LOİS PASTEUR İLE BİZİM SAKALLI POZİTİF « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

LOİS PASTEUR İLE BİZİM SAKALLI POZİTİF

Bu haber 20 Ağustos 2020 - 8:32 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Hasbihâl                                                 

Louis Pasteur (Lui Pastör) (27 Aralık 1822, – 28 Eylül 1895 tarihleri arasında yaşayan Fransa’da bulduğu kuduz aşısıyla insanlığa çok büyük hizmetleri dokunmuş Fransız mikrobiyolog ve kimyagerdir. Bir zamanlar dünyayı kasıp kavuran öldürücü ve bulaşıcı bir hastalık olan Kuduza bulduğu kuduz aşısıyla çare olan böylelikle insanlık tarihinde çok önemli bir yer tutan bir bilim adamı.

Louis Pasteur (Lui Pastör)  bir Kaotikti.

***

Bizim yaşı 65’i devirmiş sakallı da Müslüman’dı.

Ve salgında pozitif olma ihtimali vardı.

Bir arkadaşım bu Müslüman’ı şöyle anlatıyor.

“Camide yanı başımda saf tutan bu sakallı vatandaşta maskesi yoktu. Korona virüsü yaygın bir hale gelmişti. Kendisine “Neden masken yok?” diye sorduğumda…

“Benim sakalım var. Sakal Peygamberin sünnetidir. Peygamberin sünnetine virüs bulaşmaz” diyor.

Şimdi anladınız mı İslam âleminin neden gelişmiş ülkelerinden arkasında nal topladığını?

Eğer Yüceler Yücesi Peygamberimiz sağ olsaydı sakalıyla topluma örnek olamayan bu vatandaşın sakalını kestirirdi.

Bu ifademizi bir meselle güçlendirelim.

***

Baharla birlikte sıcak iklimlerden gelen bir leylek topladığı çalı çırpılarla kendisine bir yuva yapma hazırlığında… O sırada elinde asası, sırtında cüppesi sakalı göbeğinde birisi oradan geçmektedir. Leylek “Bu adamdan bana zarar gelmez” düşüncesiyle havalanmamakta yuvasını yapma işlemine devam etmektedir.

Bizim sakallı “Allah Allah bu leylek beni görmesine rağmen uçmuyor topal mıdır nedir?.. Diyerek elindeki asasını leyleğe doğru fırlatıyor leylek ayağından darbe alıp gerçekten topal kalıyor. Konu Hz. Süleyman’a intikal ediyor Hazretti Süleyman Mahkeme-İ Kübra’yı topluyor tarafları dinliyor:

Leylek: “Efendim bu adam bana durduk yere asasını fırlattı uzan bacaklarıma isabet eden asası yaralanmama, sonucunda da topal kalmama sebep oldu ondan davacıyım” der.

Hz. Süleyman bu kez leyleği topal bırakan Hacıya döner ve neden leyleğe asasını fırlattığını ve niçin leyleği yaraladığını sorunca hacı:

“Doğru ben bu leyleğin ayağını kırdım” der.

Bunun üzerine Sultan Süleyman leyleğe dönerek…

“Sende bunun ayağını kır kısasa kısas gerekir” Derse de leylek kabul etmez…

“Olmaz efendim bunun ayağını kırmayalım” Cevabını verir.

Sebebini soran Sultan Süleyman’a…

“Bunun üzerindeki cübbesini ve sarığını çıkaralım, sakalını keselim, elindeki bastonunu alalım” Deyince Hz. Süleyman sebebini sorar. Bunun üzerine leylek…

“Bu adam bu kılık kıyafeti ve dış görünüşü ile herkese güven veriyor. Herkes kendisine güvendiği için tedbir almıyor, ona güven duyuyor. Bu adam bu kılıkla dolaşırsa daha çok ayaklar kırar” Cevabını verir.

***

Şimdi Louis Pasteur ile bizim sakallıyı karşılaştırın

Hangisinin insanlığa, hangisinin Müslümanlığa daha fazla hizmeti dokunuyor?.

Dinimiz bize “İlim Çin’de olsa da arayınız” emrini vermektedir.

Bizimkiler bu emri yerine getiremedikleri gibi topluma cehaletleriyle zarar veriyorlar.

Üzülmemek mümkün mü?

O zaman peygamber efendimizin “İki günü bir olan kayıptadır.” sözü askıda kalmıyor mu?

***

Korona denilen virüs dünyayı kasıp kavuruyor. Milyonlarca insanımız bu salgının pençesindedir.

Bunun tek çaresi var oda bilim adamlarımızın dediği gibi maske, mesafe ve temizliktir.

Biz millet olarak bunlara riayet edebiliyor muyuz?

Elbette ki hayır…

Baştakiler riayet etmiyor ki bizde riayet edelim.

Ayasofya’da 350 bin kişi cuma namazı kılıyor.

Salgının baş gösterdiği aylarda diyanetimiz Umre ziyaretini zamanında yasaklamadı. İnsanlarımız Umre’den döndü çok geç alınan göstermelik bir karantina ile önlem aldığını sandılar. Oysa gelenlerin çoğunda virüs vardı. Ve bu virüs yayılmıştı.

Bunu ben söylemiyorum bilim adamları söylüyor.

***

Otobüslere bakın, minibüslere, noterliklere, resmi kurum ve kuruluşlara bakın tıklım tıklım insan dolu çoğu maskesiz.

Kâffeler, kahveler yan yana oturmuş maskesiz insanlarla dolu.

Caddeler, sahiller plajlar adeta bir insan seli.

Bunlar kendilerinden önce diğer insanlarımıza zarar veriyorlar.

Camilerde sözüm ona mesafe uygulanıyor ama değil işte yukarıda verdiğimiz sakallı örneği ne hallerde olduğumuzu açık bir göstergesidir.

Devlet her kişinin başına bir polis dikemez.

Kişiler kendilerinin denetçisi ailelerinin denetçisi olmalıdır.

Virüs denilen bu lanet salgının önemini artık iyice kavramak zorundayız.

Bana bir şey olmaz demekle bu vebalden kurtulamayız.

İnsanlığa zararımız dokunur.

 

***///***

Mehmet Şükrü Baş
Mehmet Şükrü Başmehmetsukrubas@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.