Neden Bu Kadar Çok?- I

Sevdiklerinin düşüncelerine değer veren insan, Rabbinin hayat önerilerine de kulak vermelidir. İnsan, yüce aklın ışığında aydınlanmak için Rabbinin kelamını (konuşmalarını) duymalıdır.

Ülkemizde neden bu kadar çok meal var sorusuna gelmeden önce sıklıkla gelen bazı sorulara cevap verip asıl konuya geçelim istiyorum.

Kur’an-ı Kerim’i nasıl okumalıyız?

Allah kelamı (İlahi Kitap) olduğu inancı ile zira Allah’ın sözleri, bizi muhatap alması, bizimle konuşmasıdır. Kuluna sunduğu bir hayat önerisi, kendi aklına davetidir. Farklı değer yargılarını düşünen, sorgulayan, araştıran ve yüzleşen insan, Yaratıcı ’sının değer yargılarını da merak etmelidir. Sevdiklerinin düşüncelerine değer veren insan, Rabbinin hayat önerilerine de kulak vermelidir. İnsan, yüce aklın ışığında aydınlanmak için Rabbinin kelamını (konuşmalarını) duymalıdır. Bu Kitap, Yaratan   tarafından gönderilmiştir. Onu okuyan, Allah ile konuşmuş gibi olur. Kur’an Yaratanı ile konuşma imkanını bize veren ve içinde sadece Allah’a ait cümlelerin yer   aldığı bir kitaptır.

Kuran okuyacağın zaman, hemen o kovulmuş şeytana karşı Allah’a sığın. (Nahl 98)

Allah’a sığınarak İstiaze “euzu” kelimesiyle başlayan ve her zaman besmeleden önce söylediğimiz cümledir. (Eûzu billâhi mine’ş şeytan i’rracîm - Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım)

İstiaze, Allah’ın -insan aklı değmemiş- sözlerinin konacağı zihni, şeytani gürültülerden ve yanlış fısıltılardan arındırarak sükûnetle okumaya hazırlayan, düşünsel bir sığınmadır.

Oku   yaratan   Rabbin adına... (Alak 1)

Rahman, Rahim Allah adına... (Fatiha 1)

Allah’ın adı ile her işe başlarken “Bismillahirrahmanirrahim- Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla” ile başlamak, İslam kültürünün bir parçası olmuştur. Besmele Allah’ın beğenisine uygun olarak yaşamanın ilanıdır. O halde Kur’an-ı Kerim’i okurken Allah’ın adı ile başlamak “kimin” kitabını okuduğumuz bilincinin telkinidir.

Ey Muhammed! Sana indirdiğimiz bu kutsal İlahi kelamda her şeyi açıkladık ki; insanlar onun mesajı üzerinde iyice düşünsünler ve akıl iz’an sahipleri ondan ders alsınlar. (Sad 29)

Anlama niyeti ile her kitap anlamak için okunmalıdır. Anlaşılmadan okunan bir kitap işlevi olmayan bir metindir. Hayata herhangi bir katkısı olamaz. Hiçbir şeyi boş ve anlamsız yere yaratmayan Allah’ın bize sunduğu bu kitap, bir anlam arayışı içinde okunmalıdır.

Onu, bir Kur'an olarak, insanlara dura dura okuyasın diye kısımlara ayırıp ağır ağır indirdik. (İsra 106) Ağır ağır, duyarak Kur’an oku. (Müzemmil 4)

Tertil (akıl-dil-kalp iş birliği) ile Tertil; düşüne düşüne, sindirerek, acele etmeden, usulüne uygun, anlayarak, akıl ve kalp süzgecinden geçirerek içselleştirmek ve zihinsel özümseme ile kitabın özünü benliğe katma eylemidir. Tıpkı bir besinin insan vücuduna, hücrelere, ardından yaşamın canlılığına katılması gibi…

Allah, var olan her şeyin ötesindeki yüceler yücesidir; mutlak ve nihai egemenlik sahibi, mutlak ve nihai gerçektir; dolayısıyla, Kuran’ın vahyi sana bütünüyle ulaştırılmadan önce onun hakkında görüş bildirmekte tezlik gösterme; fakat daima Ey Rabbim, benim ilmimi artır! de.

Aceleci yaklaşımlardan uzak durarak söz konusu ayetlerde geçen Hz. Peygamber (s.a.v)’e hitaben “Kur’an’ı okurken acele etme!” uyarısını, muhatap biz olduğumuzda, “Kur’an’ı anlamaya çalışırken aceleci yaklaşımlarda bulunma!” şeklinde anlayabiliriz. Kur’an’ın tek tek ayetlerinden veya ifadelerinden aceleyle sonuçlar çıkarmaya çalışmak kişiyi hatalı yaklaşımlara götürebilir.

Kur’an ayrıntılara takılmaksızın, bütüncül bir bakış ile okunması halinde daha doğru anlaşılabilir. Kur’an’ın bütününü içine alan kapsamlı bir öz vardır. O özü kavramadan ayrıntılara takılmak, ayrıntıların anlamsızca büyümesine ve asıl gerçeği göremememize yol açabilir.

Güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbinin sınırsız kudret ve yüceliğini övgüyle an; ve gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün belli vakitlerinde yine Rabbinin kudret ve yüceliğini an ki hoşnutluğa, esenliğe erişesin.” (Ta-ha 130)

Devamlılık içinde hayat ve onun getirdikleri, ihtiyaçlar, hak ve ödevler, acılar ve sevinçler ve bütün bunların sürekliliği, hayat kitabı olan Kur’an’ın mümkün olduğunca devamlılık gözetilerek okunmasını gerekli kılar. İnsan, yaşamın hızından veya sıradanlığından dolayı öğütleri unutabilir. Hatta bu unutkanlık onu duyarsızlaştırıp doğrulardan uzaklaştırabilir. İşte bu noktada bir hatırlatıcıya ihtiyaç vardır.

Kur’an, başka hatırlatıcının varlığına ihtiyaç duyurmayan bir zikir (öğüt) kitabıdır.

Sen, üstün bir hayat tarzına sahipsin (Kalem 4)

Siz kendinizi unutarak diğer insanlara erdemli olmayı mı öğütlüyorsunuz. Hem de İlahi Kelam’ı okuyup durduğunuz halde? Siz hiç aklınızı kullanmaz  mısınız? (Bakara 44)

Hayata yansıtmaya çalışarak, Kur’an “yap” ya da “yapma” ları ile hayatı şekillendiren bir kitaptır. Gönüllü olarak Allah’ın hayatlarına karışmasını isteyenler için bir hayat programıdır. Kitabı ilk olarak kendine hayat programı kabul eden Hz. Resul’ün nasıl yaşadığı sorulduğunda Hz. Ayşe’nin verdiği cevap, “Siz Kur’an okumuyor musunuz? O’nun ahlakı Kur’an’dı” (Müslim) olmuştur. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in arkadaşları da öğrendiklerini en kısa sürede hayata dönüştürür ve böylece öğrenmeye devam ederlerdi.

Gerçek şu ki, insan ziyandadır; Meğer ki, iman edip doğru ve yararlı işler yapanlardan olsun ve birbirine hakkı tavsiye edenlerden, birbirine sabrı tavsiye edenlerden... (Asr)

Belki içinizden iyi ve yararlı olana davet eden, doğru olanı emreden, eğri ve yanlıştan alıkoyan bir topluluk çıkar: Nihai kurtuluşa erişecek kimseler, işte bunlar olacaktır. (Ali İmran 104)

Paylaşarak; Hayat tarzı edinmiş olduğu kitabın kendi hayatı üzerindeki olumlu etkilerini gören kişinin bu güzelliği yaygınlaştırmak istemesi, insanların hayatlarına müdahale etmek şeklinde değil, salt bir paylaşma arzusuyla olmalıdır.

De ki: Hiç bilenler ile bilmeyenler bir olur mu? Yalnızca akıl iz’an sahipleri bunun farkındadır! (Zümer 9)

Bilgilenerek; Her ilim dalının kendine ait bir   terminolojisi, daha iyi anlaşılmasını sağlayacak anahtar kelimeleri, şifresi sayılabilecek terimleri vardır. Kitabın   indiği çağın koşulları, surelerin iniş nedenleri gibi Kitap’ın daha iyi anlaşılmasını sağlayacak konularda bilgilenmek, kişiye anlam kapılarını daha fazla aralayacaktır. Ey Peygamber! Rabbin, senin ve beraberindekilerin gecenin üçte ikisini, yahut yarısını, yahut üçte birini namaz için uyanık geçirdiğini bilir. Gecenin ve gündüzün ölçüsünü koyan Allah, sizin onu küçümsemeyeceğinizi bilir ve bu sebeple O rahmetiyle size yaklaşır. O halde Kur’an’ın kolayca okuyabileceğiniz kadarını okuyun.Allah, zaman zaman içinizde hastalar, Allah’ın lütfunu aramak için yola koyulanlar ve Allah yolunda savaşa çıkanlar olacağını bilir.Öyleyse ondan yalnızca kolayca okuyabileceğiniz kadarını okuyun, namazınızda devamlı ve dikkatli olun ve karşılıksız harcamada bulunun ve böylece Allah’a güzel bir borç verin çünkü kendi adınıza güzel ne iş yaparsanız karşılığını aynen Allah katında görürsünüz; evet, daha iyi ve daha zengin bir ödül olarak. Ve daima Allah’ın bağışlayıcılığını arayın. Kuşkusuz Allah çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır. (Müzemmil 20)

Kendi şartlarına uygun okuma yöntemi geliştirerek; Her insanın farklı okuma şekilleri, kendine özgü olarak geliştirdiği okuma yöntemleri vardır. Önemli olan kişinin okuma eylemini ciddiye almasıdır. İnsanların hayat şartlarının farklılığı, Kitap’ı okumaya ayıracağı zamanları da farklı kılar. İnsan Kur’an’ı kendi okuyabildiği kadarıyla ve uygun olan zamanlarında okumayı prensip haline getirebilir.

Bakın, Bize düşen doğru yolu göstermektir; ve hem öteki dünya hem de hayatınızın bu ilk bölümü üzerindeki hakimiyet bize aittir (Leyl 12-13) (Devam EDECEK)

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M. Rıdvan Sadıkoğlu - Mesaj Gönder

# var, iyi, ağır

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elazığ Fırat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elazığ Fırat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elazığ Fırat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elazığ Fırat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.