Eserlerde Yolculuk

Fikir Günlüğü

İnsanoğlu tüm tarihi boyunca doğayı kendisine en uygun hale getirmek için uğraş verdi ve yaşamı değiştirdi. Sürekli eser verdi. Yollar, binalar, köprüler, barajlar, fabrikalar...

Ama eserleri sadece günlük faydaya mı yönelikti?

Doğrudan fayda maksadı gütmeyen eserleri de var.

Fayda maksadı gütmeyen ama faydasız değil.

Benliğini dışa vurduğu, diğerlerini aydınlattığı, düşündürdüğü eserler. Hepsi de hayranlık verici hepsi de herkesin yapamayacağı, özel yetenek ve yıllarca çaba gerektiren...

Bunlara sanat eseri diyoruz.

Öğrencilik yıllarında Edebiyat öğretmenimiz sormuştu: Sanatçı ve zanaatkar farkı nedir?

-Zanaatkar yapıtını satar, geçimini sağlar, sanatçı, sanat olsun diye yapar...

-Yanlış, sanatçı eserini satmazsa ne yer, ne içer?

-Hocam, sanatçı eserini beğeni ve estetik duygusu için yapar, zanaatkar öğrendiği gibi yapar.

-Yanlış. Zanaatkar da eserini yaparken beğenilmesini ister, bir testici örneğin, beğenilmeyen testiyi satabilir mi?

-Zanaatkar çıraklıktan başlar, ustasından öğrenerek yetişir, eserini öyle verir.

-Sanatçının da ustası, öğrenme süreci, okulu, atölyesi yok mu?

Cevaplar böyle uzadı gitti, ama doğru cevabı bulamadık. Oysa çok açıktı.

Öğretmen bu kolay soruyla, çocuk beyinlerimizi düşünmeye sevk etmişti.

Yazının bulunup da tarihin başladığı kabul edilen çağdan çok önceleri başlayan çalışmalar kalabalık bir eserler dünyası meydana getirdi. Hepsi bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlanıyor, bambaşka yüzlerle karşımıza çıkabiliyor.

İlk ressamlar mağara duvarlarına çeşitli figürler çizen Van Gogh'lar, Matisse'lerdi. Balzac, Eugenie Grandet'inde, cimrilik gibi ahlaki bir kusuru yüzünden insani duyguların körelmesini, aile bağlarının yitirilmesinin yol açtığı bedbahtlığı işlerken, bütün insanlığa kendini sorgulatıyor. Fikir ve düşünceleri soyut anlamda işleyen eserler, İstanbul'da Lale Devrinin simgesi III. Ahmet Çeşmesi ve daha niceleri sanat yolculuğunun istasyonlarıdır adeta...

Bu yolculuğa üşenmeden ve korkmadan çıkabilenler, on binlerce yıldır değişmez kurallara şaşırabildiği gibi; inançların, değer yargılarının ve evrene bakış açısının zaman içinde nasıl değiştiğine de şahit olabiliyor; sanat eserleri sayesinde insanlık tarihini bir film veya bir şiir gibi adeta yaşayarak izleyebiliyor.

Ne kadar heyecan verici, değil mi?

 

             

             

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Akın Eraslan Balcı - Mesaj Gönder

# var, tarihi

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elazığ Fırat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elazığ Fırat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elazığ Fırat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elazığ Fırat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.