KORONOYAK MI OLDUK? « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

KORONOYAK MI OLDUK?

Bu haber 24 Mart 2020 - 18:14 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Koronavirüsten kaynaklanan kaygıların insanların psikolojisine olası etkilerini Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murad Atmaca ile konuştuk. İlgili birimlerce paylaşılan güvenlik ve sağlık önlemlerini takip etmenin yeterli olduğunu ve hastalıktan yana endişe ve kaygının tedbir alınmasında etkili olduğunu belirten Atmaca, “Tabi ki korkmamız gerekiyor. Çünkü birazcık kaygılanmamız, önlem almamıza vesile oluyor. Ama bir yere kadar korku ve kaygı bizi koruyan bir şeydir. Bunu göz ardı etmemek lazım diye düşünüyorum. Kaygı, bize verilmiş olan koruyucu bir mekanizma ama kaygı bir noktayı aşmaya başladıktan sonra tehlikeli ve zararlı hale geliyor” dedi.

 

 

Haber: Songül DURSUN/ÖZEL

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüsü, endişeleri beraberinde getirdi. 24 ocak tarihinde yaşanan depremden sonra bozulan psikolojilerini tam olarak toparlayamayan Elazığlılar son günlerde bir de tüm dünyayı kasıp kavuran koronavirüs psikolojisi ile baş etmek durumunda kaldı. İnsanların kaygıları artarken, uzmanlar ise bir yandan sürekli bilgilendirmeye devam ediyor.

Indir

 “KAYGI, BİZE VERİLMİŞ OLAN KORUYUCU BİR MEKANİZMA” ***

Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkıp yayılan koronovirüse Türkiye’de de rastlanmasının ardından toplumda panik oluştu. İnsanlar toplu taşıma araçlarına maskeli binmeye, gıda ve hijyen ürünü stoku yapmaya başladı. Sosyal medyadan da birçok asılsız bilgi yayılmaya başladı. Koronavirüsün insan psikolojisine etkisi hakkında görüşlerine başvurduğumuz F.Ü Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murad Atmaca, koronavirüs korkusuyla ilgili literatürümüze şu anda adına koronafobi denen bir hastalık eklenebileceğini söyledi. Normal kaygının kişiyi tehlikelere karşı uyarma koruma ve harekete geçirme özellikleri olduğunu kaydeden Atmaca, “Öncelikle şunu söylemek isterim ki, hem deprem hem de koronavirüs vakasından etkilenmemek mümkün değil, bu insani bir şey… Koronafobi henüz literatüre girmedi ama isim olarak zikredilmeye başlandı. Çünkü gerçek bir fobi halini almaya başladı. Aslında bu tarz durumlar için yani hem deprem için hem de koronavirüs için bir yere kadar kaygılanmak gerekli olan bir şey zaten. Birazcık kaygılanmamız önlem almamıza vesile oluyor yani insanı koruyan bir şey. Hiç kaygılanmazsak, insanoğlu yaşayamaz. Kaygı, bize verilmiş olan koruyucu bir mekanizma ama kaygı bir noktayı aşmaya başladıktan sonra tehlikeli ve zararlı hale geliyor. Tabi bu noktayı nasıl belirleyeceğiz derseniz eğer, bunun tam geçerli bir ölçüsü yok” diye konuştu.

“EK GÜVENLİK ÖNLEMLERİNİ UYGULAMAK, SADECE KAYGI SEVİYESİNİ ARTIRACAKTIR” ***

Bu durumda çok rahat olmanın da sağlıklı bir durum olmadığına dikkat eden Prof.Dr.Atmaca, ellerin düzenli yıkanıp dezenfekte edildiği ve güvenli mesafeleri korumaya özen gösterildiği sürece , ek güvenlik önlemlerini uygulamanın sadece kaygı seviyesini artıracağını sözlerine ekledi ve “Çok rahat hareket etmek çok sağlıklı bir şey değil. Koronavirüs için de aynı şey geçerli. Koronavirüs için biz üzerimize düşen önlemleri almamız gerekiyor. Yani burada bilim sosyal mesafeyi koruyacaksınız diyor, el dezenfeksiyonuna dikkat edeceksiniz diyor. Koronavirüs, çok küçük partiküllü bir virüs değil, bu nedenle havada çok fazla durmuyor. Bunun için, çok çok yaklaşmadıkça damlacık yoluyla bulaşmaktan ziyade yüzeylerden bulaşabiliyor. Bu nedenle her zamankinden biraz daha fazla el dezenfeksiyonuna dikkat etmek, yüzeylere dokunduktan sonra elleri yıkamak, sık temas edilen yüzeyleri de dezenfekte etmek gerekiyor” dedi.

 “SÜREKLİ MASKEYLE, ELİNDE ELDİVENLE GEZMEK SAĞLIKLI ŞEYLER DEĞİL” ***

Koronavirüse karşı önlem olarak sürekli maske ve eldiven takmanın doğru bilinen yanlışlardan olduğunu ve eldiven ile maskeyi doğru kullanmak gerektiğini belirten Atmaca, sürekli eldiven ve maske ile dolaşmanın yanlış bir güvenlik hissi yarattığını ve asıl önemli olanının ise elleri yıkamak olduğunu ifade ederek,“Burada sağlıklı olmayan davranışlar nerede başlıyor? Her noktaya sürekli maskeyle girmek, elinde eldivenle gezmek, bunlar çok sağlıklı şeyler değil. İnsanları görüyoruz, eldivenle dolaşıyor, her tarafa dokunuyor. Eldivenle her şeye dokununca bir yerde var olanı başka bir yere taşıyor. Ya da taşıdığı o şeyi kendi maskesini düzelterek hiç almayacağı bir virüsü almasını kendine mümkün kılıyor maalesef. Bu tarz aşırı önlem alıyorum diye yapılan yanlışlar aslında hatalı davranışlar. Bilim insanları sürekli söylüyor; maske bir insanın hasta olmasını engellemekten ziyade, hasta olan insanın başkasına yaymasını engelleyebilecek bir şey. Sürekli maske ile gezen bazı insanlar, maskeyi değişik yerlere bırakıp da tekrar oradan alıyor; ya da eldivenle her tarafa dokunuyor. Normal elle bir yere dokunduğunuzda sonradan elimizi yıkayabiliyoruz. Ama eldivenle her taraf çok fazla elleyip de ondan sonra ben korunuyorum diye düşünmek, etrafı da kontamine etmek gibi davranışlar da sağlıklı değil” diye konuştu.

 “DİNİ İNANCIMIZIN EMRETTİĞİ ŞEY DE, SALGINLARA KARŞI TEDBİRİMİZİ ALMAK”***

İslam dininin de salgın hastalıklarla mücadele etmeyi tavsiye ettiğine işaret eden Prof.Dr.Atmaca, “Bana bir şey olmaz” gibi düşüncelerin de sağlıklı olmadığına vurgu yaptı. “Bize bir şey olmaz” gibi düşünceler de doğru değil. Bu virüsün özellikle insan mikroorganizmasına zarar verme ihtimali var. Bunun bir ayrımı yok. Herkese zarar verebilir. Dini inancımızın emrettiği şey de salgınlara karşı tedbirimizi almak aslında, bunu çok farklı yerlere çekip bana bir şey olmaz gibi, şu ortama girmez gibi yaklaşımlar oldukça sağlıksız yaklaşımlardır. Bunları değiştirmenin çözümü de insanları eğitmek” dedi.

“ÖNLEMLER ALMAYI, KADERE KARŞI ÇIKMAK OLARAK ALGILAYANLAR DA OLUYOR”***

Bilimsel olarak tedbirlerin alınmasını kadere karşı çıkmak olarak algılayan insanların da olduğunu aktaran Atmaca, “Şunu da vurgulamak lazım, bazen bu tarz önlemler almayı sanki kadere karşı çıkmak olarak algılayanlar da ortaya çıkıyor. Böyle bir psikoloji de var. Bu da sağlıklı olan bir psikoloji değil, çünkü bizim prensip olarak elimizden geleni yapmamız gerekiyor. Bizim ayırt etmemiz gereken temel bir şey var; kontrol edebileceğimiz şeyler neler, kontrol edemeyeceğimiz şeyler neler? Kontrol edebileceğimiz şeyleri kontrol etmemiz lazım, ama kontrol edemeyeceğimiz şeyler için zaten bir şey yapamayacağımız için bu ikisini birbirinden ayırt etmemiz lazım. Üzerimize düşen ne ise bunu mutlaka gerçekleştirmemiz lazım. Aslında inancımızın gereği de böyle” ifadelerini kullandı.

 “HALK DOĞRU BİLGİLENDİRİLİRSE, İKİ AY SÜREBİLECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM” ***

Sözlerinin sonunda, hayatımızı sürdürmek için kaygının motivasyonel anlamda gerekli ve olması gereken bir şey olduğunu ve aşırı rahat, aşırı kaygılı tutumların bireyin psikolojik denge halinden uzaklaştığı durumlar olduğunu vurgulayan Atmaca, “Halk doğru bilgilendirilirse iki ay sürebileceğini düşünüyorum. Bu konuda insanlar şunu yapıyorlar, depremden sonrasında da bize bir şey olmaz, gibi ifadeler duyduk, duyuyoruz. Biz üzerimize düşeni mutlaka gerçekleştirmek durumundayız. Bu gibi düşünceler temelde farkında olmadan bilinç dışı korkumuzun üstesinden gelmek için kullandığımız bir yöntem gibi sanki. Hâlbuki sağlıklı olan şu; tabi ki korkmamız gerekiyor, bir yere kadar korku ve kaygı bizi koruyan bir şeydir. Bunu da göz ardı etmemek lazım diye düşünüyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.