O GÜN SADECE BİR ZAFER DEĞİL, YARINLARI KAZANDIK! « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

tempobet giriş tempobet

Pendik escort

O GÜN SADECE BİR ZAFER DEĞİL, YARINLARI KAZANDIK!

Bu haber 28 Ağustos 2020 - 18:19 'de eklendi.

Bugün, mazisi eşsiz kahramanlık, zafer, şan ve şerefle dolu aziz milletimizin, muazzez vatan toprağı uğruna verdiği zorlu Kurtuluş Savaşı mücadelesini başarıyla neticelendirerek Anadolu’yu ebedi yurdumuz olarak bir kez daha tescillediği ve Cumhuriyet’imizin kuruluşunu müjdelediği büyük zaferimizin 98’inci yıldönümünü kutlamanın onur ve gururunu yaşıyoruz. Bu vesile ile Fırat gazetesi olarak; kurtuluşumuzun ve bağımsızlığımızın habercisi olan Büyük Taarruz‘un 98. yıldönümünde Başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, kahraman şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.

 

 

Haber: Songül DURSUN

30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz’u 98. yılında coşkuya kutluyoruz. Ancak İçişleri Bakanlığı, salgınla mücadelenin bir gereği olarak, diğer dini ve resmi bayramlarda olduğu gibi bayram kutlamalarında kamu görevlileri başta olmak üzere vatandaşların fiziki mesafe kurallarına aykırılık oluşturacak şekilde kalabalıklara neden olunmaması için 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda da bazı tedbirler alınması ve çeşitli kısıtlamalara gidildiğini açıkladı. Bu yıl içerisindeki 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü programları ile Ramazan ve Kurban Bayramı bayramlaşma programlarında yapıldığı gibi Zafer Bayramı’nın da içerisinde bulunulan salgın koşullarına göre kutlanabilecek. Ayrıca çelenk sunma ve şehitlik ziyaretlerinin asgari katılımla gerçekleştirilerek, bunun dışındaki etkinliklerin ise yüz yüze etkinlikler yerine özellikle dijital imkânlar kullanılarak yapılacak.

BÜYÜK TAARRUZ NASIL BAŞLADI?

Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Türk ordusunun zaferi ile sonuçlanan Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi, dünya tarihinin gördüğü en büyük kahramanlık destanlarından biri olarak tarihe geçti. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk komutasındaki Türk ordusu, 98 yıl önce, dünya tarihinin gördüğü en büyük kahramanlık destanlarından birini yazarak, işgal güçlerini yurttan kovmak için bağımsızlık ateşini, Büyük Taarruz’u başlatarak yaktı. 1919 yılında Birinci Dünya Savaşı sonrası İtilaf Devletleri, Mondros Ateşkes Antlaşması hükümlerine dayanarak türlü bahanelerle Anadolu’yu işgale başladı, ordusunun cephanesi elinden alınan Türk milleti zor durumda bırakılmaya çalışıldı.
YAKILAN BİR ÜLKE, YENİDEN KÜLLERİNDEN DOĞACAKTI
İtilaf donanması İstanbul’a, Fransızlar Adana’ya, İngilizler Urfa, Maraş, Samsun ve Merzifon’a, İtalyanlar, Antalya ve Anadolu’nun güneybatısına yerleşti. 15 Mayıs 1919’da İtilaf Devletleri’nin izniyle Yunan Ordusu İzmir’e çıkarma yaptı. Bu durum karşısında Türk milleti, tarih boyunca gösterdiği ‘millet olma bilinci’ içerisinde işgallere karşı Kuvayı Milliye hareketini başlattı. İki seçenek vardı; ya işgal güçlerine teslim olunacak ya da yıkılan yakılan bir ülke, yılmaz evlatlarının azmiyle yeniden ayağa kalkacak ve küllerinden doğacaktı.
26 AĞUSTOS’TA BÜYÜK TAARRUZ BAŞLIYOR!
1920’de TBMM’nin açılması üzerine işgal güçleri tüm baskıcı politikalarını Atatürk ve silah arkadaşları üzerine yoğunlaştırdı, özellikle Batı Cephesi’nde hareketlilik başladı. 1921’de Polatlı’ya kadar gelen Yunan ordusunu püskürtmek, daha birkaç yıl önce tarih literatürüne ‘Çanakkale geçilmez’ sözünü altın harflerle yazdıran vatan evlatlarına düştü. Sakarya’da 22 gün 22 gece süren kanlı çarpışmaların ardından durdurulan düşman ordusunu tamamen yurttan atmak amacıyla bir yıl kadar süren hazırlık döneminden sonra 26 Ağustos 1922’de Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Büyük Taarruz’u başlattı.
KOCATEPE’DE ŞAFAK SÖKERKEN…
Başkomutan Mustafa Kemal, 26 Ağustos sabahı Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa (Çakmak), Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa (İnönü) ile muharebeyi yönetmek üzere şimdi Afyonkarahisar sınırlarında kalan Kocatepe’de yerini aldı. Topçu ateşleriyle şafak vakti başlayan harekatın devamında Türk askeri, sabahın ilk ışıklarıyla hücuma geçip Tınaztepe’yi ele geçirdi ve Belentepe ile Kalecik Sivrisi’nden düşmanı uzaklaştırdı.

AFYONKARAHİSAR DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTARILDI

 

Taarruzun ilk gününde 1. Ordu birlikleri, Büyük Kaleciktepe ile Çiğiltepe arasında 15 kilometrelik alanda, düşmanın birinci hat mevzilerini ele geçirdi. 5. Süvari Kolordusu, düşman gerilerindeki ulaştırma kollarına başarılı taarruzlarda bulundu, 2. Ordu ise cephede tespit görevini aksatmadan sürdürdü. Türk ordusu, 27 Ağustos sabahı yine bütün cephelerde yeniden taarruza geçti ve aynı gün Afyonkarahisar, 8. Tümen tarafından düşman işgalinden kurtarıldı. 28 ve 29 Ağustos’ta başarıyla sürdürülen taarruz, düşmanın 5. tümeninin etkisiz kılınmasıyla neticelendi. 29 Ağustos gecesi durum değerlendirmesi yapan komutanlar, hemen harekete geçilip taarruzun kısa sürede sonuçlandırılmasında hemfikir oldu ve planın 30 Ağustos’ta aksamadan uygulanması için gerekli önlemler alındı.

TÜRK ORDUSU, MUSTAFA KEMAL ‘İN EMRİNİ BÜYÜK BİR BAŞARIYLA YERİNE GETİRDİ
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Türk Ordusu’nun Kurtuluş Savaşı’nda kazandığı en önemli zaferin arifesinde, 30 Ağustos sabahında şimdi belde olan Kütahya’nın Altıntaş ilçesine bağlı Zafertepe Çalköy’de birliklere taarruz emrini verdi. Onun bizzat yönettiği Dumlupınar’daki meydan muharebesinde kahraman Mehmetçik, Yunan birliklerini Allıören, Keçiler, Kızıltaş deresi yolunun iki yanında tamamen sarıp imha etti. Kızıltaş deresi bölgesinde açık kalan alandan bazı Yunan birlikleri, General Trikopis, General Diyenis ve birçok Yunan komutanı kaçtı. Büyük Zafer’in ertesi günü, 31 Ağustos’ta Zafertepe Çalköy’de bir evin bahçesindeki kırık kağnının üzerine muharebe alanlarının haritasını koyan Başkomutan Mustafa Kemal, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa ile durum değerlendirmesi yaparak, Yunanlıların yeniden savunma düzenine geçmesini önlemek ve onları mağlup etmek için İzmir’e girme görüşünde birleşti. 27 Ağustos’ta Afyonkarahisar, 30 Ağustos’ta Kütahya’nın kurtuluşunu 1 Eylül’de Gediz, 3 Eylül’de Emet ve Tavşanlı’nın kurtuluşları izledi, 9 Eylül’de İzmir’de Yunan Ordusunu denize döken Türk ordusu, Mustafa Kemal Paşa’nın emrini büyük bir başarıyla yerine getirdi.
ATATÜRK BÜYÜK ZAFER’İ ANLATTI
Büyük Önder Atatürk, Büyük Zafer’den tam iki yıl sonra, 30 Ağustos 1924’te, Şehit Sancaktar Mehmetçik Anıtı’nın temel atma törenine katılmak üzere Zafertepe Çalköy’e geldi. Törene katılanlara iki yıl öncesini hatırlatan Atatürk, Büyük Zafer’i şu cümlelerle anlattı: “Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Savaşı ve onun son parçası olan 30 Ağustos Zaferi, Türk tarihinin en önemli dönüm noktasıdır. Ulusal tarihimiz çok büyük, çok parlak zaferlerle doludur ama Türk ulusunun burada kazandığı zafer kadar kesin sonuçlu, yalnız bizim tarihimize değil dünya tarihine yeni bir adım vermekte kesin etkili bir meydan savaşı hatırlamıyorum. Besbellidir ki yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyeti’nin temeli burada sağlamlaştırıldı, ölümsüz yaşayışı burada taçlandırıldı. Bu alanda akan Türk kanları, bu göklerde uçuşan şehit ruhları, devletimizin, cumhuriyetimizin ölümsüz koruyucularıdır. Türk ulusu burada kazandığı zaferle, açığa vurduğu gücü ve istemiyle, bu belli gerçeği bir kere daha tarihin bağrına çelik kalemle koymuş bulunuyor.”

PEKİ YA O BÜYÜK TAARRUZ, 30 AĞUSTOS’TA ZAFERLE SONUÇLANMASAYDI NE OLURDU?
30 Ağustos; büyük önder Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde Türk milletinin topyekûn kurtuluş zaferidir. Büyük Taarruz başarılı olmasaydı Türkiye’de neler olurdu? Bugün nerede olacaktık? Türkiye’de bugün Suriye’de olanlar mı olacaktı? Nemiz varsa, eğer bağımsız bir devlet kurmuşsak, hür vatandaşlar olmuşsak, şerefli insanlar gibi dolaşıyorsak, belki nefes alıyorsak, hepsini, 30 Ağustos Zaferine borçluyuz. Kısaca 30 Ağustos zaferle sonuçlanmasaydı, Laik Türkiye olmayacak, Cumhuriyet ilan edilemeyecek, devrimler hiç yapılamayacaktı… 30 Ağustos Bayramımız kutlu olsun. Yaşasın Cumhuriyet, Yaşasın Atatürk!

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.