MAKSAT REKTÖR DEĞİL… « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

MAKSAT REKTÖR DEĞİL…

Bu haber 07 Ocak 2021 - 7:39 'de eklendi.

Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne Prof. Dr. Melih Bulu’nun atanması ve ardından yaşanan protestolar ile tartışmalar rektörlük atamalarındaki yöntem ve kriterleri yeniden gündeme getirdi.

Türkiye, geçmişten bugüne birçok yöntemi kullanarak rektör atamalarını gerçekleştirdi. 12 Eylülden öncesi ve sonrasında cumhurbaşkanlarının kriterleri taşıyan bir Profesörü resen rektör atayabilme yetkisi, anti demokratik bulunduğu için seçim yöntemine geçildi.

İlgili üniversitelerin akademisyenlerinin verdiği oylarla ilk altıya giren isimlerin YÖK’e bildirilmesi, YÖK’ün de bu sayıyı üçe düşürerek Cumhurbaşkanına sunması, Cumhurbaşkanı da kendine bildirilen bu üç isimden birini rektör olarak ataması uygulaması uzun yıllar devam etti.

Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer, Abdullah Gül ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dönemlerinde bu yöntem uygulandı. Ancak zamanla bu yöntemin mahsurları da görüldü. Zira üniversitelerde klikleşme, oy karşılığı kadro ve farklı unvanlarla görevlendirme pazarlıkları yapıldı. Bu metot, Üniversiteleri bilimin yuvası değil, olası rektör seçimlerine yatırım amaçlı tavizler, vaatler ve farklı siyasi mahfillerin odağı olma noktasına savurdu. Hatta Ahmet Necdet Sezer, bir oy alan bir ismi bile rektör olarak atayabildi. Abdullah Gül ve Cumhurbaşkanı Erdoğan döneminde ise söylenegelenin aksine daha demokratik bir yöntem uygulandı ve tüm rektörler, en çok oy alan üç isim arasından atandı.

Bu tarz ve yöntem de çok başarılı olamadı. Bu durum üniversiteleri aynı soy simlerden ve yakın akraba ve eş-dostlardan oluşan oligarjik bir yapıya döndürdü. Bunun da mahsurları görüldüğü için yeni yöntemler geliştirildi ve üniversitelere rektör atamaları yapılan resmi müracaatlar arasından liyakate göre atanmaya başlandı.

Son olarak Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanan Bulu’nun Ak Parti’den aday adayı olması zeminine oturtularak başlatılan eylemler ve protestolar, günün sonunda rektörlerin seçim yöntemlerini yeniden tartışmaya açmaya kadar ulaştı.

Boğaziçi Üniversitesi’nin çiçeği burnunda rektörü Bulu’yu Habertürk’te Veyis Ateş, canlı yayında konuk etti. Kendisinin Ak Partiden siyaset yaptığına dair soruya; aslında kendisinin siyasete CHP’de başladığını, ardından Liberal Demokrat Parti’ye geçtiğini ifade eden Bulu, 2002 yılında Ak Parti Sarıyer ilçe teşkilatının kuruluşunda yer aldığını ve 2009 yılında aktif siyaseti bıraktığını söyledi.

Usta Gazeteci Veyis Ateş’in “Ama 2015 yılında Ak Parti’den aday adayı olmuşsunuz” sorusu üzerine; “Evet öyle bir şey oldu ama çok da önemli ve ciddi bir şey değildi” gibi bir cümle kurması Prof. Bulu’nun şahsiyetini ve siyaset kurumuna makyavelist bakışını ortaya koydu.

Prof. Bulu’yu asıl zora sokan soru ise bilimsel çalışmalarında intihal (çalıntı) yer verilmesi ile ilgili olan soruydu.  Bu soruya verdiği cevap da tartışmalıydı. Şöyle buyurdu yeni rektörümüz: “Efendim benim çalışmalarımın son bölümünde faydalandığım eserlerin yer aldığı kaynakça ve bibliyografya kısmında bulunur. Benin tek eksikliğim farklı eserlerden alındı yaptığım bölümleri parantez içine almamam”

Buyurun buradan yakın. Sayın rektör bilimsel metodoloji, terminoloji ve bilimsel eser hazırlama konusundaki sistematik ile genel geçer yöntemleri alt üst eden bir gerekçe ortaya koyması çok da şık olmadı.

Peki, bunca sorun ve sıkıntıya rağmen neden bu isim Boğaziçi gibi köklü bir üniversiteye atandı? Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın atama yapacağı tüm siyasi, idari, bürokratik ve akademik atamalarla ilgili şahısları tanıması, onlar hakkında olumlu ya da olumsuz kanaat getirecek emarelere ve geçmişte ulaştığı başarı ya da başarılılıklara kendisine MİT ve diğer ilgili kurumların vereceği bilgi ve belgeler kadardır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir makama atayacağı isimle ilgili en önemli referans, yakın bildiği, tanıdığı ve güvendiği bir ismin tavsiyesidir. Bu konuda yapılan doğru işlerin de yanlış işlerin de asıl kahramanı, Cumhurbaşkanı Erdoğan değil, “Bu şahsa güvenebilişsiniz” diyerek kesin itimat ve güven veren yakın çevreden bir ismin beyanıdır.

Boğaziçi Üniversitesine atanan rektörün, siyasi görüşleri ve geçmişte hizmet ettiği siyasi partilerden öte bilimsel çalışmalarında tartışmalı konumda olmasıdır. Her ne kadar akademi çevrelerinde sıklıkla yaşanan intihal meselesi tartışmalı bir konu olsa da Boğaziçi’ne atanan rektörlerin, geçmişten bugüne ortaya koyduğu bilimsel başarılar, yayın sayısı, atıfta bulunulan bilimsel araştırma sayısı, her şeyden önce de olaylara ideolojik bakan sözde akademisyenlerin olmasa da gerçek bilim adamı ve bilimsel camianın “işte en güzel isim” diyeceği birinin rektör atanması olurdu.

Boğaziçi rektörlüğüne atanan Prof. Bulu için yapılan protesto eylemler ise ne yazık ki bilimsellikten uzak siyasi ve ideolojik tepkilerdir. Nasıl Gezi olaylarında mesele ağaç ve yeşil değilse, bu konuda da mesele rektör ve onun özelliği değildir.

İlker Başbuğ ile Can Ataklı’nın ima ettiği ve rota çizdikleri gibi amaç; darbe ve farklı bir tehdit algısı oluşturarak erken seçimi gündem getirmek ve benzer olayları bahane ederek kaos ortamı oluşturmak ve sonrasında ülkenin ufkunu karartmaktır. Yeni senaryo budur ve uygulama başlamıştır. Dikkatli oluna…

Mehmet Karaaslan
Mehmet Karaaslanmehmetkaraaslan@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.