Özellerimiz, Markalar

Hep anlatıyoruz Elazığ’ı ve dününü...

Elazığ’ın tarihi, kültürel, folklor, coğrafi, tarım, endüstri, eğitim alanında geniş bir potansiyele ve özelliğe sahip olduğunu vurgulayıp duruyoruz.

Özellerimiz var, güzellerimiz var, enlerimiz var, öğündüklerimiz var, gururlandıklarımız var…

Dünümüz de öyle bugünümüz de... Ya yarınımız?

Herhalde buna verilecek cevap da var olan potansiyeli programlı bir şekilde ekonomi kuralını işletmekle mümkün olacak. Sadece ekonomi kurallarına göre mi? Hayır hayır.

Bir bütün içerisinde bir bitki örtüsü deseni gibi şartları harekete geçirmekle. Ağzımız kurudu ama bir kere bizim coğrafyamız çok özel bunu bir kez daha hatırlayalım.

Birçok medeniyet, kültür bu noktada buluşmuş, anlam kazanmış. Harput musikisi buralarda gönüllere tercümanlık etmiş.

Bu topraklar inancın, insanlığın, birlikte yaşama ve paylaşmanın adeta sembolü olmuş. Bir kapı ve pencere hükmünde adeta bir istasyon ve buluşma noktası da olmuş benim memleketim.

Dağı da ovası da farklı farklıdır Elazığ’ımızın. Adeta yedi iklimi bir arada bulunduran farklı iklimler misali küçük iklim alanları kendini gösterir olmuş bu topraklarda, Keban, Harput… gibi.

Dünden gelen mirasın bir neticesi olarak tarım ve hayvancılıktan da kendinden söz ettirmiş Elazığ.

Tarih, eğitim, kültür, tarım, derken sanayi sözcükleri de zikredilir olmuş Elazığ’da.

Sanayi ve gelişmişlik adına topraklar suya feda edilmiş bu topraklarda. Sonra bu diyarda yaşayanlar hep Gakgo-ş olarak tanınmış ve Doğu’nun Paris’i, Bölge Şehri olarak nitelendirilmiş Elazığ…

Özele ve güzele sahip bir ildir Elazığ. Sonrası anlatıldığı kadar iç açıcı değil. Yıllardır başlayıp da bir türlü bitirilemeyen Kuzova Pompaj Sulama Projesi, Elazığ Organize Sanayi ve Hayvancılık Bölgesi projeleri arzu edilen bir halde seyretmemiş. Tabii ki bu arada başka sorunlar da baş göstermiş Elazığ’da. Bunun yanında bazı imkânlar, fırsatlar da doğmuş Elazığ için.

Hani görücüye çıkma, pazara çıkma derlerdi ya eskiler! Biz elimizdekilerini pazarda satmayı bırakın ortaya çıkaramıyorsak evde kalana ağlamak niye?

En basit bir şekilde ele almak gerekirse Türk Patent Enstitüsü’nün “Yörenize Özgü Ürünleri Başkaları Sahiplenmesin” sloganında markalaşmayı bekleyen ürünler arasında veya tescil sırasını bekleyenler arasında Elazığ var mı?

Tescilli ürünlere göz atıldığında da Simav Halısından, Jirkan Kiliminden, Antep Fıstığından, Erzincan Tulum Peynirinden, Malatya Kaysısından, Çorum Leblebisinden, Kayseri Pastırmasından, Kangal Köpeğinden, Gümüşhane Dutundan ve pestilinden, Siirt Büryan Kebabından, Akşehir Kirazına… kadar her şey var. Afyon Beyaz Mermeri, Denizli Horozu, Kargı Tulum Peyniri… neler yok ki?

Peki Elazığ’ın kendine özgü ürünleri yok mu, sadece bizim tanıdığımız malların tanıtımından kime ne faydası var, Büryan Kebabı için Bitlis ve Siirt mahkeme kapılarına düşmedi mi? Niye bazı şeyleri göremiyoruz.

Elazığ’ın yedi ürünü; Elazığ Öküzgözü Üzümü, Elazığ Boğazkere Üzümü, Elazığ Orciği, Ağın Leblebisi, Elazığ Çedene Kahvesi, Elazığ Menceki Buğdayı ve Elazığ Geven Balı...

Hani bizim Keban biberimiz, beyaz biberimiz, dutumuz, kuyulu çileğimiz, kirazımız, paşa armudumuz, türkülere konu değer üzümlerimiz, orcik şekerimiz, Harput Köftemiz, gömbemiz, çayda çıramız, tulum peynirimiz, Elazığspor’umuz…Niye Elazığ’ın bir tek bu ürünleri mi var?

Bir de kaptırdıklarımız… Sadece yirmi üç rakamı ile o gün, o akşam Elazığlı olunmaz ki! Bizimkisi dostlar alışverişte görsünler. Biz yapıyoruz; başkaları konuşuyor.

Kaysıyı kaptırdık, tulum peynirini kaptırdık, çedeneye G. Antep de sahip çıkıyor, bizimle müsemma hale gelmiş sekiz köşe şapka ve ayakkabıyı da kaptırdık. Bazı illere ortak olan özellerimizin neden kavgasını yapamıyoruz?

Allah aşkına bizim Elazığ’ımız özel diyorsak bunu neden hayata geçiremiyoruz. Elazığ konuşuyor, ürünlerine sahipleniyor; öğünmekle yetiniyor sanki!

Yerel seçimler öncesi gelişen, büyüyen bir Elazığ için;

Elazığ ve İlçelerimiz tescilli, patentli ürünlerine sahip çıkmalı, kaysı gibi ortak ürünlere ek özellik koyarak tescil yönlerine ağırlık vermeli. Belediyeler, üniversite, ilgili kurumlar önderliğinde hepimiz için, Elazığ için çalıştaylar, festivaller, kongreler, paneller, toplantılar, kurultaylar, geziler, organizasyonlar düzenlenmeli; turizm, kültür ve spora önem verilmeli; Elazığ’ı ve Elazığspor’u küme çıkarmaya, lig yükseltmeye önem verilmelidir.

Bu sese kulak verelim ve belediye başkan adaylarına da seslenelim. Elazığ ve ilçelerimiz geçmişimize uzanarak kendini yapılandırmalıdır. Geleneksel oyunlara, sporun uygun çeşitlerine altyapı hazırlamalı, projelere kapalı olmamalı; proje sahipleri engellenmemelidir.

Mesela Harput ile Sivrice arasına, Keban Seftil- Nallı Ziyaret- Beyaz Saray arasına  teleferik güzel olmaz mı?

Ah bir elimizdekilerini kullanabilmeyi öğrenebilsek, daha da önemlisi bizi varlıktan yokluğa düşüren elimizdekilerini bir bir kaybetmesek, yenile yenile de olsa yenmesini öğrenebilsek! Çünkü gerçekten bizim özellerimiz, özelliklerim iz ve güzelliklerimiz var. Ama…

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yücel Can - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elazığ Fırat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elazığ Fırat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elazığ Fırat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elazığ Fırat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.