PROF. DR. ÜNAL; “TEDAVİDE BAŞARILI OLDUK ANCAK SALGINI KONTROL ETMEDE BAŞARISIZ KALDIK” « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

tempobet giriş tempobet

Pendik escort

istanbul escort

kurtköy escort

antalya escort

PROF. DR. ÜNAL; “TEDAVİDE BAŞARILI OLDUK ANCAK SALGINI KONTROL ETMEDE BAŞARISIZ KALDIK”

Bu haber 26 Ağustos 2020 - 18:58 'de eklendi.

Covid-19 Pandemisi bütün ağırlığı  ile devam ederken, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi hemşehrimiz Prof.Dr.Necmettin Ünal ile pandemi hakkında merak edilenleri konuştuk. Gazetemize son dönemlerde  artan Covid-19 vaka sayıları hakkında değerlendirmede bulunan hemşehrimiz Prof.Dr.Necmettin Ünal, “Özellikle hastayla kontağı olan kişilere test yapılıp, bunların izole edilmesi vasıtasıyla salgının önlenmesi gerekiyor. Bu yapılmadığı takdirde hızla artmaya devam edecektir” diyerek bu şartlar altında devletin yeni önlemler alması gerektiğini söyledi ve “Bu sadece söylemle olmuyor mutlaka idari tedbirlerin alınması gerektiğini düşünüyorum. Futbol maçları artık seyircili oynanacakmış. Bu bir problem tabi ki. Okulların açılması sayılar böyle artarken, problem” dedi.  Ülke olarak,  bu güne kadar tedavide başarılı olduğumuzu ancak salgını kontrol etmede başarısız kaldığımızı kaydeden Ünal, Ülkemizde yapılan aşı çalışmaları hakkında da bilgilendirmelerde bulunarak, her halükarda milli bir aşının geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi; “Türkiye’deki aşı çalışmalarının yoğun bir şekilde desteklenmesi ve hızlandırılması gerekiyor” diye konuşan Ünal, ayrıca çocuklarda bu hastalığın şiddetli geçmediğini, çoğunun belirtisiz geçtiğini fakat bu durumun çocuklarda kalıcı hasar oluşturmayacağı veya ölüme neden olmayacağı anlamına gelmediğine dikkat çekti.

 

 

Röportaj: Songül DUSRUN

Uluslararası başarılara imza atan hemşehrimiz Prof. Dr.Necmettin Ünal ile pandemiye dair son derece bilgilendirici bir röportaj gerçekleştirdik. Koronavirüs sayılarındaki artış ne anlama geliyor? Normalleşme süreci bitebilir mi? Yeni kısıtlamalar gelecek mi?  Okulların açılması doğru bir karar mı? Aşı çalışmalarında gelinen son nokta nedir? Grip ve zatürre aşısına pandemi dolayısıyla talep artarken kimler bu aşıları yaptırmalı? Tüm bunlara dair sorularımızı tüm samimiyetiyle yanıtlayan Ünal, pandemiye dair çok önemli tespit ve bilgilendirmelerde bulundu. Ünal, gazetemiz aracılığı ile hemşehrilerine bir mesaj göndermeyi de ihmal etmedi. Ünal ile gerçekleştirdiğimiz röportajımızın detayları ise haberimizin içeriğinde saklı… İşte o röportaj!

Son zamanlarda Türkiye’deki vaka sayılarında bir artış gözlemleniyor. Bu artan vaka sayıları yeniden kısıtlamalar getirebilir mi, ya da kısıtlamalar yeniden gelmeli mi sizce, bu konuda düşünceniz nedir?

“BU ŞARTLAR ALTINDA YENİ ÖNLEMLERİN ALINMASI ŞART DİYE DÜŞÜNÜYORUM”

Vaka sayıları hakikaten son dönemlerde artıyor. Her ilde artıyor. İstanbul biraz geride ama onun dışındaki illerde artıyor. Elazığ’da da arttığını biliyorum. Ankara’da artıyor, Doğu Anadolu’da artıyor, Kuzeydoğu Anadolu’da artıyor. Sağlık Bakanlığı da bugün, son bir hafta istatistiklerini yayınlandı. O da net olarak gösteriyor. Bu arada Sağlık Bakanlığı’ndan bağımsız, dedikodu müesseseleri ya da başka kuruluşlar daha yüksek rakamlar açıklıyorlar. Dolayısıyla yoğun bakımlarla da kontaktayız. Yoğun bakımlarda da hasta sayısı giderek artıyor. Hastanelerdeki Covid sayıları artıyor. Hastalar belirtisi olmayan veya hafif belirtisi olanlar evlerine gönderiliyor. Bu şartlar altında yeni önlemlerin alınması şart diye düşünüyorum. Ama tabi biz bir tek sağlık penceresinden bakıyoruz. Bunun başka yönleri de var. Ekonomik penceresi var, asayiş penceresi var, hepsini bir arada değerlendirmek daha doğrusu… Hükumetler de, devletler de birçok pencereden değerlendirmek zorundalar. Bizim açımızdan bakarsanız kapatın her yeri ama o şekilde hayatın yürütülmesi mümkün değil. Özellikle günü birlik gelirle geçimini sağlayan insanlar varken, sokağa çıkma yasakları v.s biraz zor olabilir. Ama başka önlemler getirilebilir. Toplu taşıma kolaylaştırmak için Kaydırmalı mesai uygulamaları getirilebilir, şehirlerarası ulaşım kısıtlanabilir. PCR testleri çok yapılıyor ama kimlere yapıldığını bilmiyoruz. Yani bir kişide kaç kere tekrarlandığını bilmiyoruz. Kontaklılara yapılıp onların kısıtlanması lazım.

“BU GÜNE KADAR TEDAVİDE BAŞARILIYIZ AMA SALGINI KONTROL ETMEDE BAŞARISIZ KALDIK”

Bu güne kadar olan durumda biz tedavide PCR olarak başarılıyız ama salgını kontrol etmede başarısız kaldık. Artışlar da bunun göstergesidir. Bunun için devletin önlemler alması gerekiyor ve topluluğu azaltacak, insanların bir araya gelmesini azaltacak, bu sadece söylemle olmuyor mutlaka idari tedbirlerin alınması gerektiğini düşünüyorum. Ama bu toptan bir ay sokağa çıkma yasağı olamaz artık. Başka tedbirler olur diye düşünüyorum. Bu arada bugün aldığım bir duyuma göre futbol maçları artık seyircili oynanacakmış. Bu bir problem tabi ki. Okulların açılması sayılar böyle artarken, problem. 18 milyon öğrenci devreye girecek. Okulların açılmamasında da ayrı bir problem var. Bu işin ne kadar süreceği belli değil. Çocuklara üç sene, bir sene eğitim vermeden nasıl gider. Uzaktan eğitimde fırsat eşitliği var mı herkes yararlanabiliyor mu belli değil. Çocukların okula gitmemesi sosyal açıdan problem doğurur mu bunlar belli değil. Ama okulların açıldığı takdirde okulların tamamında her türlü önlem alındı mı alınmadı mı, ailelerle uzlaşıya varıldı mı, o bölgedeki kişilerle uzlaşıya varıldı mı belli değil, okulların servislerinin nasıl olacağı belli değil. Bulaşta okul servisleri çok önemli faktör olabilirler. Yani bir sürü yapılacak iş var ve buna devletin önayak olması gerektiğini düşünüyorum. Bu hiçbir zaman bir sokağa çıkma yasağı olmayacaktır bence. Ama onun dışında devletin tedbir alması gerekiyor.

Yine son günlerdeki vaka sayılarına baktığımızda vefat eden kişi sayılarının sayılarında fazla bir değişiklik göremiyoruz. Bu durumda virüs ölümcüllüğünü yitirdi diyebilir miyiz?

“VİRÜSÜN BULAŞICILIĞININ ARTTIĞI AMA ÖLÜM ORANININ AZALDIĞI KONUSUNDA SPEKÜLASYONLAR VAR”***

Ölüm oranları ile de muallaktayız. Çünkü Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı ölüm oranları var, bu sırada başka illerden, değişik valiliklerden, belediyelerden, Türk Tabipler Birliği’nden değişik açıklamalar geliyor. Bunların hepsini üst üste oturttuğunuz zaman bir birine uymadığını görüyorsunuz. Dolayısıyla elimizde net veri olmadan bütün detaylar olmadan ölümler azaldı, azalıyor virüs gücünü mü kaybediyor diye bir spekülasyonda bulunmak hiç kolay değil. Ama yurt dışından da birkaç ülkeden buna benzer spekülasyonlar geldi.   Virüsün bulaşıcılığının arttığı ama ölüm oranının azaldığı konusunda. Ama bunlar küçük gruplarda çalışılan ve kesin teyit edilmemiş bilgiler. Türkiye için de bu sadece bir spekülasyon, veriler olmadan konuşmak çok zor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, “Bu salgını (Kovid-19) iki yıldan daha kısa bir sürede bitirmeyi umuyoruz.” dedi. Peki siz bu sözlere katılıyor musunuz? 2 yıldan daha kısa sürede virüs bitebilir mi?

“BU HASTALIĞIN YÜZDE YÜZ BAŞARILI OLMUŞ BİR TEDAVİ YÖNTEMİ BULUNMUŞ DEĞİL”***

Öngörüde bulunmak çok zor… Çünkü Bu hastalığın yüzde yüz başarılı olmuş bir tedavi yöntemi bulunmuş değil. Başka hastalıklarda kullanılmış ilaçları bu hastalıkta kullanmaya çalışıyoruz, ölümü azaltmaya çalışıyoruz. Diğer taraftan aşı bir olasılık, ikinci bir olasılık ise mutasyon… İlk önce tedavi şu ana kadar bulunmadı ve kısa sürede yeni bir ilaç geliştirmek de o kadar kolay bir olay değil. Bunun seneler alacağını biliyoruz. İkincisi aşı;  değişik ülkelerde, Türkiye’de de olmak üzere iki yüze yakın aşı çalışması var. Ama bu aşı çalışmaları vakit alacak çalışmalar. Şu anda pasif çalışmaya geçilmiş 6-7 aşı var. Türkiye’de bir aşı Ankara Üniversitesi’nin üreteceği ya da bulduğu aşı; Sağlık Bakanlığı’na başvuruda bulunuldu, etik kurul onayını bekliyor. Ama ondan sonra üç fazda çalışma yapılması gerekiyor. Her halükarda milli bir aşının bulunması, geliştirilmesi şart. Çünkü bunun üretimi, dağıtımı, maliyeti gibi bir sürü başka konu giriyor devreye. Onun için çok önemli. Ama yurt dışındaki aşılar, Çin’de 2-3 tane aşı var, Amerika’daki aşı var, Almanya’da var, İngiltere’de var. Bu arada Rusya da bir aşı bulduğunu ifade ediyor. Ama Rusya’daki aşıyla ilgili elimizde veri yok. Diğerleri ile ilgili veriler var. Ama Rusya’nın aşısının verisi yok. Umarım doğrudur, başarılıdır. Ama veri olmayınca biraz daha şüpheli yaklaşmak gerekiyor.

“TÜRKİYE’DEKİ AŞI ÇALIŞMALARININ YOĞUN BİR ŞEKİLDE DESTEKLENMESİ VE HIZLANDIRILMASI GEREKİYOR”***

Almanların bulup, Amerika’da çalıştığı ve Amerikalıların Moderna denilen grubunun çalıştığı aşı, şu anda faz 3’te 10 binden fazla deneyi çalışmaya almış durumda ve yılsonuna doğru üretim yapılacağı belirtiliyor ama yılsonuna kadar beklenilen üretim 10 milyon aşı. Halbuki dünyada milyarlarca insan yaşıyor ve aşıyı üreten ülke doğal olarak aslan payını kendi ülkesine ayıracaktır. Bize bu aşı ne zamana gelir belirsiz tabi. Nihayetinde 6-7 milyar insan aşılanacak. Artı, bu aşının bir kere yapılması yeterli olacak mı, olmayacak mı bu konuda bir fikrimiz de yok. Bu aşıların tabi bir de maliyeti olacak. Şu anda bilmediğimiz bir konu da şu;  bu aşıları yaptırdığımız zaman bağışıklık gelişecek ama ne kadar sürecek? Bilindiği üzere grip aşısında her sene aşı tekrar ediliyor. Onun için Türkiye’deki aşı çalışmalarının da yoğun bir şekilde desteklenmesi ve hızlandırılması gerekiyor diye düşünüyorum. Bakanlığın bu konuda aktif olduğunu biliyorum. Çünkü ben Ankara Üniversitesi’nin mensubuyum ve Ankara Üniversitesi Türkiye’de ilk aşı çalışmasına başladı. Arkadaşlardan aldığım bilgi şu; Sağlık Bakanlığı Etik Komite iznini hızlandırmak için pandemi dönemine uygun değişiklikler yapmak için var gücüyle çalışıyormuş. Umut edelim bir an önce klinik çalışmalar da yapılır ve bu aşı da başarılı olur. En doğrusu bu çünkü. Diğer ülkelerden aşı temin etmek, onun parasını ödemek kaç tane alacaksınız gibi belirsizlikler söz konusu. Sonuçta aşı yok şu anda, tedavi yok, mutasyonla ilgili bilgiler var, temelde yine koronavirüsten, Sarst’an Mers’ten gelen bilgiler var. Ortalama mutasyona uğrama süreleri en az iki sene… Daha 6 ay oldu, 7 ay oldu, yani en az bir buçuk sene daha her şey ötekiler gibi giderse ki bunun da garantisi yok, bu hastalığın süreceğini anlıyoruz. Yani iki sene sürecek diye pandemi içerisinde her şey çok zor yani kapatmalar, açmalar, okul kapatmalar, okul açmalar, Yani herkesin buna uyum içerisinde, bütün kurallara uymasından başka çare yok. Devletin de ekonomiyi ve milletin ekmek parasını aksatmayacak şekilde tüm önlemleri ortaya koyması gerekiyor. Bunun için gerekirse cezai müeyyideler bile uygulanabilir.

“HASTAYLA KONTAĞI OLAN KİŞİLERE TEST YAPILIP, BUNLARIN İZOLE EDİLMESİ VASITASIYLA SALGININ ÖNLENMESİ GEREKİYOR”***

Şu anda yapılması gerekenlere uyum oranının çok yüksek olmadığını biliyoruz. Tabi günlük açıklanan rakamlara insanlar baktığı zaman, bugün bin 200 vaka varmış diyorlar ve şu şekilde algılıyorlar; tüm Türkiye’de bin 200 vaka varmış gibi algılıyorlar. Hâlbuki öyle değil. Mesela 90 bin test yapılıyor, orada bin 200 vaka var. 9 yüz bin kişiye test yapılsa 9 milyon kişiye yapılsa, 80 milyon kişiye yapılsa durum farklı olacak. Artı, testlerin detayları konusunda detaylı bilgi sahibi değiliz. Şimdi hastalara testler yapılıyor, kontaklılarının tamamına test yapılmıyor ancak bu salgının önlenmesi açısından en önemli faktörlerden birisi. Ama diğer taraftan yurt dışına gidenlere yapılıyor, futbolculara yapılıyor, sporculara yapılıyor. Geçtiğimiz gün bir milletvekilini açıklaması vardı hatırlarsanız, bir ay içerisinde 8 kez test yaptırmış. Bu dağılımı bilmeden yorum yapmak kolay değil. Ama bizim istediğimiz şu; özellikle hastayla kontağı olan kişilere test yapılıp, bunların izole edilmesi vasıtasıyla salgının önlenmesi gerekiyor. Bu yapılmadığı takdirde bu hızla artmaya devam edecektir.

Çocukların koronavirüsünde taşıyıcı olabildikleri ve fazla belirti vermedikleri belirtiliyor. Yakın zamanda da okulların açılacağı dillendiriliyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz? 

“ÇOCUKLARIN BELİRTİSİZ GEÇİRMESİ, KALICI HASAR OLUŞTURMAYACAĞI VEYA ÖLÜME NEDEN OLMAYACAĞI ANLAMINA GELMİYOR”***

Bu enfeksiyon çocuklarda az oluyor. Olsa bile şiddetli geçmiyor. Çoğu belirtisiz geçiyor. Ama bu çocuklarda kalıcı hasar oluşturmayacağı veya ölüme neden olmayacağı anlamına gelmiyor. İleri yaşlarda risk daha da artıyor. Türkiye’de de öyle. Hastalık, hasta olanlar arasında ileri yaştakiler az olmasına rağmen, ölenlerin önemli bir kısmını ileri yaştakiler oluşturuyor. Bu arada yeni çıkan yayınlar var. Eskiden biz şunu düşünüyorduk; Çocuklarda ACE-2 reseptörleri az olduğu için virüs, çocukların hücresine daha az girebiliyor. Daha az girebildiği için daha az hastalık oluşturuyor. Hastalık oluşuyorsa bile bu şiddetli olmuyor. Az sayıda hücreye girdiği için çocukta virüs sayısı da az ve çevreye az bulaştırıyor diye düşünüyorduk. Ama yapılan bir çalışma da gösterildi ki, çocuklardaki üst solunum yollarındaki virüs sayısı erişkinlerden fazla olabiliyor. Bu ise çocuk hasta olmasa bile çevreye bulaşı sağlaması yönünden bir etken haline geliyor. Bu konu tabi okulların açılmasının gündemde olduğu bugünlerde çok önemli bir konu…

“DEĞİŞİK ÜLKELERDE OKULLAR AÇILDIĞI ZAMAN SALGININ ARTTIĞI TESPİT EDİLDİ”***

Yani okulları açtığınız zaman belki çocuklara bir şey olmayacak ama çocuklar, kurallara ne kadar uyacaklar. Artı, okullarımızdaki kurallar ne kadar doğru, bunu ben bilmiyorum. Ama sonuçta çocuklar, birbirleriyle çok fazla iletişimi olan, sarılan, öpüşen, top oynayan,  atlayan, zıplayan, hayat dolu küçükler. Bunlar oradan aldıkları virüsleri belki dedelerine, babaannelerine, anneannelerine taşıyacaklar. O zaman da yaşlılardaki durum artacak mı, artmayacak mı, okullar açılırsa göreceğiz. Bu arada okulların açılmasıyla ilgili yurt dışından gelen bilgiler var. Değişik ülkelerde okullar açıldığı zaman salgının arttığı tespit edildi. Amerika’da bir eyalette, savcılık öğretmenlerin açtığı davayı kabul etti ve okulların açılma kararını iptal etti. Buna benzer gelişmeler var. Ama tabi bu salgında her şeyi de bilmiyoruz. El yordamıyla bazı konularda hareket ediyoruz. Sonuçta en doğru diye bir şey yok. Çünkü bu işin en doğrusu salgının olmamasıydı. Salgın varken doğrularla yanlışlarla en doğru yola gitmeye çalışacağız gibi görünüyor.

Grip ve zatürre aşılarına da talep artacak gibi görünüyor. Sizin bu aşıları yaptırmak isteyenlere ne gibi önerileriniz olacak?

“ZATÜRRE AŞISININ RİSK GRUBUNDAKİ KİŞİLERE YAPILMASI GEREKİYOR”

Özellikle zatürre aşısının risk grubundaki kişilere yapılması gerekiyor. Bunlar belli yaşın üzerindekiler, mesleki olarak risk taşıyanlar kemoterapi tedavisi görenlere, kanser tedavisi görenler gibi risk grubundaki hastalar. Bunlarda iki türlü aşı var. Birisi konjuge aşısı var bir de polisakkarit aşılar var Türkiye’de şu anda konjuge aşılar risk grubundakilerin yani herkesin değil, bunu olması lazım. Mesela ben sağlık personeli olarak oldum. Ama eşime yapmadık çünkü risk grubunda değil. Babam 87 yaşında ona yaptık, anneme yaptık o da belli bir yaşta ama eşime ve kızıma yapmadık. Gerek yok çünkü.  Bundan sonra ise yaş grubuna bağlı olarak, polisakkarit aşıları yapılması gerekiyor. Bir kere alınmıyor bu aşılar sanıyorum birden fazla almak gerekiyor, zannediyorum iki kere kullanılıyor. Hasta grubuna göre risk grubuna göre, konjuge aşılardan iki ay sonra yapılması gereken bir topluluk var. Ayrıca bir sene içinde yapılması gereken bir topluluk var.

“SAĞLIK BAKANLIĞI’NIN AŞI ANLAŞMALARINI BİR AN ÖNCE YAPMASI LAZIM”***

Grip aşısına gelince, grip aşısının çocukluk çağından itibaren 6 aylıktan itibaren herkese yapılması Amerika Hastalık Koruma ve Önleme Merkezleri (CDC) tarafından önerilen bir şey. Tabi bu aşıların tamamı yurt dışından geliyor. Konjuge aşısı, pnömokok aşısı, zatürre aşısı bildiğim kadarıyla Türkiye’de var ama polisakkarit aşı mevcut değil. Grip aşıları için henüz erken, daha geç zamanda gelecek. Ama 70 milyon, 60 milyon kişiye grip aşısı temin edilebilecek mi bilmiyorum. Sağlık Bakanlığı’nın bunun anlaşmalarını bir an önce yapması lazım. Ama Sağlık Bakanlığı istediği kadar iyi niyetli bunları yapmaya çalışsın, dünya üretiminin buna yetip yetmeyeceği de ayrı bir konu.

Son olarak eklemek istediğiniz herhangi bir şey olacak mı? Hemşehrilerinize nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

“HEMŞEHRİLERİMİ HEM KENDİLERİ HEM DE ALLAH KORUSUN”***

Hemşehrilerime sevgilerimi iletiyorum. Onların sağlıklı olmalarını istiyorum. Sağlıklı olmaları için maske takılması, uygun mesafenin ötesinde yaklaşıma engel olunması ve hijyen kurallarına uymalarını rica ediyorum. Topluluk halinde yapılan her türlü aktiviteden kaçınmalarını rica ediyorum. Toplu taşımadan, şehirlerarası seyahate kadar, düğünlerden cenazelere, asker uğurlamalarına kadar birçok şeyi kapsıyor. Lütfen dikkat etsinler. Zor günlerden geçiyoruz. Elazığ zaten zor günlerden geçti bir deprem atlattık hem de daha yeni atlattık. Can kayıpları oldu, mal kayıpları oldu. Onun üzerine Covid’in de Elazığ’a ve ülkemize mümkün olduğunca az zararla bertaraf edilmesine çalışmalarını rica ediyorum. Bunun için hepimizin bir arada çalışması lazım. Lütfen yardımcı olsunlar, hem kendilerini korusunlar hem de başkalarını korumak için tedbirlerini alınmasına katkıda bulunsunlar. Katkıda bulunmayanları lütfen uyarıda bulunsunlar. Kurallara uyulmasını temin etmeye çalışsınlar. Bu arada da kurallara uyarak yaşamlarını sürdürmeye, yeni bir yaşam tarzına adapteye olmaya çalışsınlar. Eski günler geride artık. En azından 2 sene boyunca çok farklı şartlarda ekonomik üretkenliğimizi de sürdürerek yaşamak zorundayız. Hemşehrilerimi hem kendileri hem de Allah korusun. İnşallah her şey çok iyi olur diye temenni ediyorum.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.