KIZIMIN KALEMİNDEN: PATİ-ŞAH « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

tempobet giriş tempobet

Pendik escort

KIZIMIN KALEMİNDEN: PATİ-ŞAH

Bu haber 22 Temmuz 2020 - 8:42 'de eklendi.

Ayna

Elini değdirdiği her yerde tonlarca gülün bittiğine şahit olduğum, hakkı, adaleti ve doğruyu son nefesine kadar savunacak olan, tanıştığı her kalbe farklı bir imza atmış, siz değerli ve çok sevgili okuyuculara elinden geldiğince, bazen gecesini gündüzüne katarak yazılar hazırlayan bir babanın kızıyım. Onun bilgisine, düşüncesine ve en önemlisi kalbine tanıklık etmiş bir insan olmak bile en az kızı olarak dünyaya gelmek kadar gurur verici. Hazır böyle bir köşenin bu haftaki şanslı yazarı ben olmuşken, bu vesileyle evlatları için dişini tırnağına katmış, merhametlerinden sual olunmayacak, bir tebessümleri bin düşman vuracak tüm babalarımızın ellerinden öpüyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum…

Geçen hafta bir sonraki yazısı için babama, ailemizin yeni üyesinden bahsedebileceği fikrini sununca “Onu da sen yazmak istemez misin güzel kızım?” dedi. Ben de sizlerle tanışacak olmanın verdiği mutlulukla ve köşeye layık bir yazı olup olamayacağının tatlı stresi ile kararımı, hemen odama çıkıp kalemi elime alarak vermiş oldum.

Şuan yanımda usulca uyuyor olan ailemizin güzel gözlü yeni üyesinin sevincini sizlerle paylaşmak fazlasıyla heyecan verici. Bundandır, sözümde kusur bilirseniz affola…

İsmi “Pati-şah.” Patilerin Şah’ı. Benim de bu ismi enteresan ve son derece akla gelmeyecek bulduğum doğrudur. Tıpkı, onun bizi bulacağının hiç aklıma gelmeyeceği gibi…

Henüz iki buçuk yaşında. Bahsettiğim, yaklaşık bir buçuk sene sahipsiz ve köy meydanında başıboş gezmiş bir köpek. Onu izlerken çoğu kez hayrete düşüyorum. Bir insan için “İnsan olsun” dediğimiz bu acı çağda, aklından yoksun bir köpeğin davranışlarının, insandan daha insan olabileceğini bizatihi görmek ve yaşamak farklı duygular hissettiriyor. Pati-Şah’ımız, biz onu yakından tanımıyorken ara sıra evin önünden geçer, babama yahut bizlere kendini sevdirir ve giderdi. Gün geçtikçe de kendisine karşı duyduğumuz sevgiyi fark etmiş olacak ki bahçemiz onun yuvası oldu. Köpeğin de şansı, Veteriner Hekim bir sahibe denk gelmek oldu… Eee her köpeğe nasip olmuyor. İlaçlar, aşılar derken artık biz nereye o oraya…

Onun için biz, bizim için o, tevafukun böylesi. Bunu anlamamızdaki en önemli sebep birkaç gün sonra fark ettiğimiz hastalığı oldu. Başlarda enfeksiyon olduğunu düşünüp antibiyotik tedavisi uyguladık. Sonra babamın, durumunun ciddi olduğunu fark etmesi üzerine, hayvan hastanesinde kontrolleri yapıldı ve ne yazık ki kanser hastası olduğunu öğrendik…

Artık her perşembe kemoterapi uygulanıyor. Gün perşembeye yaklaşınca hissedip bize küsüyor ve gün boyu keyifsiz kalıyor. Çünkü canı yandığı ve iğneden nefret ettiği için onu bağlamak zorunda kalıyoruz. Bağlanınca da neden bağlandığını anlıyor tabi bizim akıllı… Onun bu hallerine oldukça üzülürken, iyileşme ihtimalinin yüksek oluşu içimize biraz olsun su serpiyor.

O; oldukça güzel, korumacı, sayemizde hafif şımarık bir köpek. Bahçemize gelen kedilere süt verdiğimizde içmemesi ve karışmaması için “Hayır!” ikazımızla hiçbir kediye karışmayıp onların sütlerini içmeden yanlarından geçip gidiyor, böyle de akıllı… Lakin saatlerce dokunmadığı kendi mamasından yiyen kedileri gördüğü an, koşup onları kaçırıp tüm mamasını bitirecek kadar da fena diyebiliriz…

Pati-şah sudan nefret ediyor, bunun için kendisini kontrol sebebiyle uygulanan narkoz sayesinde(!) zor bela yıkayabildik. Sudan nefret ediyor etmesine ama babamla her gezişinde bulduğu her çamurlu suya atlayıp zıplamak onun için büyük zevk. Geçenlerde çamurlu su diye, bir bataklığa girip zor bela çıkabildiğini anlattı babam. Bunu her yaptığında mikrop kapabileceğinden ve kendini son derece kirlettiğinden küsme sırası bize geçiyor. Küsmekte haklı olduğumuzu da yine birkaç gün sonra sağ bacağında mikrop sebebiyle çıkan ve kendisini çok rahatsız eden, koskocaman bir apseyi görünce anladık. Başına gelen gelene… Lakin gelin görün ki sevgi büyük olunca tolerans bol olduğundan fazla küs kalamıyoruz hasta köpeğimizle…

Velhasıl; Allah gönderdi, o geldi. Hem de bir hekimin kapısına… Belli ki o iyileşmeye, biz de sevaba ihtiyaçlıydık. İyileştirmemiz gereken bir köpeğimiz oldu.  Geceden başlayıp sabaha kadar evi korumak adına havlayan, babama karşı apayrı bir muhabbeti olan, kardeşimle oyun oynayan, abimle gezmeyi seven, annemde korunduğunu hisseden, bana çokça kendini sevdiren tatlı mı tatlı bir köpek… İki kemoterapi sonrası, sizin de dualarınızla inşallah iyileşecek.

Gel gelelim; İnsanız. Günahımız olur, sevabımız olur doğrularımız yahut yanlışlarımız olur. Lakin biliriz ki merhametlilerin en merhametlisi affeder. Bir yol, bir kapı açar. Haddim olmayarak; bize düşen, ayağımıza gelmiş, bizi iyiye, doğruya, sevaba, doğrusu “insan olmaya” itecek fırsatları tepmemekte. “Konuşamayan bu hayvanlar hakkında Allah’tan korkun.” diye buyurmuş, kuşu ölen çocuğa taziyeye gitmiş bir Peygamberin ümmeti olmak başlı başına hepimize sunulmuş bir lütuf. Bu lütfa layık Müslümanlardan olmamız dileğimle…  Allah, siz değerli okuyucuları da güzel tevafuklarda buluşturup, rahmetiyle muamele etsin…

Benim de size selamım, sevgim baki.

Babam ile daimi muhabbetleriniz olsun.

(Teşekkürler canım kızım. Yolun ve bahtın açık olsun…)

 

 

Prof. Dr. Ömer Atalar
Prof. Dr. Ömer Atalaromeratalar@elazigfirat.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Mehmet sevinç Temmuz 23, 2020 / 11:17 Cevapla

Allah razı olsun,Allah hayrınızı kabul etsin..Evlatlarınıza ve sizlerede sağlıklı hayırlı ömürler dilerim..