Uzman Klinik Psikolog ve Aile Danışmanı Seren Karabulut, kış aylarının insan psikolojisine etkileri üzerine önemli açıklamalarda bulundu. Karabulut; “Genel olarak, Mevsim değişikliklerinin bireyin; ruhsal durumunu, enerji düzeyini, uyku süresini, iştahı ve yemek alışkanlıklarını ve sosyal hayatını etkileme derecesinin normale göre fazlalığı mevsimsellik olarak adlandırılabilir. Sonbaharın sonlarına doğru ve kış ayının başlangıcında başlar ve ilkbaharın güneşli günlerinden yaz ayının sonuna kadar semptomlarda azalma görülebilir. Yapılan araştırmalara göre mevsimsel depresyon toplumun %5’lik bir kısmında gözlemlenmiştir. Mevsimsel depresyon her yaş kesiminden insanda görülebilmektedir. Ortalama 22 yaşlarda ortaya çıkmaktadır. Araştırmalar neticesinde diğer depresyon türlerinde de olduğu gibi kadınlarda erkeklere göre daha fazla görülmektedir” dedi.

Mevsimsel afektif bozukluk nedir?

Mevsimsel depresyon, belirli mevsimlerde tekrarlayan ve genellikle kış aylarında görülen bir tür depresyon şekli olduğunu ifade eden Karabulut; “Mevsimsel depresyonun en yaygın şekli, kış depresyonu olarak tanımlanan mevsimsel duygu durum bozukluğu şeklindedir. Bu durum, genellikle sonbahar aylarının sonlarından kışın ortasına kadar olan dönemde semptomlarıyla karşımıza çıkar ve ilkbaharın gelmesiyle birlikte iyileşebilir. Bireyler de farklı şekillerde karşımıza çıkmasıyla birlikte; bazı bireyler kış mevsimini heyecanla karşılarken bazıları için bu duygu karamsarlığa dönüşebiliyor ve bu durumda hava değişikliğinin kişideki ruh halini etkilediğini gösterebiliyor. Mevsimsel depresyon, kış depresyonu veya Mevsimsel Afektif Bozukluk/ Mevsimsel Duygudurum Bozukluğu olarak da biliniyor” ifadelerini aktardı.

“Diğer depresyon türlerinde de olduğu gibi kadınlarda erkeklere göre daha fazla görülmektedir”

Karabulut; “Genel olarak, Mevsim değişikliklerinin bireyin; ruhsal durumunu, enerji düzeyini, uyku süresini, iştahı ve yemek alışkanlıklarını ve sosyal hayatını etkileme derecesinin normale göre fazlalığı mevsimsellik olarak adlandırılabilir.  Sonbaharın sonlarına doğru ve kış ayının başlangıcında başlar ve ilkbaharın güneşli günlerinden yaz ayının sonuna kadar semptomlarda azalma görülebilir. Yapılan araştırmalara göre mevsimsel depresyon toplumun %5’lik bir kısmında gözlemlenmiştir. Mevsimsel depresyon her yaş kesiminden insanda görülebilmektedir. Ortalama 22 yaşlarda ortaya çıkmaktadır. Araştırmalar neticesinde diğer depresyon türlerinde de olduğu gibi kadınlarda erkeklere göre daha fazla görülmektedir” ifadelerine yer verdi.

Hormonların etkisi var mıdır?

Uykumuzu düzenleyen melatonin hormonudur ve hava karardığı zaman bu hormon yükselir ve gün ışığı arttıkça da bu etki azalmaya başlar. Melatonin artışı ruhsal durumda enerji azlığı, uyuşma, uyku isteğinde artış gibi etkilere sebep olabilir. Halk dilinde mutluluk anlamına gelen serotonin hormonu ise; güneş ışınlarını görünce canlılık hissi arttığı için kış aylarında hava durumunun etkisiyle ve günlerin kısalmasından dolayı erken kararmasıyla canlılık hissini azaltabilir. Bu durumlar hormonların ruhumuz üzerindeki etkilerine örnek olarak verilebilir.

Kış aylarında görülen mevsimsel depresyon semptomlarını inceleyecek olursak;

Bireyde üzüntülü olma hali,

Uyku isteğinde artış,

Umutsuzluk hissi,

Karamsarlık duygusu,

Prof. Dr. Yakuphanoğlu: “Geleceğin yüz yılı fotoniktir” Prof. Dr. Yakuphanoğlu: “Geleceğin yüz yılı fotoniktir”

Cinsel istekte azalma,

İlgilerinden ve zevk aldığı şeylerden uzaklaşma,

Yemek yeme isteğinde artış,

Yalnız kalma isteği,

Odaklanma, konsantrasyon problemleri,

Anksiyete vb.

Kış depresyonu ile başa çıkmanın çeşitli yolları vardır. Bunlar;

1.Gün ışığından faydalanmak, açık havada düzenli egzersiz yapmak. Hava kötü bile olsa egzersizleri düzenli bir şekilde devam ettirmek önemlidir.

2.Düzenli, dengeli ve sağlıklı beslenme konusunda dikkatli olmak. Öğün saatlerini atlamadan günlük 3 öğün yapmak ve düzenli devam ettirmek.

3. Zamanı aktif ve planlı kullanmak. Sosyal etkinliklere, sosyal arkadaşlara zaman ayırmak. Sosyal medya alışkanlıklarında kısıtlama yapmak.

4. Düzenli bir şekilde uyku düzenini planlamak. Var olan düzenin dışına çıkmadan bu dönemde uyku isteğinde artış olsa da bunu karşılamamaya çalışmak. Uyku düzeni bozabilecek etkinliklerden  uzaklaşmak.

5. Gün ışığından  uzun süreli faydalanmak. Kışın güneşli günlerde özellikle kapalı mekanlarda fazla vakit geçirmemek önem arz eder.

Editör: Şeyma Kurşun