Uyuşuyoruz- II

İnsanlık tarihi boyunca sayısızca ilim ve irfan ehlini pişiren, onları insanlığın zorlu yolculuğunda daha üstün bir varoluş boyutuna taşıyan hemen tüm unsurlar hayatlarındaki ıstırap ve çile olduğu halde; mukaddes kitaplarda anılan tüm peygamberler dahi bu çile sağanağı ile yoğrulup kemal noktasına ulaştığı halde bugün didinmeden, uğraşmadan, çaba göstermeden, yürek teri dökmeden “mutluluk” vaat ediliyorsa; oturup bir parça düşünmek, akletmek, fark etmek, fark edip dert etmek ve tüm bunlarla beraber de sormak gerekiyor;

Ölüm acısını yaşamamış bir insan yakını vefat eden birinin acısına samimi bir şekilde ortak olabilir mi? Yoksulluk yaşamamış, açlık görmemiş, çaresizlikle tanışmamış biri sokakta yaşayan, yaşamaya mahkûm edilen birinin halini anlayabilir mi? Yoğun bakım kapılarında acziyeti soluklamamış, duanın kanatlarına tutunmamış, gözyaşı sağanağında boğulmamış biri kibrini ezip geçebilir mi? Havaalanlarında, otogarlarda, tren istasyonlarında ayrılığın hüznünü hafızasına kazı(ya)mamış; onsuz yaşayamam dediği sevdiklerinin cansız bedenleri üzerine toprak atmamış; tahammülü ve kabullenişi göğüslememiş bir ruh ıstırabın, acının, yokluğun, gözyaşının  öğretmenliği karşısında “ben öğrendim” diyebilir, ceket ilikleyebilir mi?

“Hayır tabi ki!” dediğinizi duyar gibiyim. Pek tabi ki hayır!  Çünkü yaşam dediğimiz şey zıtlıklarla kaim ve sebepler üzerine bina edilen bu zıtlıkların ilmek ilmek ördüğü yaşamsal süreçte geceyi tanıyıp gündüzü, sıcağı tanıyıp soğuğu, yokluğu tanıyıp varlığı, siyahı tanıyıp beyazı, kışı tanıyıp baharı, sevgiyi tanıyıp nefreti, acıyı tanıyıp merhameti, hüznü tanıyıp neşeyi hayatlarımıza nakşetmeyi öğreniyoruz!  Zira hepsi birbirini tamamlayan öğeler ve hayatın olağan akışı içinde bize “öğretmekle” mükellef kılınmış birer öğretmen! Yaşam denen olgunlaşma yolculuğu da önümüze koyduğu ıstıraplarla öğretip, bu öğretileri neşe zamanlarında besleyip büyütmekle hükmünü icra ediyor.

Farkı fark edebilme, bu farkı dert edebilme, edindiği derdin sancısıyla olgunlaşabilme temennisiyle!

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M. Rıdvan Sadıkoğlu - Mesaj Gönder

# insan

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elazığ Fırat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elazığ Fırat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elazığ Fırat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elazığ Fırat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.