an benimle birlikte atanan rektörler ne yazık ki en şansız rektörler olarak tarihe geçecek hem covid var biz de bir de depremin de etkileri var. Covid nedeniyle bütün ülkelerde görülen ekonomik sıkıntıları ülke olarak bizde hissediyoruz. Bunların bir takım dezavantajları var ama yine de şükür ediyoruz. Çünkü böyle bir makamı Allah bize nasip etmiş. Allah bizi mahcup etmesin. Biz de layık olmaya çalışıyoruz. Akademik personelimiz covid sürecinin olumsuz etkilerini kısa sürede üzerlerinden atarak, bilimsel araştırma ve patent çalışmalarına ağırlık verdi. Eğitim ve öğretim faaliyetlerinde neredeyse covid öncesindeki sürece döndük. Her 2 hastanemizdeki duruma dönecek olursak; oradaki bir takım olumsuzlukların giderilmesi adına çalışıyoruz.

“SAĞLIK SEKTÖRÜ HATA KABUL ETMEZ, AÇIKLARIMIZI GİDERMENİN GAYRETİNDEYİZ!”

Fırat Üniversitesi Hastanemiz de bölgenin 2. büyük hastanelerinden yani biz büyük bir camiayız haliyle ufak tefek olumsuzluklar oluyor. Bu konuda hemşehrilerimizin sağduyusuna sığınıyoruz. Sağlık sektörünün hata kabul etmeyen bir sektör. Bunun için açıklarımızı kapatmaya gayret ediyoruz. Önümüzdeki sene yine hastanede yapacağımız çalışmalarla hastanemiz daha konforlu olacak.

Yorumlar (0)
23
açık
Namaz Vakti 05 Temmuz 2022
İmsak 03:08
Güneş 04:57
Öğle 12:33
İkindi 16:27
Akşam 19:58
Yatsı 21:40
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 38 81
2. Fenerbahçe 38 73
3. Konyaspor 38 68
4. Başakşehir 38 65
5. Alanyaspor 38 64
6. Beşiktaş 38 59
7. Antalyaspor 38 59
8. Karagümrük 38 57
9. Adana Demirspor 38 55
10. Sivasspor 38 54
11. Kasımpaşa 38 53
12. Hatayspor 38 53
13. Galatasaray 38 52
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 38 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 34
19. Göztepe 38 28
20. Ö.K Yeni Malatya 38 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 70
2. Ümraniye 36 70
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Denizlispor 36 49
12. Keçiörengücü 36 48
13. Gençlerbirliği 36 48
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 36 45
16. Kocaelispor 36 44
17. Bursaspor 36 44
18. Menemen Belediyespor 36 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 38 93
2. Liverpool 38 92
3. Chelsea 38 74
4. Tottenham 38 71
5. Arsenal 38 69
6. M. United 38 58
7. West Ham United 38 56
8. Leicester City 38 52
9. Brighton 38 51
10. Wolverhampton Wanderers 38 51
11. Newcastle 38 49
12. Crystal Palace 38 48
13. Brentford 38 46
14. Aston Villa 38 45
15. Southampton 38 40
16. Everton 38 39
17. Leeds United 38 38
18. Burnley 38 35
19. Watford 38 23
20. Norwich City 38 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 86
2. Barcelona 38 73
3. Atletico Madrid 38 71
4. Sevilla 38 70
5. Real Betis 38 65
6. Real Sociedad 38 62
7. Villarreal 38 59
8. Athletic Bilbao 38 55
9. Valencia 38 48
10. Osasuna 38 47
11. Celta Vigo 38 46
12. Rayo Vallecano 38 42
13. Elche 38 42
14. Espanyol 38 42
15. Getafe 38 39
16. Mallorca 38 39
17. Cadiz 38 39
18. Granada 38 38
19. Levante 38 35
20. Deportivo Alaves 38 31