MEKANSAL MUTLULUK! « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

tempobet giriş tempobet

Pendik escort

MEKANSAL MUTLULUK!

Bu haber 18 Eylül 2020 - 8:40 'de eklendi.

Caddede yürüyen insanları izliyorum. Nedense dert yumağı gördüğüm her surat. Benim onları öyle düşündüğümden mi yoksa gerçekten öyle olduğundan mı pek emin değilim? Fakat hangisine değsem, mesela ağzının kenarına sigara yerleştirmiş ağır ağır adımlayan şu yaşlı amcaya yada muhtemelen çaresizliklerin yüklemiş olduğu sıkıntılardan dolayı daha genç yaşta yüzü yere düşmüş, beli bükülmüş, avurtları kemiğine yapışmış şu arkadaşa, bin ah işiteceğime adım gibi eminim. Yalnız tam bu esnada fark etmiş olduğum şey bu insanları göründükleri hale büründüren şeyin büyük bir ihtimalle siyaset olmadığıdır. Etkisi yadırganamaz ama asıl mesele başka gibi.

Onları bu hale sürüklemiş olan şey kendilerinin ait olmadığı şu metropol, şehir veya daha doğrusu betonlar yığınıydı bence. Kim ne derse desin Karadeniz’de gül bir ay zor açar ama Akdeniz’de neredeyse yılın on ayında gülün açtığını görürsünüz. Büyüme şartları vardır gülün, lalenin, nergisin. Tıpkı insanlar gibi onlarda en uygun ortamda en fazla verimi verir. Tıpkı insanlar gibi mutlu olduklarında boyunları dikleşir. Beli bükülmek, olmamak demektir esasında.

Bu konuyla alakalı Ali Şeriati’nin bir pasajını hatırlıyorum, aklımda kaldığınca ve bahsi açılmışken size ucundan kıyısından anlatayım: İnsanlar yüksek mimarların muhteşem yapılarında hapsoluyorlar. Kendini benimsemediği ama insanların oturduğu için şanslı olduğunu saydığı yada popüler kültür abidesi entelektüellerin bile ya renginden ya da bir kıvrımından etkilenerek dizdiği methiyelerden dolayı sanki bunu hak ettiğini düşündüğü o tek düze yapılardan. Hem de parası olmadığı halde, bankaya yirmi yıl kölelik yapacağı halde…

Fakat insanoğlunun gerçekten istediği acaba bu mu? İnsanlar beğensinler diye yapılmış binalarda oturmak mı bizi mutlu eden? Yoksa ruhumuzu gerçekten huzurlu hissettiğimiz bir yer mi?

Evler kişilere özeldir. İçerisinde bulmanız gereken koku, kolaylık yaratacak dizayn, bir manzaraya bakan boydan camlar gibi onlarca madde sıralayabiliriz. Ama ne yazık ki şu caddede yürüyen insanların hiç biri evlerine girdiklerinde bu huzura kavuşamıyorlar, ben de dahil. Çünkü yaşıyor olduğumuz bu çevre tıpkı Karadeniz’de hayata tutunmaya çalışan güller gibi sürekli değil sadece ‘’eve vardım çok şükür’’ rahatlığı sağlıyor bizlere. Eve kavuşmuş olmanın verdiği o huzur, evde bulamadığımız huzursuzlukla çok erken sürede sönüp gidiyor.

Doğal olarak dinlenme vaktini sağlıklı geçiremeyen bireyin, çalışma veya iş üretebilme konusunda da sağlıklı olmadığı gün gibi ortada. Mimarinin psikoloji üzerinde etkisiyle alakalı yüzlerce makale bulabilirsiniz. Ama benim merak ettiğim asıl konu, acaba hiç alakası olmayan ben bile böyle bir konuyu araştırmışken şu yıkık şehrin başta TOKİ sonra da özel tüm mimarlarının bu konuyla alakalı ciddi bir temayülü var mı?

Belki bu iş sadece kişisel mimarlık gibi bir alanı tevdi eder ama genel itibariyle yeniden yapılan mahallelerimizde bu konuyla alakalı hassasiyetler gösterilecek mi? Hiç sanmıyorum. Yine komünist yapılar yükselecek şehrimizde. Hepsi birbirinin aynı, sadece bir insanın kararına bırakılmış, kültürümüze uygun düşmeyecek kadar dar ve küçük. Gerçi bu noktada problem mimarda değil, müteahhittedir. Çünkü biliyoruz ki, mimar çizer, mühendis değiştirir, müteahhit ise tamamen başkalaştırır. Uygulama noktasında görevli olan müteahhit acaba bunu düşünmüş mü? Onu da sanmıyorum.

 

M. Hamza Ergen
M. Hamza Ergenmhamzaergen@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.