Yaşamanın Kaç Yolu Vardır?

“Biri hiçbir şeyin mucize olmadığını düşünmek diğeri

  Her şeyin mucize olduğunu düşünmektir. ”

                                                                                                A.E.

Uyandığımızda aklımızdan geçen ilk düşünce, gece uykuya dalmadan önce neydi aklımızdan geçen?

Araba kullanırken, yürürken, radyodan gelen sesi dinlerken, okuduğumuz satırlarda, izlediklerimizde, yemek yerken ya da birileri ile konuşurken...

Gökyüzündeki beyaz bulutlara bakarken düşündüklerimize benzetmeye mi çalışırız ya da dalındaki çiçekleri gördüğümüzde baktık mı? Sevdiğimiz kişi bize gülümsediğinde, hiç tanımadığımız biri kapımızı açtığında ya da sırasını verdiğinde aklımızdan geçenlerden anlık kurtulup hızlıca gülümseyip, teşekkür edip geçtik mi?

Hayatta bizi mutlu edecek güzel anları arar, kurgular ve hayal ederiz. Yarını ya da dünü yaşamaktan şu anı kaçırmaya olan eğilimimiz neden bilmiyoruz sorgularken yaşanmışlıkları ve yaşanabilecekleri…

Kötüleşen dünyamızda yaşamak için güçlü görünmek ve sert olmak gerektiğini düşündüren faktörler düzenli olarak artıyor. Hayatın zorluklarıyla mücadele eden bizler her şeyin en iyisine layık olduğumuzu bundan dolayı sürekli yoksunluklarımızı sıralıyor, sahip olamadıklarımızı, kaderimizden ya da birilerinden şikâyet eder halde oluyoruz.

Mutluluğun sahip olduklarımızla değil, kendi iç dünyamızda, yaşadıklarımızın bizdeki toplamı ve hayatı nasıl algılayıp ne istediğimizle dengede olacağını sanırım kendimize izahını vermeye gereksinim duymamız gerekiyor.

Günlük hayatımızda bir an için durup var olan zaman diliminde sahip olduklarımız ve yaşadıklarımızın kıymetini hatırlamaya, tüm bunlar elimizdeyken ve bunları yaşarken ihtiyacımız var. Kaybettikten sonra ne kalpte ki acı ne de gözyaşı akıtmak çözüm olmuyor ve olmadığı gibi yaşam kalitemizi kendimiz keşke dediklerimizle baş başa kalıyoruz.

Hayatın içinde iyilik bilmek, lütuf, nezaket veya şükran duymaktan bahsedebiliriz. Anın yaşanmasını farklı algılamak isteyenler veya ucu açık tutanların algıladığı gibi değil an denen zaman dilimi kalbimizin çalıştığı tüm zaman dilimini kapsar. Şükür ile beraber yaşamanın verdiği o güzel huzur ve sevgi hissinin ötesine geçen çok yüksek duyguyu tanımlamak aslında çok da kolay değil.

Hayatımızın kıymeti ile birlikte yaşadıklarımızın aklımıza değil kalbimize işlendiği zamanlar oluyor ve orda zaman durur, yaşamın içinde başka bir zaman dilimi açılır, kalbimiz büyür, ifademiz olumlu olur ve dışarı doğru taşmaya başlar. Güçlü ve kendimizi hafiflemiş, huzurlu ve mutlu olduğumuz güçle dolduğumuz tamlık anıdır. Kendimizle, bir olduğumuz yaşadıklarımızla savaşı bıraktığımız sanırım teşekkür zamanı.

Birileri bize hayat verdi, öğretti, elimizden tuttu, anlattı, dinledi… Toprak bizi besledi, gökyüzü bizi kucakladı, su bizi arındırdı, güneş bizi ısıttı.

Biz birilerinin elinden tuttuk, koruduk, aktardık, sevdik…

Kavgaların, kıskançlıkların, kötülüğün ve çirkinliğin olduğu yerde sanırım sadece yüzeysel tepkiler vermek bir işe yaramıyor çünkü kötülük sınır tanımayan bir vahşete dönüştü. Sosyal kirlilik hayatımızı alt üst ettiği ile kalmadı kültürel değerlerimizi hiç saymayı, hadsizliğin saygıyı hak ettiği, her şeyden ve her yerden şüphe duyarak yaşamak zorunda kalmayı dayatan bencilliğin elinden tutan sistemin sert tedbirlerle artık değişmesi gerekiyor. Dünyamızda bizler birbirimizle besleniyor, büyüyor ve yaşama anlam katıyoruz.

Birbirimize yaşamın farklı zamanlarında tüm kalbimizle minnettarlık duyduğumuz paylaşımlarda olduğumuz birileri vardır. Yaşamı anlamlı kılan, zor günlerimizi katlanılır yapan, zayıf anlarımızda güçlü hissettiren, güçlü anlarımızı paylaşan birileri mutlaka vardır. Çoğumuz yeni tanıdığımız birine uzun yıllardır tanıyor gibi sarılır ve kalbimizi açarız karşılıklı güven ve iyi niyet ile birbirimize minnettarız.

Biz olmayı hatırlamak ve hatırlatmak bunu dile getirmek ilişkilerimizi iyileştirir bu mühür basmayı başarmak hayatın her hangi anında görünmez bağlarla birbirimize bir kez daha sarılmaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Esra Ser - Mesaj Gönder

# iyi, sosyal, var

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elazığ Fırat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elazığ Fırat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elazığ Fırat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elazığ Fırat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.