“Madenlerimizi doğru kullanırsak; İlimizde 5. OSB hayal değil!” « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

“Madenlerimizi doğru kullanırsak; İlimizde 5. OSB hayal değil!”

Bu haber 06 Ocak 2020 - 17:46 'de eklendi ve kez görüntülendi.

TMMOB Maden Mühendisleri Odası Elazığ Temsilcisi Mehmet Rojbin Bingöl ile ilimizin maden kaynaklarını ve bunların kentimize olan katkılarını konuştuğumuz söyleşimizin birinci kısmını siz değerli okurlarımızla buluşturmuştuk. Söyleşimizin ikinci kısmında ise Bingöl, “Elazığ’ın maden rezerv alanlarının tam anlamıyla değerlendirildiği zaman ülke ekonomisine, belki çok küçük bir dilim gibi gelecek olsa da tek başına %5- % 10 katkı sağlar. Biz hep kıskanıyoruz ya OSB sayısı artan illeri… İşte o zaman Elazığ’da en az 5 OSB birden yükselir” dedi. Ayrıca Bingöl, “İş insanlarımız düzgün madencilik yaparsa Elazığ’a daha ciddi katkı sağlar madenlerimiz. Elazığ kendi öz kaynakları ile dünyadaki birçok küçük devletin sermayesi kadar para kazanabilir” diyerek madencilik doğru yapıldığı takdirde adeta ilimizin şahlanacağını ifade etti.

 

 

Röportaj: Kübra TÜRKAN

TMMOB Maden Mühendisleri Odası Elazığ Temsilcisi Mehmet Rojbin Bingöl ile kentimizin maden zenginliği konuştuk. İşte Bingöl ile gerçekleştirdiğimiz keyifli ve bir o kadar da bilgilendirici söyleşimizin ikinci kısmının ayrıntıları…

 Maden sektöründe maalesef bazen gelişi güzel faaliyetler görülüyor. Bu durumda hem çevreyi tahrip ediyor hem de orada çalışanların pek güvenilir koşullarda çalıştırılmadığı şeklinde yorumlanıyor. Böylesi aksaklıkların önlenmesi adına neler yapılabilir? Siz geçmişte Madencilik müteahhitlere emanet edilmeli şeklinde de bir çıkışta bulunmuştunuz. Peki, şimdi biz özellikle Soma’daki maden faciasından sonra neredeyiz?

“İŞ GÜVENLİĞİ NOKTASINDA BİR ARPA BOYU YOL ALAMADIK!”

Şöyle ifade edeyim. Maalesef bizler bir Arpa boyu yol gitmedik. Halen Madencilikte iş sağlığı ve güvenliği önlemlerimiz yeteri kadar yok. Yeteri kadar bu konuda eğitime de önem verilmiyor. Ben daha önceki zamanlarda da söyledim. Şimdide söylüyorum. Madenci çevreye dost olmalıdır. Madenci çevreye zarar verirse kendisi zarar görür. Madenci iş güvenliğine önlem vermezse bundan en ciddi zararı da yine kendisi görür. Ölümlü kazaları bir kenara bırakarak durumu değerlendirdiğimizde. Diyelim ki bir yer altı madenciliğinde aşağıda hiçbir kimse yok.  Makine filan yok. Orada bir göçük oldu. İçeride de krom var. Bir daha o kromu oradan çıkarması da o ocağı eskisi gibi aktif hale getirmesi de çok zor. Ne yazık ki ileriyi düşünmüyorlar. Yani günübirlik madencilik yapıyorlar.

“MÜTEAHHİTLER YANLIŞ YAPTIKLARI İÇİN MADENLERİ DE ZİYAN EDİYOR”

Çünkü maalesef yer bilimcilerine yeterince değer vermiyorlar.  Yerbilimcilerine değer verildiğinde onlara temlin planı hazırlanır. Bir üretim planı hazırlanır. O üretim planına göre işler ilerler. Maalesef müteahhitlerimiz(tırnak içinde belirtmek isterim ki)açgözlüler. Önlerine bir tane somun ekmek konuluyor ve bir seferde o somun ekmeği bir seferde yemek istemekteler. Bizler demekteyiz ki o somun ekmeğini gelin ince ince dilimlerler keselim. İnce ince dilimler keserek azar azar yenilmeli. Bir insan; bir seferde koca bir somunu ağzına atamaz küçük dilimlerle beslenirse kendisi zarar görmez. Ekmekte ziyan olmaz müteahhitler yanlış yaptıkları için madenleri de ziyan ediyor.

MADENDE ÇALIŞANLAR BİLİNÇLENDİRİLMELİ!

Madenlerde iş kazalarını önlemek tamamen mümkün. Siz mühendisi ile beraber işçinize gerekli eğitimi verirseniz, tehlikeli ekipmanları bertaraf edip onların yerine tehlikesiz ekipmanlar koyarsanız; yani bu ne demek oluyor? Mesela; bir cihazın hiç koruması yok artık hurdaya dönmüş. Onu bertaraf edip,  daha modern cihazı oraya koyduğunuzda iş kazası da oluşmaz, üretiminizde artar.  İş güvenliği dediğimiz anda akla ilk gelen işçiye, baret, yelek ve çizme geliyor. Hayır, bunlar değil iş güvenliği işçi yer altına girdiğinde sigara içmeyecek. İşçi yer altındayken yabancı madde ve alkol kullanmayacak. İşçi yer altına, doğru kıyafetle girecek. İşçinin girdiği bir yün bile etkiliyor. Çünkü sürtünmeden kıvılcım oluşturuyor. Giydiği kıyafet sürtünmeden alevlenmeyecek şekilde olmalı. Bir baret ve yelekle sorun çözülmez. Havalandırma sistemlerini doğru yapacaksınız. Kablolarınız doğru olacak. Bunlar doğru olduğunda kaza olmaz. Kaza olduğunda da işte o zaman kader denilebilir. İş kazaları kesinlikle ve kesinlikle kader değildir.  Hep insan kaynaklı ihmalkârlıkların sonucudur. Buradan bunu da söylüyorum. Saygıdeğer iş insanlarımız gelin mühendislerinizi dinleyin ve adam akıllı danışmanlık hizmeti alın.  İddia ediyorum. Danışmanlık hizmeti alıp, danışanın dediğine harfiyen uyanlar zarar etmezler. Yeter ki mühendislerinizin ve danışman firmanızın sözünden çıkmayın.

Müteahhitlere gelişi güzel ruhsat verildiğinden de serzenişte bulundunuz. Bu durum madenlerin bulunduğu bölge insanını da tedirgin ediyor. Bu durumu düzeltmek adına alınan bir takım önlemler var mı?

“GELİŞİ GÜZEL RUHSATLAR İHALEYE ÇIKARILMAMALI”

Çok güzel ve çok önemli bir soru sordunuz. Bunun için size teşekkür ederim. Son derece önemli bir nokta.  Belki de madenciliği düzeltecek olan nokta. 2015 yılına kadar herkes maden dairesine başvurarak, arama ruhsatı ardından da işletme ruhsatı alabiliyordu. Belirli bir süre sonra metalik madenler hariç bütün ruhsatlar ihale usulü alınmaya başlandı. Maden Dairesi ihaleye çıkıyor. O ihale üzerinden ruhsatlar alınıyor. Bizim kastetmek istediğimiz bir şey de bu ruhsatlar gelişi güzel ihaleye çıkartılmamalı. Nasıl yani gelişi güzel neye göre gelişi güzel derseniz? Mesela 2A grubu kalker, bazalt gibi karayolları ve beton santrallerinde kullanılan ve bunların hammaddesini oluşturan ocaklardan bahsediyorum. Kalkıp Güney Çevre Yolunda ruhsatı düşmüş bir yeri pat diye ihaleye çıkarırsanız. Müteahhitlerde hemen o taş ocağı dünya kadar para yılda en az 5 milyon TL ciro yaparım.  Bunun 3 milyonu masraflara gider 2 milyonu ise bana kalır o bu çok güzel para demekteler. Evet, güzel para doğrudur. Bir taş ocağı da bu kadar para kazanır bu da ayrı bir konu. Lakin bir de bunun ‘ama’sı var.

“GELİŞİ GÜZEL MADENCİLİK YAPILMAMALI!”

Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü ve Enerji Bakanlığı ruhsat çıkarılacak yerlerin sondaj tespitini yapsa o bölgede bahsedilen maden rezervinin gerçekten olup olmadığı tespit edilmiş olsa;  oraya ihaleye çıkartmaz. Güney Çevre Yolu ya da Kuzey Çevre Yolu veyahut Diyarbakır yolu diyelim buralarda ruhsat ihalesi oluşturuldu. Bizim bir iş insanımızda giderek; buralara karga tulumba makineleri de soktu. Orayı kazdı yeteri kadar verimlilikte bir ürün çıkaramadı.  Maden rezervinin bulunabileceği düşündüğü alanın genelinde deneme yapacak. Birde baktınız koca dağı köstebek yuvasına çevirmiş. İşte gelişi güzel madencilik.

“GELİŞİ GÜZEL MADENCİLİK DOĞAYI KATLETTİ”

Gelişi güzel madencilikle çevreye zarar verdi. Doğayı katletti. Geri dönüşümü de yok. Birde o kadar malzemenin geri dönüşü de olmaz. Maden Dairesi ihaleler yerine; gel al arama ruhsatını vereyim git burayı ara madenini üç boyutlu hale getir gel; öyle sana maden işletme ruhsatını vereceğim demeli. Ne yapacak burada bir kere sondaj  yapmayı şart koyacak. Jeofizik etüt isteyecek, fotoğraflandırma isteyecek. Bunları yapıyor ama yeteri kadar değil. Bunları işletmecinin önünü tıkayarak yapmaya çalışıyor. Resmi prosedürleri gereksiz yere uzatıyor.  Büyük bir engeller önüne konuluyor. Madenci bunu yapacak, teknik elemanları da dört dörtlük olacak.

“MÜHENDİSLİK BİLGİSİNE DAYALI MADENCİLİK YAPILMALI!”

Bugün İzzetpaşa Caminin altında sizler isteseniz yer altı madenciliğini çok rahat yaparsınız ve İzzetepaşa Caminin etrafındakiler; Gazi Caddesi, Hürriyet Caddesi üzerindeki simitçinin bile ruhu duymaz. Yeter ki mühendislik bilgisine dayalı madencilik yapılsın. Bu kadar basit esasında. Kaz dağlarındaki  bu kadar ağaç dikildiğini belirtiyor ama 400 yıllık  ağaçların yanında on günlük fidanın  bir manası olmaz. Madenci ne yapacak. Bunu bölgemiz için konuşalım. Açık ocak işletmeciliğinde basamak diye tabir ediyoruz. Basamağı bitiren bitirdiği ocağın üstüne hemen aynı yıl ağaç ve çim ekimi yapacak veya oraya uygun meyve bahçeleri,  ceviz ve badem dikebilir. Bu yapılmalı. Çünkü bir ruhsatın ömrü on yıl. Birinci basamak bitti. 10 yıl geldiğinde o ağaçların hepsi büyümüş olacak. Bir sonraki yıl geldiğinde ikinci basamak aynı şekilde ağaçlandırılacak. Yani ruhsatın ömrü bittiği zaman;  ruhsatı olan bölgenin;  % 65’i ağaçlandırılmış olacak ve yeri ise yemyeşil olacak.

“HER BASAMAK BİTTİĞİNDE YEŞİLLENDİRME ÇALIŞMALARI BAŞLAMALI”

Bir maden ocağını eski haline döndüremezsiniz. Çünkü oradan dolgu, malzeme ve hafriyat boşaltılmış. Oranın yeniden eski haline döndürmek olmaz. Ama onu çeşitli şekilde düzeltebilirsiniz. Elazığ ili Sivrice ilçesinde bir kiremit ocağını rehabilite ettik. Maden Petrol İşleri Genel Müdürlüğünden heyet gelerek buradaki işletmeyi tebrik etti. Basamaklar cetvelle çizilmiş gibi ve burası meyve bahçesine döndürüldü. Orada elma ağaçlar var. Üzüm bağı var ve çilek ekildi ve tamamen sanki organik bahçeye döndü. Ocağını da dört dörtlük temsil etti. Madencilik nasıl yapılırı gösterdiler. Bu şekilde olduğu zaman bölge insanları da tedirginlik yaşanmaz.

“UCUZ TEKNİK İNSANLARLA İŞ YÜRÜMEZ”

1960’lı yıllarda teknoloji ileri değilken insanlar neden daha az tedirginlik yaşamaktaydı. Şimdi maalesef tedirginlikleri de arttı. Şu an uydudan bile bir yerin statik hareketleri tespit ediliyor. Şu an ölçüm cihazları milim hatası veriyor. Eskiden ölçümlerde hatalar metrelerleydi. 2010 yılında 5-10 metre hata payını tolere edilebilir hata payı olarak görüyorduk. Şu anki cihazlar; milim hata veriyor. Burada yine en büyük görev Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığına düşüyor. Ebu bakanlığa bağlı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü müteahhit firmaları da yatırımcı ve tüzel firmaları da iyi denetlemeli. Müteahhitler ve iş insanları da lütfen teknik elemanlarına güvensinler. Ucuz teknik insanlarla iş yürümez.

Elazığ’ın maden zengini olduğunu ama bundan yeterince faydalanmadığını da ifade ettiniz. Peki, Elazığ bu madenin tamamını değerlendirebilse elde edeceği maden Elazığ’ı şahlandırabilir mi?

“ELAZIĞ’DA 5. OSB’DEN BİLE BAHSEDİLEBİLİR”

Belki çok büyük bir iddia olacak. Hatta bu yüzden acaba siyasete mi atılacakta böyle iddialı konuşmaya başladı diyenler bile olabilir ama;  ben Elazığ’ın maden rezerv alanlarının tam anlamıyla değerlendirildiği zaman ülke ekonomisine, belki çok küçükbir dilim gibi gelecek olsa da tek başına %5- % 10 katkı sağlar. Biz hep kıskanıyoruz ya OSB sayısı artan illeri işte o zaman Elazığ’da en az 5 OSB birden yükselir. Çünkü Elazığ’a gelen firma yabancı kökenli.  Maden kanununda da her yıl madenlerden ayrılan bir pay şirketin bulunduğu vergi dairesine yatar. Belirli bir kısmı İl Özel İdareye belli bir kısmı da köylere hizmet götürme birliğine ulaşır. Bu büyük pastayı kendi insanımız değerlendirsin yabancılar değil istemekteyiz. İş insanlarımız düzgün madencilik yaparsa Elazığ’a daha ciddi katkı sağlar madenlerimiz. Elazığ kendi öz kaynakları ile dünyadaki birçok küçük devletin sermayesi kadar para kazanabilir. Bunun değeri bilinmeli ve vurkaç madenciliği yapılmamalı.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

“YERBİLİMCİLERLE İLGİLİ HER KONUDA HİZMETE HAZIRIZ”

Eklemek istediğimiz şu;  özellikle Elazığ’daki Sayın Valimiz ve Belediye Başkanımız ve resmi kurumlardaki müdürlerimiz bizler Elazığ’ımız için Maden Mühendisleri Odası olarak; üzerimize düşen her şeye varız. Her türlü bilgi ve teknik yardıma hazırız. Çünkü Elazığ gelişen bir şehir, yarın öbür gün Elazığ’a hızlı tren gelecek belki önümüzdeki yıllarda ilimize metro yapılır.  Yani yerbilimcilerle ilgili konu olduğu zaman bizler tereddütsüz hizmete hazırız. İş insanlarımızın da bir ricamız var. Lütfen küçük düşünmeyin. Büyük düşünün ve kendi yanınızdaki danışmanlık hizmeti alınız. İlinizdeki mühendislerden ve de danışmanlık firmalarından faydalanın.  O zaman daha fazla ceza yerler ve işlerindeki verimde daha artar. Şehrimizdeki kişilerle çalışsın iş insanımız ve verimleri artsın. Çünkü biz Elazığ’ı seviyoruz.

 

 

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.