Kış ayları genelde karbonhidratlı besinlere yöneldiğimiz, sebze ve meyveleri ihmal ettiğimiz ve bol bol şekerli atıştırmalar tükettiğimiz bir dönem olur. Bu şekilde bir beslenme tarzının sonuçlarıysa sık sık hastalanan bir beden ve paltoların arkasına saklanan fazla kilolardır. Oysa kış aylarında hastalıklara ve fazla kilolara karşı savaş açan birçok sebze ve meyve sahnededir. Bu kış aylarını, figüran rolü oynayan sebze ve meyveleri başrole çekerek sağlıklı bir şekilde geçirmek sizin elinizde.

Ruh halinizi yükseltecek aktivitelere yönelin

Medilines Hospital Hastanesi’nden Uzman Diyetisyen Gülben Uç; kış aylarına girerken, günlerin kısa, havanın soğuk olması, yoğun ve stresli çalışma temposundan kaynaklı bazı etkenlerle birlikte birçok insanın karbonhidrat ve yağ içeriği yüksek besinleri tercih ettiğini söyledi. Beslenme düzeninin aksamasının beraberinde bağışıklık sisteminde düşmeye ve hastalıklara daha kolay yakalanılmasına sebep olduğunu belirten Diyetisyen Uç; “Bazı sağlıklı planlamalar yapılarak kış aylarında bağışıklık sistemimizi ve ruh halimizi yükselterek kışın alınan gereksiz kalorilere dur diyebiliriz” dedi.

Başkan Adayı Septioğlu seçim ziyaretlerini sürdürüyor Başkan Adayı Septioğlu seçim ziyaretlerini sürdürüyor

Kapalı ofis ortamında çalışanlar dikkat

Kapalı ofis ortamında çalışma durumu olan kişilerin güneş ışınlarının konumundan kaynaklı yeterli miktarda D vitamini alamadığını dile getiren Uzman Diyetisyen Gülben Uç; “Yapılan çoğu bilimsel çalışmada D vitamini ve bağışıklık sistemi arasında bir bağlantı olduğu görülmektedir. Güneşin yararından faydalanamayan çoğu kişinin zayıf bir bağışıklık sistemine sahip olduğu kanaatine varabilir ve D vitamini eksikliği belirtileri arasında olan yorgunluk, halsizlik, kas güçsüzlüğü ve kemik ağrısı gibi sağlık sorunları ile uğraşıyor olabilirsiniz. Yapmanız gereken muhakkak bir kan tahlili yaptırıp hekiminize danışmanız olacaktır. D vitamini yumurta sarısı, bazı balıklar ve karaciğerde az miktarda bulunmaktadır. Fakat D vitamini değeriniz çok düşük seviyelerde ise dışarıdan takviye ile tamamlamanız gerekmektedir" diye konuştu.

“Su içmek için hangi mevsimde olduğumuzun hiçbir önemi yok”

Havaların soğumasıyla su tüketiminin azaldığına vurgu yapan Diyetisyen Uç; “Ağır hamur işi, kızartma, börek ve pasta yaparak bu şekilde bir kış gecesi geçirmektense az miktarda kestane, salep, közlemiş patates olabilir ama bizim daha çok tercih ettiğimiz kuru yemişler ve kuru meyveler de olabilir. Havaların soğuk olması su tüketimini de azaltıyor. Yaz ya da kış fark etmeksizin yetişkinler günde en az 2,5 litre kadar su tüketmeyi unutmamalıdır. Su içmek için hangi mevsimde olduğumuzun hiçbir önemi yok. Su, vücuttaki toksinleri uzaklaştırması, elektrolit dengesini sağlaması, mineralleri vücuda kazandırması, bağışıklık sistemini güçlendirmesi nedeni ile günde 2,5 litre içilmesine özen gösterilmesi gereken hayat kaynağıdır. Suyun yerinin çayın, kahvenin, bitki çaylarının tutmadığını bilmemiz gerekiyor. Gün içerisinde yetişkinler 4-5 fincan çay veya 1-2 fincan kahve içebilirler. 8 bardak kadar da su tüketmeye özen göstermeliler” şeklinde konuştu.

“Akşam besin tüketimi artıyor”

Kış akşamlarında besin tüketiminin arttığından ifade eden Diyetisyen Uç; “Havaların soğuması ve kış aylarının yaklaşması ile birlikte gündüzlerin kısaldığını gecelerin ise uzadığını görüyoruz. Bu bizim beslenmemizi etkileyen bir faktör. Çünkü gün içerisinde okul hayatına, iş hayatına devam eden bireyler akşamları bir araya geliyorlar. Akşam ailece besin tüketimimizin arttığını görüyoruz. Bu bizim için bir risk faktörü çünkü akşamları aynı zamanda hareketsizliğin de arttığını biliyoruz. Obezitenin artmasına neden olacak bu faktör bizim için önemli” diye konuştu.

“Obezite birçok hastalığa neden olabilir”

Obezitenin yol açtığı hastalıklara değinen Diyetisyen Uç; “Obezite vücuda sadece artan yağ yüzdesi olarak gelmiyor. Bizim için obezitenin artması demek kalp hastalıkları riskinin, diyabet riskinin, uyku apnesi gibi birçok hastalık riskinin de artması demek. Bu durumu önlemek adına beslenmemize birkaç dokunuş yapmak mümkün. Obezite birçok hastalığa neden olabilir” ifadelerini kullandı.

“Protein ağırlıklı beslenilmeli”

Kış aylarında tüketilmesi gerekenleri sıralayan Diyetisyen Uç; “Kış aylarında özellikle karnabahar, brokoli gibi bizim için düşük kaloride ve faydalı bağırsak hareketlendirici olan besinlerin de arttığını görüyoruz. Bu besinleri akşam yemeğinde salata, ana yemek veya çorba olarak kullanabiliriz. Akşam yeme ataklarını azaltmak için protein ağırlıklı beslenebiliriz. Et, balık gibi ürünlerin de sezonunda bulunuyoruz. Haftada 2 kez bunların tüketimini tercih etmek bizim akşam sofradan daha doyurucu bir şekilde kalkmamızı sağlayacaktır. Sonrasında akşam çaylarında bağışıklığımızı artırmak için bitki çayları demleyebiliriz. Bir akşam nane limon demleyip diğer akşam kuşburnu çayı demlemek farklı çaylar hazırlamak vücut direncimizi artıracaktır” dedi.

“Turunçgiller; kışın en gözde meyvelerinden”

Sözlerine devam eden Diyetisyen Uç; “Turunçgiller; kışın en gözde meyvelerindendir. Portakal, mandalina ve greyfurt en ünlüleridir. Turunçgiller, A vitamini öncüsü olan antioksidan etkili beta karotenden zengindirler. Bal Kabağı; kış sofralarının vazgeçilmez tatlarından biri olan balkabağı ülkemizde genelde tatlı olarak tüketilse de yemekleri ve çorbaları da yapılabilen çok yönlü bir sebzedir. A, B ve C vitaminlerinden zengin olan bal kabağının bir diğer önemli özelliği ise omega-3 yağ asitlerini içeriyor olmasıdır. Lahana; turşusundan sarmasına kadar pek çok şekilde sofralarımıza konuk olan bu sebze içerdiği kükürtlü bileşikler ile kansere karşı koruma sağlıyor ve vücudumuzu zararlı atıklardan temizliyor. Koyu yeşil yapraklı sebzeler; kış mevsimi boyunca roka, ıspanak ve pazı gibi koyu yeşil yapraklı sebzelere de sıklıkla rastlarız. Folik asitten ve posadan zengin olan bu grup beslenmemizde önemli bir yere sahiptir” şeklinde konuştu.

Editör: Büşra Sarıkaya