Her Şey Aslına Çeker

Mayıs ayının ortalarındayız. Mayıs ayı denince aklıma ilk olarak Hz Hızır gelir. Yazın müjdecisi mayıs, ihsanların hikmetlerin kapısı Hızır…

Lisan-ı hal kapısından bizi geçirecek bir hikayeyle bu haftaki yazımı kaleme alıyorum.

Bir ülkede bir padişah Hızır’ın ününü duyup Hızır’ı görmek istedi. Bir gün bunun için tellallar çağırttı. “Kim bana Hızır’ı gösterirse onu altınlara boğacağım.” dedi. Birçok çocuğu olan fakir bir adam bu işe talip oldu. Fakir adam karısına: “Hanım, ben padişaha Hızır’ı bulacağımı söyleyip ondan kırk gün müsaade alacağım. Bu kırk gün içinde padişahtan size uzun zaman yetecek kadar altın alırım. Kırkıncı günün sonunda Hızır’ı bulamayacağım için benim kellem gider ama siz rahat geçinirsiniz.” dedi. Fakir adamın karısı kanaatkar biriydi. “Efendi, biz nasıl olsa alıştık böyle kıt kanaat geçinmeye. Bundan sonra da geçiniriz. Gel vazgeç bu işten.” dedi. Ama adam kafaya koymuştu, padişaha gidip Hızır’ı bulacağını söyledi.  Bunun için padişahtan kırk gün müsaade istedi. Hızır’ı bulmak için yola koyulacağı kırk gün için ailesinin geçimi için sarayın ambarından yiyecek, hazineden de altın aldı. Fakir adam bunları karısına bırakıp ortalıktan kayboldu. Kırkıncı günün sonunda padişahın huzuruna çıkıp her şeyi itiraf etti. “Benim aslında Hızır’ı falan bulacağım yoktu. Ayrıca geçim sıkıntısı çekiyorduk. Hızır‘ı bulacağım diye sizden dünyalık almak istedim.” dedi. Padişah hayal kırıklığına uğrayarak buna çok kızdı. “Padişahı kandırmanın cezasını hayatınla ödeyeceğini hiç düşünmedin mi?” diye bağırdı.  Fakir adam: “Ailemin geçimi için kelleyi vermeye hazırım.” dedi. Bunun üzerine padişah yanında bulunan üç veziriyle istişareye koyuldu.  Birinci vezire sordu: “Padişahı kandıran bu adama ne ceza verelim?” diye sordu. “Padişahım bu adamın boğazını keselim. Etini parçalayıp çengellere asalım.” dedi.  Bu sırada yüzü nurani bir genç peyda oldu. “Külli şey’in yerciu ilaaslihi.” dedi. Padişah bu sefer ikinci vezirine: “Bu adama ne ceza verelim?” diye sordu. “Padişahım, bu adamın derisini yüzüp içine saman dolduralım.” dedi. Bunun üzerine nurani yüzlü genç ortaya çıkıp aynı cümleyi tekrarladı. Padişah genç adamın yüzüne tuhaf tuhaf baktıktan sonra, üçüncü vezirine sordu: “ Ey vezirim, beni kandıran bu adama ne ceza verelim?” diye sordu. Vezir: “Bu adamı affedin, size yakışan sizden beklenen budur. Bu adam önemli bir suç işledi ama sanıldığı kadar da kötü biri değil. Ailesinin geçimi için kellesini ortaya koyacak kadar da iyi yürekli biri.” dedi. Nurani genç yine söze karıştı, aynı cümleyi tekrarladı. Bunu duyan padişah nur yüzlü gence dönerek “Sen de kimsin? Aynı şeyleri tekrarlayıp duruyorsun.” dedi. Genç şöyle cevap verdi: “Sizin birinci vezirinizin babası kasaptı. Onun için kesmekten, etini çengellere asmaktan bahsetti. Esasen aslını gösterdi. İkinci vezirin babası ise yorgancıydı. Yorgan, yastık, yatak yüzlerine yün doldururdu. O da babasına çekti. Üçüncü vezirin babasıysa vezirdi.  O da soyuna çekti, büyüklüğünü gösterdi. Benim ettiğim söz ise “ herkes aslına çeker” demektir. Üçüncü veziri göstererek sözlerine devam etti. “İşte vezir, kendini göstererek işte Hızır… Fakir adamın hatırı için sana göründüm.” dedi ve ortadan kayboldu.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Melisa Coşkun - Mesaj Gönder

# iyi, mayıs

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elazığ Fırat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elazığ Fırat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elazığ Fırat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elazığ Fırat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.