KİM HAKLI? KİM HAKSIZ? « Elazığ Haber | Elazığ Fırat Gazetesi

KİM HAKLI? KİM HAKSIZ?

Bu haber 25 Kasım 2020 - 18:17 'de eklendi.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un okul öncesi eğitimin yüz yüze devam edeceğini duyurmasının ardından eğitim camiası ve sağlık camiası karşı karşıya geldi. Kamu Sağlık Sen Genel Başkanı Ümit Karataş; sağlıkçıların çok zor şartlar altında çalıştığından ve onların çocuklarına kimsenin bakmak istemediğinden dert yanarak; “Sağlıkçılar, bir çok hizmet üretirken biz bakıcı mıyız? Yoksa sağlıkçı mı? Sorusunu düşünmüyor.  Çünkü biz bakıcı değil, sağlıkçıyız” dedi. Eğitim Bir- Sen 1 No’lu Şube Başkanı İbrahim Bahşi ise ; “Okul öncesindeki görevli eğitimcilerimiz, virüse çok mu dayanıklı? Eğitim yuvalarımızın bakımevi gibi düşünülmesi yanlış. Okul öncesi eğitimcilerimiz, öğretmendir, bakıcı değil” dedi. Fırat gazetesi olarak bizler de haliyle bu açıklamaların üzerine kim haklı? Kim haksız? Demekteyiz!

 

 

Haber: Kübra TÜRKAN / ÖZEL

Koronavirüs salgınında ağır hasta sayısı ve ölüm oranlarındaki artış sürerken, Milli Eğitim Bakanlığı, alınan yeni tedbirler kapsamında resmî, özel, örgün ve yaygın tüm eğitim öğretim faaliyetlerine uzaktan eğitim yoluyla devam edileceğini açıklamıştı. Ardından ise çalışan ebeveynler, okul öncesi eğitim devam etmediği takdirde mağduriyet yaşayacaklarını dillendirerek; bakanlığın aldığı bu kararı gözden geçirmesini istedi ve bakanlık; kreşler, gündüz bakımevleri ve anaokulları açık kalacak şekilde okul öncesi eğitim veren kurumların yüz yüze eğitime devam edeceğinin kararını verdi.

SAĞLIK CAMİASI VE EĞİTİM CAMİASI KARŞI KARŞIYA GELDİ!

Verilen bu karar özellikle sağlık camiasında sevinç yaratırken, bu karar eğitim camiasını kızdırdı ve bazı eğitimciler bakıcı gibi görülmelerinin yanlışlığına dikkat çekti. Kamu Sağlık Sen Genel Başkanı Ümit Karataş; “Sağlık çalışanlarının çocukları da düşünülmeli? Bizim çocuklar ne olacak?” derken, Eğitim Bir –Sen 1 No’lu Şube Başkanı İbrahim Bahşi ise; “Okul öncesi öğretmenlerinin de eğitimin bir neferi olduğu unutulmamalı ve onlara bakıcı muamelesi yapılmamalı”  dedi. Bu durum da kim haklı? Kim haksız? Sorularını akıllara getirdi. İşte hem Başkan Karataş ‘ın hem de Başkan Bahşi’nin konu özelinde gazetemize gerçekleştirdikleri açıklamaların detayları…

“KİMSE SAĞLIKÇILARIN ÇOCUKLARINA BAKMAK İSTEMİYOR!”***

Sağlıkçılar olarak çok zorlu süreçler geçirdiklerini kaydeden Kamu Sağlık Sen Genel Başkanı  Ümit Karataş; “Pandemi döneminde kısmi açılan okulların ve kreşlerin kapatılması kararının ardından başta sağlık personeli olmak üzere özel sektör ve kamuda çalışan ebeveynler yeni bir krizle karşı karşıya kaldılar. Özellikle koronavirüsü mücadelesinde en ön safta çalışan doktor, hemşire ve yardımcı sağlık personelinin bu süreçte çocuklarına bakacak kimsesi yok, bakıcı bulmak isteseler bile kimse sağlıkçıların çocuklarına bakmak istemiyor” dedi.

“BÜTÜN SAĞLIKÇILAR KAMUDA GÖREVLİ DEĞİL!”

Bütün sağlık çalışanlarının kamuda görevli olmadığına dikkat çeken Başkan Karataş; “Sağlık Bakanlığı ‘ebeveyn izni’ kapsamında yöneticilere ve idarecilere yetki verdi. Ancak ebeveynlerin her ikisinin de sağlık alanında çalışması durumunda bu izinden yararlanabiliyor. Sağlık çalışanları sadece Sağlık Bakanlığı bünyesinde de çalışmıyor ayrıca. Özel sektörde, Yüksek Öğretim Kurumu’nda çalışan sağlıkçılar aynı hakka sahip değil. Sağlık alanında çalışıp da çocuğunu tek başına büyüten ebeveynlerde var ve bu kişiler görünür değil” ifadelerini kullandı.

“SAĞLIKÇILARIN ÇOCUKLARINA NE OLACAK?”***

“Sağlık çalışanlarının çocukları da düşünülmeli” diyen ve sağlıkçıların nasıl bir durumda olduklarını vurgulayan Başkan Karataş; “Sağlıkçıların; izin almaları yasak, istifa etmek zaten olanaksız, esnek çalışma yok! Peki bizim çocuklarımıza ne olacak? Sağlık çalışanlarının pandemi süreci boyunca çocuklarından uzak kalıyorlar, şimdi de çocukları ortada kalıyor.  Sağlık Çalışanları bakıcı bulmakta zorluk yaşıyor.  Kimse sağlıkçıların çocuklarına bakmak istemiyor. Bizi yıpratan pandemi değil, çocuklarımıza değer verilmemesi. Her gün hastaneye giderken eşi ile nöbetlerini ayarlamaya çalışıyorlar ki çocuk evde yalnız kalmasın. Bu nasıl bir çaresizlik yaşamayan bilemez. Bizim tek isteğimiz çocuklarımızın düşünülmesi ve kreş imkânının sağlanması” diyerek sağlıkçıların serzenişlerini dile getirdi.

“ÇOCUKLAR, HASTANE KORİDORLARINDA MI, OKUL BAHÇESİNDE Mİ OYNAYACAK?”***

Sağlıkçıların çocuklarının hastane koridorlarında mı,  okul bahçesinde mi oynayacağını sorgulayan Karataş; “Öğretmenler, anaokulu ve kreşlerin açılmasına pandemi döneminde karşılarmış. Bakıcı değillermiş. Pandemide yoğun savaş veren, çocuğunu, annesini, babasını en sevdiklerini virüs bulaştırırım diye göremeyen, bu yolda 150’den fazla can veren sağlıkçıların çocuklarına dadılık bile yapın çok mu? Bu çocuklar okul bahçesinde mi, hastane koridorlarında mı oynayacak?” dedi.

“EMPATİ YAPIN! BENCİLCE YAKLAŞAN ZİHNİYETLERİ KINIYORUM!”

“Herkes empati yapmaktan aciz” diyen Karataş; “Bencilce yaklaşan bu zihniyetleri en uygun tabirle kınıyorum.  Yoğun bakımda, hastane kapısına bırakıp kaçtığınız ebeveynlerinize, Palyatif’te yatan hastalara bebek gibi bakıyoruz. Banyosunu yaptırıyoruz, yatağını yapıyoruz, makineye bağlı değilse besleniyorsa yemeğini yediriyoruz, altını temizliyoruz. Tedavisi neyse yapıyoruz, kanını, idrarını, gaitasını, balgamını, burnunun sürüntüsünü, yarasının irin akıntısını temizleyip en kıymetlimizmiş gibi sahiplenip takip ediyoruz. Üstüne birde dayaklar yiyor, linç ediliyor, öldürülüyor ve ölüyoruz” diyerek sağlıkçıların ne denli zor görevleri yerine getirdiklerini kaydetti.

KARATAŞ: BİZ BAKICI DEĞİL, SAĞLIKÇIYIZ!******

Millete hizmetkâr olmak için yaratıldıklarının da altını çizen Karataş; “Bu arada bizler bakıcı! değil, Sağlıkçıyız. Görevimiz neyse ağlamadan yaparız, erinmeyiz, üşenmeyiz, yerinmeyiz. Üç kuruşluk parça, parça maaşa talim eder, yine de mesleğimizle onur duyarız. Biz bu millete hizmetkâr olmak için yaratılmışız” diyerek sözlerini noktaladı.

“EĞİTİM YUVALARI, ÇOCUKLARI BIRAKACAK YER YOK DİYE AÇIK TUTULUYOR ALGISI OLDU!”

Eğitim Bir- Sen 1 No’lu Şube Başkanı İbrahim Bahşi; “2020- 2021 eğitim öğretim yılının 1. dönem ara tatili 16-20 kasım tarihleri arasındaydı. Öğrencilerimiz bu süreçte tatildeyken, eğitimcilerimiz mesleki eğitim açısından çalışmalarını yaparken bilim kurulunun tavsiyesi doğrultusunda Milli Eğitim Bakanlığı 31 Aralık tarihine kadar eğitim ve öğretimin uzaktan olacağını ifade etti. Burada sadece okul öncesinin açık tutulmasının kararı alındı. Bu karar alınırken okul öncesi öğretmenler zaten görevlerine devam etmekteydi. Ancak bu kararın alınmasında; diğer kamu çalışanlarının çocuklarını bırakabileceği yerlerin olmaması gerekçesi etkili oldu. Kreş ve anaokulu gibi yerlerin bu şekilde açık tutulması buradaki eğitimcileri üzdü” dedi.

“OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLERİMİZ, VİRÜSE ÇOK MU DAYANIKLI?”***

“Okul öncesindeki görevli eğitimciler; haliyle biz virüse çok mu dayanaklıyız?  Sorusunu yönelterek, kararın kendilerini üzdüğünü dillendiyorlar” diyen Başkan Bahşi; “Okul öncesi eğitimciler, ‘Bu pandemi sürecinde; sanki biz bu virüse karşı çok mu dayanaklıyız? Virüs bize zarar vermez mi ki? Bizim okullarımız devam ediyor. Eğitime ara verilirken bir çok yerde esnek çalışma düzeni varken; biz neden aktif çalışmaya devam ediyoruz? Diğer kamu çalışanlarının çocuklarını, eğitim ve öğretime devam ettiren bizler;  bakanın da açıklamalarını dinlediğimiz de bu zorlu süreçlerde; öğretmenden ziyade bir bakıcı gibi adlandırıldık. Eğitim- öğretim amaçlı okulların açılması gibi değil de sadece diğer kamu görevlilerin çocukları ne olacak kaygısı ile görevimize devam ettiriliyor algısı bizleri çok üzdü’ demekteler ve eğitimin birer neferi olan eğitimcileri bu yaşanılanlar üzdü” dedi.

“3 SAAT AÇIK TUTULAN ANAOKULLARI İLE BU SORUN ÇÖZÜLMEZ!”

“Bu arkadaşlarımız eğitim camiasının neferleri bizler bu konuda herhangi bir ayrım yapmıyoruz” diyerek sözlerini sürdüren Başkan Bahşi; “Okul öncesinden, yüksek öğretim de dahil her branşta  öğretmenlerimiz bizim için değerlidir. Burada diğer kamu da çalışan özellikle pandemi döneminde fedakârca çalışan, çocuklarını, eşini, annesini ve babasını riske atarak ve günlerce onlarla  görüşemeden çalışan özveri de  bulunan sağlık çalışanlarımızı kutluyorum. Hem sağlık çalışanları hem de diğer kamu görevlilerinin elbette çocukları okullara gidecekler. Ebeveynlerin her ikisi de çalışıyorsa; çocuklarını bırakacakları mutlaka bir yer olmalı! Anaokullarının açık tutulması ile bu sorunların çözülebileceğini de düşünmüyoruz. Çünkü anaokulları şu anda 3 saat gibi açık tutuluyor. Geriye kalan günün diğer bölümlerinde çocuklar yine sorun yaşayacaktır” dedi.

BAHŞİ: EĞİTİMCİLERİN VAZİFESİ; BAKICILIK DEĞİL, ÖĞRETMENLİKTİR!*****

Sözlerini sürdüren ve kamu çalışanlarının kreş yardımını yeniden gündeme taşıyan Bahşi; “Kamu çalışanlarının çocukları ile ilgili; kreş yardımını sürekli toplu sözleşme de gündeme getirmekteyiz. Kamu hizmetleri yürütülürken, iki eş çalışıyorsa bunlardan birine esneklik gösterebilir. Ama kamu çalışanları arasında böyle bir tartışmanın yaşanıyor olması da bizleri üzüyor. Herkes elinden geldiği kadar;  bu sürece katkı sağlamak ister. Ama okul öncesi öğretmenlerimizin vazifesi bakıcılık değil, öğretmenliktir” dedi.

“İNSANLIĞA HİZMET EDİYORUZ!”

Sözlerini sürdüren Bahşi; “Eğer hizmet anlamında düşünülürse her kademedeki bütün insanlar, insanlığa hizmet etme gayretindedir. Biz hizmet sektöründe görev yapıyoruz. Bu anlamda düşündüğümüzde hepimiz bakıcıyız. Kimimiz çocuklara, kimimiz yetişkinlere bakıyoruz. Ama burada böylesi bir algının oluşması öğretmenlerimizi üzdüğü için bu açıdan konuyu değerlendirmeliyiz” dedi.

“5-6 YAŞINDAKİLER EĞİTİME DEVAM EDEBİLİYORSA, 1. VE 2. SINIFLARDA ETMELİ!”

Riskli yaş gruplarının ne şekilde tespit edildiğini de sorgulayan Bahşi; “Bilim Kurulu’nun aldığı karar neticesinde 7 yaş altındaki çocuklarımız için; risk düşük seviyedeyse; birinci ve ikinci sınıflar için neden okullar açık tutulmadı? Birinci sınıflar okuma yazmaya tam geçme aşamasındayken neden yüz yüze eğitime ara verdik? Madem 5-6 yaşları anasınıfı öğrencileri eğitime devam edecekler,  o zaman mutlaka 1.ve 2. sınıflarda eğitime devam etmeliydi” dedi.

“ÖĞRETMENLERİMİZ DE ÖĞRENCİLERİNE KAVUŞMAK İSTİYOR, ÇÜNKÜ UZAKTAN EĞİTİMDEN MUZDARİPLER!”***

“Okul öncesi öğretmenlerimiz de risk altındalar” diyen Bahşi; “Çünkü çocuklar taşıyıcı olabilir. Öğretmenlerimiz, öğrencilerini bekliyor. Yüz yüze eğitim için eğitimcilerimiz de can atmakta. Uzaktan eğitim konusunda eğitimciler de muzdarip. Çünkü yeterli teknolojik altyapı, internet erişimi, imkânları sağlanamadığı için büyük problem yaşıyorlar. Dolayısıyla okul öncesi öğretmenler de sınıf öğretmenleri de bütün branş öğretmenleri de yani bütün öğretmenlerimiz eğitim ve öğretimin yüz yüze devam etmesinden yana” dedi.

“OKUL ÖNCESİ EĞİTİM YUVALARININ; BAKIMEVİ GİBİ GÖRÜLMESİ DOĞRU DEĞİL!”***

Okul öncesi eğitim veren öğretmenlerin de eğitimin neferi olduğunu vurgulayan Bahşi; “Eğitimciler arasında da böyle bir ayrım yaparak, sanki okul öncesi öğretmenlerimiz eğitimin bir neferi değilmiş gibi davranılması hiç etik değil.  Ayrıca okul öncesinin zorunlu eğitim olmaktan ziyade; bu gibi eğitim yuvalarımızın bir çocuk bakımevi gibi görülmesi doğru bir bakış açısı değildir. Bu ülkenin bütün evlatları bu ülke için çalışıyor. Sorunun bir orta yol bularak çözülmesi noktasında tavsiyelerimiz var” diyerek sözlerini noktaladı.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.