Aramızdaki Düşman

Yıl 2006, yer Londra. Eski Rus ajanı Alexander Litvinanko Londra’nın banliyolarındaki Millenium Otel’de Rusya’dan gelecek iki kişiyi bekliyordu. Bir süre sonra otelin lobisinde gelenleri karşıladı. Oturup sohbet ettiler, bir şeyler içmek istediler. Yeşil çay servis edildi, içtiler ve bir süre konuştuktan sonra tekrar buluşmak üzere ayrıldılar. Litvinanko evine döndü, ağzında garip bir tat hissetti. Dişlerini fırçaladı ve rahatsızlanınca acilen hastaneye gitti. Litvinanko’nun önce karaciğer ve akciğeri, sonra böbrekleri ve kalbi iflas etmişti. 2 gün içinde öldü.

Eski Rus ajanıydı ama Rusya onun İngiliz İstihbaratı MI6 adına çalıştığını iddia ediyordu. İngiliz istihbaratı bu ölümü şüpheli gördü ve ülkenin çok gizli bir nükleer üssünde Litvinanko’nun bedeni üzerinde birçok test yaptı. Evinde de inceleme yaptılar. Ve sonunda Alexander Litvinanko’nun Polonyum 210 adlı radyoaktif bir madde ile zehirlendiğini tespit ettiler. Evindeki diş fırçasında bile Polonyum 210 kalıntıları tespit edildi.

Litvinanko’nun ailesi bu suikasti Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşıdığı için bu yazdığım bilgiler mahkemeden dışarıya yansıyan bilgiler. Tabi biz gerçekliğini bilemeyiz. Bizim ilgi alanımız da değil.

Burada dikkat çekmek istediğim şey Polonyum 210 maddesidir. Polonyum 210 maddesi radyoaktif bir madde. Uranyum ile Radyum maddelerinin toprakta Radon gazıyla birleşmesinden oluşan bir element. Radon gazı ve Polonyum 210 gibi maddeler nükleer ve kimyasal silah yapımlarında da kullanılan maddeler. Yani insanlar için ölümcül maddeler.

Gelelim konumuzla ilgisine…

Uzun yıllardır genel olarak tüm bağımlılıklarla ilgili özel olarak da tütün ve tütün ürünleri ile mücadele konusunda verdiğim eğitimlerde gençlere ve yetişkinlere şunlara benzer sorular sorarım; Size bir görev olarak çok sevdiğiniz bir yakınınıza her gün Polonyum 210 maddesi vereceksiniz deseler bunu yapar mısınız?

En sevdiğiniz kişiyi Radon gazı dolu bir odaya kapatır mısınız?

Elbette aklı başında, sağlıklı hiç kimse bunları yapmaz, yaparım demez. Zaten bu madde ulaşılabilecek bir madde değil. Belirli elementlerin tepkimesiyle oluşan bir madde. Gençler de bu soruları şaşkınlıkla “hayır” diye cevaplıyorlar. Aslında amacım insanların bir konuya dikkatini çekmek ve biraz da farkındalığını artırmak. “Ama her gün insanlar bunu yapıyor” dediğimde hep şaşkın kişiler gördüm karşımda. Nasıl mı?

Birçok bilimsel araştırma göstermektedir ki tütün içinde Polonyum 210 ve Radon gibi maddelerin yanı sıra katran, karbonmonoksit, nikotin, amonyak, arsenik, hidrojen siyanür, formaldehit ve metan gibi onlarca kimyasal ve kanser yapıcı madde bulunmaktadır.

Demir ve Okutan (2014) Türk Onkoloji dergisinde yayımlanan araştırmalarında akciğer kanserine sebep olan sigara bileşenlerinin her ne kadar katran, kadmiyum, aseton, arsenik vb kimyasallar olduğu bilinse de son yıllarda ortaya çıkan gerçekler, sigarada bulunan Polonyum-210 ve Kurşun-210 gibi radyoaktif izotoplarının da çok önemli kanserojen bileşenler olduğunu ifade etmektedirler. Bunun temel nedenlerinden birinin de özellikle tütün yetiştiriciliğinde dünyada yaygın olarak kalsiyum fosforlu gübrelerin kullanımını göstermektedirler.

Geçtiğimiz günlerde Dünya Sigara Bırakma Günü (9 Şubat) kutlandı. Bağımlılıklarla mücadele konusunda birçok eğitim almış ve yıllardır bunlarla mücadele eden, bu konuda eğitimler veren bir kişi olarak özellikle sigara konusunda maalesef toplumumuzda bir vurdumduymazlık olduğunu görüyorum. Sigara, alkol, uyuşturucu gibi maddeler arasında sigaranın masum görünen ama aslında en sinsi ve en tehlikeli olan madde olduğunu düşünüyorum.

Neden mi? Hacettepe Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışma Anabilim Dalı öğretim üyesi hocamız İbrahim Yıldırım’ın (1997) yaptığı araştırma sonuçları sigara, alkol ve uyuşturucu arasındaki ilişkinin manidar olduğu ortaya koymuştur. Yani bu maddeler bir diğer maddeye geçiş için bir basamak olmaktadır. Özellikle uyuşturucu kullanan bireylerin büyük çoğunluğunun sigara da kullandığı görülmüştür. Elbette alkol ve uyuşturucu kullanımının ilk basamağı her zaman sigara olmaktadır. Kişi bağımlılık yapan bir maddeye alıştıktan sonra bağımlılık yapan başka bir maddeye geçiş daha hızlı ve kolay olmaktadır. Yani aslında biz tütün ve tütün ürünlerinin kullanımını önlemeyi başarırsak gençlerimizi alkolden ve uyuşturucudan da koruyabiliriz anlamına geliyor. Çünkü sigara bağımlısı olmadan, sigara kullanmadan doğrudan uyuşturucu ve alkol bağımlısı olan birey sayısı çok az. Araştırmalar bunu gösteriyor.

Ama maalesef genel olarak toplumda “aman uyuşturucu kullanmasında sigara içsin bir şey olmaz” gibi sigarayı önemsizleştiren bir anlayış olduğunu görmekteyiz. Sokaklarda, parklarda 15-16 yaşındaki gençlerimizin elinde sigarayı gördüğümde üzülüyorum. Bu alışkanlığa yönelten birçok faktör var. Ancak bizler her platformda özellikle çocuk ve gençlerimizde doğru yöntem ve içeriklerle bilinçlendirmekten vazgeçmemeliyiz. Çocuk ve gençlerimizi zararlı maddelerin ilk basamağı olan tütün ve tütün ürünlerinden korumalıyız. Biz yetişkinler onlara örnek olmalıyız.

Hiç unutmuyorum, rahmetli babam bir gün eve gelen misafirlerin kendisine sigara uzatması üzerine “bir deneyeyim” diyerek almıştı. Ağzına aldıktan sonra “bu zıkkımı niye içiyorsunuz ki?” diyerek tepki gösterip atmıştı. Hayatı boyunca hiç sigara içmemişti. Ben de belki onu örnek alarak ömrüm boyunca kullanmadım. Çocuklarımıza olumlu model olmamız dileğiyle sağlıcakla kalın…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bekir Erol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elazığ Fırat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elazığ Fırat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elazığ Fırat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elazığ Fırat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Ekrem Ekici - Bu bilinmeyen bir blgi değil.ancak bir bilgiyi bilmek ile bilginin doğru paralelinde uygulama yapmak maalsef çok çok ayrı.! Hepimiz Çoğu zararlı fiiliyatı bildiğimiZ halde yapıyoruz. Çok yararlı bildiğimiz bilgiyi de yapmıyoruz. Taki çeşitli ağır deneyimlerin geç kalınmışlığını öğrenene kadar.!

Bilimsel bilgiye dayalı güzel yorum makaleniz için teşekkür eder daha böyle nice yorumlara imza atararak başarılı ve sağlıklı bir yaşam içinde hayırlı görevler dilerim

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Şubat 08:25