MUHANNETE MUHTAÇ OLDUK « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

MUHANNETE MUHTAÇ OLDUK

Bu haber 02 Eylül 2020 - 7:47 'de eklendi ve kez görüntülendi.

İnsan yaşamı boyunca hep bir başka insanlara ihtiyaç duyar. Doğanın işlevselliğinde, yaradılışın en temel prensiplerinde bu kesin bir nas olarak karşımıza çıkar. Bitkiler bile meyve verecekken çiçek açma döneminde başka bir ağacın polenine gereksinim duyar. Bu minvalde insan insana muhtaç ise insan kiminle yol yürümeli, kime güvenmeli ve kiminle ömrünü geçirmeli. Yaşanmış bir ‘anı’ ile farklı bir pencereden arkadaşlığa yoldaşlığa komşuluğa ve geldiğimiz muasır seviyesine göz atalım göz atalım;

‘’Mantar Mevsimi’’

‘’Cumali ile Seyfettin aynı köyde yaşayan evleri yan yana olan akran sayılabilecek derecede yaşları birbirine yakın, ikisi de babadan miras evde yaşayıp gene miras bağ bahçe tarlalarla nafakasını çıkarmaktadır. İkisini birbirinden ayıran Cumali’nin hissedilir şekilde Seyfettin’den zengin olmasıdır. Mevsim mantar toplama zamanıdır. Cumali her gördüğünde Seyfettin’e yahu kardeşim mantar çıktı yakında kuruyup gidecek. Çıkalım dağa mantar toplayalım diye mantar toplamaya sitemle birlikte davet eder. İki arkadaş torbalarını ve yolluk yiyeceklerini alıp yola koyulurlar. Az gidip uz gidip mantar ararken ayrılırlar. Bazen birbirini görür ayrı ayrı bölgede mantar ararlar vakit eve dönme zamanıdır. Yan yana geldiklerinde Seyfettin torbasını mantarla doldurmuştur. Bir yandan yürüyorlar bir yandan da sonu belirsiz bir tartışmanın tarafları oluyorlardı. Cumali Seyfettin in topladığı mantarlara göz dikmiştir.
-Seyfettin topladığın mantarları bana vereceksin.
-Hayır, vermem onlar çocuklarımın kısmeti.
-Şayet vermezsen o zaman kışın size gelmiştim yanımda bir tabak beyaz üzüm pekmezi getirmiştim onu geri istiyorum.
-Ya pekmezi vereceksin ya mantarları vereceksin.’’
Bu şart Seyfettin’i derin düşüncelere sevk etmiş, kiminle yola çıktığını, nasıl bir insanla komşuluk yaptığını tekrar sorgulama zahmetine sokmuştu.

Torbası boş kalmıştı ama bir insanının gerçek yüzünü görme şansını yakalamıştı.

Efendiler! Muhannete muhtaç olmadan yaşama gibi hayallerimiz vardı.  Onlarca yıldır hatalı politikalarınız ile mahvettiniz.  Anadolu da tarımı, hayvancılığı kendimize yeterli konumdan, ele muhtaç hale getirdiniz. Madenlerimizi peşkeş çektiniz, yetmedi doğanın genleri ile oynadınız.  Aç gözünüzü toprak bile doyurmadı ki insanlığın erdemlerine göz dikip onun bile içine ettiniz. İnsanların farklı fikirlerini zenginlik olarak kullanmayıp ayrıştırma yolunu seçtiniz.

Eğitimim içine ettiniz? Acıdır ki ülke bir eğitimci zavallının yazdığı kitabı içinde ki sakıncalı durumu tartışıyor. Ona da lanet olsun!

İnsanların genleri ile oynadınız, insanların sağlığı ile oynadınız ülke psikopat yatağına döndü.  Cinayetlerin önüne geçilmiyor.  Öyle türlü suçlar türedi yasalarda karşılığı yok…  Tecavüzcü serbest kalabiliyor.

Doğa bozuldu adeta insandan intikam alırcasına insanları yutuyor. Tabiat ana cömert değil artık insana.

Elimizi neye atsak elimizde kalıyor Efendiler! Nasıl bozdunuz bu düzeni, hangi deli dünya denen kuyuya taş attı? Artık akıllılar çıkaramıyor.
Bozulmuşluklar içinde neredeyse muhannet adamlara rahmet okuyacak hale geldik de akıl almayan, bildiğim bildik körlüğü ile hareket edenler yanı başımızda durmakta.

Şimdi düşünüyorum?

Pandemi süresince bu kadar öğüt, kamu spotuna rağmen yerde bulduğu maskeyi alıp takan amcam hangi ruh halinde.

Parası mı yoktu?

Muhannete muhtaç olmak mı istemedi?

Covid-23 belasından haberi mi yoktu?

O amca bizlerin eseri! O amca sizlerin eseri…

Efendiler! İçine etmediğiniz ne kaldı.

Efendiler! insanların başka bir insana gereksinim duyduğu şu fani dünyada muhannet sıfatı taşıyan insanları tanımak bedel istiyor. Bu bazen bir tas çorba, bir tabak pekmez yahut bir bardak çay oluyor.

Hayati önem taşıyan konularda kiminle yol arkadaşlığı yapacaklarını, atılan her adımın hangi pişmanlıklar yaşatacağını, muhannetin bir gün kendilerinde hangi değerleri gasp edeceğini tekrar düşünmelerini arzuluyorum.

‘’Geçmem muhannet köprüsünden su aparsa beni, yatmam bu çakal yatağanda aslanlar yesin beni’’ Kanuni Sultan SÜLEYMAN

Muhannete muhtaç olmadan mutlu, sağlıklı, neşeli ve hayırlı bir yaşam diliyorum.

 

 

Muhammet Yalçın Azizoğlu
Muhammet Yalçın Azizoğlumuhammetyalcin@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.