13.08.2022, 14:11

Kariyer ve Konfor- I

Gün geçmiyor ki artık her kesime her gruba her oluşuma bulaşmış “ahlâki zaaflar” elimizdeki ekranlar marifetiyle benliğimize çarpmasın.

“Neden, niçin, nasıl” sorusuna aranacak cevaplar buraya sığmayacak kadar uzun ya da ben yüreğimi tam olarak sağamadığım için kısa yazmasını bilmeyen biriyim.

Ancak bir toplumun tutunması ve sadık kalması gereken değerler bütünü olarak niteleyebileceğimiz ahlâk konusunda ortaya koyduğumuz bu zafiyetler toplumu her geçen gün geri dönülemez bir uçurumun eşiğine adım adım yuvarlıyor.

Geri dönülemez diyorum çünkü bir toplumda “utanma” ve “mahcubiyet” duygusu kaybolduktan sonra orada toplumun temel dinamiği olan ve ilahi hitapla “mülkün temeli” olarak nitelendirilen adaletin de yerinde yeller eser!

Zihnim kabul etmese, yüreğim reddetse de diğer kesim ve grupların bu tür zaaflarını anlama konusunda çaba gösteriyorum. Ama görmek ve algılamak istemeseler de bugünkü varlık imtihanını kaybetmiş, çağa şekil vermek yerine çağın rengine bürünmüş ve kendini "muhafazakâr" olarak lanse eden kesimin bu tür zaafları aklımın midesini bulandırıyor!

Evet, tarihin bağrında açan ender bir kardelen olarak gördüğüm Farabi’nin deyimiyle ahlâk dediğimiz değerler bütününün kaynağı “din değil” “bilinç” olsa da kendi hüsnü zannımca ait olduğu değerleri, sözüm ona “muhafaza” etmeye çalışan bir kesimin, sanki bu değerleri daha çok kuşanması, daha çok yaşaması ve yaşatması gerektiğini düşünenlerdenim.

Ancak ben mi bu konuda çıtayı yüksek tutuyorum bilmiyorum ama bu kesimin ezici bir çoğunluğu, getirdiği kelime-i şehadet ile birlikte (yani bu dünyaya sahip olmaya değil şahit olmaya geldiğini dili ile beyan etmesiyle) sanki “ahlâk” dediğimiz bu değerler bütününü ukdesine verilmiş “bedava bir yazılım” gibi görüyor!

Çünkü kafamı nereye çevirsem bu konuda “bin ah” işitiyor, görüyor, şahit oluyorum.

İnsan doğal olarak merak ediyor!

Madem ki ötelerdeki hesaba iman ettiniz ve bunu dilinizle de beyan ediyorsunuz (kalplerinizi Allah bilir) bugün kuşandığınızı sandığınız ve tekelinizde gördüğünüz o değerler bütününe rağmen “din güzel ahlâktır” diyen o Önder (sav)’in yüzüne ötelerde nasıl bakacaksınız?

Ya da kuşandığınızı ikrar ettiğiniz değerlere olan “sarsılmaz” inancına güvenerek size sırt dayayıp aldanan bunca insanın hesabını o şaşmaz terazide nasıl verecek, “bizi aldatan bizden değildir!” diyen güzeller güzelinin sancağı altına hangi yüzle gireceksiniz?

Peki bu değerleri en çok kuşanması gerekenler, bu lüzumun farkında oldukları halde neden bu zaaflara yeniliyor?

Benim aciz kanaatimce bunun “konfor ve kariyer” başlığı altında iki farklı sebebi var!

Zira bu bataklık; değil sadece bugün tarihin tozlu raflarında da “konforizm” ve “kariyerizm” olarak hep var olmuşlardır.

İlkin bu iki kavramın anlamlarına bakalım ki, insanlığın baş belası bu iki bataklığın yol haritasını çizebilelim;

“Konfor” kelimesi Latince fors (güç, kuvvet) kökünden gelen bir sözcük.

Fransızca’da ise conforter (teselli, rahatlama, rahatlık) olarak kullanılıyor. Bu durumda konforizm dediğimiz şey aynı biçimi alma anlamına geliyor. Dilimizde kullandığımız fors, form, format, de-form, re-form kelimeleri de bu kökten besleniyor. Demek ki konformizm genel forma uyma, girdiği kabın biçimini alma ve bunun için “fors’a” ulaşma ve rahatlama demek oluyor.

“Kariyer” kelimesi ise Latince carrus (yük arabası) sözcüğünden geliyor.

İtalyanlar carriara (araba yolu), carro (araba) derken, Fransızca’da ise carriere (güzergâh, tutulan yol, meslek) anlamında kullanılıyor. Dilimizde kullandığımız kargo da bu kökten beslenen bir kelime. Yani kariyer, “bir yere gelebilmek” için yapılan yolculuk; kariyerist de bu yolda giden kişi anlamına geliyor. Birine “kariyeri yok” dediğinizde “bir yere gelmek için yola çıkmamış” demiş oluyorsunuz.

Yüklendiği anlamlar itibariyle baktığımızda ise kariyerizm ve konformizm; sözünü ettiğim bu “fors’a” ulaşabilmek için yol kat etmek; ulaşınca da girdiği kabın biçimini almak, bu fors (form) ile rahatlamak; bolluk, refah ve konfor içinde bir hayat sürmek amacını taşıyan birer dünya görüşüne dönüşüyor.

Bu iki görüş birleştiği zaman da insanlığa ait bütün değer ve dinamikleri vakum gibi çeken birer bataklığa dönüşüyor.  Zira tarih boyunca sözüm ona yeni bir dünyanın kurulması için ortayı çıkan bütün devrimler; acılar ve ıstıraplar içinde doğmalarına rağmen kariyerizm ve konformizme yenilmişlerdir.

Şimdi de bu iki kavramın ilahi hitaptaki yerine bakıp, konuyu “muhafazakârlar” açısından neden ele aldığımı daha anlaşılır hale getirelim;

İlahi hitapta kariyerizm ve konformizme karşılık gelebilecek kavramların ne olduğuna dikkat kesildiğinizde bunların “mele’” ve “mütref” olarak anıldığını görüyoruz. Sözcüklerin dilsel analizine dikkat edin; aradaki benzerliğe emin olun siz de benim gibi hayret edeceksiniz.

“Mele’” Arapça’da kök olarak “bir şeyi doldurmak; yola girmek, yolda yürümek demek.”

Kelimenin türetilmiş anlamlarına baktığınızda ise dolmak (imtila’), dolmuş, dolu, tombul, etine dolgun (mumteli’) birinci anlam olarak; koşmak, hızla yürümek (melv), genleşmek, genişlemek (muluv) ise ikinci anlam olarak karşınıza çıkıyor.

Bu durumda ise mele’ kavramı, kendini dolu hale getirmek için yola giren, yolda yürüyen, bunun için bir makam ve mevkiye gelmeyi ve orada olmayı amaç edinen demek anlamına geliyor ve az evvel tarifini yapmaya çalıştığım “kariyer” kelimesi ile aynı manayı çağrıştırıyor. Yani irfani bir bakışla bu kavram; bir toplumun kariyer sahipleri, makam ve mevkileri dolduranları, bir yere gelmişleri, önde gelen yönetici takımı (cebini doldurmuşları, doymuşları, şişmişleri) demek oluyor.

Sihirbazlar Firavun’a geldi ve ‘Eğer yenersek büyük bir ödül var değil mi’ dediler. Firavun ‘Gayet tabi en iyi mevkilere geleceksiniz’ dedi.” (A’raf; 113-114)

“Mütref” kelimesi de Arapça’da “bolluk içinde olan, şımarmış” demek.

Zikredilen diğer Arabi kelimelere baktığınızda bitkinin taze ve sulu olması, bolluk ve nimet içinde olmak, şımarmak (teref), bolluğa kavuşturmak, şımartmak, nazlatmak (itrâf), şımartmak, nazlatmak (tetrîf), konfor içinde olmak, nimetler içinde yüzmek (teterrûf), konfor, rahatlık, lüks, şımarıklık (teref) kelimelerinin de bu kökten beslendiğini görüyorsunuz.

Yani İlahi hitabın mütref olarak zikrettiği kesim; bir toplumun rahatlık ve konfordan şımarmış, “fors” sahipleri demektir!

Tüm bu açıklamalar ışığında diyebilir ki ilahi hitapla ısrarla vurgulanan “mele-i mütref” bir toplumun kariyerist ve konformist takımı oluyor.

(Devam EDECEK)

Yorumlar (0)
20
açık
Namaz Vakti 02 Ekim 2022
İmsak 04:51
Güneş 06:13
Öğle 12:18
İkindi 15:36
Akşam 18:13
Yatsı 19:29
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 7 17
2. Adana Demirspor 8 17
3. Galatasaray 8 17
4. Trabzonspor 8 16
5. Beşiktaş 7 14
6. Konyaspor 7 14
7. Fenerbahçe 6 13
8. Kayserispor 8 12
9. Kasımpaşa 8 12
10. Gaziantep FK 8 11
11. Alanyaspor 7 8
12. Giresunspor 6 7
13. Karagümrük 6 6
14. Antalyaspor 7 6
15. İstanbulspor 6 5
16. Ankaragücü 7 4
17. Sivasspor 7 4
18. Ümraniye 7 2
19. Hatayspor 6 1
Takımlar O P
1. Eyüpspor 7 14
2. Sakaryaspor 7 12
3. Pendikspor 7 12
4. Bodrumspor 7 11
5. Keçiörengücü 6 11
6. Boluspor 5 10
7. Bandırmaspor 5 10
8. Rizespor 6 9
9. Samsunspor 6 9
10. Manisa FK 5 8
11. Tuzlaspor 6 8
12. Göztepe 7 8
13. Adanaspor 6 7
14. Gençlerbirliği 6 6
15. Altay 7 6
16. Altınordu 5 3
17. Erzurumspor 5 3
18. Ö.K Yeni Malatya 7 3
19. Denizlispor 6 2
Takımlar O P
1. Arsenal 8 21
2. M.City 7 17
3. Tottenham 8 17
4. Brighton 7 14
5. Chelsea 7 13
6. M. United 6 12
7. Newcastle 8 11
8. Fulham 8 11
9. Liverpool 7 10
10. Brentford 8 10
11. Everton 8 10
12. Bournemouth 8 9
13. Leeds United 6 8
14. Aston Villa 7 7
15. West Ham United 8 7
16. Southampton 8 7
17. Crystal Palace 7 6
18. Wolves 8 6
19. Nottingham Forest 7 4
20. Leicester City 7 1
Takımlar O P
1. Barcelona 7 19
2. Real Madrid 6 18
3. Athletic Bilbao 7 16
4. Real Betis 6 15
5. Atletico Madrid 7 13
6. Villarreal 7 12
7. Osasuna 6 12
8. Real Sociedad 6 10
9. Valencia 6 9
10. Mallorca 7 8
11. Girona 6 7
12. Rayo Vallecano 6 7
13. Celta Vigo 6 7
14. Getafe 7 7
15. Real Valladolid 7 7
16. Sevilla 7 5
17. Espanyol 6 4
18. Almeria 7 4
19. Cadiz 7 4
20. Elche 6 1