Kendinden Gitmek!

Uzun uzadıya kurabileceğimiz cümleleri tek bir söze sığdırarak gitmek!

Ardına bile dönüp bakmadan yükünü sırtlayıp içine kalanları atıp ezile ezile gitmek!

Bir daha dönmeden geride bıraktıklarını gönül hazinesinde saklayarak gitmek!

Merhabalar, bu hafta köşemde kendinden gitmek üzerine birkaç kelam etmek istedim.

Hepimiz bir an bir vakit gitmek için gelmişiz bu dünyaya. Varacağımız yeri bilmeden uzun uzadıya yürümek sanki hiç ölmeyecekmiş, gitmeyecekmiş gibi yaşamak için gelmişiz. Unutmak, varlık nedenini hiçe sayarak yaşamak, düstur olmuş bizlere. Her nereye varsak oradan gitmek istemişiz. Ömrümüzün kifayetsiz aşamalarında karşılaştığımız insanlara karşı nasıl davranacağımızı bile bilmeden kırıp dökmüş geride kalanı düşünmeden yaşamışız. Sonra da geride ne bıraktığının farkında bile olmadan çekip gitmişiz. Oysa insanca yaşamanın tüm sınırlarında aslolan bir gönül eylemektir. Bir gönlü hoş etmektir. Yolun sonunda gidecek olmanın farkında olup kırıp dökmeden yaşamaktır aslolan. Her birimiz bir yola koyulmuşuz artık. Yaşamak ve var olmak için durmadan çırpınıyoruz bu yolda. Sahip olmak ve sahip olduklarımıza yenilerini eklemek için amansız bir mücadele veriyoruz. Lakin aslolanın sahip olduklarının kıymetini bilmek olduğunu bilmiyoruz.

Bizim olan ne varsa hoyratça savuruyoruz. Geride kalanların içinde sönmeyen bir alev bırakarak gidiyoruz.

Çok sevdiğim şair Nurullah Genç‘in de dediği gibi

“Ruhumla söndü alev sonra ruhumda yandı

Kül oldu bir yiğidin figanıyla her umut

Bülbülün küllerine konan puhum da yandı

Böylesi bir yangını görmedi Nemrut bile

Kaktüsün gölgesinde nazlı ahım da yandı

Ahımdır zannederdim en belalı kıvılcım

Kirpiğine dokunan kanlı ahım da yandı

Bir damla su ver bana ey çöl! Bari sen küsme!

Kalmadı hiçbir şeyim bak günahım da yandı.

Yenilgiler bir tufan gibi çöktü üstüme

Ülkem yıkıldı heyhat

Ordugâhım da yandı!”

Bu can alıcı dizeler gibi insan yüreğinde bir alev bırakarak gidiyoruz. Oysa her gitmek yeni bir başlangıç olmalı. Oysa her gitmek bize yeni bir pirüpaklığın pusulası olmalı. Oysa her gitmek kendinden gitmek olmalı!

Nicedir düşünürüm kendinden gitmek üzerine. Bazen insanın kimi vakitlerden kimi mekânlardan kimi insanlardan gitmesi gerektiğine inanırım. Ve giderken de geride bir ah bırakmadan gitmesine inanırım. Geride küçük bir tebessüm küçük bir gönül hoşluğu bırakmasına inanırım. Gitmek ancak o zaman gitmek olur gözümde. Gitmek ancak o zaman onurlu olur gözümde.

Kendinden gitmek, söylenmemiş bir sözdür gözümde. Yutkunulamayan bir düğümdür. İnsanın yüreğinin tam üzerine oturan bir yumrudur.

Ve kendinden gitmek, tüm zamanların ötesinde varlığı ve vuslatı ebedi olana bırakmaktır.

Kendinden giden ve giderken geride bir gönlü heba etmeyen tüm canları saygıyla selamlıyor; her yüreğin ezilen yanlarını sevgiyle kucaklıyorum!

Kalın sağlıcakla!

Yüreğiniz zeval görmesin!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tuba Coştu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elazığ Fırat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elazığ Fırat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elazığ Fırat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elazığ Fırat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

04

Mustafa Yıldırım - “Tüm muhteşem hikâyeler iki şekilde başlar: Ya bir insan bir yolculuğa çıkar, ya da şehre bir yabancı gelir.” Tebrikler Hoca'm.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Şubat 09:27
03

Tuba Coştu - @Mustafa Yıldırım çok teşekkür ederim kıymetli hocam ?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Şubat 09:27
02

Başak neslihan - Çok anlamlı, çok derin, çok içten... Kalemine sağlık..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Şubat 09:27