Şiddet Sarmalından Çıkmak

Nahifliğin, sempatik olmanın, saygılı olmanın bir nevi zayıflık güçsüzlük, korkaklık olarak algılanıp, o algı ile karşımızda ki insana hüküm kestiğimiz, ön yargılar büyüttüğümüz düzen ve toplumda şiddetin çeşitliliği ve gündemden düşmemesi sevgili okur dostlar bana artık normal gelmeye başladı. Oysa vicdan merhamet sahibi insanların oluşturduğu toplumlarda şiddetin her türlüsü abestir. Kabul edilemez davranıştır.  Hesabı sorulması gereken en temel haktır. Lakin ikinci sıkıntılı söylem ve örneklemse; büyük balık küçük balığı yutar. Bizlerde diyoruz ki yaratıcı diğer tüm yaratılanların aksine insanlara akıl vermiş tabi ki kullanabilene… Büyük balığın zorban ve nobranlığını, onun caniliğini, onun güç, şiddet ile her sıkıntıyı çözebilme algı ve davranışını engelleyecek yasaları birliktelikleri oluşturmak uygulamak akıl sahibi insanların bilinç ve sorumluluğundadır.

Sevgili dostlar yazım dünyasına merhaba dediğim günden beri şiddetin farklı sürüm ve çeşitliliğini gözler önüne seren yazılar kaleme aldım özellikle kadına şiddet, sağlık çalışanı bilhassa doktora şiddet, hayvana şiddet konularında fikirlerimi sizlerle paylaşmış, çözüm önerilerimi sunup örneklemlerini paylaşmıştım. Kaç gündür ülke gündemini belirleyen konu ise öğretmene şiddet. Oysa iletişim kanalları ve aparatlarında hep öğrenciye şiddet gözlerimize sokularak işlenerek neredeyse eğitimcilerin statüsü, saygınlığı, hakları zaman içinde ayaklar altına düşürülmüştür. Bu bireysel değil, toplumsal çürümenin de hızlanmasına olanak sağlamıştır. Öğretmen, insan denen yaratılmışın zamanla şekil almasında ki en büyük etmendir. Heykeltıraşın kaya parçasını oyup sanat eseri ortaya çıkarması gibidir insan ve öğretmen ilişkileri. Bu ilişki bir bozuldu mu tamiri çok zor olduğu kadar toplumu, toplumu yönetenleri, toplumun yönettiği kurumların oluşturduğu devletlerin işlevi ve güç dengelerini de derinden etkilemektedir.

Ülkemizde ki kültürel zenginlik diyebileceğimiz farklı kültürler, yaşam kalitesinin düşmesi, iletişimde ki yenilikler ile adeta insan mahreminin ( sosyal medya kullanımı) ortadan kalkması, kuşaklar arası fikirsel ve eylemsel çatışmalar insanımızın olumsuz yönde etkileyen faktörlerdir.  Köy-kent nüfus oranlarını alt üst eden düzensiz göçlere bir de son yıllarda hayli sayısı artan ve sokakta ki yaşantımızdan kültürel etkinliğimize kadar her aşamada karşılaştığımız yabancılar ve en önemli saç ayağını oluşturan yasaların caydırıcılık vasfını yitirip güncelliğini yitirmiş olmasıdır.

Neden bu şiddet sarmalını gündemimize aldık?

İstanbul Eyüp Sultan’da bir özel lisede daha evvel disiplinsiz davranışları sebebiyle okuldan ilişiği kesilmiş Irak uyruklu 17 yaşında öğrencinin okul müdürüne tabanca ile ateş etmesi sonucu okul müdürü hayatını kaybetmiştir.  Okul müdürünün ölmesine yol açan insanlıktan uzak şeref, onur, haysiyet, vicdan, saygı, sevgi ve namustan yoksun bu olayın toplumda eğitim camiasında yarattığı üzüntü ve infial sebebiyle bu defa şiddet: kadın, çocuk, hayvan, sağlıkçı olarak değil de öğretmene şiddet olarak gündeme düşmüştür.  Yazıyı kaleme aldığım saatlerde ülkemizde eğitim sendikaları iş bırakma eylem kararları ile bu menfur olayı ülke gündeminde ve çözüm odakları üstüne düşünmede bizlere fırsat sunmuştur. Bu sadece çözüm odaklı düşünmek için bir işaret fişeği olabilir. Şiddet devam edecektir. Kime karşı orası muamma, ben bu yazıyı kaleme aldığım sürede kaç şiddet vakası oldu bilinmez.

Şiddeti önlemek bir günlük bir yıllık çalışma ile mümkün değildir. Ağırlaştırılmış müeyyideler ile şiddeti bir nebze azaltabiliriz yıllar içinde şiddeti oluşturan etmenler ve davranışlar disiplin altına alınana kadar Ziya Paşa’nın Terkib-Bend adlı eserinde yer almakta olan “nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir”  yâda birçok semavi dinin emir yasaklar silsilesi içinde bulunan “kısasa kısas’’ ödül ve ceza ritüeli ivedilikle uygulanmalıdır.

Evde başlayıp sokağa taşan, işyerleri, sosyal alan, hastane, ibadethane, okul velhasıl hayatın devam ettiği her alanda fiziksel, psikolojik, ekonomik, cinsel şiddetin her an her saniye ismi, türü, öznesi, yüklemi değişip önümüze çıkmasıyla oluşan bende ki kanı şudur.  Toplumsal çürüme, toplumsal hastalık belirtileri, bozulan kültürel doku, ekonomik buhranlar, statülerin ayrıştırma ve kendine sağladığı haksız edinimler, ekonomik olgular, inanç ve insanı erdemleri oluşturan normların inandırıcılığını ve saygınlığını yitirmesi;  şiddeti besleyen faktörler olarak addedebiliriz.

Bu günü ağırlaştırılmış cezalar ile kurtarma tartışılabilir. Lakin ülke ve evrensel dünyada şiddetin biteceği hayal üstü pembe hayalcilik ile izah edilebilir. Kendi ülkemizde de yakın zamanda biteceği umudunu taşımıyorum. Bu, eğitim, kültür, bireyin evde edindiği terbiye, taşıdığı ahlak, uyması gereken yasal disiplinler, inanç normları bu haliyle şiddeti asla bitiremeyip artmasına olanak sunmaktadır. Yüce mecliste yumruğunu sıkan vekilden, trafikte aracında ‘’ haydar’’ dediğimiz sopasını eksik etmeyen yeri geldiğinde kılıç kalkan ekibi gibi sopasını, tabanca bıçağını çeken, yeşil sahalarda, hastane ve adliye koridorlarında şiddet ve en korkuncu kapalı kapılar arkasında cereyan eden şiddet sarmalı bedenimizi, ruhumuzu ve gündemimizi hep işgal edecektir.

Bu sarmalı büyüten, yaşatan, devam etmesini sağlayan insanoğlu şiddetin bazen öznesi, bazen yüklemi bazen de tanığı olmaya devam edecektir. Ta ki yasalar ve kafamızda ki yaşam şekli ve düşünce yapısı değişene kadar.

Ne diyordu ifadesinde Iraklı katil çocuk: öldürmek için okula gitmedim dövüp korkutmak amacı ile gittim.

Şiddet sarmalında cezayı hafifletici unsurları bir kenara bırakalım. Şiddetin çözüm üretmediğini zihinlere kazıyalım. Belki bir aksi rüzgâr eser şiddet sarmalından çıkarır bizi.

Kalın sağlıcakla dostlar…

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Yalçın Azizoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elazığ Fırat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elazığ Fırat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elazığ Fırat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elazığ Fırat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.