Iydiye

Divan şiirinde kasidelerin teşbip bölümlerinde farklı konular işlenirdi. Bunlardan biri de ıydiyedir. Iydiye; bayramlarda devrin ileri gelenlerine, din ve devlet büyüklerine yazılan kasidedir. Iydiyelerde din ve devlet büyüklerinin bayramları kutlanır, bunun karşılığında da şairler bayram ulufeleri alırlardı.

Bayramlar, insanların birbirleriyle kaynaşmasını sağlayan önemli kutlama anlarıdır. Dinî bayramların insanda farklı bir terennümü vardır. Huşu içinde yapılan ibadetlerin neticesinde bir kutlama, bir coşku, bir cezbe hali insanların kalplerini sarar. Ramazan ayı boyunca yapılan ibadetlerin, iftarların, sahurların nihayetinde bayram coşkusu benliğimizi kaplar. Bayrama kavuşma arzusu ve iştiyakı tarif edilemez duygularla kendini hissettirir.

Ramazan Bayramı, dinî bayramlar içinde farklı bir yer edinmiştir insanların yüce gönüllerinde. Arife gününden başlayan bayram hazırlıkları evlerimize şenlik getirir. Bayram kutlamalarında misafirlerimizi en iyi şekilde ağırlamak ve onlara mihmandarlık yapmak üzere tüm benliğimizle bayrama hazırlanırız. Arife gününden itibaren yapılacak ikramlar hazırlanmaya başlanır. Herkes, kendi bütçesi ölçüsünde hazırlığını yapar. Tepsi tepsi börekler açılır, baklavalar yapılır. Tüm hazırlıklar başta eş dost olmak üzere misafirleri ağırlamak üzerine kuruludur. Türk toplumunda misafir her daim önemli olmuştur. Hele bayramlarda bu gelenek kendini enikonu hissettirir.

Arife günü yapılan kabir ziyaretlerinde hem fani dünyanın gerçek yüzüyle karşılaşacağız hem de büyüklerimize ve atamıza olan minnet borcumuzu ödemiş olacağız. Toprağın altında ebedi istirahatgâhlarında uyuyan ceddimize olan sorumluluğumuzun bir parçasıdır kabir ziyaretleri. Asude bir bahar ülkesinde ölüm uykusunda olan sevdiklerimizi bu bayramda da ziyaret etmeyi unutmayalım.

Bayram hazırlıklarının olmazsa olamazları bayram alışverişleridir. Özellikle çocuklar için bayram ayrı bir coşkudur. Alınan bayramlıkların bayram sabahında ilk defa giyilecek olmasının verdiği hazzı ve neşeyi belki de hayatının hiçbir evresinde bir daha yaşayamayacaktır o çocuklar. Öyle ki bayramlıkları yatağının başucuna koyup onunla birlikte bayram sabahını bekleyen çocuğun yaşadığı o duygu yoğunluğu tarif edilemez niteliktedir.

Bayramın birinci günü bayram namazı ile başlar bayram şenliği. Küçükler, babalarının yanlarında bayram namazını eda ederken bu yaşadıklarını hayatlarının her deminde tatlı bir anı olarak hatırlayacaklar ve ecdatlarını hep hayırla yâd edeceklerdir. Bayram namazında gönüllerimizin aydınlığı fersah fersah artacaktır. Ramazan Bayramı neşesi evde aile büyükleri ile yapılan kahvaltı ile devam edecek. Akabinde aile büyükleri ile bayramlaşma töreni gerçekleştirilecek. Bayramın en önemli ritüellerinden biri de bayram harçlıklarıdır. Çocukları ve gençleri bayram harçlıkları ile sevindirmeden bayram bayram olarak telakki edilemez. Çocuklar ve gençler bayram harçlıklarını aldıklarında bayram onlara daha bir zevk verecektir. Bu geleneğin kati surette devam ettirilmesi gerekmektedir. Bayram harçlığı olmadan bayram olmaz!

Bütün bu anlatılanların nihayetinde “ Nerede o eski bayramlar?” serzenişini duyar gibiyim. O eski bayramların neşesini ve coşkusunu yaşatmak bizlerin elinde. Elbette ki geçen zaman acımasız tavrıyla bayramları da etkiledi. Belki eskisi gibi olmayacak ama yine de bayram umudu, bayram sevinci bayram bolluğu, bayram bereketi ve bayramın birleştirici gücü yaşamaya devam edecektir. Bayramın bu ulvi gücüne dört elle sarılmalıyız. Toplum olarak yeterince ayrıştırıcı sebepleri bulabiliyoruz. Bizim daha çok birleştirici güce, bağlarımızı daha kavi hâle getirecek bu bayramlara ihtiyacımız olduğunu aklımızdan çıkarmayalım.

Bu bayram da büyüklerimizi ziyaret edelim, onların hayır dualarını alalım. Bu bayram da çocukları sevindirelim. Bu bayram da kimsesizlerin kimsesi olalım. Bu bayram da sevgi tomurcuklarını çocuklarımızın ve gençlerimizin kalplerine nakşedelim. Bu bayram da bayramı bayram gibi yaşayalım. Bu bayram da küslüklere bir nihayet verelim. Bu bayram da kırgınlıkların hüznünden uzaklaşalım. Bu bayram da tüm yaşamımız bayram gibi olsun. Bu bayram da bayram ziyaretlerinden imtina etmeyelim.

Yazımıza Alvarlı Muhammed Lütfi Efendi’nin şu mısralarıyla son verelim:

Can bula cananını
Bayram o bayram ola
Kul bula sultanını
Bayram o bayram ola

Hüzn ü keder def' ola
Dilde hicap ref' ola
Cümle günah af ola
Bayram o bayram ola

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Yıldırım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elazığ Fırat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elazığ Fırat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elazığ Fırat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elazığ Fırat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Elif Çınar - Aslında bu dünyada hepimiz bir misafiriz ne zaman geldiği belli ne zaman gideceği belli olmayan bir misafir aniden gittiğimizde yaptıklarımızdan mı pişman oluruz yapamadıklarımızdan mı konustugumuza mı pişman oluruz konusamadıgımıza söylediğimizde mi pişman oluruz söyleyemediğimiz mi mı ölümün saati yok ölüm elimizden sevdiğimizi alınca hangisine pişman oluruz keşke insan oğlunun söylediği ile yaşadığı birbiri ile bağdaşsa...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Nisan 16:46